Ocak´la başlamıştık ve her ay başında, ilkiyle ayın Adana´da yıllardan beri kaydedilmiş niteliklerini, sonrakiyle de o ayın geçmişinden Adana olaylarını peş peşe ikişer yazıyla anlatmıştık. On birini bitirmiştik, bu da sonuncusu…
Yılın son ayıdır Aralık. Eskiler Kanun-u evvel derlerdi. 19 Ocak 1945 Günlü Yasa ile “Aralık” oldu. Aradaki ay olarak bu ismi almış; yani giden sene ile gelen sene arasındaki zaman. Adana´da soğukların ciddiyet kazandığı ay olarak bilinir. Zemheri adıyla bellediğimiz ayazlı-buzlu soğuklar 21 Aralık´ta başlar, Ocak sonuna kadar sürer.
65 yıllık Adana kayıtlarına bakalım:
Ortalama sıcaklık 11,2derece. Ortalama en yüksek sıcaklık 16.8, en düşüğü de 7.1 derece. 1950´den bu yana rastlanan en düşük derece 19 Aralık 1953´te ölçülmüş: -4,4derece. En sıcak gün de 3 Aralık 2010´da 30,8 dereceyle yaşanmış; inanılması zor, değil mi?
En yağışlı ayımızdır Aralık. 65 yıl ortalaması 126,7 kilo. Yıllık 654,4 kiloluk yağışın yüzde 19.36´sını, yani beşte bir kadarını Aralık´tan kazanıyoruz. Yağışlar toplam 10 gün, 9 saat 36 dakikada dökülmekte. Buna karşılık güneşten de yararlanıyoruz; bu da toplam 4 gün, 4 saat 48 dakika olarak hesaplanmış.
Fırtınası bol bir aydır Aralık. 2´sinde Ülker Dönümü, 4 ve 5´inde isimsiz fırtınalar, 6´sında Şimal (Kuzey), 9´unda Karakış eser. Yine 19-28-31´inde isim verilmemiş fırtınaları var.
21 Aralık, Güneş´ten en uzak olduğumuz ve en uzun gecemizin yaşandığı gündür. 22´sinden sonra günler yavaş yavaş uzamaya, geceler kısalmaya başlar. Aynı gün çıkan fırtınaya ad vermişler: Gündönümü…
Kendi öz gözlemlerim ve damak zevkime göre değerlendirdiğimde, Aralık içindeki en gözde yemeklerin başında Kuru fasulye yer alır. Bunu, içinde küçük içli köftesi olan tarhana, mahluta, analı-kızlı, yaprak sarması, zeytinyağlı kuru patlıcan dolması takip eder. Yılbaşına doğru dökülen lokma, şırlık yağında (susam yağı) kavrulmuş karakuş, taş kadayıfı ve yedi türlü baharla harmanlanmış bol cevizli tel kadayıf elbette menüde özel yer alır.
Bilirim ki, çocukluğumda Aralık yağışları daha fazlaydı. Zaten Adana´ya düşen yıllık yağış ta 700 kilo´yu biraz geçebiliyor, 680´i düşmüyordu. Son yıllarda kışımız eskisi kadar yağışlı değil. Allah bundan geri koymasın, önümüzdeki yıllar için ilim dünyası kötümser. Hiç ağaç kesilmez de her gün milyar ağaç dikilirse belki insanlık azıcık rahat edebilirmiş. Demek ki bizde durum vahim; madene ağaç kestirebiliyoruz. Ormanda geniş geniş yollar açabiliyoruz. HES´lerin çoğu, meskenler ve AVM´ler zaten ağaçlık yerlere gidiyor ama kısa sürede ağaçları yok ediyor…
Çocukluğumda her 12-18 Aralık haftası Yerli Malı ve Tutumluluk Haftası olarak kutlanırdı. Yerli malı tüketimini özendiren etkin haftaydı. Okula kendi ürünlerimiz olan yemişler, meyveler götürürdük. İthal eşyamız olmazdı zaten. Bu arada her çocuğun kısa bir süre de olsa kumbarası olmuştur. O haftanın gözde ödevi de zaten kartondan kumbara yapmaktı…
ALADAĞ FELAKETİ´nin derin üzüntüsü içindeyim. Melekleri sonsuzluğa uğurlarken, ailelerine ve milletimize baş sağlığı ile sabırlar diliyorum.