PROF. DR. FİKRİ AKDENİZ - BİLİM DÜNYASI


HOŞGÖRÜNÜN TOPLUMDAKİ  ÖNEMİ  


Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre hoşgörü: Her şeyi anlayışla karşılama durumudur. Hoşgörü, yapılan her şeyin kolayca kabul edilip onaylanması değildir. Hoşgörü:  bir insanın başka insanların düşüncelerine, yaşam tarzlarına, dinlerine, dillerine, davranışlarına ve benzer birçok duruma iyimser yaklaşımla, yan tutmadan katlanma anlamına gelmektedir.

 Hoşgörmek olaylara ön yargısız yaklaşmaktır. Türkçede hoşgörme isteminin, daha çok davranışlarla ilgili kullanıldığını görüyoruz.  Hoşgörmek affetmek ya da izin vermek değildir. Olayları ve olguları “reddetmemek”tir. İnsanların hoşgörülü olduğu bir toplumda içsellik duygusu her zaman daha fazla gelişmiştir. Bu durum insan ilişkileri üzerinde çok önemli bir etkiye sahiptir. Hoşgörü'de öncelikle duygusal bir yaklaşım söz konusudur. Hoşgörü,  bireysel, toplumsal, ulusal olabilir. Hoşgörülü bir toplum yaratmak istiyorsak, çocuklarımızın etik eğitiminden başlamamız gerekir. Eğer onlara akılcılığı ve demokrasi fikrini aşılayabilirsek, aile içindeki demokrasiyi yaşatabilirsek, bunu topluma da yansıtabiliriz.

İlk insanlardan beri bir arada yaşamak, birbirine katlanabilmek ortak bir anlayıştır. Farklı kişileri ve bununla birlikte farklı görüşleri ortak bir ülküye odaklamak ulusların, inançların oluşmasında ana etkendir Karsımızdaki kim olursa olsun, bir insan olarak görmeliyiz. Bilgiye dayanan düşünce yapısı ile yaklaşmalıyız. İnsanlar birbirini hoş görmemiş olsaydı halen birbirini öldürüp çaldıklarını yiyen ilkel canlılar olurduk. Empati kurmasak, acıma olmasa, konuşmak bile olanaklı olmazdı.

Hiçbir insan aynı düşüncelere sahip olmak zorunda olmadığı gibi aynı şekilde yaşamak durumunda da değildir. Bu durum herhangi bir zorlama olmaksızın sevgi ve sevecenlikle kabul edilmelidir. Mevlana’nın deyimiyle “Sevgide özveri yolunu bilmeyenleri asla gönül kapısından içeri sokmayın”

Her insan özgür bir bireydir ve insanların yaşam tarzları arasında küçük ya da büyük bir takım farklılıklar olabilir. Bu farklılıklara karşın her insan birbiri ile hoşgörülü bir ilişki içinde olmalıdır. Hatta kimi zaman insanlar hata yaptığında da, insanların hata yapabileceklerini ve bunun normal olduğunu düşünerek hoşgörülü olunması doğru bir davranış olarak kabul edilir. Hoşgörü, başka insanların kusurlarında, kendinizin de payı olduğunu onaylama olgunluğudur. Sevgili okuyucular, hoşgörüden söz etmek çok hoş ve çok kolaydır. Söz edenin hoşgörülü olup olmaması ayrı bir olaydır Unutulmaması gereken en önemli nokta hiç kimse başkasına hoşgörülü ve erdemli olmayı öğretemez,

Aşağıda ünlü düşünürlerin hoşgörü üzerine söylediklerini paylaşacağım:

Fransız yazar ve filozof Voltaire (1694-1778) ’nin deyimiyle  “Anlaşmazlık insanın en büyük hastalığıdır. Hoşgörü ise en önemli çözüm yoludur”. Voltaire  haklı olarak ne diyor. "İnsanları ve yönetimleri hoşgörüden uzaklaştıran en önemli etken çıkardır. Siyasal iktidar söz konusu olunca hoşgörü kalmaz”.

Polonya doğumlu Alman filozof, yazar ve eğitmen Arthur Schopenhauer (1788-1860) “Karşımızdakinin yalnızca kendi akılsızlığımız, kusurumuz ve kötülüğümüz olduğunu akıldan çıkarmayarak her insanın akılsızlığına kusuruna ve kötülüğüne hoşgörülü bir şekilde yaklaşmalıyız”.

Avusturya’lı bilim filozofu Sir Karl R. Popper (1902-1994) “Eğer sınırsız hoşgörümüzü, hoşgörüsüzleri de içine alacak kadar genişletirsek ve hoşgörülü bir toplumu, hoşgörüsüzlerin saldırılarına karşı koruyacak önlemleri almazsak, hoş görenlerle birlikte, hoşgörü de yok edilmiş olacaktır”.

Ünlü Rus yazar, tarihçi ve filozof Aleksandr Solzhenitsyn (1911-2008) e göre “Evrensel bir kuraldır: Hoşgörüsüzlük yetersiz eğitimin ilk işaretidir. Kötü eğitilmiş kişi kaba bir sabırsızlıkla davranır oysa gerçek eğitim alçak gönüllülüğü besler”. 

Hoşgörüsüzlük toplumsal bir canlı olan insanın birlikte yaşama, farklılıkları aynı paydada buluşturma özelliğini reddetmek ve iletişimi engellemektir. Herhangi bir olaya hoşgörüsüz yaklaşmak doğaya ve evrene aykırıdır. Hiçbir şey tam olarak reddedilemez. En kesin kuralların dahi kural dışılıkları vardır. Hoşgörüsüzlüğe de hoşgörülü yaklaşmak gerektiğini söylemeliyiz. Bir olay, nesne ya da davranıştan daha çok, en azından bir fikre katlanabilmeliyiz. Yalnız bilgiye dayanan düşünce hoşgörü sınırları içinde kalabilir.

HOŞGÖRÜLÜ OLMAK İÇİN NELER YAPMALIYIZ: 1.İnsanlara karşı anlayışlı olmalıyız 2.İnsanların kusurlarını görmemeli ve onların ayıplarını açığa çıkarmaktan kaçınmalıyız. 3.Topluma ve insanlara uyumlu davranışlarda bulunmalıyız. 4.İnsanların farklılıklarına saygı duymalı ve tahammül etmeliyiz. 5.Çevremizdeki insanların hatalarını karşı anlayışlı olmalıyız. 6.İnsanların duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmalıyız. 7.İnsanlara değer vermeli ve değer verdiğimizi hissettirmeliyiz. 8.İnsanların düşünce ve inançları farklı ise onların düşünce ve inanç özgürlüklerine hoşgörülü olmalıyız.

Dostça kalın…



YAZARLAR

  • Perşembe 21 ° / 5 ° Güneşli
  • Cuma 23 ° / 5 ° Güneşli
  • Cumartesi 23 ° / 5 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.511%1,89
  • DOLAR

    7,2001% 0,43
  • EURO

    8,7788% 0,60
  • GRAM ALTIN

    415,11% -0,13
  • Ç. ALTIN

    684,9315% -0,13