ALİ TAŞ ADN.


“YABANCI BİR ŞEHRİN KAPISINDA”(*)


            M. İrfan Benli’nin ilk kitabını özümsercesine, sindirircesine okuyup, ya da uzun  süren bir tiryakiliğin bağımlılığından kendinizi kurtarıp da, özgünlük adına bir nitelik aradığınızda umutsuzluğa kapılmazsınız… Damak tadı veren ve okuru “tembellikten kurtaran”, özgün imgelerin çerçevelediği bir Benli şiiri çıkar karşınıza… Şiire, kültüre bir birikimle gönül vermiş biriyseniz, bu özgün imgelerin, anlama, elastikiyet hoşgörüsüyle el uzatışındaki tatlılığı fark edebilir, aklın yollarını aşışını duyumsayabilirsiniz. Biçim kaygısı taşıyan bu duyumsayışın, içeriği dışlamadan sunduğu izler, Benli’nin şiir yolunda olduğunun işaretleridir.

            Şiir adına sıkça vurgulanan bir kaygı var… Akılcı şiir yazıyorum diye şiirini (dolayısıyla şiiri) yozlaştıran çabalara tanık olunmakta. İşte Benli şiirinde bu olumsuzluk görünmüyor. Kitaba önsöz yazan İhsan Topçu da (bizimle) aynı kaygıyı taşıyor olacak ki; “didaktik şiir” bağlamında şunları vurgulamakta: “Düşünce ağırlıklı şiir yazıldığında, ozanı önemli bir tehlike bekler: Didaktik düşünce. Şiir adına da bu olumsuzluktan kurtulmanın yolu, düşünceyi estetik duruma getirebilmektir. Mahir Benli, yer yer düşünceyi öne alıp didaktik düşünce batağına düşmeden, şiirimizin sürekli kan kaybeden önemli bir damarına kendini ekliyor.” Topçu’nun yaklaşımıyla değerlendirecek olursak; öğretici bir söylemin bakir ussallıkla nitelik kazandığı özgün bir deyiş olarak tanımlayabilmek olası.

            M. İrfan Benli’nin sözcük dağarcığında insan, sevgi, doğa, umut, öfke önemli bir yer tutar. Toplumsallıkla buluşan acı, hüzün, umutsuzluk ya da umutlanma arayışı, “demirbaş bir duyarlılık” taşır. Bu  duyarlılık katmanının bir kolu da yabancılaşmaya uzanır.

            “Çelişki” (s.12) adlı şiirde, güncel yaşamdan kaynaklanan olumsuzlukları, mecazi anlamların ardına gizlediği tiplemelerle şöyle görselleştirmeye çalışır: “Yufka yüreksiz biri , satıyor yufka/Hayırlı akşamlar diyor hayırsızın biri/Süt bakraçları elinde, sütü bozukların…”

            Yabancılaşmanın yoğunlukla görüldüğü bir diğer şiirinde(s.14-15), soyutlanma isteği ağır basar…

           

TANRILAR AĞLAMIYOR

               Neden bir kızıldereli değilim

               Tenimden bir post olarak kendime

               Atımın soluğu yüzümde

Gözlerim bulutlarda

Ağlasın diye Tanrı

 

Uzun şiirin bir bölümü ise şöyle…

Deliriyorum Lunta

Kelepir yaşıyor etim

Güldüğüm dudaklar başkasının

Başka denizlerin dalgası vuruyor kalbime.

Yabancılaşma sürdüğü “İstanbul İstanbul” adlı şiirde yer yer görülen “çocuk” çağrışımının zekice gizlendiği gözlenmekle beraber, “alımlama estetiğinden” izler taşıyarak, şiir yoluna devam ettiğine tanık olunur. (s.28)…

Sıcak yatağını terk etmiş gibi yürüyor

Aklı fikri ufak yüreği oyunda

Önüm arkam sağım solum baba.

Şiirinin bir diğer yerinde ise, zaman zaman ayrıldığı yalın anlatımını, işlevsel imge tutkusuyla tekdüzelikte kurtarır…

Nabzım kaburgamın nişan tahtasında

Kalbura dönderirken kemikleri

İstanbul İstanbul

Endişeli manken yüzleri bütün vitrinleri

Bunca ipucundan sonra, deyim yerindeyse, sonunda baklayı ağzından çıkarır Benli… Kitaba adını veren ve yazınsal karakteristiğinin en önemli denektaşı niteliğinde olan yabacılaşmayı, simgesel bir duyarlıkla dizeleştirir…

Bir yabancı şehrin kapısındayım/Sormayın yaşım kaç memleketim neresi/Hangi sevdanın peşindeyim/sevgilerin demetinden bir tutam varsa elinizde/Siz anlarsınız beni

