Başka ellere lafımız olmaz ama Adana´mızda Temmuz, aynı temmuz gibi geçer. Bellersiniz ki Cehennemin Ocağı bu yana ağız vermiş; ateşiynen hem kavurur, hem haşlar… Zaten bir inanışa göre, adı da Cehennem´den gelirmiş. Öz Türkçede “Tamu” cehennem demek ya; bazı kaynaklarda “tamu-z” olarak ifade edilirmiş te, ayın adı da onun için Temmuz olmuşmuş. Bazı ilimci ve bilimci muhteremlere göre de, Eski Sümerce´deki Dumuzi´den gelirmiş. Sümer Mitolojisindeki Tanrıça İnana ile evlenip kral olan çobanın adıymış. Garip çoban tanrıça ile evlenince, sözüm ona o da makam sahibi olmuş, kavalı-kepeneği bırakmış, kapısına “Bereket Tanrısı” levhasını asmış. Bazı güçlü kaynaklar ise, “Bir çok ay gibi, temmuz da Süryanice´den dilimize geçmiştir” derler.
Adını nereye bağlarsanız bağlayın, sıcak mı sıcaktır bizim temmuzlar. 1950 - 2015 arası Adana kayıtlarını inceledik ve gördük ki, 65 yılın ısı ortalaması 28, 3 derece. En yüksek sıcaklık ortalaması da 33,8 derece. En düşük sıcaklık ortalamasına baktık, hiç de az değil mübarek: derecesi, 23,6… 1950´den bu yana kaydedilmiş en yüksek sıcaklığı 44 derece olmuş 1978 Temmuzunun 8´inde. En düşüğü de 13,7 olarak 12 Temmuz 1976´da kaydedilmiş. Adana´mızın Temmuz ayı ortalama güneşlenme süresini merak ediyorsanız bu rakam da size: 10 saat 30 dakika. 12 ay içindeki en uzun süre…
Yağmurlu gün sayısına da baktık, günü tamamlamıyor: 21 saat 36 dakika. Tabii bu da 65 yılın ortalaması. Düşen yağmur ise sadece 7 kilo… Halbuki sadece üç-beş yıl öncesinin rakamları bunları ikiye katlıyor. Bu durumda yol, otel, maden, mermer deyip ağaç kesmeye devam etmenin yararı büyü olacak Cehenneme eyitten yaklaşabilmek için.
Hazır elimiz değmişken, meteorolojik olayları geleneksel kazanda çeşnilendirelim dedik… Bakınız neler çıktı:
Ayın ilk ve ikinci günü yaprak fırtınası esermiş. 3´ü Sam Yeli´ne ait… Zorlu bir yeldir. Basra Körfezi dolaylarının aşırı ısınmasıyla oluşan siklon, o kadar yolu aşıp bizim elleri etkiliyor, iyi mi?
6´sı ile 7´sinde adı-sanı yok, kimi-kimsesi olmayan 2 fırtına esermiş. 10 Temmuz´a gelince, “Bevarih Rüzgarları” sona erermiş. Bevarih, 31 Mayıs´ta başlayan bir seri sıcak rüzgarların adı olarak geçmiş kütüğe… 11´ini Çarh Fırtınası kapatmış. Nedir çarh? Osmanlıca´da tekerlek, dönme, dönen nesne gibi anlamlar taşıyor. Olsa olsa, hani şu yerdeki kuru yaprakları, otları, kağıtları kaldırarak devinip duran dev bir topaç gibi görünen burgaç var ya, işte o olmalı diye fikir yürüttük.
Fırtınalar bitmedi; 16, 17, 18 ve 29´unda yine anadan öksüz, babadan yetim isimsiz fakat sıcak dört fırtına var. 30´una ise komünist fırtına damga vurmuş: Kızıl Erik Fırtınası… Malum, bizde yıllarca “Kızıl” demek, “Komünist” demekti. Kızılcık ya da Kızıldeniz demeye kalkanları karakola çektikleri söylenirdi… Onun için de bazı coğrafya hocaları sınavda Kızılırmak yerine Yeşilırmak´ı sormayı tercih etmiş olmalı…
Adana özelinde Temmuz´un ab u havası hakkında yazacaklarımız bunlar. Tarihine gelince, yazılacak en önemli olay kuşkusuz KAÇ-KAÇ Faciası´dır. Bir sonraki yazımızı, tarihimizin Temmuz kilometre taşlarına ayıracağız kısmetse.