Cumali KARATAŞ


TRT’DEKİ BESTELERİYLE DİKKAT ÇEKEN EMİN DEĞİRMENCİ’YLE GÖRÜŞTÜK


            ***Sayın Emin Değirmenci irticalen başladığımız bu röportajda neler söylemek isterseniz başlangıç olarak?... Siz anlatın, sorularımız konuşmalarımız doğrusun…

---Önce, köken olarak nerden gelip nereye gittiğimi anlatmak isterim… Aile efradımız da sevgiyle, rahmetle analım isterdim. Arnavut kökenli Türklerden annemin baba tarafı. Arnavutluk’tan göç edenlerden. Annemin öz babası Mustafa Delibalta’dır. Delibalta soyadının nerden geldiğine bakarsak; soyadı verilirken,  kazma, kürek, baltayla gelmişler. Nüfus memuru:’Siz deli misiniz? Ne bu kazma, kürekle geldiniz’ demiş.  Dedem Mustafa Delibalta da, nüfus memuruna:’Biz namusumuzu korumak için baltayla, kazmayla, kürekle savaşırız” deyince, nüfus memuru da bizim ailenin soyadını Delibalta olarak vermiş. Burda tabii bizim aileyle ilginç başka bilgiler de var… Dedem Mustafa Delibalta’nın altı erkek çocuğu ölüyor; üç kızı ise sağ. Sonradan bir erkek çocukları daha oluyor. Adını Cavit koyuyorlar, Cavit Delibalta… Fakat onu gizliyorlar… “Senin neyin oldu” diyenlere kız oldu diyor. Kız gibi büyütüyorlar. Saçlarını hiç kesmiyorlar. Cavit, Adana Erkek Lisesi’ne gidene kadar saçlarını upuzun büyütüyorlar. Mustafa Delibalta, Pozantı dağlarında atlı süvari olarak askerliğini yapıyor. Yine kendisi gibi atlı süvari olan Kürt Mehmet adında bir asker arkadaşı da var. Savaşı kazanıp, askerden terhis olduklarında Kürt Mehmet arkadaşı olan Mustafa Delibalta’nın tek kız kardeşi olan Emine’yi istiyor. O da ona veriyor kız kardeşini. Atının terkisine binip Siirt’e gidiyor.. Ne nikâh, ne bir şey.

            ***Sayın Emin Değirmenci uzun zamandır bir araya gelelim deyip de gelemedik. Kısmet bugüneymiş demek. Beş şarkınız olmuş TRT repertuarında. Sanatsal anlamda şunu sormak istiyorum: Nerden geldiniz buraya? 

            ---Babam terziydi. Ben de yardım ederdim; ufaktım. Masanın üzerine çıkardım, türkü okuttururlardı bana. Örneğin:”Feraye’dir kızın adı Feraye” türküsünü okurdum. Babam da bu türküyü severdi. Terzihanede beni dinleyen müşteriler de bana bahşiş verirlerdi. Beğenip, teşvik ederlerdi. Bir gün babamın terzihanesine Hinnepli köyünden Kasap Hacı Ömer’in oğlu olan Sümerbank Başeksperi Ümit Öcal  geldi. Ümit Öcal aynı zamanda Adana Musîki Derneği Başkanı’ydı. Çukurova radyosunda da türkü okuyordu. Beni beğenen ve seven Ümit Öcal bana Türk Sanat Müziği’ni aşıladı. 

            ***Sonrasında yaşam ve müzik seyriniz nasıl sürdü?

---1971 yılının eylül ayında ailece İstanbul’a göç ederek, Sultanahmet’e yerleştik. Babam da bir terzinin yanında kalfa olarak çalışmaya başladı. 1972 yılında bandocu olarak askerliğimi yaptığım Hozat 3. Er Eğitim Jandarma Alayı’nda solistlik yapıp, cümbüş ile şarkı söylemenin yanı sıra klarnet eğiticiliği ve tamirciliği de yaptım. TSM Korosu kurdum. Askerlik sonrasında ise İstanbul’da Maliye’ye girerek, Beyoğlu vergi Dairesi’nde icra memuru olarak çalışmaya başladım (1974). Bu ara Terzi İskender Bey’den dört yüz liraya bir ut aldım. Maliye’ye ünlü bestekâr ve udi Kadri Şençalar geldi. Onunla tanıştıktan sonra ut metodunu hediye etti. Kadri Şençalar bana:”Çalış öğrenirsin” dedi. Ben de onun ut metodundan yararlanarak, kendi kendime ut çalmasını öğrendim. Gitar, mandolin, saz çalan bu çocuk udu da kendi öğrendi. O zamanlar Nihat Atlı dahil,  radyo, spikerlik, ses sanatçılığı sınavlarına girip kaybettim. O yıllarda ... sınavına da girip kazandım. Av. Erdoğan Berker benim maliyede çalıştığımı ve parmağımda nişan yüzüğü olduğunu görünce: “Hayır seni alamam… Kazandın ama almayacağım… Nişanlısın, işin var; Hayatın inkisara uğrar, müzik çalış, evde tek başına yap… Buranın n’olacağı belli olmaz. Devlet şu anda bize kadro vermedi. Akibeti meçhûl…” dedi. Gerçekten öyle oldu. Allah razı olsun. Çok dua ediyorum ona. İşimden de memnun oldum sağ olsun.” Maliyede çalıştığım o yıllarda beste de yapıyorum. Sonra Beyoğlu Musîki derneği Başkanı olan Feridun Darbaz’la tanıştım; ders aldım, kitaplarından yararlandım. Ayrıca Gedikpaşa’daki Kubbealtı’nda Tamburi Kemal Batanay, Bestekâr Yusuf Ömürlü ile Kur’an tecvitinde tek bir salataümmiyeyi notaya alan Ali Kemal Belviranlı’dan yararlandım.   1982 yılında da yeniden Adana’ya döndüm.

