YAVUZ ALİ SAKARYA


SALİH KOÇ İMZALI OKUNACAK KİTAPLAR

Pandemi tutukluluk günlerinde en büyük tesellimiz, zaman geçirme aracımız, imdat kolumuz kitap. İyi ki yazı bulunmuş, iyi ki parşömen sayesinde ilk formalar, ilk kitaplar oluşturulmuş.


Pandemi tutukluluk günlerinde en büyük tesellimiz, zaman geçirme aracımız, imdat kolumuz kitap. İyi ki yazı bulunmuş, iyi ki parşömen sayesinde ilk formalar, ilk kitaplar oluşturulmuş. Gerçek anlamda ilk kitaplar bizim yaşadığımız topraklarda Anadolu coğrafyasında oluşmuş. Ne güzel!

***

Kısıtlı ortamda okuyarak, yazarak zaman geçiriyoruz. İçimizdeki sıkıntıyı okuyarak gideriyoruz. Hafta içinde iki kat sevindim, çünkü öğretmen emeklisi, Gölköy’ün tozunu yutmuş Salih KOÇ’ tan adıma imzalı iki kitap aldım. Kitaplar, adlarıyla birbirini tamamlayan kitaplar. “BİR YOLUNU BULMUŞTUK…’’ O yoldan yürüyerek, “ANADOLU’DA EĞİTİM GÜNEŞİ” açmıştı.

***

Yazar KOÇ, toplam iki kitapta (144 + 128) = 272 sayfa ile her iki kitapta (80+80) = 160 ın üzerinde şiir ve yazı ile ağırlıklı olarak Köy Enstitüleri’ni, mezunlarını gündeme getiriyor. Yazar, Enstitüleri ve enstitülüleri değişik boyutları ile değerlendiriyor. Aslında zorlu bir işe soyunmuş. Milletin yazı ile anlatmakta zorlandığı konuları şiirsel bir dille ele alıp değerlendirmek öyle her babayiğidin harcı değil. Önemli bir deneyim, belki de ilk uygulamalardan biri. Kendisini kutluyorum.

***

Sinop iline bağlı Erfelek ilçesi İnesökü Köyünde doğan Yazar Salih KOÇ, 1970/76 yılları arasın-da Kastamonu Gölköy İlköğretmen Okulu (5yıl) ve Sinop Öğretmen Lisesi’nde (bir yıl) oku-muş. Daha sonra Giresun Eğitim Enstitüsü’ne girerek 1978 yılı Aralık ayı sonunda oradan mezun olmuş. Mart 1979 –Ağustos 2004 yılları arasında değişik eğitim kurumlarında öğretmenlik ve yöneticilik yapmış. Yazar KOÇ, emeklilik sonrasında özel eğitim kurumlarında çalışmaya devam ederek, eğitim hizmetini sürdürmektedir. Öğretmen emekli olmazı kanıtlıyor. Ayrıca 2017 Şubatından bu yana internet eğitim (eğitimhane) sitesine gönderdiği; öğretmen, öğrenci ve velilerin ücretsiz olarak çıktı alabildiği çalışma sayfalarının beğeni veya indirilme sayısı 1.250.000’i aşmıştır.

***

"BİR YOLUNU BULMUŞTUK…" adlı bu kitabın yazılış amacı, kitapta şöyle özetlenmektedir. “Ülkemizdeki kırk bine yakın köyün neredeyse yüzde doksanından fazlasında okulların bulunmadığı bir dönemde fikir babalığını Mustafa Kemal ATATÜRK' ün, siyasi mücadelesini Hasan Ali YÜCEL' in, uygulama yükünün İsmail Hakkı TONGUÇ ve yakın mesai arkadaşlarının çektiği çalışmalarından biri olan Köy Enstitüleri’nin neden kapatılmak istendiğinin şiir-sel bir dille anlatımıdır.”

***

Nasıl Roma İmparatoru Sezar, Tokat’ın Zile ilçesinde kazandığı zaferi çok kısa bir notla Roma’ya “Geldim, gördüm, yendim!” (Veni, Vidi, Vici!) demişse, Salih KOÇ da, bir eğitimci olarak meraklarını, yazma gerekçelerini üç ana başlık altında topluyor ve “okurum, yazarım, gezerim” diyor, dediğini de yapmaya devam ediyor.

