
Alan düzenlemesine girilirken, bir yandan da anıt için arayışa geçilmişti. Ankara ve İstanbul´daki tanıdıklar vasıtasıyla araştırmalar yapıldı. Hemen her taraftan Ali Hadi Bey´in adı geliyordu. 1906 Tahran doğumlu idi genç heykeltıraş. Polonyalı annesi sonradan Bezmi Hanım ismini almıştı.
1927´de Güzel Sanatlar Okulu´nu bitirmiş, 3 yıl da Fransa´da kaldıktan sonra yurda usta sanatçı olarak dönmüştü. Atatürk, Tevfik Fikret ve Mareşal Fevzi Paşa büstleri bir süredir dilden dile dolaşıyordu…
Sonunda anlaştılar… Anlaşmaya göre, anıtın açılışı 5 Ocak 1935 günü yapılacaktı.
Ana kaidenin sağındaki, solundaki heykeller tamamlanmış ama, Atatürk Heykeli hala bitirilememişti… 5 Ocak planı gerçekleşemeyince, Adanalılar “Bari 23 Nisan olsun!” dediler… Öyle de yapıldı. Anıt, 23 Nisan 1935 günü açıldı…
Bu arada geceli-gündüzlü çalışılmış ve parkımız rengarenk çiçekler, elvan-çeşit ağaçlarla donatılmıştı.
İçinde, halkevine ait küçük bir taş bina vardı ki, belli zamanlarda burada eğitim verilirdi… Gezi parkurlarına beyaz çakıl serildiğinden, her adımda parka özgü çakırtı(*) duyulurdu. O yıllarda Adana´ya özgü pembe yanaklı bir sarı gül vardı ki, Mart girerken açmaya başlar, Aralık ortasına kadar mis kokusunu tüm Adana´ya yayardı. En büyüğü de, Atatürk Parkı´nda idi.
BELEDİYE ŞEHİR OTELİ
SEVDASINA DÜŞTÜ YA!
Adana gelişiyordu…
Belediyemiz “Ele güne karşı artık bizim de bir modern otelimiz olmalı” diye harekete geçti…
Yer olarak ta, Atatürk Parkı´nın ortası sayılabilecek bir alan seçildi. Böylece, ziyaretçiler, hem Anıttan hem de tıpkı Avrupa´nın ünlü otellerinde olduğu gibi, bina çevresindeki rengarenk çiçeklerden etkileneceklerdi…
1952´de bina bitmişti ama, içine karyola, yatak, yorgan koyacak para bulunamıyordu… Bir eyyam, İncirlik için gelip-giden Amerikalılarla anlaşmaya kalktılar. “Kendin döşe, kendin yat” demeye kalktılar ama, bu fikir yürümedi… “Belediye Hastanesi falan olsun” dediler… Lobisini düğün salonu olarak kiraya verdiler…
Güneyinde kocaman bir beton alan, araba parkı olarak inşa edildi. Parkın Güney-batı çeyreğine Beden Terbiyesi İl Müdürlüğü el koydu. Yapı Sanat Okulundan bir öğrencinin projesi uygulanarak büyükçe bir betonarme bina, Ziyapaşa tarafına konduruldu. Yanına da tenis kortları ile voleybol sahası konduruldu. Yetmedi; Futbol Hakemleri Lokali diye, parkın ervahına okuyan bir biçimsiz bina konduruverdiler… Sağduyu sahipleri “Bu kadar tesise elbette lokanta falan da gerekir” diye düşünüp et-ciğer-kebap-dürüm tezgahlarına yol verdiler…
Günlerden bir gün, bir de baktık ki bu çıkıntı ve çapaklar yıkılıyor.
“Başkan Durak eski Şehir Oteli´ni de yıkacakmış” dediler… O da oldu.
Genciyle-yaşlısıyla, kızıyla-kızanıyla, çoluğuyla-çocuğuyla, yüzlerce Adanalı parkın orasında burasında zevk-u-sefa yudumlamakta…
Helal ü hoş olsun yapana, yaptırtana ve dahi gezene, tozana… Helal ü hoş olsun Atatürk Parkı´nda şiir yazan genç ozana…
(*) : Çakırtı: Birbirine sürtünen çakılların çıkardığı ses