            ***Adana’daki müzik çalışmalarınız daha da derinleşerek sürdü sanıyorum…

            ---Evet öyle oldu… Ümit Öcal yönetiminde çalışmalarını sürdüren Adana’nın Sesi Musîki Derneği’ne girdim (1982). 1985 yılında ‘da Adana Belediyesi Konservatuarı sınavını kazanarak  hoca isimlerle birlikte çalıştım. Bestekâr Seyfi Güldağı ile birlikte Maliye Türk Sanat Müziği Korosu’nu kurup, uzun süre çalıştık. Seyfi Güldağı kendi yapımı olan müzik bilgilerinin yer aldığı fasikülleri korodaki arkadaşlarımıza armağan etti.

            ***Adana, İstanbul ve yeniden Adana… Yine başa dönecek olursak, müziğe ilk başladığınız o günleri ve müzik ortamını irdeleyelim biraz dilerseniz… Ailede ya da çevrenizde bir teşvik, yönlendirme ya da etki oldu mu?.. Terzihanede başlayan müzik sevdası enstrümanlarla nasıl devam etti? 

            ---Önce şunu anlatmak isterim… Anne, baba lord (çok zengin) o zamanlar… İki faytonu ve elli dönüm bağı varmış. Bunu da rüyamda gördüm… Ut verdi bana:”Torunum sen bu udu eline alır almaz hemen çalacaksın” dedi.  Udu elime alır almaz gerçekten çalmaya başladım… Mandolin ve klarnet çalıyordum zaten o zamanlar.

            ***Yani âşıkların şerbet içmesi gibi bir müzik şerbeti içmişsiniz…

            ---Bir yerde öyle oldu.

***Çocukken müziğe başlamışsınız… Resim, müzik, kendi kendinize öğrendiğiniz enstrümanlar, güzel resim çizmeler… Sanattaki genetik olgusuna inanan biri olarak şunu sormak istiyorum… Peki sizin ailede de böyle bir özellik var mı? 

---Babannemin babası Bezirganbaşıymış… Ayrıca kocası albay olan babaannemin kızkardeşi Fatma Hanım klarnet ve keman çalarmış. Bana babaannem:”Torunum sen ona çok çekmişsin…” demişti. Sonra da:”Mandolin kaça?” dediğinde ’25 kuruş’ demiştim ben. Sonra, sandığı açtı, altın doluydu sandık. Ordan aldığı 50 kuruşu bana verdi ve ben de mandolin alarak çalmaya başladım. Ayrıca sonra babaannem bana dömajör bir klarnet ile daha sonra bir mandolin aldı. Bu mandolini Sait Egüz - Ziya Aydıntan mandolin metoduna bakarak kendi kendime öğrendim.  

***Klarnet, mandolin, ut derken… Sonuç olarak hangi enstrümanları çalabiliyorsunuz?..

---Mandolin, org, mandolin, sibemol klarnet, ut, yaylı tambur, cümbüş, bağlama

***Başka sanat dallarına karşı yetenek ve ilginiz var mı?

---Çocukluğumdan beri karakalem, yağlıboya ve suluboya resim yapıyorum. Ama artık resme zamanım olmuyor. Bestelerle ilgili müzik videoları yapıyorum. Adanalı değerli bestekârların bestelerini tanıtıyorum. 

            ***Değirmenci ailesinde sizin dışınızda halen sanata karşı ilgi sürüyor mu?

            ---Amatör olarak dinleniyor ve okunuyor, başka yok. Ayrıca yeğenim İsmail Değirmenci G. Antep Konservatuarı’nda öğrencidir. 

