ALİ TAŞ ADN.


“DÜNYANIN AVLUSUNDA”(*)


 

*KÖY

Adana! Sana gelmiştim umut içerim diye.

Ovalarına inmiştim çocukluğumun dağlarından.

Bana da yer açtın bağrında sağ ol.

Yaşadım bir zambak gibi kuytularında. (Dönüş-s.7)

Şiirleri Varlık, Yom, Akatalpa, İmlasız, Kül, İmgelem Çocukları, Şiirin, Şiiri Özlüyorum, Ücra, Şafak, Tay, Berfin Bahar, Kum, Yaratım, Etken, Ada, Dize, Patika, Mor Taka, Akköy, Her Şeye Karşın, Andız, Mühür ve Eliz gibi dergilerde yayımlanan; “Özlem Vurgunu”, “Beklenmeyen Konuk”, “Yalnızlık Yolcusu, Kırık Nehir”, “Güze Yolcu”, “Eylül Yarası”, “Sevdalı Su”, “Ödülsüz”, “Geceyi Kanatan Karanfil”, “Sırın Ardı”, “Çapraz Mistik”, “Naralı Eylül”, “Çürük Hayat”, “Düşteki Aşk”, “Musa ile Kiraz”, “Sözdüşüm” ve “Son Bahçenin Kırk Çiçeği” adlı şiir, roman, deneme ve eleştiri kitapları yayımlanan; “A Edebiyat” ile “İmgelem Çocukları” adlı dergilerin yayınında ve ”Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi”nin kurucuları arasında bulunan Zeki Karaaslan’ın, “Hançer” adındaki dosyasındaki şiirleri İtalya’da İngilizce ve İtalyancaya çevrilmiş.

Zeki Karaaslan, Toroslar’ı aşma çabası gösteren Adanalı bir yazın eri. Bir şiirinde, değindiği gibi kalkmış gelmiş Tufanbeyli’nin Fatmakuyusu köyünden zorunlu bir Çukurova göçmeni olarak Adana’ya, “bir zambak gibi kuytularında yaşamak için”!.. “Düşmezdim böyle hallere kalsam yağmurlarında” dizesi örneği, geçmişe yaslanan tınısına özgü yumuşak ve tatlı bir şiirsellikle sürdürdüğü şiirinde koşulların yol verdiği zorunluluk, iki arada bir derede kalmanın umarsızlığıyla da:”…/İzin ver Adana köyüme gideyim./Kaldım inceden bir düşün araflarında” dizesiyle naifsi umudunu sürdürürken kırsalına selam gönderen…  

Zeki Karaarslan’ın son kitabı olan “Dünyanın Avlusu”nda adlı şiir kitabı“Bakmalar” ve “Sonrası” olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Örtülü bir özyaşam öyküsü kokan  “Dünyanın Avlusu”nda adlı şiir kitabının ilk bölümüne özlem yüklü geri bakmalar hâkimdir… “Dünyanın Avlusunda” adlı bölümde yer alan 31 şiir 13 dizeden oluşur… Üç dörtlüğün bağlandığı, otuz şiirin sonunda yer alan “Başımda bir serinlik, bakmaya devam” şeklinde dizelerindeki senfonik vurgu 30 şiir boyunca sürüp gider… “Baktım, baktım, baktım, baktım…/Bunca bakmalardan bir toplam çıkardım./…” dizeleriyle başlayan “Bakmalardan Süzülen”(s.37) adlı otuz birinci şiir “İşte bu! Bakıp gördüklerim bu kadar…”(s.37) dizesiyle dizi bakmaları ve bölümü sonlandırır.

 

*DAĞ

“Şu karşı dağdaki ahlât ağacı örneğin./Köroğlu gibi yiğit görünüyor./Dalları da atın yelesi olmalı./…//Göğerdim avluda gölgesine oturduğum/Şu yaşlı dut ağacından beter günler içinde” (Dünyanın Avlusunda-s.8) dizeleriyle içeriksel izini sürdüren Zeki Karaaslan; bir yönüyle yine Çukurova kokan türküde olduğu gibi, özlemde bir ozan olarak geriye dönüp, duygulanımının denektaşı özelliğindeki, “…/Karşı dağın tepesinden sekerek inen”e/…” yinelemeli eylemi ile bakmayı sürdürürken de, “Çok baktım galiba, gözlerim çatallandı.” (Bir Yaralı Ceylan-s.10) söylemli yorgunluğunu, soyuttan somuta bir tinsel devinimle şiirce bir sıkıntıya dönüştürür: “Bir koşu kendime gidip ilaç almalıyım./Ruhumdaki eczaneden onun için.(Sarmaşıklar İçinde-s.11)   

 

*ÇOCUKLUK

Annemi ve atımızı unutmadığım doğrudur.

Çocukluğumu mendil gibi sakladım cebimde.

Arada bir çıkarıyor, öpüp kokluyorum.

