Duyduklarımıza ve bizzat gördüklerimize dayanarak yazıyoruz…
Devlet el atmazsa, sorunu belediyemiz de vilayetimiz de kolay kolay çözemez.
Bize öyle geliyor ki, Adanalı, usul usul zehirleniyor.
Kısaca anlatacağım, Sayın Milletvekillerimiz;
Parti farkı gözetmeksizin lütfen el atınız ve Meclis Araştırması için seferber olunuz.
Sosyal Paylaşım sitesinde yayılan video kaydında, Tufanbeyli Termik Santralının atık suyunu Göksu´ya taşıyan dereyi gördük. Malum, burada yakılan yerli kömür yüksek sülfürlü olarak bilinir ve atığı da, dumanı da, şayet çok ileri teknoloji ile arıtılmazsa çevre için pek zararlıdır. Kişisel kanıma göre, yerel kontrol mekanizmaları bu alanda yeterli denetimi yapamaz ya da yeterince yapamaz. Arada sırada yapılacak örneklemeye bağlı laboratuar sonuçları, risk potansiyeli çok yüksek durumlarda ne kadar anlam taşır, tartışılabilir.
En az Termik Santral kadar, hatta ondan fazla diğer kuşkulu konu da krom tesisleri. Başta Aladağ olmak üzere Toroslarda çok geniş alanlarda krom işletmeleri var. Çıkan cevher yıkanır. Yıkama suyunun derelere, nehirlere verilmemesi gerekir. İşletmeciler de bunun için atık çamurlarla havuz yaparlar. Atık su bu havuzda birikir ve ardından “usulüne uygun” tarzda bertaraf edilir(miş).
Havuzları bizzat gidip gördüm…
Köylünün anlattığı doğru ise, cuma günü öğleden sonra, yani resmi hafta tatili başlamadan birkaç saat önce, Allah tarafından bu havuzlara iş makinesi yanaşıp yığma duvarı kazara patlatıyor. Dedik ya kaza bu, yapacak bir şey yok, o çok zehirli olduğu bilinen kromlu su dereye, ırmağa karışıyor. Mansap, yani akış yönü grileşiyor bir anda. Birkaç saat sonra arkadan gelen temiz su yatağı yeniden parlatıyor. Yereldeki çevre sorumluları dereden, nehirden su numunesi alıp tahilile soktuklarında “Temiz Raporu” veriyorlar haliyle… Dedik ya, köylülerin anlattığı bu. Bizim bildiğimiz şu: Dünya, insan, hayvan ve bitki sağlığı için çok zararlı olarak saptadığı ağır metalleri sayarken “krom…” diye başlar.
Hepsi bu kadar değil… Kapızbaşı Şelalerinden Yahyalı´ya doğru giderken iki levha gördük; “Krom Zenginleştirme Tesisi” yazıyor. Bunların atığı da çok galip olasılıkla Zamantı´ya karışmakta.
Zamantı, Seyhan Nehri´nin ana kollarından biri… Tahminimiz doğru ise, konu “sorun” olmaktan çıkıp “felaket” alanına ayak basmış oluyor.
Çatalan İçme Suyu Arıtma Tesisleri çok yönlü kirliliğe karşı “ŞİMDİLİK” yeterli sayılabilir. Ne var ki, Çatalan´a varmadan önce de su kullanılmakta, en azından tarlalara akıtılmakta. Bitki, toprağa bulaşmış ağır metalleri meyvesine kadar taşıyabiliyormuş…
Boztahtalılardan ve Büyüksofululardan ve Posyağbasanlılardan dinledim; krom tesislerinden önce Körkün ve Eğlence balıktan geçilmezmiş. Krom devreye girince hızla azalmış. “Şimdi balık tutabilirsen, Domino!..” dediler
Sayın Milletvekillerimiz, lütfen sürprizle şaşırtınız bizi… Parti-pırtı farkını bir tarafa bırakıp Adanalı kimliğinizle birleşerek Meclis Araştırması isteyebilirsiniz. En azından siz de, biz de rahatlamış oluruz…