Seneler boyu içimizi kavuran yanık kokulu hasretten sonra bedesten alanında restorasyona gidildi. Gerçi cephe duvarlarına bir de sıva vurularak, af edersiniz “tüy dikmek” anlamında uygulama yapıldıysa da, “buna da şükür” diyerek sineye çektik. Bunun ardına Tuz Hanı, Gön Hanı gibi “hayali cihan değer” teşebbüsler gelecektir diye ümide kapıldık.
Sayın Sözlü öncesi Vekillik Yönetimi, Yağ Cami ile Eski Vilayet Kavşağı arasını trafiğe kapamış, sadece yayalara tahsis etmişti. Sanırım resmiyette bu sınırlama halen devam etmekte; zira dolmuşlar ve otobüsler Yağ Cami Durağından sonra Kızılay Caddesine bin bir zorlukla da olsa dönerek bu kısıtlamaya saygı gösteriyor.
Sivil araçlar da öyle…
Sayın Sözlü ve arkadaşları Belediye’ye geldikten sonra yavaş yavaş bazı saygısızlar bu alanı otopark gibi kullanmaya başladılar. Kuşkusuz birilerinden destur almışlardır ki, otopark gibi algılayan ebna-i vatan (Vatan çocukları demektir) sayısı arttı da arttı. Evvelde ve ezelde sadece yayaların boy gösterebileceği söylenilen bu tarih mostrasında şimdi gidin de yürümeye çalışın bakalım; hem park etmiş araçlar, hem de peş peşe yankılanan tehdit renkli kornalarla nasıl halvet olacağınızı görün.
Sayın Sözlü olsun, Sayın Kara olsun bahsettiğim segmentin trafiğe kapalı olduğunu sandıklarından (her halde öyledir artık) buradan geçmezler. Geçmedikleri için de, sistemin nasıl ihlal edildiğini, bu prestij alanının ırzına nasıl tasallut edildiğini görürler ve anında tepki gösterirlerdi.
“Hiç yoktan iyidir” dememe karşın içimden bir ses , bireyden değil, korodan gelen güçlü bir ses, “Ne olacak peki bu ayıplar?” diye bağıra çağıra sorular yöneltiyor. Ben cevaplayamıyorum. Bir de yetkililer denesin bakalım:
SORU BİR: araç trafiğine yasağı gerçek anlamda uygulanacak mı, yoksa, biz Adanalılara yutturulacak mı?
SORU İKİ: Bedesten ve Kapalı Çarşı’nın caddeye bakan fasadlarındaki sıva uygulaması, kompleksteki diğer ögelere de bulaşacak mı?
SORU ÜÇ: isabetli bir kararla yola bazalt parke taş döşenmiş; fakat döşemeyi yaparken insanları düşürmek mi amaçlanmış ki, taşların kimi yüksek, kimi alçak. Düzeltilmesi gibi bir düşünce ciddiye alınacak mı yoksa “Boş ver ya, başka işin mi yok. Konuşur konuşur unuturlar” denilip geçilecek mi?
SORU DÖRT: Paşa Sarayı ile Ulucami arasındaki yolun Güney başındaki kafe ile yol kapatılmış. Allah muhafaza, bir yangın olursa milleti yan yana dizip elden ele sallayarak kova ile mi müdahale ettireceksiniz? Cankurtaran gereksinimi olduğunda, sedye nakliyatı diye bir icattan mı yararlanacaksınız?
Ben gidip gördüm oraları; düzelir diyordum; düzeleceğine daha da bozuldu.
“Destuuur ya rezalet!” diye bağırdım, asabım bozuldu.