Önce belirtelim ki YSK bir yargı organı değildir. Yani yargı sınıfından herhangi bir mahkeme olmayıp devlet namına, hükümet adına seçim işlerini yürüten bir kurumdur.
Genelde yasalar günlük ihtiyaçlar için masa başında hazırlanır görüşü vermekte ve sakıncaları içererek hazırlanmaktadır.
Seçimler demokrasi gereği olup adil bir şekilde uygulanıp sonuçlanması için hakimlerden oluşan bir kurula bu ödev verilmiştir. Altısı yargıtaydan beşi danıştaydan oluşan üyelerle kurul teşekkül etmekte ve herhangi bir yargı işlemi yapmayıp bütün görevi ve yetkisi oylama işlemi ve sonucunu ilan etmekten ibaret bulunan bu kurul herhangi mahkeme niteliğinde değildir. Görevi ve yetkisi genel seçimlerden ibaret olup, yargı dışı idari mahiyette görevi bulunmaktadır. Fakat hakimlerden kurulu bulunması halk nezdinde ve hatta siyasette bir yargı kurumu imiş gibi algılanmasına sebebiyet vermektedir. Genel de mevcut olan bu bilgi yanlış olup hakimlerden teşekkül eden kurul hükümet adına idari bir görev yapmış bulunmaktadır.
YSK´ya kararlarından dolayı yapılan itiraz konumuz dışında ayrı bir bahis olup yazımızın amacı kamudaki yanlış anlamı vurgulamaktır. Yani YSK herhangi bir yargı organı olmayıp idari bir geçici görev sahibidir. Zira bu yaptığı işten dolayı kurul üyeleri hakimlik maaşları dışında belli bir ücret almaktadırlar. Bu dahi onların yargı görevleri şeklinde bu işi yapmadıklarını gösterir. Çünkü hiçbir mahkeme hakimi mahkemesinin işleri için hiçbir yerden maaşı dışında ücret alamaz. Halbuki seçim işleri için maaşları dışında ayrı bir ücret almaktadırlar. O halde bu iş bir yargı işi olmayıp hükümet adına idari bir iş yani yürütme erki adına geçici bir idari iş bulunmaktadır. YSK´nın anayasamız ve özel yasası çerçevesi içinde ve genel hukuk yapımıza göre kimliği budur.
Her işlemi böyle olup bir kısmı yargısal, bir kısmı ise idari anlamda anlaşılamaz.
Bu yazının amacı YSK´nın bir mahkeme olmadığını anlatmaktır. Diğer yönleri siyasetin takdirinde olup yazımızın konusu dışındadır.