Adana yerlisiyiz ya, Bodrum´da geçen dört hafta boyunca her gün en az iki kez Şakir Paşa´yı andık. İstesek de, istemesek de okuduğumuz o sözcükler Merhum Valimizi tüm muzipliğiyle belleğimize taşıdı…
Malum, Bodrum´un eski adı Halikarnas… Bunu öğrenmeden çok önce Halikarnas Balıkçısı´nın kitaplarıyla karşılaşmıştık. Neden Halikarnas Balıkçısı olduğunu da yıllar sonra çözdük. Asıl adı Cevad Şakir, Cevad Şakir Kabaağaç…
1890 Girit doğumlu. Tahsil-terbiye muazzam. Dönemine göre çok iyi eğitim almış. İngiltere´de, İtalya´da falan okuyup döndüğünde de çeşitli dergilerde, gazetelerde yazıları, resimleri çıkmış. 1914´te bir tartışma sırasında babası kaza kurşunuyla vurulup ölmüş. 14 yıl hüküm giymişse de 7 yıl sonra salıverilmiş. O sıralarda harpten yeni çıkan memlekette her ev şehit vermiş; gaziden geçilmiyor… Hal böyle iken, askerden kaçanlar yakalandığı gibi doğru üç ayaklıdaki cellada teslim ediliyor. Batıyı görmüş, hızlı entelektüel Cevad Şakir bir yazısında asker kaçaklarının mahkemeye çıkarılmadan idam edilmesini tenkit edince “3 yıl sürgün” cezası ile Bodrum´da almış soluğu 1925 senesi günlerinden birinde…
O zamanın Bodrumu ne ki? Bir fakir belde. Millet ekmeğini denizden çıkarıyor. En çok ta sünger peşindeler. Sık sık vurgunla can verenler, sakat kalanlar anlatılıyor kahvehanede, camide. Anlayacağınız, tam sürgün yeri.
Cevat Şakir´dir; boş duramaz, duramaz da ne yapacak?.. Etrafıyla ilgileniyor ve Halikarnas Balıkçısı´nı takma adıyla başlıyor yazmaya, hem de çizmeye. Varsa Halikarnas Balıkçısı, yoksa Halikarnas Balıkçısı… Konularının neredeyse tamamı Bodrum, deniz ve denizden ekmek çıkarılışına dair. Bir buçuk yıl sonra affediliyorsa da sürgün yerinden kopamıyor.İstanbul´da kısa bir müddet kalıp dönüyor Halikarnas´ına. Aslına bakarsanız, Bordum´u Bodrum yapan kişi oluyor bir bakıma. Ahali de bunun hakkını veriyor ve yığınla tabelaya “Halikarnas Balıkçısı” yahut “Cevad Şakir” yazdırıyorlar…
“Eeee!..” diyenler için devam ediyorum; Cevad Şakir, nam-ı diğer Halikarnas Balıkçısı bizim meşhuuur Şakir Paşa´mızın oğludur. Adını büyük amcası Cevad Şakir Paşa´dan almış. Büyük olasılıkla, ömrünün bir kısmını Adana´da geçirmiştir…
Gelelim Şakir Paşa´mıza… Kartvizit usulü yazılacaksa, Kabaağaçlızade Mehmet Şakir Paşa. 1888´de Adana Valisi… Paşa ama, aynı zamanda araştırmacı yazar. Adananın en baş derdinin sel olduğunu öğrenince, tarım ürünlerine yapılacak ufacık bir zamla set yapılması için çalışmalar yaptıracak kadar ciddi. Ama aynı zamanda muzip biri.
Adana-Mersi arası tren çalışıyor o yıllarda. Şakir Paşa´nın evi de adını verdiği semtte, bağlar içindeki konak. Makam arabası fayton. Günlerden bir gün Mersin Treni tam bu konağa yakın geçerken imdat freni çekiliyor. Makinist-yolcu herkes telaş içinde ne olduğunu öğrenmeye çalışırken Şakir Paşa trenden inip evine doğru yürüyor. Ertesi gün bir daha, sonra bir daha, bir daha olunca, işletmeciler Şakir Paşa adıyla istasyon kurup olayı resmileştiriyorlar.
Bunları bilince, bir de her gün her yerde “Halikarnas - Cevat Şakir – Halikarnas Balıkçısı” ile başlayan tabelalar görünce, ister istemez Şakir Paşa´yı ve Canım Adana´yı anmadığımız gün olmadı…