Cumali KARATAŞ


ÖYKÜCÜ MEHMET USLU ŞİİR DE YAZIYOR


        “Anlaşılır söylemden yana tavır al”an bir yazar Mehmet Uslu; “…Postmodernizmin uçuk, gerçekçilikten uzak, teknolojinin kazançlarını toplumu afyonlamak için kullanan sanat görüşünün, sanat edebiyat alanında ne yazık ki öne çıkarıldığını düşünüyor…”

 

 

 

            ***Sevgili Mehmet Uslu, sanırım bir 20 yıl kadar önce Yeni Adana Gazetesi Edebiyat ve Sanat Sayfası’nda “Uçurtmaydı Sevdası Yüreğimizin” adlı öykü kitabınız hakkında yazmıştım. İlk kitabınızdı sanırım ve sonra başka bir kitabınız yayınlanmadı…

---Evet. İlk kitabımdır “Uçurtmaydı Sevdası Yüreğimizin”. Daha sonra kitap yayınlamadım.   

***Yayınlanacak başka bir kitabınız olacak mı peki?

--- Halihazırda iki tanıtım-nceleme-eleştiri, bir şiir, bir roman, bir de yemek meze kitap dosyalarım hazır bekliyor. Bir aksilik çıkmazsa yayınlamayı düşünüyorum.

***Şiir kitabı da çıkaracak mısınız?

---Sanat Edebiyat uğraşıma şiir ile başladığım için bugüne kadar yazdıklarımı bir kitap da toplamayı isterim. Ayrıca şiir okumayı da, yazmayı da bırakmış değilim.

***Öyküleriniz ve şiirleriniz hangi dergilerde yayınlandı?

--- Öykü, şiir ve tanıtım-inceleme-eleştiri yazılarım; “Ekin”, “Akdeniz”, “Mavi”, “Çizgi”, “Kuzeysu”, “Karınca”, “Günümüzde Kitaplar”, “Söylem”, “Yaşam Sanat”, “Damar”, “Kıyı”, “Broy”, “Üvercinka”, “Aydınlık Kitap” ekinde yayınlandı.

***Başka bir sanat dalıyla, ilgili çalışmalarınız oldu mu?

--- Edebiyat dışında olmadı.

***Öyküye, şiire ne zaman ve nasıl başladınız?

---Okuma yazmayı öğrendiğimden bu yana iyi bir okuyucuyum. Kitap dünyasının içinde kendimi daha mutlu hissediyorum. Okumamı özetlersem haftada 8-9 kitap, yani yıl da 100 kitabın üzerinde okuyorum.. Hiç unutmuyorum Ortaokul yıllarımda 12-13 yaşlarındaydım ve A. M. Dranas’ın “Fahriye Abla” şiiri beni çok etkilemişti. Oturup “Türkan Abla” diye “Fahriye Abla” şiirine öykünerek şiir yazmıştım. Türkçe öğretmenim Emin öğretmen bu yazdığım şiiri sınıfta okutmuştu bana. Sonrada şiir yazmam konusunda  çok destek verdi. Dostoyevski, Tolstoy, Çehov, Hemingway, Orhan Kemal, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Cahit Külebi, Dağlarca’nın kitaplarıyla ve tüm Dünya Klasikleriyle beni ilk tarıştıran Emin öğretmenimdi. Ne yazık ki o ilk öykünme şiirimi bulamadım. Fakat yine aynı yıllarda 1968’li 69’lu yıllarda Türkçe dersinde Emin öğretmenim kısa film öyküsü yazdırmıştı bize. İşte o yazdığım öyküyü buldum ve çok sevindim. Öykü kitabımın 2. baskısını yayınlarsam o öykümü kitaba koymayı düşünüyorum.

***Sizi şiire, öyküye yönlendiren, destekleyenler oldu mu?                               

---Ortaokul yıllarımdan bu yana tüm Türkçe Edebiyat öğretmenlerim hep destek vermişlerdir bana.

***O günden bugüne uzanan sanat çizginiz hakkında ne söylemek isterseniz?

---Tüm çalışmalarımda hep anlaşılır söylemden yana tavır aldım. Şiir olsun, düzyazı olsun hep yalınlığı, gerçekliği, anlaşılabilir olmayı yeğledim.

