ALİ TAŞ ADN.


“İNCE SÖZLE YARENLİK”  


DİŞİN KESMEZ(*)                                     

             “Hasta çocuğunu getiren köylüye Doktor Kazım Mutlu sorar:

            -Çocuğun nesi var anlat bakalım?

            -Doktor Bey çocuk ishal oldu,der.

            Sonra da doktorun, o anda içtiği açık çayı göstererek:

            -İçtiğiniz çay gibi yapıyor, diye de ekler.

            Kazım Mutlu, Aladağ’dan serin bir şekilde:

            -Telaşlanacak bir şey yok, şimdi ben ona biriğne yaparım, dişin kesmez olur, diye köylüyü teselli eder.” (Anlatan: Gülten Öcal-s.9) 

Sanat ve edebiyatın en güzel yanlarından biride yaşamdan damıtılan sanatsallıklardır. Otantik özellikleri de bulunan böyle bir sanatsallıktan söz edeceksek, folkloru da yabana atmayıp, fıkra ve anektottan halk şiirine, destana, özdeyişlere kadar gidebiliriz. Verdiği gerçekçi ve zekâ ürünü mesajlarla insanda duygulanım yaratan, kendimizi içinde bulduğumuz, gülümsemeler yayan bu tür gerçekçi öğretilerin yaşam yolunu aydınlattığı da bir gerçektir. Böyle bir girişten sonra, Ecdet Güvel’in  “İnce Sözle Yarenlik” adlı derlemesine girmek gerekir…

ANA DİLİM

“Kayınbabam Halis Güvel’de ileri yaşlarda unutkanlık başlamıştı. Rçokşeyiunutuyor, anımsatmak için çok uğraşıyorduk. Küfürbaz sayılırdı. Unutkanlığına karşın küfür etmeye devam ediyordu.

Bir gün:

-Baba her şeyi unutuyorsun, şu küfür etmeyi de unutsan olmaz mı? Dedim

-Olmaz, onu unutamam, o benim anadilim, dedi.” (Anlatan:Emin Güvel-s.15)

Ecdet Güvel, folklorik ve otantik kaynaklı yaşanmışlıklardan yola çıkarak, 1900’lerin ötesine sarkan bir derleme taramasıyla, gülümseyen izler bırkmaya çalışmış yaşamımızda… Uzun ve yorucu bir derleme olduğu anlaşılan anektotlarla halkın içindeki Nasrettin Hoca’lara ışık tutmaya çalışan Ecdet Güvel; otantik ve folklorik özellikli yaşanmışlıklarla gönülleri okşayan bir çalışma ortaya koymuş. Onun, oldukça fazla olan güzel anektotlarıından birkaçını yazımıza almaya çalışalım.                                                                                                                                                                                                                                                                                         YERİMİZİN KIYMATINI BİLEK                                                           İtürmez, Gafarlı ve Çiçeklidere köyleri arasında dört tarafı dağlarla çevriliküçük bir alandır. Bu alana girildiği zaman dünya ile iletişim kesilir. (Olayın geçtiği dönemin koşulları) Burada Köstü Paşa ailesi oturur. Keçi besleyerek geçimlerini sağlarlar. İtürmez’e özel olarak gelmeyen hiç kimsenin yolu düşmez Bu yüzden de aylarca dışarıdan bir haber alınamadığı olur.                                                                                          İştebu KöstüPaşa, birgün köyün merkezimahallesi Taşköprü’ye iner. Bakar ki diğer mahalle ve çevre köylerden insanlar gelmiş.                                                           Sorar:

-Bunlar bu gün burada niya toplandı?                                                                                -Paşa, oruçtutuldu bitti, bu gün Ramazan Bayramı, bayram namazı kılmaya geldiler.                                                                                                                                            Paşa, akşam İtürmez’e döner, eve gelir.                                                                           -Avrat, yerimizin kıymatını bilek, ramazan gelmiş geçmiş habarımız olmamış.                                                                                                                               (s.32)                                                                                             (1950’li yılların başı/İtürmez)

Ecdet Güvel’in derlediği “İnce Sözle Yarenlik” adlı kitapta Ali Güvel, Ali İrfan Güvel, Aysel Güvel, Burcu Güvel, Cengiz Güvel, Emin Güvel, Emiş Güvel, Ender Güvel, Enver Güvel, Fındık Güvel, Fuat Güvel, Güldane  Güvel, Halil Güvel, Halis Güvel, Hamdi Güvel, Hayri, Hayriye Güvel, İbrahim Güvel, İzzet Güvel, Lütfiye Güvel, Meydan Güvel, Mustafa İlhan Güvel, Nurten Güvel, Osman Güvel, Timur Güvel, Yaşar Güvel,  Yeşim Güvel, Yusuf Güvel, Zafer Güvel, Bayram Yiğit, Çetin Seçkin, Gülten Öcal,  Nurettin Güvel, Osman Güvel, Sadi Gülal, Ahmet Fakı Seçkin, Erol Seçkin, Güngör Büyüköztürk,  Kemal Kurt, Mustafa Hasanefendioğlu, Zühal Baldıran, Nigar Kocakılıç, Sinan Köstü, Halil Güveloülu, İsmail Güveloğlu, Recep Güveloğlu, Güveloğlu Galip Cevat, Galip Güvel Cevat, Fazıl Gülpınar, Sadık Boral, Vahdet Şimşek, Zati Ünaldı, Zuhal Baldıran, Kocaboğa (Ormancı) ve Mehmet Bey gibi kişilerin anı ve anektotlarından oluşan derlemelerin halk bilim adına bir kazanım olduğu söylenebilir. Her sayfada yer alan anekdotların altında nakleden ile anekdotlardaki belirgin kişilerin özgeçmişleri kısaca düşülmüş. Kadirli yöresine ait olan anekdotların coğrafi halkası zaman zaman genişliyor.  

