Mehmet BABACAN, Eğitimci- Yazar ve Şair


TUZ ÇALARDIK AKDENİZDEN


Çevrede olup bitenleri anlayabilir duruma geldiğim 1940’lı yıllarda, kırsal alanın en geçerli geçim kaynağı hayvancılıktı.Bilindiği gibi kırsal hayvancılığı, yayla- sahil göçebeliği zorunlu kılan bir yaşam biçimidir. Gülnar ilçesinin büyük köylerinden sayılan Eskiyörük Köyü. ( şimdi Aydıncık’a bağlıdır.) Köyün geçimi hayvancılık sayılabilirdi. Sayılabilirdi diyorum çünkü köy arazisi dönerli olarak yarı yarıya açılabilmişti tarıma.

Köyün esas yerleşim yeri olan Üçbaş mevkii, ormanlık alanın koynunda kıraç ve kayrak bir yöredir. Adının, vaktiyle bu yörede üç derebeyinin yaşamış oluşundan geldiği söylenir.Nisan ayından başlayarak, köyün yaylası olan Akova’ya göçüldüğünden, köy çakallara ve sivrisineklere bırakılmış gibi olurdu..Köyde hububat ekimi yapılmaktaysa da, bu mahsulün kaldırılışı kısa sürede tamamlanır, köy ıssızlığına yeniden bürünürdü. Gerçi köyde birkaç tane göçmeyen, yani hayvancılık yapmayan aile varsa da, belirleyici olamıyor ya da yarı yayla Yassıbağ Köyüne çıkıyorlardı.

1942 Temmuzunun sonlarında, yani benim 6.yaşımı yaşadığım sırada; yani ağustos böceklerinin bitimsiz müziği eşliğinde cümle sivrisineklerin horona kalktığı ve de yıldızların gözü önünde insanın ipil ipil eriyip aktığı cehennem sıcağında, babamla birlikte köye indik. Yapacağımız iş planlıydı: Ben, eşeğimizle birlikte köyde beklerken; babam gece boyunca Tuzburnu’ndan tuz toplayıp, buluşma noktasına taşıyacaktı. Sonraki gece getireceğim eşeğe tuzu yükleyip, kimseye görünmeden kaçacaktık.

“Neyin, nesi bu?” demeyin: O yıllarda tuz kıtlığı vardı. Oysa tuz insan için de, hayvan için de vazgeçilmez bir nesnedir. Devletin İzmir’de bir kaya tuzu ocağı varmış. Herkes ondan almak zorundaymış da para nerde? Biraz acı da olsa, deniz suyunun tuzunu bilmez mi halk? Bir yandan yaz sıcağının buharlaştırmasıyla, bir yandan çukur saçlarda kaynatma yöntemiyle deniz suyundan tuz elde etmeyi bilirdi köylü.

Tuzburnu Aydıncık’ın doğusunda, Davulcu Tepesi’ne yakın “Ortaasya’dan gelip, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan” bir kayalık burundur. Kayalardaki çanak gibi çukurlara dalgaların doldurduğu su; temmuz- ağustos güneşiyle buharlaşır, çukurlar birer tuz çanağına dönüşürdü. Yaz sonuna doğru bu tuzlar tükenince ya da böyle çanakların bulunmadığı yörelerde kaynatma yöntemine başvurulurdu..

“Niye çalınırdı“ mı diyorsunuz? Halen sürüp giden zabıta mantıklı yönetim anlayışımız ta o zamanlarda da vardı. Deniz kıyısında “Tuz Kolcusu” ormanlık alanlarda “Orman Kolcusu”, “Döviz Kolcusu”, “Tütün Kolcusu” vs. gibi zabıta ekipleri boy boydu. Denizden tuz çalmak ciddi bir suçtu, sürüm sürüm süründürürlerdi. Bazı kaynakları koruyup kollamak gerekirse de, başına zabıta diktiğimiz bu değerleri halkın malı sayamadık. O yüzden sahip çıkma ve koruma kültürünü oluşturamadık. Ormanı tükettik. Denizi çöplüğe çevirdik; İnsan haklarını da emanete mi verdik ne?

İlk kez yalnız kalıyordum. Her yer ıpıssızdı. Çakallar hiç çekinmeden, uluya uluya evlerin arasında oyun oynuyorlardı. Eşeği ahıra katıp, güvence altına aldıktan sonra, yatağımı toprak damın üstüne serdim. Dikenli çalılarla da damın merdivenini iyice kapattım. Çakal sorununu çözmüştüm, ama cin- şeytan korkusu o kadar yoğundu ki, nerdeyse çakal ulumasını yoldaşlanıyordum. Her baktığım yerde bir şeyler gördüğüm için, gözümü yumuyordum. O zaman da beni bir şey kapacakmış gibi geliyordu. Bağıra bağıra söylediğim türküler ne zaman tükendi; göz kapaklarımı cin mi, şeytan mı kapattı bilmem, uyuyakalmışım

Müthiş bir mutlulukla uyandım. Beni öcü yememiş, cinler- şeytanlar çarpmamıştı. Akşama kadar oynaya oynaya üzüm incir toplarken, ikinci gecenin tasası çöküyordu yüreğime. Gece karanlığında, ıpıssız orman içinden yirmi kilometre yol gidecektim. Çakı bıçağıma ve bildiğim birkaç duaya güveniyorsam da; en çok güvendiğim eşeğimizin yoldaşlığıydı. Akşam karanlığı bastırırken bıçağım elimde; türkülerim dilimde yapıştım eşeğin semerine. Sağa- sola bakmadan hedef Tuzburnu’dur ileri!

Yöreyi iyi bildiğim için, kavil yerinde kolay buluştuk babamla. O, topladığı tuzları sakıncasız bir yere taşıyıp, yükü hazırlamıştı. Yükleyip, kaçarcasına uzaklaştık tehlikeli bölgeden. Tuzlukları her görüşte ürperişim o günlerden kalmadır belki.



YAZARLAR

  • Perşembe 21 ° / 5 ° Güneşli
  • Cuma 23 ° / 5 ° Güneşli
  • Cumartesi 23 ° / 5 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.498%1,02
  • DOLAR

    7,1972% 0,39
  • EURO

    8,7841% 0,66
  • GRAM ALTIN

    415,66% 0,00
  • Ç. ALTIN

    685,839% 0,00