
Arada-sırada, bazı vitrinlerde “Maraş otu var” diye yazılarla karşılaşıp merak etmiştim. Nedir bu ot, kaşıntıya mı, mayasıla mı yoksa romatizmaya mı iyi gelir şeklinde bir dizi ‘acaba´lara bağlamıştım. O merak, beynimin hep sonbahar tarafına takılmış olmalı ki, dakikalar içinde solup dökülmüş ve bana sorup-öğrenme dürtüsü vermemişti. İyi ki akıl edip bu yazıya konu olarak aldım da, Maraş Otunun ne olduğunu daha şimdi, yani yaşım “işi bitmiş” çizgisine dokunurken öğrenebildim.
Bildiğimiz ‘antron´muş... Anlaşılan maraş otu da göbek adı. Eminim ki erbabı her iki ismini de bilir. Adana´da erbabla pek karşılaşmıyoruz. O nedenle de antron hakkında yüzeysel bilgiye gerek olabilir diye düşündüm. Efendim bu da, Kafa Yapıcıgil Familyası, Yabani Tütünler Cinsinin Dumanız Tüketilen türü… Ben yazdım ama bu tarifi ben de beğenmedim. Ağız otu, Deli Tütün veya Hasankeyf Tütünü de deniliyormuş. Yine tutmadıysa Latincesini yazayım: Nicotiana Rustica L. Daha da olmadıysa yukarıda fotoğrafı var; o işte…
Kestirmecesine girecek olursak, yaprakları kurutulup toz haline getirildikten sonra ezilen ve külle karıştırılıp alt dudakla diş eti arasına konularak emilen uyuşturucu. Çocukluğumda kullanıcılarını çok sık görürdüm. Mesela Eskiistasyon Semtinin süpürgecisi, Boyacı Muhacir Salih, mahallemizin zibilcisi, beyaz arabalı dondurmacı ve daha niceleri…
Filtreli sigara icad edildikten sonra tanıdığım antronculardan bazıları sınıf atlayıp bu zıkkımı da filtreli kullandılar. Bir yumak pamuğu özenle tülbent haline getirip katlayarak içine koydukları ota sosyetik sıfat verdiler.
Zamanla kullananlar azaldı ve sanırım Kahramanmaraş ve Güneydoğu yörelerinden gelmiş birkaç kişiye kadar düştü… “Düştü…” diyorum ya, son iki yılda hızla yükselmekte olduğunu öğrendim. Sigara yasağını delemeyenler, yerine bunu kullanmaya başlamış. Hem çok daha ucuz, hem daha güçlü bir uyuşturucu. Şiddetli kanserojen bileşiklere sahip. Sigara ne ki, esrar bile bunun yanında çok masum kalıyormuş; öyle bela bir şey yani…
Aslına bakarsanız, Meksika´da, Arjantin´da binlerce yıl öncesine dayanırmış tüketimi. Gemiciler Portekiz´e getirmiş. 1560´ta Paris´e ulaşan tohumu öyle bir yeşermişki, bütün Avrupa´yı sarmış. Çok çeşidi varmış. Anladığım kadarıyla bizde de bu çeşitlerden bir kısmı zaten yetişiyormuş da, biz bilmiyormuşuz. Maraşlılar öğrenmiş ilk olarak. Onlara da, uygar, çağdaş, medeni, asil, edepli ve de Avrupalı Fransız İşgalciler öğretmiş. Gavurun oğlu otu görünce tanımış ve hem kendi yumulmuş bu zehre, hem de Maraş yiğitlerini salmış deryasına… Herif Fransız ya, yediği, içtiği, giydiği her bi-şeyler yüksek kalite. Silahları dersen zaten dehşet!.. Öyle ise kafa yapma tarzı da fenni, sıhhi ve midevidir (teknolojik, sağlıklı, mide dostu) diye düşünülmüş ki, kısa sürede yayılmış mübarek.
Şimdilerde, kapalı yerin sigarası niyetine kullanıcı sayısının hızla artmakta olduğunu öğrendim ve içtenlikle söylemek gerekirse irkildim. Yazıya hazırlanırken bir yerde okudum; bu lanet, Bonzai´den sonra en tehlikeli uyuşturucu sayılabilirmiş.
Şunu çok iyi biliyorum; içkiye zam, kaçak içkiye, sigaraya zam da kaçak sigaraya teşvik olmuştu. Demek ki duman yasağı da antrona, yani maraş otuna teşvik oldu. Ne yapılacaksa yapmalı, Devlet-Millet el-ele, tüketimi ve özellikle yayılması önlenmeli.