DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 26.01.2021 14:25:00 3012 0
  • BIST 100

    1.810%0,07
  • DOLAR

    12,8229% 0,05
  • EURO

    14,5623% 0,65
  • GRAM ALTIN

    741,06% 0,82
  • Ç. ALTIN

    1222,749% 0,82

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 14 11 0 3 18 36
2.Konyaspor 14 7 2 5 10 26
3.Hatayspor 14 8 4 2 9 26
4.Fenerbahçe 14 7 4 3 3 24
5.Alanyaspor 14 7 4 3 -2 24
6.Başakşehir FK 14 7 6 1 4 22
7.Fatih Karagümrük 14 6 4 4 3 22
8.Galatasaray 14 6 4 4 2 22
9.Adana Demirspor 14 5 4 5 2 20
10.Beşiktaş 14 6 6 2 0 20
11.Antalyaspor 14 5 6 3 -2 18
12.Gaziantep FK 14 5 6 3 -4 18
13.Altay 14 5 7 2 -3 17
14.Sivasspor 14 3 4 7 5 16
15.Giresunspor 14 4 6 4 0 16
16.Kayserispor 14 4 6 4 -4 16
17.Yeni Malatyaspor 14 4 9 1 -11 13
18.Göztepe 14 2 7 5 -7 11
19.Kasımpaşa 14 2 8 4 -8 10
20.Çaykur Rizespor 14 3 10 1 -15 10
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Salı 22.1 ° / 14.7 ° kırık bulutlar
  • Çarşamba 19.9 ° / 9.1 ° Hafif yağmur
  • Perşembe 16.5 ° / 8.1 ° Açık hava

KÜÇEREKLER, EPİZODLAR, ANLAR: Levent KARATAŞ

KÜÇEREKLER, EPİZODLAR, ANLAR: Levent KARATAŞ

Ay Işığı Renginde
Ajansın muhasebecisi Saadet. Konforlu odasının kapısı yalnızca patrona açıktır. Maaş ya da avans günleri karşılaşırdık. Bir kez de Vali Konağı Caddesinde. Subay nişanlısıyla. Üç kez, o aynı karşılaşmayı; başka biçimlerde anlatmıştı. Üçüncü anlatışında -gülümsemek yerine- yanıt verdim.

+ İnci takmıştı Nişantaşı'nda karşılaştığımız gün. Hem kolyesini ona, hem sizi birbirinize yakıştırdım.

-Evet! Ay ışığı renginde

Mektup

Gülleri topluyorsun vazodan. Yerine çarşıdan aldığın papatyaları koyuyorsun. Telefonda, uzun uzun susuyorsun. Çay ve ilkbahar çörekleri seviyorsun. Kolejlisin biliyorum, esriksin. Ama hep bir kapı kapanıyor seni sevince. Kapıların sımsıkı ve gerçek. Ruhun kapılarının anahtarlarını senden saklıyor. Kötü bir rüyadan uyanmış gibisin; vazoya papatyalardan sonra laleleri koyduğunu unutup. Perdeleri açık unutup uyumuşçasına ürküyorsun, pervazlar ötesindeki duygulardan. Sözcükleri de unutmuş gibisin, rüyalarını. Zamanını bölüyor, aklını karıştırıyor sevgiler. Ve iki beninin arasında uçuyor aklın. Hayaller var, çok hayaller. Yalnızsın. Çırılçıplak ve yalnız. Yalnızlığın mis kokmalı, yalnızlığını analatik bile bulmuyorsun ne de modern.

Soğuk kış geceleri çocukken bunları düşünürdüm. Şimdi, kiraz ağaçlarıdan, dallarında çocukluğum varmış gibi, çocuk çocuk bakıyorum sana. Derler ya, bilirsin işte, bir an öyle olduğunu düşündüm, kahrolası hayatın. Yalnız iç uygarlığında yaşayan biriyim ben. Acı duyuyorum, eski ve kıskanç söylenceleri yanıtlamaktan. Çağlar önceydi bu ilkel duyguların konuşması. Onlar bitti, buradayım. Seninle. Soldier Of Fortune gibi seviyorum, o çocuğu. Düşüncelerin sınırlarını bana anlatan, ben çocuğu. Zorlu bir kış geçirdim. Kulaklarıma dolan bu sesler, yüzüme yapışan bu yapay şeyler değil. Tut elimi, gerçek bu çocuğun söyledikleri...