***

Kitapları birlikte tanıtma işine gelince, arka arkaya okudum kitapların her ikisini de. Bakalım, tanıtım işinde deneyimlediğim yöntemi beğenecek misiniz? İlginç bulacak mısınız?

***

SAKARYA: Her aşamada okumayı, yazmayı öngören, öneren bir yapınız var. Öğretmen tavrı bu.

KOÇ: Doğal değil mi, “Dünyada insanlar için en değerli, en vefalı en sadık dost kitaptır” diyen TONGUÇ ’un yolunun yolcusuyuz. Kitap okumayı, yazmayı bir öğretmen olarak uygarlık yolunda atılan güzel adımlar, geleceğe bırakılan izler olarak görüyorum.

***

SAKARYA: Kitaplarınızı Köy Enstitülülere ve o davaya gönül verenlere armağan ediyorsunuz.

KOÇ: Bu da çok doğal. Her iki kitapta da en çok onlar ve yaptıkları konu ediliyor. İyi ki ülke olarak öyle bir deneyimden geçmişiz. Bize özgü ve çözümcül bir eğitim kurumumuz olmuş. Onu örnek almayacağız da neyi örnek alacağız? Onu konu edinmeyeceğiz de neyi konu edineceğiz? Benim yaptığım, yapmaya çalıştığım, Köy Enstitülü o çınarları ön plana çıkartma, örnekleyerek toplumun önüne serme gayretidir. Unutulsun, izleri silinsin istemedim. Buna gönlüm razı olmadı.

***

SAKARYA: Bence, bindiğimiz dalı kestik güzelim kurumları, Enstitüleri kapatarak, ülkenin egemenlerinin işine geldi bu durum. Çıkarları zedelenenler, körüklediler, kapanışı hızlandırdılar. Ülkeyi mahvettiler.

KOÇ: Aynen, bindiğimiz dalı kestik elbirliğiyle. Ağaların, beylerin, partili eşrafın topluca oyununa geldik. Sonradan anladık ki;“Köy Enstitülerinin kıymetini bilmemekle,

En büyük kötülüğü yapmışız ülkemize”.

***

SAKARYA: Mustafa Kemal’in, savaş alanlarından tutun, eğitim, ekonomi ve kalkınma alanında olsun, “Yurtta barış, Dünyada barış” isteğiyle olsun. “Mazlum uluslar”a örnek olduğunu biliyoruz.

KOÇ: Bu konuda “Adın Bile Yeter” diyorum.

“Mavi gözlerinle,

Sarı saçların.

Düşmana korku saldı,

O, kartal bakışların.

İlham verdi, kazandığın zaferler,

Şahlandı, ayaklandı, mazlum milletler.

Aradan geçse de uzunca seneler,

Ey büyük Atatürk! Adın hepimize yeter.”

***

SAKARYA: Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı sonrasında “Asıl savaş şimdi başlıyor” diye yorumladığı savaş neydi? Neyi başarmak istiyordu Sarı paşa savaşın ardından?

KOÇ: “Atam, kafasına koymuştu, Üreten köylüyü, “Milletin Efendisi” yapmayı.”

***

SAKARYA: Dile de özen gösterdiğiniz anlaşılıyor. Uygun sözcükleri seçerek, yerli yerinde kullanarak yazıyorsunuz.

KOÇ: Dili, güzel Türkçemizi kendime örnek aldığım şairimiz Fazıl Hüsnü’nün çok güzel biçimde nitelediği gibi “ses bayrağı” yapma gayreti içindeyim. “Anadilim Türkçem” diyorum:

“Milletleri millet yapan; ortak tarih ve dilidir.

Diline sahip çıkmazsan, bil ki; halin nicedir!

Dil demek vatan demek, ona sahip çıkmak gerek.

Okuruz, yazarız, öğreniriz, güzel dilimizi severek.”

***

SAKARYA: Köy Enstitüleri sizce ne demek?

KOÇ: “Üretirken eğitmek, Eğitirken üretmek, Köy Enstitüleri demek.”

***

SAKARYA: Biliyoruz, bize özgü, bir eğitim projesi, Unesco’nun gelişmekte olan tüm ülkelere çözüm olarak önerdiği çözümcül örnek uygulama. Köyü kendi içinden canlandırma projesinin adı, Köy Enstitüleri.

