ALİ TAŞ ADN.


“ÜCRA SÖZ”(*)             


 

İşte, şiire durmuşum zaman çocuk –

Tan açsın gece yamacında gülünü

Güneş, taşsın savaşsız bir karaya  

Kardeş’lik doğursun an’neler. (D-s.45)

 

            İlhan Kemal, Yeni Adana Sanat Sayfası’nda geleneğin izini sürdüğü o doksanlı yıllarda müzik güdümlü şarkı sözlerinden şiirini daha çağdaş bir noktaya taşıyan şiir emekçilerinden biri olduğu söylenebilir. Bu olumlu gidişinin, dersini iyi çalışmalarla bilediği izlenimi de algılanabilir.  

“Ben Şairim”- 2000, “Magnum” (2006) ve “Hiç Kimsenin Bildiği” (2007) adlı kitapları yayınlanan İlhan Kemal’ın, 4. kitabı olan “Ücra Söz”ün “Kalpgâh” adlı bölümünü mensur şiirler oluşturuyor.

 “Kalpgâh” ve “Hayat” adlı iki bölümden oluşan “Ücra Söz”de, lirizmin boşluğunu dolduran “berceste mısraları” tanımlama olasılığının yanı sıra; noktalama işaretlerinin dümen işlevi gördüğü anlam katmanlarında bata çıka ilerletme gibi, mensur şiiri şiire çeken bir güç işlevi yerine getirilir.

            Harf oyunlarıyla sözcüksel çağrışımlar da yapan İlhan Kemal; “yapayanlış” örneği sözcükleri de, şiirin yanına taşıyacak bir bütünlüklü örtüşmeyle,  özgün bir revizyona sokup, yapısal olumsuzluğa rağmen, yer yer anlam kırılmalarıyla örülen mensur şiirde lirizm dolu bir şiirselliğe erişen kesitler de verebilmektedir.

 

*MENSUR-GERÇEKÜSTÜ-POSTMODERN:

Bir üst dil imkânıyla şiir içinde şiiri zorlayan şair; gerçeküstücü gelgitlerle donanan bir uçuk ifadenin şiirde kabul gördüğü noktada bulunur. Bu konumda şiiri, yer yer anlamı bırakan, yer yer yakalayan bir şiir dalgalanmasının sularında aramak gerekir, özelikle mensur şiirlerinin…

            “h’avet” (S.11), “aparthan (s.12), “papahtya” (s.13), “falım’çin” (s.13), “zula” (s.15) gibi sözcükler dikkat çeker.. Özellikle “papathya ve “falım’çin” günümüz tabela yozluğundaki ”Memo’s” (Memo) dilimizdeki sözcük anarşisini de çağrıştırdığından söz etmek de yarar var.

            Bu güzel şeyler olmayacağı anlamına da gelmez tabii ki “zambak direnişi” bilinciyle “kederi dörtnala koşturan”(s.8) ozan olarak bir genellemeye tabi tutulurken postmodern/gerçeküstü etkiler çağrışımından da alıkonulamaz sırası geldiğinde veryansın ettiği duyurusuyla:

 

3. duyulmasın belâ dolaylarında çok gezindiğim yılkı atımla, kederi dörtnala koşturduğum, düşün göğünde ay arandığım. İşim yoktuhavva annenin son kızıyla, yalandım. Duyulsun. “(s.8)  

 

Tezatlarla kucak kucağa, “5-kar büyüten bir yazda, gülün kalbinden sızan üşümenin, bugüne darılan girdabın, kuralların feci delirmesinin” peşinde olan ozan;  “nurtopundan daha yedi renkli çıkmazlar” (s.14), “acıkmış kedi miyavlamaları”yla (s.14) yolumuza çıkar daha sonra. “yüzüne bakan yok kavak yelinin” (s.15), “b’aktı”, “ç’ağlayan” (s.31), “heidi”, “pollyanna” (s.17), “yek kalırsın”1 (s.17), “kederi fondip yapan” (s.28) örneği anlam kırılma ve çoğalmalarına açık bir mensur şiir düzleminde ilerlerken anlayış olarak da, yapı olarak da postmodernen olduğu kuşkuları yaratsa da, soyut ve anlamı bütünsel sırtlamayan şiir bütünlüğündeki dalgalanmanın gerçeküstüye göz kırptığı görülür. 

            Şiirlerin yer aldığı ikinci bölüm olan “Hayata”, İlk bölüme göre daha anlamlı ve lirizme de dolayısıyla el eden ”cemre dağıtan kalp”, “akıl tereği (S.37) gibi imgelerle giriş yapar.

 

“Hep kıştım, yaz mektupları fısılda” (s.37), “Çölün kalbi kummuşum, ağlarmış bende zaman durağı” (s.38),

“…/Her sözünü pankart yapıp alanlara taşıdım/..”(s.39)

 “…/Aşk hatırına güneşin her gün yeniden doğması/…”(s.56)

            “…/Salıncağı firar eden parklarda geçmiş çocukluğu/…”(s.56)

 

            “yüzgöz olmak” (S.39), “kandırıkçı” (s.39) gibi deyim ve tanımlarla şiirdeki yolculuğunu sürdüren İlhan Kemal şiirsel değinileri olumlu bölümlerle karşımıza çıkar ki, bunun adına biz biraz şiir diyoruzdan öte daha genel bir şiirsel alan bulur kendine şiir düzleminde. 

 

            Adımızın fısldandığı her ateşten

            Çıkmışsak, alnımızda yağmur dansı

            Çöle çiğdem armağan olunmuşsak

            Kuşkunun adresinde çocuklara park yapmışsak

            Kavanozun dışından izlememişsek balı:     

Yürek! Terini öpmeyi bildiğimizden olmalı…”(Öpüş-s.43)

 

            İlhan Kemal şiire yakın durduğunun bilincinde olan, yaşamı güllü, barışlı bir şiirsel yaşama dönüştürme gayretinde bulunan bir Güneyli kalem… Onun bu algıyı çoktandır yarattığına kuşku yok. Postmodern ya da gerçeküstücü denemeler de bunu değiştirmekte pek yararlı olacağı söylenemez. Sel gider kumu kalır sonuçta.

           

KAĞŞAMIŞ

 

            Gecenin neon ışıklarına ay ağlamış!                                                                                  Acayip durumlar dünyası, gördün mü?                                                                              Bir aşığın elindeki gül solmuş,         

buluşma durağında. Durakta bank yokmuş.

***     

Böyle saatlerce ayakta kalınabilir  

aşk için, unutulabilir yorulmak!

Yanmak, Kerem’den kalma gömlek:         

Eskimeyebilir, zamana kafa tuttukça!       

***

Sesim, seni şebboy koparıp,

atıvereyim şuracığa. Belki duyulabilir:

Şiir kokmayı öğrenir böylelikle,     

kağşamış hayatın yeni çocukları… (s.51)

 

                                                               İlhan Kemal

 

*(Ücra Söz/Hâyal Yayınları/Ağustos 2009/64 sayfa. )

 



YAZARLAR

  • Salı 18 ° / 5 ° Bulutlu
  • Çarşamba 18 ° / 8 ° Fırtına
  • Perşembe 16 ° / 8 ° Sağanak
  • BIST 100

    1.542%0,14
  • DOLAR

    7,3550% -0,67
  • EURO

    8,9470% -0,59
  • GRAM ALTIN

    439,58% -0,50
  • Ç. ALTIN

    725,307% -0,50