Sağ olsunlar, değer vermişler, Bodrum´daki Adanalılar Derneği BİRİNCİ ÇUKUROVA ŞENLİK ETKİNLİĞİNE beni de konuşmacı olarak çağırmışlardı. Cuma akşamı hava alanına ulaştığımda bir yandan trafiği kollayan görevlilerin düdüğü, öte yandan yol isteyen araç kornaları ve hepsini sarmalayıp güçlü bir cila çeken anonslar. Taksi, mücadeleler sonunda girişe hayli mesafeli bir alancık bulup durabildi.
Terminale giriş kapsı izdihamlı idi çünkü BİRİNCİ GÜVENLİK SEDDİ daracık bir antreye sıkıştırılmıştı. Plastik tepsiler ayaklara dolaşırken, çanta-valiz konveyörünün önündekiler sıra kapmaya çalışıyordu. Dünya´da bir çok havaalanı gördüm de, girişi bu kadar sıkışık, bu kadar yorucu bir yer gördüğümü anımsamıyorum; tam bir KEŞME!.. Keşme nedir diye soracağınızı biliyorum ve hemen açıklamaya geçiyorum.
İnanılmaz bir sabır ve özveri ile çalışan kadınlı-erkekli güvenlik görevlilerinin nezaketi ile burayı atlattıktan sonra öyle bir kalabalığa karışıyorsunuz ki, TOMA´nın biber gazlı suyundan kaçanlar daracık bir yerde nasıl sıkışırsa, burası da neredeyse öyle. Bir ara cebimdeki telefonu çıkarıp çıkaramayacağımı bile düşündüm; ÖYLE BİR KALABALIK YANİ. Oturacak yerler tamamen dolu. Oturan bir kişiye karşı en az 10 yolcu ayakta.
Kartımı alıp İKİNCİ GÜVENLİK SEDDİNDEN yine nazik güvenlikçiler sayesinde çıkış kapılarının olduğu salona sorunsuz geçtim ki, asıl dert buradaymış. Pestil tadında kalabalık. Yaşlı, bebek, genç, kamil; devlet araçları ile mitinge mecburen gelmiş devlet memurları ve öğrenciler bile böyle bir izdiham oluşturamaz. İşte bu durumu da KEŞ olarak tanımlayınca toptancı bir bakışla bizim terminal tam bir KEŞMEKEŞ VAZİYETİNDE. Ya da, bana öyle geldi...
Aprona bakmaya çalıştım; görebildiğim, uçuşa hazır 6 uçak vardı. Göremediklerim ayrı... Çok kaba bir hesapla, yolcu sayısı en az 1200 kadar olmalıydı. Görevliler hariç.
Benzer izdihamı günün diğer saatlerinde de görmüşlüğüm var. Sabahın kör saati de öyle, ikindi vakti de. KEŞMEKEŞ derken biraz tevazu camından baktığımı da söyleyebilirim. Burada yaşananların gerçek adı İŞKENCE olmalı. En çok ta o kalabalık içinde bebesini ve çantasını yüklemiş annelerin durumu ile yaşlıların dayanacak yer arayışından etkilendim.
Bugüne dek milletvekillerimizi en üst düzeyden seçmiştik; Adana küçük geldiği için onlar daha yüksek konulara eğildiler. İnşallah bu defa seçilenler biraz daha halktan ve haktan yana, daha da önemlisi, tevazu gösterip Adana´dan yana olur. Dünya´nın en verimli arazilerini katleden Tarsus Hava Limanı gibi “bence” baştan sona mantıksız ve hatalı bir projeye Adana ve Adanalının daha fazla kurban edilmemesi için tek ümidimiz bunlar.
Ankara´nın bir süredir Adana´ya bakışından son derece üzgün ve yorgunum. Yeni milletvekillerimden insaf, gayret ve destek bekliyorum.