KOÇ:  Köy Enstitüleri’nin her biri bir “Eğitim Güneşi” dir.

“Sor soruştur,

Dünyada yoktur bir eşi,

İşte böyle doğdu,

Anadolu’da eğitim güneşi”

***

SAKARYA: Kuruluş amacı neydi Enstitülerin?

KOÇ:

“Olmadan kitabın,

Sığ düşüncenin hamalı,

Özgürce düşündürmektir

Köy Enstitülerinin amacı.”

 “Üreten, çağdaş, yenilikçi

Her alanda atılımcı

İnsan yetiştirmekti,

Köy Enstitüleri’nin amacı”

***

SAKARYA: Neler öğrendiler Enstitü öğrencileri Enstitülerde?

KOÇ:

“Karacaoğlan gibi çalıp, söylemeyi,

Köroğlu gibi haksızlığa karşı gelmeyi,

Keloğlan gibi yalan söylememeyi,

Enstitülerde öğrendiler

Güzel olan her şeyi.”

***

SAKARYA: Köy Enstitülerinde temel ilke neydi ?

KOÇ:

“Yaparak yaşayarak öğrenme,

Bir başka deyişle, iş içinde öğrenme

Köy Enstitüleri’yle birlikte,

Eğitimde oldu, vazgeçilmez ilke.”

SAKARYA: Başka?

KOÇ:

‘’Ezberlemeden hiç bir şeyi,

İş içinde öğrenirlerdi her şeyi.

Böylece dikkatleri üzerine çekti

Kurulan Köy Enstitüleri. ”

***

SAKARYA: Öğretmeni, öğrencisi, herkesin topluca uyduğu hangi kuralları vardı.

KOÇ:

“Kurallarımız vardı,

Doğruluk , dürüstlük gibi,

Hak etmeden yememek gibi.

Ülkümüz vardı, vatanı sevmek gibi.”

***

SAKARYA: Enstitü mezunlarının gittikleri köylere ne gibi katkıları oldu?

KOÇ:

“Yeşerdi bozkır,

Dağılınca her biri köylere,

Bir güneş gibi doğdular,

Anadolu coğrafyası üstüne.”

***

SAKARYA: Enstitülerde oluşan sevgi saygı ortamı nasıldı?

KOÇ:

“Herkes birbirine karşı saygılıydı,

Küçükler sevilir, büyükler sayılırdı,

Her öğrencinin kendinden büyük

Bir abisi veya bir ablası vardı.”

***

SAKARYA: Enstitü eğitimi verilerek nasıl bir aydın tipi planlandı?

KOÇ:

“Cumhuriyet kendi aydınını

Kendi içinden çıkartacaktı,

Hem anlatan, hem de yapan

Yeni bir aydın tipi oluşacaktı.”

***

SAKARYA: Köye atanan öğretmen, sorun çözendi, danışılan, yol gösteren, öğretendi. Saygınlığı konusunda neler biliyoruz?

KOÇ:

“Bir ağırlığı vardı öğretmenin,

Onsuz tadı olmazdı düğünün, derneğin.

“Yaban” sayılmazdı hiç bir öğretmen,

Onur misafiriydi, çalıştığı köyünün. “

***

SAKARYA: Durum tespiti yapıyorsunuz öncelikle köylere dair:

KOÇ:

“O yıllarda köyler çok fakirdi,

“Cahillik” hepsinden beterdi.

Sıtma, verem, bit, pire…

Sanki, sıradan şeylerdi.”

***

SAKARYA: Yazar KOÇ olarak, Köy Enstitülerini bizzat enstitülülere tarif ettiriyorsunuz:

KOÇ:

“Okuruz her daim kitap elimizde,

Çok çalışsak da bitap düşmeyiz,

Hiç olmaz devletimize yükümüz,

Çünkü bizler, Köy Enstitülüyüz”

..

Çağdaş uygarlıktır yönümüz,

Atatürk devrimleridir ,ülkümüz,

Hiç olmaz devletimize yükümüz,

Çünkü bizler, Köy Enstitülüyüz”

***

SAKARYA: Enstitülerde okumak herkes için önemlidir ama, kız çocuklarının okutulmasına da-ha da önem verilir.

