Haftalardır İstanbul´dayım ve gezilerimin tamamına yakınını metro ile yapıyorum. Zaten İstanbul gibi trafiği sık sık donan kentlerde, varsa, metro en akılcı ulaşım. Sistem daha 1876 yılında ilk uygulamasını bulmuş; Şişhane ile Karaköy arasında işleyen tünelle başlamış.
1908, 1912, 1936 ve 1951 yıllarında da ön projeli teklifler çıkıyor ortaya.
Günümüzde toplam uzunluğu 900 kilometreyi aşan 6 hatla her gün milyonlarca yolcu taşıyan İstanbul metroları, ilk işletme tarihi olan 1989´dan bu yana genişlemesini sürdürüyor. İnşaat hemen her yerde devam ettiriliyor. Böylece hem gangren aşamasına gelmiş trafiğe çözüm bulunuyor, hem de Belediye müthiş para kazanıyor. Diyebilirim ki, inşaata harcanandan çok daha fazlası kasasına günlük-nakit olarak girmekte. Yani, yeni yatırımlar beleşin altında maliyetle gerçekleştirilebiliyor.
GELELİM ADANA´YA
1989 yerel Seçimlerinden önceydi… Başkanlığa aday olmuş üç güçlü isim, Aytaç Dur-AK, Selahattin Çol-AK ve Uğur AK-söz… Dönemin güçlü gazetelerinden Yeni Güney Haber´de her gün köşe yazıyorum. Üç isimde de yakaladığım (AK) harflerini ele alarak iyimserliğimi öne çıkaran ifadeleri sıraladım ve aşağı yukarı şöyle bir paragraf ekledim:
“Büyüyen Adana´da ulaşıma nefes aldırabilecek tek çözüm Metrodur. Yatırımın şu sıralarda başlaması zorunludur; aksi takdirde çok geç olacaktır. Öncesi sorunlarla dolu olmasına karşın, bir süre sonra heykel diktirecek kadar değer kazanır. Önemli olan başlaması; kısa mesafede de olsa bir kez işlediktenbelli süre sonra artık kendi kendini genişletecek ve kentle birlikte belediye bütçesini rahatlatacaktır…”Bunları yazarken yurtdışında sayısız ülke ve kentlerdeki gözlemlerima dayanmıştım.
Seçimi kazanan Sayın Çolak startı verdi ve ciddi araştırmalara dayalı avan proje hazırlandı, ihale ön çalışmalarına geçildi. Bir sonraki seçimi kazanan Sayın Durak da projeyi genişleterek güzergahı Güneye indirdi ve nihayet çalışmalara geçildi. Adana´nın çıkarı yerine kendi ikballerini öne alan bazı siyasilerin engellemeleri nedeniyle inşaat gecikti fakat sonunda vagonlar işlemeye başladı.
Durak Beşinci kez seçildikten 364 gün sonra Cemaat oyunuyla görevden alındığında, Yüzüncü Yıl – Kabaktepe arasındaki 13,5 kilometrelik zor ve trilyonu aşkın kamulaştırma da gerektiren pahalı kısmı tamamlanmıştı. Yanı sıra, İkinci Etap olarak, Kabaktepe-Üniversite arası hatla ilgili tüm hazırlıklar sonlandırılmış, Yatırım Planında yer aldığı Resmi Gazetede yayınlanmıştı. Zaten vagonları bile hazırdı ve bu kez yüzeyden geçeceği için çok düşük maliyetle tamamlanabilecekti.
Yedi yıl geçti, İkinci Etap öyle duruyor… Pek az yanılgı payı ile anlatmaya çalışayım; bugün üniversitemizde 50 bin öğrenci var. Kurumun polikliniklerine yapılan günlük başvuru 20 bin dolaylarında. Kısacası, sadece Balcalı yolcu sayısı günlük 100 bini aşacak düzeyde. Durak görevde kalsaydı, bu hat en geç 2012´de hizmete girer, kazancıyla da Üçüncü Etap ele alınmış olurdu… Daha da önemlisi, trafik rahatlar, Adanalılar da çok daha çabuk ve çok daha rahat yolculuk yapabilirdi.
Yapmadılar, ya da yapamadılar. Zaten Durak´tan sonra makyaj dışında yatırım yapıldığını görmedik. Tek olsa da, Karnıyarık felaketine el atılmasını hayırla yad ettiğimizi parantez içinde söylemeliyiz. Fakat Büyükşehir Belediyesinde 2600 iken şimdi15 bin çizgisini zorlayan personel artışını yatırım saymamızı kimse beklemez sanırım.
İstanbul metrolarında ister istemez kafam hep bunlara takıldı, durdu.