Nisan´daki doğal hareketi, havasındaki bereketi, unutulan ceketi, kanımızdaki cinneti, umutlardaki fazileti ve 23 Nisanla pekişmiş hürriyeti falan biliyorduk. Adana´mızın yakın geçmişteki Nisan günlerine bakınca gördük ki Nisan, Nisanlığını sürdürmüş. İğtişaş dışında, yığınla “Ak Gün” diyebileceğimiz olaylar yaşanmış. Şimdi, bu olayların belli ve de başlı olanlarına bizden “Buyur” olsun:
Sene 1909, günlerden 14 Nisan; tarihimizde İğtişaş olarak yer alan ve Fransız, İngiliz, Rus kışkırtması ile patlak veren olaylar Ermeniler tarafından başlatıldı. Üç gün içinde bastırıldıysa da 26 Nisan´da yeniden alev aldı ve binlerce Adanalı can verdi.
Sene 1919, Nisan´ın 20´si. İşgal güçlerine karşı durabilme amacıyla “Kilikyalılar Cemiyeti” kuruldu.
Sene 1920… Fransızlar neredeyse yüz yıllık umut ve ince planlarla işgal ettikleri Adana´mızda “astığı astık, kestiği kestik” dönemine girmişlerdi ki, “Yok; bunlara iyi bir ders vermezsek olmayacak” kararına varan büyüklerimiz harekete geçmişti. 16 Mart´ta Atatürk´ten gelen önerilere de bağlı kalarak, kara barut, dolma tüfek ağırlıklı yetersiz silahlarıyla üst üste lokal zaferlere imza atmaya başladılar..
1 Nisan´da kuvvetlerimiz Kadirhan Karakolu´nu havaya uçurdu ve aynı gün Karaisalı´ya girdi. 2 Nisan gecesi bir yandan Yaramış Köprüsü havaya uçuruldu, öte yandan Hacıkırı Karakolu kuşatıldı. Aynı zamanda harekete geçmiş olan Hacı Osman, köylülerin desteği ve birkaç çeteyle Bucak ve Durak istasyonlarını işgal etti. 6 Nisan günü Hacıkırı ve Kuşçular Karakolu da ele geçirildi. 7 Nisan´da, Kelebek işgal edildi. Artık Belemedik ve Pozantı dışında hiçbir yer kalmamıştı. Güçlerimiz moral bulmuş, daha da önemlisi, köylümüz, teknolojik üstünlüğüne rağmen Fransızın perişan edilebildiğini görmüştü.
8 Nisan´da Belemedik kuşatıldı. 10 Nisan sabahı genel hücum yapıldı ve bu önemli bucağımızda da şanlı bayrağımız dalgalanmaya başladı. Ganimet olarak da, dopdolu barut deposu, dinamit deposu, 70 çuval un ve arpa, 6 otomatik tüfek, çok sayıda telefon makineleri, zengin bir ecza deposu ile tıbbi aletler ve bunların dışında, 3 lokomotif ile 30 vagon ele geçirildi. Esirler arasında Binbaşı Menil´in eşi, hastabakıcı Bayan Menil de vardı; isteği üzerine hastanedeki görevini sürdürmesine izin verildi.
Artık sıra Pozantı´daki Tabur Karargahının düşürülmesine gelmişti. Kuşatma gerçekleştirildi. Tarsus Şosesi tamamen Türklerin kontrolü altında iken, demiryolu da, kullanılamıyordu. Önemli köprüler atılmış olduğundan tren seferine imkan kalmamıştı. Fransızlar 11 Nisan sabahı Kavaklıhan´a saldırdılar. Amaçları Pozantı ile ulaşımı yeniden sağlamaktı. “O saniye, bu saniyedir” diyen mücahitlerimiz bir anda ateş açınca Fransızlar şaşkına döndü. Saldırgan askerler 13 Nisan´da panik içinde kaçıp Tarsus´a çekildi.
Sene 1932… Günlerden,9 Nisan. Ülkemizin İlk Kadın Hakimi Mürüvvet Hanım Adana´da göreve başladı.
Sene 1946… Mart Ayının 14´ü; iki tören yapıldı. Hem Adalet Sarayı´nın temeli atıldı, hem de Çakıt Köprüsü hizmete açıldı. Üzülerek söylemem gerek; Adalet Sarayının yapıldığı yerde kocaman bir park vardı. Kalsaydı, bugünkü İnönü Parkı Orduevi´e kadar uzanmış olacaktı.