
Arabanın kilidini uzaktan açıp koltuğa oturdunuz. Anahtarı veya marş kartını yerleştirdikten yarım saniye sonra motor çalışıyor. Hemen her şey elektronik kontrollü. Arızalar daha sinyal verirken kadranda işaret çakıyor. Lastiklerle ilgili sıkıntıları da çoğu kez önceden fark ettiriyor ışıklı kadran. Her yanda servis var; çay-kahve ikramı biterken arabanız hazır.
Geliniz çocukluk dönemime, 60 yıl kadar öncesine birlikte yolculuk yapalım…
Anahtar elinizde, kapıyı açtınız. Hayır!.. Oturmuyorsunuz. Koltuğun altından yahut bagajdan kolçağı alacaksınız önce. Tavlanmış demirden yapılmış kolçak (resmini çizmeye çalıştım) olmazsa, mümkünü yok motor çalışmaz. Ön pancurun alt tarafında kolçağın gireceği delikten içeri iteceksiniz. Ucundaki çıkıntılar, şafta bağlı kasnağın ortasındaki yuvaya oturacak. İyice nefeslenip “Ya Allah!..” diyerek çevirmeye başlayacaksınız. Kolay değil haa!.. Güçlü, kuvvetli değilseniz işiniz zor. Birkaç defadan sonra motor önce hıçkırır… Bu, çalışacağına dair iyi bir işarettir. Ardından, öksürmeye başlar… Birkaç öksürükten sonra motor başlar çalışmaya… Arabanız yeniyse mesele yok. Kolçağı yerine koyup oturursunuz. Yok, biraz eskimişse, mutlaka ikinci kişiye gerek var ki; çalışır gibi olduğunda gaz verip devir kazandırsın. Aksi takdirde şurdan, şuraya kımıldatamazsınız makineyi. Mevsim kışsa, hemen hareket etmemek gerek; motor ısınacak bir süre.
Yola çıktınız… Yakıt alacaksınız… Petrol istasyonuna girip pompanın önünde durdunuz. Petrolcü marpucu deponun ağzına oturttuktan sonra pompaya gidip kolçağı çevirecek. Yakıtı da insan gücüyle alacaksınız yani. Petrolcünün gözü mekanik sayaçta olacak ki, sipariş edildiği kadar dökülsün.
Devir, eski devir dediydik deel mi?
Nerde şimdikinin dayanıklı lastikleri… O vakitler iç lastik patlaması pek sıradandı. Öyle her yerde lastik tamircisi bulamazsınız. Yedeğini takıp lastikçiye kadar gidebiliyorsanız mesele yok… Velakin uzun yoldaysanız, patlak lastiğin tamiri şart. Allah korusun en olmadık yerde tekrar lastik derdi olursa işiniz zor… Arabayı krikoya alıp tekerleği söktünüz. Şimdi iç lastiği çıkarmak gerek. Cantın yanaklarına öyle yapışmış ki, kolay kolay oynamaz dış lastik. Balyoz bunun için gerekli. Vuraaaa vura canttan ayırdıktan sonra leviyeler yardımıyla ve sanırım yarım saatte falan iç lastiği çıkardınız. Unutmadan, bu işi ya çeşme başında yapacaksınız, ya da varsa, bidondaki suyunuzu kullanacaksınız… Lastiği pompayla şişirip soya sokarak deliği bulmak kolay. Kabarcıklar hemen ele verir. Deliği ya kopye kalemiyle, ya da kibrit çöpü sokarak belirleyecek ve başka delik olup olmadığını kontrol ettikten sonra havayı boşaltacaksınız. Çaputla,üstüpüyle iyice kuruladıktan sonra, eski iç lastik parçalarından yama için parça keseceksiniz. Sıra geldi yüzey temizliğine. Hem onarılacak kısmı,hem de yamayı adamakıllı zımparalayacaksınız ki,iyi yapışsın.
Yapıştırıcının orijinal adı solüsyon olmasına karşın “şoförcesi” silisyondur. Yamaya ve onarılacak alana sürüp üfleyerek biraz kıvamlandırıp yamayı deliğe oturttuktan sonra bir süre iyice bastıracaksınız. Sonra canta yerleştirip pompanızla, birkaç kez nefeslenip dinlenerek yaklaşık bir saatte havanız yerine gelmiştir. Emin olmak için balyozla birkaç kez vurunca, tabii deneyimliyseniz, anlarsınız daha gerekirmi, gerekmez mi…
Şoförlük eskiden gerçekten zenaattı, hem de pek zor zenaat…