
Onbeş yıl kadar önceydi. Gazetelerde, televizyonlarda bir gün Gaziantepli, ertesi gün Şanlıurfalı çiğköfteye sahip çıkıyordu. Her iki tarafın da dayanağı büyüklerinden kalma soyut söylencelerdi… Tartışma büyüdükçe büyüdü. Neredeyse sille-tokat girişecekler. Vicdanım harekete geçti; olaya el koydum. Kavga kesildi ve halkımız bu mübarek gıdanın saf Adana Malı olduğunu öğrendi. El koyarken de elimdeki taş gibi kanıttan yararlandım. Tevazu kabul ediniz; “taş gibi” derken, gerçekte kanıtım sağlamından taş zaten. Fotoğrafını Karatepe´de çektiğim taş…
Adana Kralı Asitavata ya da Asitavataya kendinden emin, hayli gururlu ve yazdığına göre de çok güçlü bir zat-ı muhterem. Zapt edilemez kavimleri kuzu gibi uysal hale getirdiğini böbürlene böbürlene anlatıyor. Öyle olunca da, adamın öğünleri birer törendir tabii. Biraz da narsist olmalı, yemek yerken fotoğrafını çektirmiş. Olay 2800, belki 2900 yıl öncesine dayanıyor. Fotoğraf falan daha hayal bile edilmediği için, Karatepe´deki bu kaya parçasına kabartma olarak işliyorlar fotoğraf niyetine.
Lütfen masadaki tabağa bakınız. Kralın uzandığı yiyecek burcu burcu nane-maydanoz kokulu çiğ köfte. Kafadan atılmış iddia değil; ülkemizin son Ordinaryüs Profesörü Ekrem Akurgal böyle söylüyor. Rölyefteki marul yaprağı da iyice net. Ayrıca mutfak kısmında kasaplar, bir yanda çalgıcılar, öte yanda masaya nafaka taşıyan görevliler oldukça canlı duruyor.
Bunları, o yıllarda Doğan Haber Ajansı´nın güzide muhabirlerinden Murat Doğukanlı´ya anlattım. Fotoğrafları ve Akurgal Hoca´nın kitabını gösterdim. Güzel bir haber yaptı. Posta, Hürriyet, Milliyet ve televizyonlar geniş yer verdi. Ajans, İstanbul´da Hoca´yla da görüşüp teyit almıştı. Hayli yaşlı olan Akurgal bir süre sonra ebediyete uğurlandı.
Çok değer verdiğim büyük Hocalarımızdan Profesör Ahmet Ünal, yıllar yılı Münih Üniversitesi´nin arkeoloji bayraktarlığını yapmış gururumuzdur. Ünal Hocam da, Hititlerin görme özürlüleri sosyal yaşamda tutmanın etkin yolunu anlatıyor; bunların önüne birer taş değirmen konulup ve oturdukları yerde bulgur yapmaları sağlanırmış. Et deseniz zaten bolamadı, yani çok. Eh, bulgur da var. Otgillere gelince, istemediğiniz kadar biber, soğan, nane, maydanoz… Bu durumda çiğ köfteyi Adana icat etmeyecek de Pensilvanya mı icat edecek!..
Kabul edersiniz değil mi sözlerimizin kanıtlara dayandığını. Dedik ya, taş gibi fotoğrafımız ve büyük hocalardan öğrendiklerimiz var.
Şimdi bir çok okurumun canı isteyecektir şöyle güzelce yoğrulmuş bol yeşillikli bir tabak çiğköfteyi… Vallahi tam zamanıdır. Hatta bence yeşili bol bir yerde köfte pikniği yapmak var ya, uzun süre unutulmaz bir anı olur. Hatta mümkünse bunu Karatepe´de, Ceyhan Irmağına karşı ve Asitavataya´ya hürmeten de yapabilirsiniz.