***Sanat ve edebiyatın yetenekle bir bağı var mıdır sizce?

---Yetenek denen şeyin okumayla, gözlemle, yazmayla kazanılan bir olgu olduğuna inananlardanım. Kimse anasından yeteneği şu yöndedir diye doğmaz. Örneğin Montaıgne’nin şu sözü benim yeteneğimi geliştirmemde öncü olmuştur: “Doğru bir kürek suda eğri görünür. Önemli olan bir şeyin görülmesi değildir yalnız, nasıl görüldüğü de önemlidir.”

***Akımlarla ilgili çizginiz var mı? Gerçekçi bir yazar mısınız denildiğinde ne söylemek isterseniz?

--- Toplumcu gerçekçiliğe daha yakınım diyebilirim kendim için.

***Şair ve yazarın kimliği hakkında ne söylemek isterseniz?

--- Çok okuyan, araştıran, bilgi sahibi olmadan fikir ileri sürmeyen, bir konuşup dokuz kez dinleyen, anlaşılabilir söylemde yürüyen, gözlem yapan, sezgilerini geliştiren, Türkçe düşünüp Türkçe yazan bir sanatçı kimliği olmalıdır yazın adamının.

-Öyküde biçim-içerik birlikteliği ve dengesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

---Biçimi, dış biçim-iç biçim diye ayırmak gerekir. Konunun bir tür içinde, bir dilsel ifade ile yazılması dış biçimin; konunun yaratıcılıkla yapıya dönüşmesi iç biçimin görevidir. Bunların tümü dış görünüşü yani nitelik ve şekli, biçimi yaratır. İşte bu biçimin içini dolduran, anlatılan malzeme de içerik olarak karşımıza çıkar. Yalnız öykü de değil, tüm sanat, edebiyat ürünlerinde biçim ve içerik birlikteliği konunun dilsel ifade (üslup) ile yetkinleşmesidir sonuçta.

***Geleneğin şiir ve  edebiyat için önemi hakkında neler söylemek istersiniz?

---Edebiyatta sanat anlayışları yüzyılların kültür birikimine dayanır. Gelenekler kuşaktan kuşağa geçirilebilin bilgi, tasarı, yaşantı yani kültürdür. Bilgi gelenek olarak toplumca kabul edilip kuşaklara aktarılması halinde gelenek olarak vazifesini görür. Şiir geleneği de şairlerin eserleriyle oluşur ve kendi dilleriyle, özgünlükleriyle şiir geleneklerini yaratırlar. Halk şiiri geleneği, divan şiiri geleneği, modern şiir geleneği gibi… Her yazar gelenekten az da olsa yararlanır ve yararlanmalıdır da…

            ***İyi bir öykü sizce nasıl olmalıdır?

--- İyi bir öykünün dilsel ifade ile anlaşılabilir olması ön koşulumdur benim.

***Bir edebiyatçının, yazarın, sanatçının olmazsa olmazı olan üç şeyi saymanız istense, öncelik sıralamasına göre neler olduğunu söylersiniz?

--- Birincisi okumak (şiir, öykü, roman, eleştiri, inceleme, tanıtım, günce vb.)

           İkincisi gözlem (insanları, ören yerlerini, tarihi mekanları, dağları, yaylaları vb)

           Üçüncüsü yazmak (Anlaşılabilir söylemle gerçekçi bir çizgide konuları kaleme almak)

            ***Geleceğe yönelik sanatsal tasarılarınız nelerdir?

            --- Arasırada olsa şiir yazmayı sürdürüyorum. Ama önceliğim daha çok tanıtım-inceleme-eleştiri ve öykü ile roman üzerinedir.

            ---Günümüz edebiyat ve sanatı hakkında ne düşünüyorsunuz?

            ---Postmodernizmin uçuk, gerçekçilikten uzak, teknolojinin kazançlarını toplumu afyonlamak için kullanan sanat görüşünün, sanat edebiyat alanında ne yazık ki öne çıkarıldığını düşünüyorum. Sanat dünyasında ahbap çavuş ilişkisinin eskiden olduğu gibi hala sürdürüldüğünü görüyorum.

