Kargadan tilkiye, tosbağadan kirpiye kadar bilumum yaratıkların dilinden anlayan, oturduğu tahtla istediği an istediği yerlere uçan Hazreti Süleyman´ın özel ekipleri peşin parayla Adana atları alırmış.
Hazreti Süleymam, aynı zamanda hükümdar olan Davud Peygamberin 19 çocuğundan biriymiş kitaplara göre. “Davud Aleyhisselam Rahmet-i Rahman´a kavuştuğunda, “Kral öldü!.. Yaşasın yeni Kral!” dermiş ya hani batılılar, burada da aynı durum olmuş galiba.
“Ölüm hak, miras helal” demişler…
Zaten Aliy-yül a´la (Yüceler Yücesi) olan Rab-bül alemin (Alemlerin Tanrısı), 19 kardeş içinden Süleyman´ı seçip hem peygamberlik, hem de saltanat ile lütuflandırmış. Fazladan, en adil hükmü verebilme yetisini de ihsan etmiş.
Büyüklerimizden duymuşluğumuz var; Süleyman Aleyhisselam, kurdun da, kuşun da dilinden anlarmış diye… Velakin din kitaplarına baktığımızda, kuş dilini bildiği ve kuşların duruşlarından, ötüşlerinden kesin anlamlar çıkarabildiğini öğreniyoruz…
Yine kitaplara göre Süleyman Peygamberin ordusunda insanlar ve kuşlardan başka bir de cin taifesi görev alırmış. Sefer zamanı, her üç zümreden de
yetenekli komutanlar tayin edermiş. Eh, böyle bir orduya karşı harekete geçebilecek ne bir ordu, ne de bin ordu, düşünülemez bile…
Süleyman Peygamber bu alanda o kadar kudretli ki, cinlerin en cinini bir şişeye hapsetmeyi bile başarmış devr-i saltanatında.
ZİYA PAŞA DEMİŞ Kİ…
Ebedi hemşerimiz, Valimiz, Gururumuz, Büyük Edip ve Şair Ziya Paşa,
varlığı ve konumu ile mağrur olanlara şu net ifadelerle seslenir:
“Seyretti hava üzre, denir taht-ı Süleyman,
Ol Saltanatın şimdi, yeller eser, yerinde…”
Anlaşıldı değil mi; tahtını, istediği zaman havalandırıp uçurarak, dilediği yere kondurabilen, ecinniyi şişeye hapsedebilen Süleyman Peygamberin ihtişamından geriye kalan hiçbir şey yok şimdilerde…
ATLARIMIZA GELELİM
Süleyman Peygamber´in atları “pek bir ziyade” sevdiğini bilmeyen yoktur…
Ama, Adana´dan her yıl 900 kır at aldığını bilmeyen çoktur. Çok eski bazı tabletlerde, Süleyman Peygamber için Kue´den yani yöremizden alınan atlarla ilgili notlar var. Üç-beş tablet sanılmaya; nice tabletlerde görevlilerin masraf notlarından tutun, yöremize geliş ve gidişleriyle ilgili bazı olaylar bile yazılı. Cevabını bulamadığım iki soru var; biri, neden 900, diğeri de neden kır at… Merakımı gideremedim bir türlü. Uygun görürseniz, bundan böyle beraber merak edelim.
Yahudilere ait kaynaklara göre, Süleyman Aleyhisselam´ın Kudüs ve diğer kentlerde bakılan 12 bin atı varmış. Atları ve arabaları için yaptırdığı binalardaki bölme sayısının da 4 bin olduğunu yazıyor aynı kaynaklar… Hadi, gelin de sayın sayabilirseniz…
40 yıllık Saltanatında, her yıl 900 atı Adana´dan aldığına göre, diyelim ki, 40 yılın sadece bir kısmına denk gelse bile, At Serveti´nin her halde yarısını bizim beygirler oluşturmuştur… Bilinmektedir ki, atlarının bir kısmını da Mısır´dan aldırırmış.
8 yıl kadar önceydi. İsrail´den iki Profesör beni ismen bularak gelip, “İşbirliği yapalım, Hazreti Süleyman´ın Ayak İzinde diye bir film çekelim” deyince, destek sözü verdik. Plan projeye geçerken fark ettik ki adamlar Yahudi, bütün masrafı bize yıkacaklar… Zaten öyle bir takat da yok; filmi çekemedik…