Ulu Önder 1918 Kasım´ında dertleşip tartıştığı Adanalıladaki heyecan ve memleket aşkını biliyor, mücadele hazırlıklarını takip ediyordu. Fransızların 1919 yılı boyunca bazen doğrudan fakat çoğu kez ermenileri maşa gibi kullanarak sergiledikleri cinayetler, işkenceler, tehditler para etmemişti. Adanalılar yılmadıkları gibi, kurdukları çetelerle hem Fransızlara hem de gözü dönmüşlerden seçilerek getirilmiş ermenilere kök söktürüyorlardı.
Mustafa Kemal Paşa, 15 Mart 1920 günü Adana´ya çektiği telgrafla düşmanın ikmal hattını yok etmek için demiryolunun uygun bir yerde tahrip edilmesini istedi. Mücahitlerimiz emri derhal yerine getirmek için uygun yeri tartıştılar ve bir kere havaya uçurulduğu takdirde yıllarca onarılamayacak yer olarak Hacıkırı Köprüsünü seçtiler. Derhal görevli çıkarılarak köprü ayaklarına dinamit sarılırken eserin inşaatında çalışmış Mimar gelerek, “Yapmayın, etmeyin; bu köprüye kıymayın. Bir kere yıkılırsa bir daha yapılamaz. Demiryolunu başka bir köprüde tahrip edin” şeklinde yalvardı. Bunun üzerine, Koçak Köprüsü 19 Mart günü havaya uçuruldu.
HACIKIRI AZ KALSIN YOK OLACAKTI: Mustafa Kemal Paşa´nın “Demiryolunu tahrip edin” emri üzerine Hacıkırı Köprü ayaklarına dinamitler sarılıyordu ki, yazıdaki olay köprüyü kurtardı. Bugün sadece bizim değil, dünyanın sayılı mimari eserleri arasında yer alıyor.
Fransızların Torosları kontrol görevi yükledikleri Binbaşı Mesnil (Menil) Pozantıya çekildi. Çevredeki karakollara takviye göndererek olayları takibe başladı. Daha bir gün dolmamıştı ki, kuvvetlerimiz Fransızların Cevizli Karakolunu ele geçirdi. 28 Mart günü Karanfil Dağı aşılarak Yeniköy ve Sofulu karakolları zapt edildi.
Artık zaferler serisi başlamıştı. Morali bozulan düşman Türkleri sokmak istediği yılgınlığın ortasına düşmüştü.
30 Mart´ta Karaisalı kurtarıldı, ertesi gün de Çamalan düşürülüdü.
1 Nisan´da Kadirhanı Karakolu kuşatıldı. Burası savunmaya pek uygundu. Ayrıca çok sayıda Ermeninin elinde güçlü silahlar vardı. İşimiz zordu. “Nasıl yapak da burayı elimize geçirsek” tartışmalarını duyan 18 yaşındaki Şıhlı köylüsü Abdurrahman kimseye sezdirmeden gaza bulanmış bez parçasıyla hanın üstüne gizlice tırmandı. Vakit geceydi. Görülmesi imknsızdı. Yerini bildiği cephaneliğe yanaşınca bezi tutuşturup hava mazgalından içeriye attığı anda mütiş bir patlama oldu. Abdurrahman o anda şehitler kervanına katıldı.
Önemli mevzlerden biri de Hacıkırı Karakolu idi. 2 Nisan günü kuşatıldı. Karakol Komutanı teslim ol çağrısını reddedince çatışma başladı ve 6 Nisan günü yeni bir zaferle burası da ele geçirildi.
7 Nisan´da Kelebek önlerne gelen milis güçlerimiz burayı da çatışmasız ele geçirmek için haber gönderdi fakat gelen cevap olumsuzdu. Önceki zaferlerden güç ve moral kazanmış çetelerimiz 10 Nisan günü burayı da kurtardı.
