
Taş Köprü´müzün batı ucunun güneyindeki bu yazıt 7 yıldır Adana ve Adanalıya bir somut hakaret anıtı gibi boy veriyor. Allah razı olsun, ışıklandırma çalışması yapan Siemens Firması, adından bahsedebilmek için bu yazıtı icad etmiş, kendince köprüye tarih düşüp imzalamış.
Diyor ki; “Bu Köprü Mimar Auxentus tarafından 384´te yapıldı”. Yazıtta 2 ayıp var; biri isim hatası: Auxentus değil, Auxentius. Bu pek önemli değil; asıl ayıp köprüyü yaptıran olarak belirtilmesi.
Bir eyyam, Taş Köprü ne zaman yapıldı, kim yaptırdı sorularına cevap arayanlar, Roma´da benzer bir yapının Auxentius isimli mimar tarafından yapılmış olmasından hareketle, 4´üncü Yüz Yıl´da aynı mimar tarafından inşa edilmiş olabileceğini (yaptırıldığını değil, yapıldığını) düşünmüşler.
Bazı araştırmacılar da, yine önünü göremedikleri bilgi kaynaklarına dayanarak bu muazzam abidenin Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından yaptırıldığını yazıp çizdiler.
Gelelim işin doğrusuna… Bölgemizi eline geçirme aşkına düşmüş olan Fransa, etinden, sütünden, yününden misali, Adana´dan nasıl ve hangi önlemlerle daha çok yarar sağlayacaklarını düşünüyordu. Bu amaçla da, alanında ünlü bir araştırmacı olan Langlois´ya (Langluva okunur) “paraysa para, adamsa adam, istersen bir de madam” deyip 1850´de yollamışlar yöremize. Yanındaki ressamlar, gravür ustaları ve sanırım tercümanlarla gelip vilayettir, kazadır, köydür demeden, yazın sarı sıcağında, kışın zalim ayazında her tarafı adım adım dolaşıp notlar almış. Önemsediği her yapıyı çizdirmiş, her kitabeyi aynen yazdırmış ve kelime kelime tercüme ettirmiş. Velhasıl 3 yıllık yoğun bir çalışma sonunda dönüp farklı kaynakları da inceleyerek bulgularını 1861´de kitap yapmış. İşte o kitap der ki, “Burada, köprüyü yaptıran Hadrian´ın röliyefi varmış fakat kısa bir süre önceki onarımdan sonra görülmez olmuş. Bulmaya çalıştım ama rastlayamadım”. Hadriyan´ın hükümranlık zamanına bakarak üç aşağı, beş yukarı Taş Köprü´müzün 130´lu yıllarda yaptırıldığını söyleyebiliriz.
İngiliz araştırmacı Scott Bradbury hiç işi-gücü yokmuş gibi bizim taş köprüye kafayı takmış; diyor ki: “Muhtemelen her ikisi de mimar iki ayrı Auxentius ayrı kuşaklar olarak yaşamıştır. Roma´daki Köprüyü yapan ayrı, Adana´daki Köprü´yü onaran ayrı Auxentius´lardı. Adana´daki aynı zamanda Kilikya Valisiydi.”
Gelelim Jüstinyen´e… Adana´ya verdiklerinden dolayı rahmetliye müteşekkirim. Sayesinde, ipek işletmeciliği Çin´den sonra ilk kez bizim yörede başladı. Büyük imar çalışmaları yapıldı. Seyhan´ın zalim taşkınlarına karşı dev yatırımlara yol verdi. Bu arada harap ve bitap durumdaki Taş Köprüyü adeta yeniden inşa edercesine ele aldı. Suyu, iki dev kanalla Yüreğir´e yönlendirip yatağı kurutarak esaslı bir çalışmaya imkan verdi.
Arişivimdeki bilgi, belge, fotoğraf ve gravürlerle Taş Köprü´yü orta boy bir kitapla anlatabilmek mümkün. Derdim, Hadriyan´ın hakkını Hadriyan´a vermektir. Onarıma gelince, 17´inci yüzyıldan sonra Osmanlı sultanları da çok önemli onarımlar yaptırmışlardır bu emektar, bu anlı, bu şanlı, ve Seyhan´la ebedi nişanlı köprümüze…
Yetkililere düşen de, taş üstüne oyulmuş yazıtla omzumuzdaki ayıptan Adana´yı ve Adanalıyı kurtarmaları…