Anavarza denilen tarih ve kültür hazinemizin bize dolarları, Euroları getirecek birçok inançlardan birini yazalım bugün.
Efsaneye göre, hali-vakti yerinde Anavarzalı Theodula Hanımın iki İmparator Diyokletiyan (284-305) ve Maksimiyan (305-311) zamanında yaşamış… O devirlerde, Tek Allah´a inanmak büyük suç. Öyle bir ihbar alındığında, Roma askerleri tuttukları gibi gereğini yapıyor… Anavarza´da durum daha korkunç; Pelagius isimli vali, zalim mi zalim biri. Üstelik putlara öyle bağımlı ki, bir inanç sahibinin İsa veya tek Allah´tan bahsettiğini duyduğu an cinleniyor…
Zalim valinin zalim askerleri, Theodulos´un habire Allah´tan, İncil´den, İsa´dan, Musa´dan bahsettiğini öğrenmişler. Bir gün ani baskın yapmışlar evine. Theodulos, gözü dönmüş askerlerdeki nefret ve şehveti hissedince, canından değil, namusundan korkmuş. “Size altınlar vereyim, geleceğinizi kurtarın, yeter ki bana ilişmeyin!..” dediyse de fayda etmemiş. Askerler, aynı kaba hareketlerle tuttukları gibi getirmişler, Pelagius´un karşısına dikmişler…
Vali, Tehodula´yı tepeden tırnağa süzdükten sonra, “Bak!..” demiş, “Bırak şu Allah dediğin görülmeyen, bilinmeyen meçhulü ve de ne dediğini bilmeyen İsa´yı… Gözle görülür, elle tutulur putlarımız var. Edebinle bu putlara tap, canını bağışlayayım.” Theodulo, vakur bir eda ile başını kaldırıp “Adım, ‘Allah´ın hizmetçisi´ demektir. Allah´a ibadet ederim. Taşlara tapınmam!..” deyince, vali “İşkence başlasın, bu karı ne olduğunu anlasın!” emrini vermiş. İşkenceciler faaliyete geçmiş ama, kadında acının zerresi yok… Bir daha, bir daha!.. I-ııhhh!.. Theodula, sanki tüylerle okşanıyormuşçasına rahat. Anlaşıldı değil mi; çünkü, o, bir azizeymiş.
İşkenceciler şaşırmış, vali´ye dönerek, “Ne oluyor?” dercesine bakmışlar. Vali de olup bitene anlam veremiyormuş. “Bizim müşfik allahlarımız ona bir şans tanıdı. Acı hissettirmediler ki, anlayıp normal yola dönsün” diye açıklamış. Theodula, rahatını bozmadan, “Bana tanrılarınızı gösterin, gidip teşekkür edeyim” deyince, Hadriyan Mabedi´ne götürmüşler ve en kudretli tanrı heykelinin karşısına dikmişler. Zalimler teşekkür beklerken, bizimki derin bir nefes alıp heykele üfleyince, taştan tanrı bir anda toz yığını olmuş. Vali, durumu görünce dellenmiş. “İmparator tanrının toza kestiğini öğrenirse bana ne yapmaz ki!..” telaşı ile terlemeye başlamış. En hafif cezanın vahşi hayvanlara atılmak olduğunu da biliyor ya… Theodula´nın önünde diz çöküp “Ben de Hıristiyan oldum. Rab´bına inandım. Sen de lütfen bu putu eski haline getir!” diye yalvarmaya başlamış. Theodula, dua edince, bu sefer de o toz zerreleri kaybolmuş ve tekrar put haline gelmiş.
Sözüm ona tanrıyı kurtaran Pelagius, Theodula´yı tapınaktan çıkarıp işkencenin devamını emretmiş. Velakin, ne yaparlarsa yapsınlar, Theodula gözünü bile kırpmıyor. İşkenceyi izleyenler de, gördüklerininetkisiyle birer-ikişer Hıristiyan olmaya başlayınca, vali çıldırmış. İmana gelenlerden fark ettiklerini alıp kafa uçurarak, ateşe atarak korku fırtınası estirmiş. Theodula´yı fırına atmış. Allah´ın hikmeti işte!.. Theodula yine dip diri, yine dup duru ve yine gülümsüyor. Bu kez demir levha getirip altında ateş yakarken Theodula´yı üstüne germişler. Kadında yine değişiklik yok. Kaynar katran dökmüşler, olmamış, kaynamış mum dökmüşler… Sonuç, sıfır… Derken, kızgın demir levja parçalanıp şarapnel gibi dağılırken nice kafirin canını almış. Bu arada Pelagius´ta korkudan kudurup can vermiş…
İddialıyım; yöremiz daha birçok aziz ve azize ile anılır ve biz bunu rahatlıkla paraya, hem de çok paraya çevirebiliriz.