Siklamen

Çiçek isimlerini öğrenmek için onun dükkânına gidiyorum. Bahane. Hissettirmeden çiçeklerin hemen hepsinin fiyatını soruyorum.

Ne kadar?
-Saksı içindekileri de-
“Şu yaprakları tavşankulağını andıran çiçek?”
“Bildiniz, Türkçesi, Tavşankulağı. Kış çiçeği, Siklamen...”

Onu seviyorum.

Gezinti 

İşte şöyle oldu. Bu öykü şöyle... 

Kıraç, killi ve taşlı yolda bir alacakaranlık Sindrella’sı konuştu:  “Affedersiniz,  amfi tiyatro nerede?" “İlerideymiş" dedim, kuru ağzımla, şaşkın.

“Birlikte gidelim lütfen,”

Mavi gece, siyah yolda rüzgâr üflerken amfi tiyatroya, dağın ardındaki köye doğru yollandık. Konuşurken kokular bıraktı. İnce krem rengi uzun çok dökümlü elbisesinin içinde kalbi vardı, görünen. Nihayetlenince yol, kapıdan uygarlığa bırakırken onu "hoşça kal,” dedi tekil. “Hoşça kalın" dedim. Gerçekti bu an bütünleri. Gezinti…

Smile & Go!

Mutfak imgesinin bütün anlamlarının gözlerimin önünde, bombardıman olduğu caddelerden geçiyorum. Smile & Go! spotlu reklam panosunun ışıkları cenaze arabasında ışıyor. Para ile tanımlara varmış bir kalabalığa çarpmak üzereyim. Ça ça ça - Çarptım. Sendeledim. Düşmedim. Gençliğimi kıskandı ciklet çiğneyen yuppie. Ahahahaha 1997.

Behçet Necatigil’in Evler kitabı ruhu gibi bir sokaktayım, nihayet. Bu yokuşun başında benim de evim var. Saklambaç oyunlarında helâya saklanabileceğin bir tek göz, bir yuva. Ben hiç bulaşık yıkamamıştım. Yıkıyorum. Mükemmeliyetçiler çok iyi bulaşık yıkar.

Güz

Güz hastalık saçıyor. Uykusuzluk melankoli ve grip. Geceleri yağmur soğukluğunu hissettiriyorsa; ruhun çıplaklığı da üşüyor.
İlk yağmurlarda -biz, çocuklar- naftalinli hırkalar giyerdik kış bohçalarından. 
+Anne benim zebra pijamalarım ner'de?
-Ner'ye koymuşsan or'da! Ağzımın içindee!

Yağmur biz hırçın çocukları severdi. Doğacı çocuklardık. Mikrop yorgunluğu taşımazdı yağmur. Güz heves edilen-özlenilen döngüydü. Şu -nüfus cüzdanı eskimiş- fi tarihli kuşak için.

 



YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: ETHEM BARAN

Öykü: Nefise Abalı

Şiir: Onur Sakarya

Öykü: Gülçin Göktay

Öykü: Püren Çetin

Öykü: Aslı Zorba

Haiku: Mutlu Derin Doğan

Öykü: Gül Parlak

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Aytül AKAL...

M. ŞEHMUS GÜZEL

Öykü: Nazire K. Gürsel

Şiir: İlknur Güneylioğlu Şengüler

Şiir: Nevin Koçoğlu

Şiir: Uygur ORHAN

Öykü: Gülser KUT ARAT

Öykü: Bayram SARI

Öykü: Ali GÜNAY

ÖYKÜ: SEMA CANBAKAN

Öykü: Gülşen ÖNCÜL

M. ŞEHMUS GÜZEL

Şiir: Salih Mercanoğlu