ALİ UYSAL- EĞİTİMCİ YAZAR


KÖY ENSTİTÜLERİNİ TANIYALIM

2.FIRSAT EĞİTİMİ    (…)


2.FIRSAT EĞİTİMİ                (…)

        TRAVO SAVAŞLARI.

        Köy enstitüsünün kurmayları, okula adım atma şansını yakalayan köy çocuklarının en kusursuz yetişmeleri için hiçbir eğitim etkinliğinden çekinmemişlerdir. Bir bakıma Eşsiz Önderimiz Atatürk’ün şu görüşüne uyum sağlamışlardır: ”Ulusumuzun benliğinde esasen var olan, yorulmaz çalışkanlığı, müspet ilimlere bağlılığı, güzel sanatlara olan sevgiyi ve yeteneği her türlü vasıtadan faydalanarak inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.” Atatürk’ün bu paha biçilmez ülküsünü en doğru gerçekleştiren kurum köy enstitüsüdür.

        Canlı bir tanığıyım ki bu amacı gerçekleştirmek için okulum Aksu Köy Enstitüsü hiçbir fırsatı kaçırmamıştır. O nedenledir ki köy enstitüleri anlatılırken “fırsat eğitimi” terimi asla unutulmamalıdır.

         O nedenledir ki Aksu Köy Enstitüsünde tanığı olduğum fırsat eğitiminden ikisini anlatmadan geçemeyeceğim:

         1.İlk nöbetimdi. Okumaya meraklı olduğumdan sınıf öğretmenimiz beni kitaplık nöbetine yazmıştı. Okulumuzun dillere destan bir kitaplığı vardı. İlk gün bir şiir geçti elime. Okumaya başladım: Son kıtası şöyleydi:

           Pan’ın teneffüsü bile ılık okşamakta yüzü

            Deve dikenleri ve saire

            Bir alem bu toprakların üstü.

            “Pan” sözü ile ilk kez karşılaşıyordum. Acaba ne idi, ne olabilirdi. Bir de baktım Türkçe öğretmenim geçiyor. Koştum yanına. Pan’ın ne olduğunu sordum. Öğretmenimin tutum ve davranışı;

             “Aşk olsun Ali! Senin okuma yazman yok mu! Git kitaplık memuruna söyle sana bu konuyu anlatan bir kitap versin.

             Görevli bana Arza Erhat’ın Mitoloji sözlüğünü verdi. Böylece mitoloji ile tanıştım. Burada tek kişilik bir “fırsat eğitimi” var. Öğretmenim bilerek yaptı bunu. Yeni bir dünyaya daldım gittim. Bir ömür geçti üstünden o günkü tanıştığım dünya olduğu gibi aklımda. Troya Savaşlarını okurken nefesi kesiliyor insanın. Bu bir bakıma Doğu ile Batının savaşıdır. İki ordu bir türlü yenişemiyor. İleri gelenler diyor ki her iki ordunun kahramanları dövüşsün. Hangisi yenerse o ordu galip gelmiş sayılsın. Troyanın kahramanı Hektor, Yunanlıların kahramanı da Aşil. İkisinin dövüşü çok yaman olur.

           Sonuçta Hektor yenilir. Aşil ölüsünü arabasına bağlayıp yerlerde sürükler. Hetor’un anası gelip ağıtlar yakar. Bu, tarihte ölünün ardından yakılan ilk ağıttır.

             Bu kısma bir ek yapmaktan kendimi alamıyorum: Yıllar sonra Çanakkale’de Doğu ile Batı arasında bir savaş daha gerçekleşir. Bu kez Batının simgesi İngilizler, Doğunun ki Türkler. Bu kez Doğunun kahramanı Mustafa Kemal. İngilizler yeniliyor. Çanakkale’yi terk ediyorlar. Muzaffer komutan çekilen orduyu izlerken yanından geçen bir subayı çağırır. Aralarında şöyle bir konuşma geçer:       

             --Çocuk söyle bakalım biz burada kimi yendik?

            _İngilizleri komutanım.

             --Hayır!

              --Amerikalıları komutanım.

              --Hayır

              -- Tüm dünyayı komutanım

               --Hayır.

               --Komutanım bilemedim, o zaman siz söyleyin.

               _ Biz burada Hektor’un intikamını aldık!

                Canım başbuğum, kahramanım, önderim, bunca savaşın içinde mitoloji okuyacak zamanı nasıl buldun?

                    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

            2. Tarım derslerimiz genelde üst üste olurdu; çünkü tarım derslerinde önemli işler başarırdık. Öğretmenimizden haber geldi “Falan köye gideceğiz, sıra olun.”

             Tarımdan dersimiz hayvan hastalıkları idi. Meğer o köyde bir at “ruam” denilen bir hastalığa yakalanmış. Çok tehlikeli bir hastalık.

          Yürüyerek köye gittik. Atın perişan hali bugünkü gibi gözlerimin önünde. Öğretmenimiz köylülere gerekeni söyledi: At öldürülüp gömülecek. Üstüne sönmemiş kireç atılacak. Köylüler inanmadı Antalya’dan veteriner getirdiler. Aynı. Öğretmenimizin tanısı doğru.

        Anlatmam gereken çok fırsat eğitimi var. İkisini daha anlatsam iyiydi; ne var ki çok uzayacak. Konumuz fırsat eğitimi değil çünkü, köy enstitüleri. Biri C.S. Tarancı ile Z. Osman Saba’nın ölümü. Peş peşe. O günkü fırsat eğitiminde öğrendiğim şiirler bugün aklımda. Tümünü ezbere okuyabiliyorum. Köy enstitülerini anlatacak olanlar fırsat eğitimini kesinlikle unutmamalılar.

 

 



YAZARLAR

  • Salı 0 ° / 0 ° Yok
  • Çarşamba 0 ° / 0 ° Yok
  • Perşembe 0 ° / 0 ° Yok
  • BIST 100

    1.454%-0,45
  • DOLAR

    8,4734% 0,05
  • EURO

    10,2771% 0,10
  • GRAM ALTIN

    508,15% 0,27
  • Ç. ALTIN

    838,4475% 0,27