***Dünle bugünün sanat ve edebiyatını yazınsal bağlamda karşılaştırdığınızda nasıl bir sonuca varıyorsunuz?        

--- İnsanı ele alan, insan ile birlikte doğayı kucaklayan sanat anlayışından bir tat alıyordunuz, yani okuma tadını usunuzda yaşıyordunuz. Şimdilerde ise toplumdan uzak, bireyi göklere çıkaran postmodern yaklaşımla tüm kavramların tersyüz edildiği bir anlayışın içinde okuma tadını alamıyorsunuz. Postmodern yutturmacasının içinde kültürümüzü bozan, yozlaştıran bir sanat anlayışının ne yazık ki ön planda tutulduğu bir süreç yaşıyoruz. Düzelir mi? Yazılacak yeni eserler ve zaman en iyi ilaçtır diye düşünüyorum.

            ***Yarının öykücülerine herhangi bir öneride bulunmak ister misiniz?  

            ---Bol bol kitap okuyup, gezerek gözlem yapmalarını ve gözlemlerini anlaşılabilir bir söylemle yazıya dökmelerini isterim.

            ***Beğendiğiniz, etkilendiğiniz şair, yazar ve sanatçılar kimlerdir?  

            ---Balzac’ın dediği gibi: “Kötü kitap yoktur, beğenmediğiniz kitap vardır.” görüşünü dikkate alarak tüm yazın insanlarının kitaplarını okurum ve etkilenirim. Başlıcalarını saymam isteniyorsa: Dostoyevski, Çehov, Cervantes, Dickens, Tolstoy, Hemingway, Ömer Seyfettin, R.N.Güntekin, Y.K.Karaosmanoğlu, Nazım Hikmet, Orhan Kemal, Sabahattin Ali, Yaşar Kemal, Cemal Süreya, Osman Şahin, Haydar Ergülen, Ahmet Özer, Onur Caymaz, Neslihan Önderoğlu diye uzatabilirim listeyi…

***Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mıdır?

--- Okumak, gözlem yapmak ve yazmak ile birlikte insanı, doğayı çok sevmek.

            ***Söyleşi için teşekkür ederim. Söyleşinin sonuna geldiğimizde şiir derken:”tatmalarda kekre/öpmelerde kadeh olsam” dizelerinizi bir ikilikten anımsıyorum. İsterseniz bu yönde giderken, son yazdığınız bir şiirinizle söyleşimizi sonlandıralım ne dersiniz…

            ---Ben de teşekkür ederim ilginiz ve uzun yıllardır sürdürdüğünüz emekleriniz için.. Son yazdığım şiirlerimden birini paylaşabilirim.

           

            AKŞAM KOKARDI MASALARIMIZ

 

            penceresi denize açılırdı evimizin

            bahçesinde rengarenk begonviller

            gözler dar sokaklarda gezinirdi

            birbirine gölgeydi cumbalı taş evler

            zeytin ve badem ağaçları mutlu

            lacivert denizde yüzenleri bekler

            antik çağdan serin bir rüzgar eser

            akşam kokardı sokaklarda masalar

            ay ve yıldızlar konuğumuz olur

            sürerdi muhabbet sabahlara kadar.

 

                                               Mehmet Uslu

 

 



Salih KOÇ
24.12.2020 00:05:21
Merhaba Mehmet USLU üstadım. Söyleşinizi dikkatle okudum. Birikimlerinizden yararlanmak, bizler için çok faydalı olacağına inanıyorum. Modern çağın cazibesi okuma ve yazmanın önünde en büyük engel gibi dursa da inadına yazan insanları görmek insanı biraz rahatlatıyor. Hayat felsefemizi biraz geç de olsa ''okumak-yazmak-gezmek'' diye ifade etsek de daha kat edilecek çok yol olduğunu görüyorum. Kaleminize yüreğinize sağlık. Esen kalın diyorum...

YAZARLAR

  • Cumartesi 34.1 ° / 21.7 ° Açık hava
  • Pazar 33.9 ° / 22 ° Bulutlar
  • Pazartesi 34.4 ° / 22.7 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6605% 1,58
  • EURO

    10,1884% 1,29
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50