ALİ UYSAL- EĞİTİMCİ YAZAR


GÜNÜMÜZ KARACAOĞLANI


KERİM AHMET’İN AŞKI

Halk Kültürü Araştırmaları

      Anadolu’nun Çukurova, Toros Dağları yöresinin gizemli bir havası, gizemli bir yaşantısı vardır. O yörede sevgi, sevda, türkü hiç eksik olmaz. Bir başka deyişle o bölgede Karacaoğlanlar hiç yok olmaz. Birbirlerine benzemeseler de Elifler, Karacaoğlanlar her zaman boy gösterirler. Bu öykümüzde bölgemizin bir başka Elif’ini, bir başka Karacaoğlan’ını, onların sevdalarını tanıyıp, türkülerini dinleyeceksiniz.

     Ne var ki aşıklarımızın çileli bir yaşamları vardır. Çoğu kez sevdiklerine kavuşamazlar. Dertlerini türkülere dökerler. Bu türkülere kapılarımızı kapayamayız. Can evimize yerleşirler. Gönül dünyamıza çadır kurarlar. Şairin dediği gibi:

    “Kahpe felek eder ona oyunu

     Çarşambayı sel alır

      Bir yar sever el alır

      Kanadı kırılır çöllerde kalır

      O Yunusu biçaredir

      Baştan ayağa yâredir

      Ağu içer su yerine!”

         Kerim Ahmet kısa boylu olmasına karşın Ören Köyün yakışıklı gençlerinden biri. Yakışıklılığının ötesinde başka erdemleri de var: Anlattığı ilginç olaylarla, okuduğu asker mektuplarıyla, yaptığı taklitlerle dinleyenleri gülmekten kırar geçirir.

         Düğünlerde, bayramlarda, toplu törenlerde hep ortaya çıkar. Halk tarafından sevilen, özlenen, aranan bir orta oyunu sanatçısı, konservatuvar sanatçısı gibi rolünü başarıyla sergiler.

         On parmağında on hüneri bulunan bu köy delikanlısının kızların beğenmesine engel bir kusuru var: 

         Son derece yoksul. Ne var ki gönül bu, gem vurulabilir mi! Gider köyün varlıklı kişilerinden İbişli’nin güzel kızı Elif’e konar.

         Biraz da İbişli’den söz edelim. Çevreye yabancı olanlar bu sözcükleri anlamakta zorlanacaklar. Biraz açalım isterseniz. Böylesi yaşam biçimine, adlandırmalara Yörük ya da Türkmen geleneği diyebiliriz. Deden çoğalan insan topluluğuna “sülale” adı verilir. Diyelim ki dedenin babası ya da onun dedesi “İbrahim”. Halk sözcükleri kısaltmanın uzmanıdır. ”İbrahim” hemen “İbiş” oluverir. Artık bu daldan çoğalan insan topluluğunun adı “İbişli” dir. Büyük dede “Kerim” ise “Kerimli”,” Halim” ise “Helimli” oluverir topluluğun adı.

“İbişli” geniş bir sülaledir. Köye göre varlıklı da sayılırlar. Büyük oğulları Hüseyin Ören Köy’ün kabadayısıdır.

         İşte bu “İbişli” nin güzel kızı, ”İbişli Hüseyin”in güzel kardeşi Elife yoksul Kerim Ahmet’in gönlü yakınmıştır. Tangır’da, Özeyir’de, Katrancı’da sığır ya da keçi güderken doğanın dili değişmiştir: Çiçekler Elif Elif diye kokmaya, keklikler Elif Elif diye ötmeye, yeller Elif Elif diye esmeye başlamıştır.

         Paşa Goca (koca) gördüğüne bu olayı yörenin diliyle anlatmaktadır: “O Kerim’in Ahmat şiy (şey) dellenmiş de dağlarda Elif Elif deyi bağırır öyle.

         Kerim Ahmet’e gelince türküler besteler içinden kaynamaya başlamıştır. O eşiz bestelerin çoğunu seller alıp götürmüş, yeller savurup bitirmiş. Bize kala kala dört beş dörtlüğü kalmış. Onu da size ulaştırıyorum: 

Ay Elif senin elinden

Neler gelecek başıma

Ben Elifi çok severim

Her gece girer düşüme 

 

Ataş attım gılıfına

Seyir ittim zülüfüne

Datlı canım gurban olsun

İbişli’nin Elifine

 

Gapılarına oturdum

Bitmez işimi bitirdim

Olan aklımı yitirdim

Ay Elif senin elinden

 

Yağan yağmır esen yele

Garın gapattığı yola

Elifin duttuğu dala

Sarılıp ölesim gelir. 

Not : Bölgesel dilde değişiklik yapılmamıştır.

Yakında yayınlanacak olan (ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ VE TÜRKMEN AĞITLARI kitabımdan alıntıdır.)

 



YAZARLAR

  • Perşembe 21 ° / 5 ° Güneşli
  • Cuma 23 ° / 5 ° Güneşli
  • Cumartesi 23 ° / 5 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.483%0,00
  • DOLAR

    7,2003% 0,43
  • EURO

    8,7831% 0,65
  • GRAM ALTIN

    414,91% -0,18
  • Ç. ALTIN

    684,6015% -0,18