                                               ÇALKAMA  

Gökoluk’ta Güveloğlu Mahmut Bey’in beylikçadırı önündeki hayma altında sohbet ediliyor. Söz dönüp dolaşıp hangi pınarın suyunun daha iyiolduğuna geliyor. Bugün adını bilemediğimiz bir kişi:”Çalkama’nın suyu bütün sulardan daha iyidir” diyor. Bunun üzerine, Mahmut Bey:”Öyleyse, Çalkama’dan bir su getir de içelim” der. Adam, su kaplarını alarak yola çıkar. Bir saat kadar gittikten sonra karşısından bir arkadaşı gelir. Bu arkadaşı nereye gittiğini sorar. Arkadaşının sorusunu, “Göğoluk’ta bir bok yedim de Çalkama’ya ağzımı yıkamay gidiyorum” diye yanıtlar. (s.115)                                                                             (1850’liyıllar-Gökoluk Yaylası-Saimbeyli)

 

Halkın gerçekçi olarak mizah yapması, ya da humour diyelim moda tanımla, olarak algıladığımız mizah, halkın içinden gelen yaşanmışlıktan dolayı gerçeklik taşır. Yaşanmışlık, dolayısıyla da anılardan oluşan “İnce Sözle Yarenlik”te de, erotizmden, halk dilinin sövgü ve sakınmasız konuşmalarına kadar bütünüyle var. Hamdi Güvel’in anlatacağı “DSİ’li Mühendis” başlıklı anektotun da gerçeklik adına tipik bir örnek olduğu söylenebilir.

                                               DSİ’Lİ  MÜHENDİS

Babm, (Ethem Güvel) DSİ’nin kıdemli şoförlerindendir. Birgün yeni göreve başlamış bir inşaat mühendisini, işletmenin pikabı ile görev yerine götürüyor. Karşılarından tanıdık bir şoför gelir, altındaki aracın kornası ile düt dedirerek selam verir, biizmkide aynısını yapar.                                                                                                      Mühendis sorar:                                                                                                                  -Ne yaptınız öyle?                                                                                                               -Senin diye bana küfür etti, ben de senin dedim.                                                              Biraz sonra yine karşıdan tanıdık bir şoför gelir. Bu gelen düüt düüt diye kornaya iki kez basar.                                                                                                                       Mühendis yine sorar:                                                                                                          -Bu neden iki kez çaldı.                                                                                                       -Bu, senin de yanındakinin de dedi.                                                                                    Toy mühendis:                                                                                                                     -Çabuk aracı geri çevir, arkasından yetişelim.

Sırada, Nedim Tarhan’lı biranektot var. Nedim Tarhan deyince de,onun, Ataol Behramoğlu ile birlikteki, şiir çıkan Barış Derneği davası elbette anımsanır…              Değerli dost şair-yazar Ataol Behramoğlu’dan dinlediğimiz, İnsancıl’da yayınlanan söyleşi ya da kitap yazımda da yer verdiğimi anımsadığım Nedim Tarhan’ın ismine bir anektotta rastlayınca, konudan söz etmeden geçemedim… Ataol Behramoğlu ile 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası Barış Derneği davasından Köy-Koop Genel Başkanı Nedim Tarhan ile birlikte yargılanırlar.  Spor salonunda yapılan savunmasına mavi, solmuş, kendsine küçük gelen mahkum kıyafetiyle çıkarıldığını ve Nedim Tarhan’ın o gün çok güzel bir savunma yapmasından etkilenen Ataol Behramoğlu, yazdığı dörtlüğü duruşmadan çıkarken Nedim Tarhan’a verir.                                                                                                                             Bir arkadaşımı dinledim yurdunu savunurken                                                                   İnanç ve güç doluydu, şaşkın yüzler sarkmıştı kürsüden                                      Bizler yarının insanlarıyız diye düşündüm                                                             Onlar ise ölüdür şimdiden   

            Nedim Tarhan’lı bir gerçekçi şiirden sonra dönelim anekdota… Siyasetin savrulduğu alan olarak nasıl bir yanılsama yaptığını da birlikte görelim…                                                                                                                                                                                                                                                       NEDİM TARHAN                                                               Ceyhan’ın Gümüldere köyünde öğretmendim. 1977 Mv. Genel seçimiiçin CHP ön seçim yapıyor. Köyün üçdelegesinden, meslektaşım olan İsmail hakkı Öztorun’a ve KÖY-KOOP yöneticisi, aynı zamanda öğretmen de olan Nedim Tarhan’a oy vermelerini rica ettim.                                                                                                                                      Gittiler, oylarını kullanıp döndüler.                                                                                   Delegelerden biri olan Nazım Gök:                                                                        Hocam senin isteğini yerine getirdik. İkisine de oy verdik. Fakat oy vermeden önce görmüş olsaydım, Nedim Tarhan’a oy vermezdim.                                                        Verdiği yanıt 1980 öncesinin fotoğrafıydı.                                                             -O, meclisteki kavgalarda iyi dövüşemez, zayıf biri, şakır şakır kemik. (s.158)

 

         *(İnce Sözle Yarenlik/Anekdot/Ecdet Güvel/kendi yayını/Temmuz 2020/170 sayfa)

 



YAZARLAR

  • Pazar 28 ° / 15 ° Bulutlu
  • Pazartesi 32 ° / 18 ° Bulutlu
  • Salı 29 ° / 16 ° Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    1.408%0,03
  • DOLAR

    8,0614% 0,68
  • EURO

    9,6770% 0,74
  • GRAM ALTIN

    460,45% 1,36
  • Ç. ALTIN

    759,7425% 1,36