ADANA CENNETLERİNDEN BİRİ: Fotoğraflar ı son bir yıl içinde çektiklerimden. Ferahlık veren şahane doğasıyla ilimizin gurur kaynağı doğal abidelerinden biri. 1900´lerin başında 5000´e varan şantiye personelinin yaşadığı yer. Halen sayısız bina kalıntıları günden güne yok olmakta ise de oğa şimdilik duruyor. Yeni bir HES yaptılar; bozarsa o bozar…
8 Nisan günü en önemli mevzilerden sayılan Belemedik kuşatıldı. 3 gün süren amansız çarpışmalardan sonra 10 Nisan günü Belemedik de kurtarıldı. Burası, hemen jhemen her yanı geçit vermeyen sarp dağlarla çevriliydi. Korunması pek kolaydı. Bbu nedenle de Fransızlar, tünel ve Hacıkırı Köprü inşaatından kalan şantiye binalarını ambar, hastane, cephanelik ve diğer önemli ihtiyaçlar için uygun görüşlerdi.
10 Nisan günü kazanılan zafer üzerine Komutanlığa çekilen telgrafta Hastane ile birlikte birer depo dolusu barut ve dinamit, 70 çuval un ve arpa, 3 lokomotif, 30 vagon, 6 otomatik tüfek, mükemmel ecza deposu ve tıbbi aletler listeleniyordu. Daha da önemlisi, Ünlü Binbaşı Menil´in hastanede hemşirelik yapan eşi de esirler arasındaydı.
Menil´in eşi mücahitlerimize yanaşarak “Ben hemşireyim. Dili, ırkı farketmez her hastaya bakmak görevimdir. İzin verin, hem sizin hem de bizim hasta vevyaralıları için işime devam edeyim” dedi. İsteği kabul edildi. Görev yaptığı sürece de büyük saygı gördü.
Adana´daki Fransız kurmay heyeti kazandığımız bu seri zaferler karşısında şaşkınlğa düşmüşlerdi. Onlara göre, “Bu Türkler çok oluyordu ve artık bunlara çok güzel bir ders vermenin zamanı gelmişti”. Tespih dizer gibi peşpeşe kazanılan zaferlerin hepsi Pozantı Bölgesinde olduğuna göre buraya yönelmek üzere muazzam bir ordu hazırladılar. Güçlü silahları, eğitili askeleri ve etkili toplarla yola çıktılar. Tarsus´u geçerken önlerineçıkan köyleri topa tutarak ilerliyorlardı ki, Kavaklıhan denilen mevkide çetelerimizin yaylım ateşi başladı. Güünlerden 11 ecza Nisan´dı ve topçu ateşi bizimkilere göz açtırmıyor, makineli tüfeklerle baş edilemiyordu. Gözüpek kahramanlarımız arkadan iki kolla dolaşarak topçuları ve makineli tüfek kullananları avladı. Düşman panik içinde çekilirken takvimler 12 Nisan´ı gösteriyordu.
Fransızlardaki şaşkınlık bu sefer çılgınlığa dönmüştü. Bütün savaş imkanlarını masaya yatırıp bu Türkleri nasıl imha edebileceklerinin planlarını yaptılar. Yenice ve Tarsus´taki güçlerini de alarak tekrrar yola çıktılar. Ne var ki, çetelerimiz bütün bu hazırlık ve yürüyüş detaylarını gizlice takip ederek Pozantı´ya iletiyordu.
BELEMEDİK NEFES ALDIRDI: Kaç-Kaç´la ırzını, bebeğini korumak için yola düşenler, Şıh Cemil´in adamları tarafından karşılanıp korunuyor ve pek çoğu eski şantiye dönemind kalma bu binalarda barınabiliyordu.
Geçen Savaş´ta düşmanı bozguna uğrattıkları Kavaklıhan´da mevzilenen çetelerimiz düşman geldiği anda beklemedikleri biçimde ateşe başladı. Toparlanmaya çalışan Fransızlar, uçaklarla desteklenmiş ütjiş silah üstünlüğüne rağmen bir türlü nefes alamadı. Ara sıra üstünlüğü ele geçirir gibi oluyor, fakat çok geçmeden yine geri çekiliyordu. 18 Mayıs günü 500 kadar ölü ve sayısız silahı bizimkilere bırakarak kaçarcasına çekildiler. Bu çarpışmaya İkinci Kavaklıhan Savaşı denildi.
Çetelerimiz giderek Adana´ya yaklaşıyordu. Şakirpaşa´ya kadar sızdılar ve burada 21 Mayıs günü Şakirpaşa Çarpışması diye tarihe geçen vuruşma ile zaten çıldırmış olan işgalcilere esaslı gözdağı verdiler.
Morali yüksek aslanlarımız artık sıranın Pozantı´daki Menil taburuna geldiğine karar vererek oraya doğru yöneldi.