Saygıdeğer okurlarım,
Yıllardır yazılarım Adana çerçevesinden dışarı çıkmamıştır. Siyasetin en civcivli zamanında bile düşüncelerimin omurgası hep Adana oldu. Bir başka ifade ile, naçizane yazarlığımı gurur duyarak “Yerel Gazetecilik” platformunda tuttum. Bu tutumumu değiştirmeyi asla düşünmem.
Ne var ki, üst üste kaybettiğimiz canlar ve deprem geçiren huzur karşısında dayanamadım; duygularımı ve defterimden aldığım üç şiirle paylaşmak istedim. Hoşgörünüze sığınıyorum.
EŞKIYA KOL GEZER
Özledik huzuru, haşa huzurdan
Tanrım azad eyle bizi muzırdan
Fenalık havamız, haram suyumuz
Rezalet diz boyu, ne gam nazardan
Eşkıya kol gezer takım giyerek
Ortaklık kurulmuş “akıl” diyerek
Para beğenmezler, “çakıl” diyerek
Nifaktır gıdası, ürker hazardan(*)
Entel takılırlar, gözler nal gibi
Helal uzak durmuş, haram bal gibi
Kolları uzundur, çubuk dal gibi
Destekleri gani, yandaş yazardan
Üzüme “çöplü” der, armuda saplı
Yüreği karadır, katranla kaplı,
Akıl-fikir dersen, ince hesaplı,
Soğan yiyemezler, bizim pazardan
Bunların gözünü doyurmaz turab(**)
Bizi sormayın hiç, halimiz harap
Bu kadar çekmişiz, yetmez mi Ya Rab?
Yürekte takat yok, ah ile zardan
Çelmeoğlu´m sabret, bu böyle gitmez
Yakında görürsün; dilleri ötmez
Ahali cömerttir, vefası bitmez
Tabutluk tahtayı, alır hızardan.
--o--
AYMAZLK..
Yetmemiş asla aymazlık, yetmemiş yoğun gaflet
Millet milleti yerdikçe ayrılmıyor musibet
Ne huzur kalmış, halkta ve ne ümit, ne denge
Bunaltan bir yoğun hasret, geçmişteki ahenge
Büyükler fazla büyümüş, yükseklerde gözleri
Göremiyorlar bir türlü, yerde aç gezenleri
Padişah fermanından daha keskin emirler,
Yasalar karşı da dursa, faydası yok; kim dinler
Cesaret sergilediyse, aklı evvel bir adem
Yutacaktır er veya geç, sert kabuklu bir badem
Tarihte hiç yazılmamış böyle bir sorumsuzluk
Şafak vakti zil korkusu yapmakta uykusuzluk
Bir yerde ki genel durum faraza böyle olsa
Yaşanmazdı maazallah, toprağı cennet olsa
Çok şükür ki, Çelmeoğlu´m, böyle tasa yok bizde,
İstersek karalardayız, istersek de denizde.
Atatürk´ten mirastır bak, asil kanda mucize,
Sabır taşı çatlamadan, salak gelecek dize…
--o--
UMUT DİLE GELİNCE...
Aniden koptu tufan, dingin deniz kudurdu,
Azgınlaşan dalgalar, semayı dövüyordu
Emroldu sanki mahşer, dünya yıkılıp gitti
Islanmış kömür gibi, güneş ebedi yitti
Fırtınada karar yok, bilinmez nerden eser
Çalkalanmakta şimdi, garip kalb-i mükesser
Kasvetli bir soğukla, iliğim dondu kaldı
Feryad eden yüreğim, asi sulara daldı
Deniz dibi karanlık, hayli sakindi fakat
Nefes almaya zaten bulamıyordum takat
Ben; nefessiz, ışıksız, dolanıp duruyordum
En son durağa heyhat, çaresiz yürüyordum
Uğultu kulağımda, zincirler bileğimde
Sönmeyen tek bir huzme sadece belleğimde
Dibe doğru battıkça, nur gibi parlıyordu
Gözlerimde fer sönmüş, tek gönlüm görüyordu
Neden sonra huzmeler kainatı kapladı
Tam beni kavururken, “UMUT” gelip kurtard
Çelmeoğlu´m sabreder , sabırlı ya bu millet,
Kaçınılmaz kaderdir, kötülere hezimet.