KOÇ:

“Çocuklarını gönder mektebe,

“Kız da okur muymuş?” deme,

Bizi, cahillik getirdi bu hallere,

Kulak ver öğretmenin sesine. ”

***

SAKARYA: Tonguç Baba, neyi öğretti, Enstitülülere?

KOÇ:

“Tonguç sayesinde öğrendiler,

“Yoksulluğun ve cehaletin kader (yazgı) olmadığını.”

***

SAKARYA: TONGUÇ, yaptıkları ile sıra dışı bir insan, gerçek bir bilge idi.

KOÇ:

“Bilge olmak, bilge kalmak,

Yaşadığı her anı, bir ülküye adamak,

Herkese nasip olmaz,

Bir büyük efsane olmak.”

***

SAKARYA: Anadolu kokardı diyorsunuz üzerinde yaşadığımız topraklar için.

KOÇ:

“Kimse kalmasın diye

Sanatsız, kitapsız

Ve de kültürsüz,

Adına Köy Enstitüleri dediğimiz,

Bir türlü kıymetini bilemediğimiz,

Öyle köklü mekteplerimiz vardı ki bizim.

Yaparken öğrenirdi, öğrenirken yapardı,

Bu ne duyulmuş ne de görülmüş şeydi.

Özgür okuma saatleri vardı,

Herkes mutlaka okur,

Bazıları da yazardı.

Ve de yazdıklarında;

Buram buram

Anadolu kokardı.

Atölyeleri vardı;

Resim, Ahşap, Demir,

Salonları vardı;

Müzik, tiyatro, sinema,

Her yerinden kültür akardı,

Her melodisi, her perdesi, her sahnesi,

Buram buram

Anadolu kokardı.

***

SAKARYA: Varılmak istenen “hedef” neydi?

KOÇ:

“Kıymet bilenlerin elinde

Üretim, yüce bir değerdi…

Köy Enstitüleri yoluyla üretimi,

Köylere yaymak, en büyük hedefti.”

***

SAKARYA: Enstitüler, kapatılmasaydı,

KOÇ:

‘’Planlandığı gibi yürüseydi enstitüler,

Bugün, köylerinde otururdu köylüler,

Ne trafik sıkışırdı şehirlerde,

Ne de ithal edilirdi, yediğimiz ürünler.”

***

SAKARYA: Köy Enstitüleri; enstitülüler eliyle oluşturulan birer yeryüzü cenneti idi desek?

KOÇ: Öyle demeyelim ama, “Bozkırda yaratılmış birer cennet” ti enstitüler. Hayat kaynağı birer vaha idi her biri. Köy çocukları için kurtuluş umuduydular. Ellerinin değdiği her yeri canlandıran, cennet kılan, iş kotaran elleriyle övünen köy çocuklarının yarattığı dünya cenneti.

***

SAKARYA: Bu şiirsel söyleşi için teşekkür ederim. Sağlık mutluluk dilerim. Son bir bağlantı cümlesi istesem:

KOÇ: Eğitimde, kalkınmada, çağdaşlıkta çözüm biziz, kendimiziz. Köy Enstitüleri, zamanında o yokluk, yoksulluk koşullarında nasıl başardıysa, bizler de toplumun içinde bulunduğu yeni koşulları göz önüne alarak bize özgü, insanımızı ön plana alan ‘’Üretimin, yüce bir değer sayıldığı, üretenin el üstünde tutulduğu’’ özgün projeler üretebiliriz. Elbirliği ile uygulamaya koyabiliriz. Toplum olarak, birilerinin arkasından gitmeyi içimize sindiremeyiz. Bize öncülük yakışır. Yakışanı yapalım, derim.

SAKARYA: Sağlıcakla kalın. Kaleminiz pas tutmasın. 16 Ocak 2021, Antalya

 



YAZARLAR

  • Salı 43.3 ° / 24.5 ° Açık hava
  • Salı 43.3 ° / 24.5 ° Açık hava
  • Çarşamba 42.8 ° / 24.3 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.409%0,65
  • DOLAR

    8,4093% 0,74
  • EURO

    9,9814% 0,59
  • GRAM ALTIN

    489,01% 0,47
  • Ç. ALTIN

    806,8665% 0,47