Bıraktığım yerde/Ağlamaklı seslerle örülürdü günün dokusu/Tersten işlerdi yasası umudun/ Güller yalnızlığa soyunurdu/Kenar semtlerin ıssız sokaklarında/Akan sular iz bırakmadan geçerdi/Çocukluğum gençliğim/Nelerden nelerden süzülmedi ki (s.32)

“Çalıyorum kapınızı…”

M.İrfan Benli’nin sanatsal kişiliği çok yönlü bir yaratıcılık taşır… Fotoğraf sanatçılığı, heykeltıraşlık, ressamlık, şiirin ana damarlarından ayrılan kollardır. Ama zaman zaman şiire karışmadan da duramazlar… Bir şiirinde imge/simge ilişkisini olumlu yönde değerlendirir (Afrika-s.39)… “Çoktular/Bir yontu gibi sessiz” der. Diğerinde (Karanlığın Kulağı-s.43)… “Yont sözcükleri dudaklarınla” diye devam eder. Sonunda yine yabancılaşmanın etkilemine girer (Yabancılaşmış Heykeltraş-s.54)

            “Analarınız doğuracağına sizi/Taş doğursaydı ben de yontsaydım.”

            İmge yozlaşmasına da dikkat çekeriz kimileyin… İmgenin tanımı, anlamı güçlendirici işlevini arar dururuz. Benli’nin yalın anlatımına seyrekçe serpilen, duyarlığı derin imge ve betimlemeler özgün bir konum da kazanmakta. İşte birkaçı… “Öfkenin sarısına” (s.19), “Öfkeli gözlerin ışığını kıstım”(s.26), “Öfke/Koru avuçlarının damarlarını”(s.18)

            İmgeler, daha uzun soluklu şiirsel anlatımla bütünleşerek devam eder…

            “ve her defasında/atıp bir çentik daha/sonbaharın kabzasına”(s.19),diner sızısı cinayetlerin/toprağın ellerinde”(s.19) “Belki aşk’a her şeyi yükleyen o/ terli gecede sabahın vurduğu/sonbaharın cesedine basarak (s.21), “Gökyüzüne dönüşür masmavi bir mine çiçeği/uçurur/Kanadı kırık kuşunu rüzgârın (s.27). “Parçalaması için zincirlerini sabah/Aşkı doldurmak için zaferin kadehine/Ve içmek için nasırlı ellerimizle.”, Umutlarını sakladıkları mağaraların/Esneyen ağzına bakan anneler.”, Ve kurşuni bir sabah/saplanır acının yüreğine/umut yaşlı atıyla koşar/ardı sıra”(s.53)., “Gözlerinde nasır tutmuş sevgilerin ayak izleri(s.42), “Yüreğim/Telleri kopmuş bir telgraf direği”(s.53).

            Zaman türküsü(S.49)

            “Zaman/ki öfkesinin soluğu terli sokaklarımızda/Zaman/ki sevdamızın solgun yüzünde açan kır çiçeği/Dinlerken yaşlı bir pınarın kederli türküsünü/ Bir damla hüzün olur avuçlarımızda; tarihimizin yaralarından damlayan.”

            Benli’nin bakış açısını oluşturan toplumsallık olgusunun, evrenselliğe ivme kazandırdığı görülür… Bakmışsınız yüreği Guatemala’da ayaklanan mahkumların ortak nabız atışındadır. Ya da Pavancito’lu bir  kızın gözyaşlarında. Hindistan’da, Vijha’da, Dernce’de…

 

            “Yabancı Bir Şehrin Kapısında” adından çok söz ettirecek bir şairi müjdeliyor… Sözü fazla uzatmadan; yer yer imgelerle yoğrulan ve anlam kırılmalarıyla şiirselliğin doruğunda buluşan, M. İrfan Benli’ye verelim sözü…

           

her şeyin

                              Bir gün biteceği gerçeğini

               Yanan tütünün

                              Acıyla burduğu gırtlağımda

                                            Sese çevirmek

 

               Sonra

               Gecenin ortasına savurmak

               Yoğun dumanlı bir nefesi

               Ve ‘seni seviyorum’

                              Demesi gibi

                                            Yüreğimin durmadan

                                                           Kımıldıyor

                                            Duvardaki gölgesi

                                            Seni seviyorum Gözlerin-s.49)

 

*(İnsancıl dergisi/Sayı:129/Temmuz 2001)

 



YAZARLAR

  • Pazar 28 ° / 15 ° Bulutlu
  • Pazartesi 32 ° / 18 ° Bulutlu
  • Salı 29 ° / 16 ° Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    1.408%0,03
  • DOLAR

    8,0614% 0,68
  • EURO

    9,6770% 0,74
  • GRAM ALTIN

    460,45% 1,36
  • Ç. ALTIN

    759,7425% 1,36