Çocuk kalıyor insan annesini unutmadıkça.(Annemin Sesi-s.12)

Çocukluğunu sarıp sarmalayan anılardan yakasını kurtaramayan bir özne konumunda görülen ozan dünle bugünü iç içelikle kıyaslarken simgesel anlamda gördüğü at, dağ, avlu, dut gibi özgürlük nesnelerini sıralarken de hali haraptır… “Bir eski ıstarda kilim değilsiniz./Ki, desen desen kalmış olasınız./Bir sağlam aynada yüz değilsiniz./Ki, bundan onarılmıyor kırıklarım.” (Kardeşlerim Neredesiniz-s.15)  

Bir prangalı avlu, bu baktığım yer.

Fakat dün atı seyip, özgür.

Koşup duruyor bugünümün yolunda.

Hem rahvan, hem dörtnala.

“Yol boylarında zakkumlar var./Ömrüm kadar acıdırlar, bu kesin./İndim midibüsten tadına baktım./Feke’ye varmadan, Akkaya’da.” dizelerinde görüldüğü üzere; seyiplik, özgürlük duygulanımıyla çıkılan yolda ovalar, dağlar aşılıp, özlemin bittiği yere varmak kolay olmamıştır… “Bundan biliyorum her halini:/Feke’nin içinden geçerken,/Düşündüm, ne küçük bir kasaba./Aslında dünya da bir kasaba, düşündüm. (Feke’den Yukarı-s.16)” gibi dizelerin yöresel görselliğinde ilerleye ilerleye, manifesto bağlamında ileri sürdüğü, çorak tarlalarda ekin biçmeye, Tufanbeyli’ye varılmıştır artık:“Geldim işte! Fatmakuyu köyü, merhaba./Bıraktığım gibi korudun mu Fatma’yı./Saçlarındaki mineyi soldurmadın değil mi?/Ya dudaklarındaki gelinciği?”(s.17)

 

*FOLKLOR

Gelenek temelinden gelen bir şiir sesini ileriye taşımaya çalışılan, yöresellik evreninde folklorun gölgesinin düştüğü Köroğlu’lukla Karacaoğlan’lığın el ele verdiği otantik çizginin bir yönüyle yöresel ve doğa kuşatmalı bir görsellik yansıttığı görülür. Bu nedenle de savını sürdürür ozan:

Bir imkânsızın yelesinden nasıl tutulur.

Düşüm rüzgârdır, tutarım.

Yularsız, eğersiz, üzengisiz gezdirir o beni.

Düşmem, içim dağlara tutunuyorsa.

Arıkkaya, Obruk yaylası, Sarız ovası ve Çukurova ile Köroğlu, Binboğa, Erciyes ve Toros dağlarının gölgesi düşer şiire.. Özgürlüğü ve kaçışı simgeleyen dağ, at, yol. Biçimin işlevini gördüğü yalın ve somut simgelerle örülü şiirinde soyutun bölüm bazında yer alırken; “Düşmem, içim dağlara tutunuyorsa” der demesine fakat hemen sonra da, o Köroğlu mertliğini de içinde barındıran, kırsal/geleneksel “at, avrat, silah” üçlemesini köklü bir çağrışım olarak poetik masasına koyarken fakatı yapıştırır:

Ama döner dolaşır beni bana getirir.

Atımı avradımdan çok sevdim.

Atımı silahımdan çok sevdim.

Kişnesin dursun yanımda, çağlarca.(Atlara ve Yollara-s.13)

Bestsellerli Thomas Harrıs’ı yedi Oscar’a taşıyan Jonathan Demme’nin kulaklarını çınlatarak, köylük yerdeki “zılgıt”, “çığırmak”, “berdel”, “öreke” “avrad”, “merkep” gibi coğrafi ve otantik kökenli kırsal çağrışımlarla, “ot gülecek”(s.14) örneği somut imgesel gerçek dışılığa “kuzuların sesiyle yıkansam diyorum”(s.14)  gibi bir soyutluk eklendikten sonra, imgesel soyutluğundaki bu eğilimden payını alan neden/sonuç işleviyle ilişkili bir yansıma olduğu görülür.  

Ellerim, paçalarım saçlarım kirlenmiş.

Kuzuların sesiyle yıkansam diyorum.

Belki razı olurlar giderken yanımda.

Şuradan yolduğum otları götürsem. (Kuzuların Sesiyle Yıkanmak-s.14)

Folklorun etken olduğu ilk bölümün aksine; “mah”, “lal”, “arş”, “dua”, “âmin”, “kösnül”, “çerağ”, “şavk”, “şavkıyan”, “muteber”, “ıtri”, “metruk”, “meşk”, “esaret”, “figan”, “düçhar”, “ab-ı hayat”, “sâlâ”, “neş’e”, “turab”, “kâhin”, “afakî”, “biat”, “âlem”, “raks”, “yâd”, “revan”, “tarumar”, “secde”, “cellât”, “ceberut”, “bedbaht”, “otağ”, “nida”, “vuslat”, “hilekâr”, “saadet”, “tecrit”, “kadim” ve “tevek” gibi nostaljik rüzgârlar estiren sözcükler görülen ikinci bölümün Karaslan şirini yoğun bir zaman kaymasına taşıdığı dikkatlerden kaçmaz.   

