Sevgili Okurlarım; dün itibariyle Yeni Adana´daki köşem 2 yılı doldurdu. Bugünle, 3´üncü yıla başlıyoruz. İki teşekkürüm var: rahatsızlığım dolayısıyla aldığım “geçmiş olsun” dilekleri ve bugüne dek yazılarıma gösterilen sıcak ilgi. Özdenetim amacıyla 9 Mart 2015 günlü ilk yazımı okudum. Uymuşum; izninizle, üçüncü yılın başında da aynı yazıyla çıkıyorum karşınıza…
Merhaba Adana´m!.. Merhaba Yeni Adana´m!..
Yeni Adana´da, yeniden merhaba!.. Türkiye´nin en eski fakat her zaman yeni gazetesinde yeniden karşınızda olabilmenin ılık onuru ile merhaba!..
Sağcına, solcusuna, koşturan futbolcusuna, yollardaki yolcusuna merhaba!.. İnanmışlar, dinsizler, yiğidimiz ve zarif kızımızla gençlerimize merhaba!.. Evin orta direği, kültürün kaynak gereği, dayanıklı yüreği ile analara merhaba!..
Merhaba doktor, dişçi; merhaba usta, merhaba işçi… Amirine, memuruna, soyguncunun onuruna merhaba!.. Tarladaki ırgatlara, Şirinlere-Ferhatlara Merhaba!.. Merhaba her yaşa, her inanışa; yarinden ayrılmışa, sevdiğine kavuşmuşa merhaba!..
Merhaba gönlümüze taht kuranlar, ha bire vurgun vuranlar, beyinlerimizi yoranlar, dönüşe köşe soranlar, insan kalbi kıranlar, rüyasında uçanlar, daima iyilik yapanlar…
Adam gibi adamlara, Atatürkçü kadınlara, aydınlanmış çocuklara merhaba!..
Devletin memuruna, belediye derununa, herkeslerin sorununa dahi merhaba!..
Bir zamanlar daha çok göründüğüm Yeni Adana´da yeniden boy gösterme onurunu lütfettiler. Laf aramızda, uzun sayılabilecek bir aradan sonra tekrar yazmak için içim için için fırsat kolluyordu zaten. Nazlanmadım, sızlanmadım, “Vallahi gül hatırınız için” falan da demedim. Sağlığım elverdiğince haftada iki ya da üç kez karşınızda olmaya niyet eyledim.
Yazacaklarım ağırlıklı olarak Adana´yı işleyecek. Ankara siyaseti yüksek ihtisas gerektirdiği için boyumu aşar.
Şu var ki, dedem de, dedemin dedesi de ve onun dedesi de Adanalı… Daha eskilere aklım ermiyor.
Çocukluğumdan bir örnek; haber bültenine “Ajans” denilirdi. Ajansın sonunda hava durumu sunulurken şehirler bir sayılıp, en sonunda da yüksek sıcaklık derecesi ile Adana öne çıktığı için gururlanırdım. Yine bir gün aynı gururu yaşamak için radyoya kulak kabartmışken spiker “Adana 45, Diyarbakır 46” demez mi!.. Dünya başıma yıkıldı. Nasıl olur da, Diyarbakır bizi geçebilirdi. O gün ve sonraki birkaç gün Adana´nın 47, hatta 48 derece olmasını çok bekledim; olmadığı için de günlerce acı çektim. Şükürler olsun ki, Diyarbakır, Urfa ve Mardin´in liderlik nöbetleri fazla sürmedi, Adana yine öne fırladı.
Genimizin şifresi Adana olmuş, Adana kalacak. Genimizden gelen dürtülerle, ara sıra da olsa bizden rahatsızlık duyacaklara peşiiin peşin duyurmak istedim.
Ama en peşin lafımız “Merhaba!” oldu…
Yeni Adana´mızdayeniden Merhaba!..