***Bestelerinizi neyle ve nasıl yapıyorsunuz peki?

---Bestelerimi ut ile yapıyorum. Beste yapacağım bir şiiri önce utla besteliyor ve cep telefonundan MP4’e kayıt ederek yayınlıyorum hatalı da olsa. Sonra bestelerimi dinleyen insanların nabzını ölçüyorum. Son olarak da notaya alıyorum. Yabancı dilim olduğu için Hamparsum ile notaya alıyorum. Hamparsum’da kız neyi, arp, tenor, saksafon ile kudüm yüklüyor ve gelen robot sesleri canlı olarak udum ve sesimle eşlik ediyorum. Ayrıca Youtub’da 7 özel kanalda bestelerimle müzik yayını yapıyorum.

***Ne zaman beste yapmaya başladınız? İlk besteniz hangisiydi?

---Maliye’de çalıştığım yıllarda beste yapmaya da başlamıştım.  İlk bestem Necla Ünal’ın, güftesini kendimle özdeştirdiğim “Bir garip adam, bir yalnız adam dolaşır da dolaşır” adlı şiirinden nihavent makamında yaptığım bestedir. Burda, icra memuru olan biri olarak kendimi şiirdeki adama benzetmiştim. 

***Şu ana kadar kaç besteniz oldu; bunların kaçı TRT repertuarına alındı?

---Yaptığım 55 bestenin 5’i TRT repertuarına alındı?

***Nasıl bestekâr oldunuz? Yararlandığınız isimler oldu mu?

---Bestecilerimizin TRT repertuarındaki on bin eserini inceledim. Sadi Işılay’dan “Deli gönlüm sana ben her güzele bak mı dedim” adlı bestesini dinledim… İsmail Demirkıran, Suphi İdrisoğlu ve Mahmut Yivli gibi Adanalı değerli bestekârlarımızdan yararlandım.

***Bir ara profesyonel olarak da bazı yerlerde çalıp söylediğiniz görmüştüm…

---O yıllarda çocuk okuttuğum için aile bütçesine destek olarak bazı yerlerde müzik programları yapmıştım.

***Bundan sonraki yaşamınızda müzikte neler yapmayı düşünüyorsunuz?

---68 yaşındayım… Amacım, yaptığım video fotoğraflarıyla kalıcı besteler yapmaktır.???

 ***Geçmişte olduğu gibi, öğrenci yetiştirmeyi düşünüyor musunuz?

---Rahatsızlığım olduğu için artık yapamıyorum.

***Adana’da neler oluyor?.. Müzik olaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

---Müzik derneklerinin gösterdiği çabalar güzel. Adana’mızı müzikte bir yere götürecek çabalar içerisinde olmalarını diliyorum.

***TSM ne durumda genel olarak?

---TRT Nağme’den başka yayın yapılmadığı için gençlerin kulağında iyice silinmektedir. Kendi çocuklarımız bile TSM’den nefret etmeye başladılar. Televizyon kanallarında pembe diziler, aldatan, bozuk düşünceli yayınlar devam etmektedir. Gençlerin dimağlarını sömüren TSM’ne aykırı almış durumdayım.  Bir ülkeyi yıkmak için önce sanatını, müziğini yıkmak gerekiyor. Atatürk de bunu öngörüp söylediği:”Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözü içinde bulunduğumuz durumu tam anlamıyla ifade ediyor. Sonuç olarak… Uçuruma doğru gidiyoruz.

Ayrıca… ABD yaptığı müziğini bizden aldığı bilgi ve belgeleri, kayıtları kendi ölçülerine biçimlendirerek, kendi normlarında çocuklarına, halkına sunuyor ve bunu da kimse bilmiyor.

***Bu durumda ne yapmamız gerekir?...

---İlköğretim okullarından, ana sınıflarına kadar TSM-THM ve folklor derslerine müfredat olarak bir an önce başlanmalıdır?

***Hobi, zevk olarak yaptığınız şeyler var mı?

---Kitap okurum genelde.

***Beğendiğiniz bestekârlar kimlerdir?

---Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Avni Anıl, Sadi Hoşses, Şekip Ayhan özışık, Yusuf Nalkesen, Baki Duyarlar, Alaattin Yavaşça, Amir Ateş, İsmail Demirkıran, Suphi İdrisoğlu, Mahmut Yivli ve Seyfi Güldağı’dır.

***Röportaj için teşekkür ediyorum. Güzel bir çalışma oldu.

---Ben teşekkür ediyorum. Müzik tarihine katkısı olan güzel çalışmalarda bulunduğunuz için ben teşekkür ediyorum.

 



YAZARLAR

  • Cumartesi 34.1 ° / 21.7 ° Açık hava
  • Pazar 33.9 ° / 22 ° Bulutlar
  • Pazartesi 34.4 ° / 22.7 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6605% 1,58
  • EURO

    10,1884% 1,29
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50