 

*İMGE

“Denizi yok günlerimizin./…”(s.21) örneği cinasla anlam çokluluğunu yoklar gibi görülen Karaaslan; “…/Bir leyleğin gölgesinde,/Yarına bağdaş kurulur mu?”(s.20); “Ayaklarıma bir telaş tıkanıyor”(s.14) gibi dizelerle de somuttan soyuta imgesel yönelimler çizer. Genel anlamda yalın bir çizgide görülen şair; “…/Bir pelikan hüznü büyüttüm gönlümde/…”(s.21), “…/Göğündüm güneşsiz kıyılarda/…”(s.21), “…/Yazımdan kalktı umudun üveyiği./…”(s.24), “Mutluluk seferi, saçlarım öykülensin./…”, “…/Sarız ovalarında ömrüme ok mu attım?/…”(s.34), “İki arada bir deredeyim,…” (s.36), “Bir kedi sessizliğiydi gözlerin ömrümü tırmaladı/…”(s.53), “Sinemin tüneğinde zerdali açardı, kalbinli./…” (s.57), “…/Bir yıldızın avuçlarında severim senin seher vaktini./…”(s.57), “Hangi acıyla berdellendim”(s.68) ve “…şıklı sabahların denizine varmak içindi bu”(s.80) gibi, çizgisindeki dizelerde yer alan imgesel görsellikler, şiirsellikle örtüşen bir özellik taşır. “Yaşarken ellerimin üşümesi kaynar pınar!/…” gibi bir tezatlıkla da giriş yaptığı ikinci bölüm, “…/Yürüdüğün yoldaki deli kurşun yok eder gitmeyi/…” (s.41) dizesiyle sürerken; “…/Kanayan bileklerini ovalar göğsündeki kurşun./…”(s.42) gibi farklı imgelem düğümleri atar şiirine.

 

*EROTİK

“Dudağının nemliliği ürkek seherin gülü;/Nü! Göğsünde soğrulan: Sab(ah)tı./Güneşin gözlerinde dili mercan: İki,/Martının kumsala süzülüşüydü!”/s.45) örneği dizelerdeki çağrışımlardaki dolaylı benzetme, şiirin, erotizme kapı aralayan bir özelliği olarak değerlendirilebilir. Bu koşutta, sesle görüntüyü bütünleştirdiği, “…/Özümden yakamoz çığlıkları çaldılar./…” dediği şiirine şöyle başlar:

Benimki de püsküllü bela; durmadan kanar.

Dili uykuda, dağı kösnül, nehiri ikiz doğurur.

Nü aya nazire yakarım, mis gibi kokar.

Bulut taze bacaklarını açar; yağmur doğar.

***

Parçalandım Allah ne verdiyse; dar sokak.

Sıkıyı gören tüylü vadi kendini kaşır. 

Sarhoşla ayığı birlikte gördüm; divaneydiler.

O mor sümbüllü ahlâtı virane eylediler. (Arınış-s.44)

“Tohumun Yolculuğu”nda “Ayakların zincirine öfke olan yağmur;/yağıyor. Bahçeler yeşeriyor orda/…” (s.48) gibi dizelerdeki didaktik tuzağa düşmeyen anlam kırılmalarının etkenliği şiiri dizelerden dışlamaz.   

Ay ışığı delice sevişken mumdu tavernada!

Serildin peri silueti yatağımıza aşk kulvarında

Ateş dumanı yastık sarmaşıklığı, bülbül dili,

Karlar eriyordu, kardelenler açtı sinemizde. (Selam İle-s.72

“…/Hürriyetin ayaklarının altında kor olur eririm!”(s.68) diyen ozan daha sonra “Bir Hürriyet Güncesi” de tutmaktan kendini alıkoyamaz:

Hürriyet yaşama akan şelaledir!

Kurur varlık bahçesi o olmazsa.

Demokrasi, ıtri kokan merhemdir!

Yok olur özgürlükler o olmazsa.(s.49)

Zeki Karaslan, şair arkadaşı İlhan Kemal için yazdığı bir şiirle sonlandırır şiir kitabını:

Güle sordum, en iyi dostum diken dedi.

Nidalandım içimde hüzünler gümbürdedi.

Dağdaki karla akran oldum eriyiverdim.

Çağıldadım durdum ömrüm sulara erdi. (Değilleme-s.79)

*(Dünyanın Avlusunda/Şiir/Şiiri Özlüyorum Kitaplığı//88 sayfa/Mayıs 2018)



YAZARLAR

  • Perşembe 21 ° / 5 ° Güneşli
  • Cuma 23 ° / 5 ° Güneşli
  • Cumartesi 23 ° / 5 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.511%1,89
  • DOLAR

    7,2001% 0,43
  • EURO

    8,7788% 0,60
  • GRAM ALTIN

    415,11% -0,13
  • Ç. ALTIN

    684,9315% -0,13