Cumali KARATAŞ


24 KASIM’IN ARDINDAN…

YILIN ÖĞRETMENİ PROF. DR. FİKRİ AKDENİZ


DKM’de düzenlenen “Eğitimden İzler” adlı etkinlikte, 52. eğitim yılını sürdüren yazar, bilim adamı Çağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fikri Akdeniz’e, Çağ Üniversitesi Rektörü Ünal Ay tarafından Yılın Öğretmeni plaketi verilmişti.    

*YILIN ÖĞRETMENİ 
Geç kaldığımız bir yayın, zamansızlık nedeniyle değinemedik. Öncelikle bundan dolayı özür dilemek gerekir. Umarız ki okurlarımız ve sanat dostlarımız tarafından anlayışla karşılanacağız…     
Şöyle bir kaç ay önce… 24 Kasım Pazar günü DKM’de (Dörtler Kültür Merkezinde) düzenlenen “Eğitimden İzler” adlı bir etkinlik gerçekleştirdik. Özgün bir etkinlik; naçizane bizim düşüncemiz. DKM’nin Genel Sanat Yönetmeni olarak böyle bir etkinliğin Adana’ya ve eğitimimize kazandırılmasının güzel bir şey olacağını düşünüyoruz. Bunun için, araştırma, soruşturmalar yapıyoruz. Uzun yıllardan beri tanıdığımız, öğretmenlikten gelen ve 52 yıldan beri eğitime katkı sağlayan, Yeni Adana gazetesindeki “Bilim Dünyası” adlı köşesinde haftalık yazılarını sürdüren Prof. Dr. Fikri Akdeniz eğitimin içinde yoğrulan idealist bir aileden geliyor.  Bu nedenle de Yılın Öğretmeni payesini fazlasıyla hak eden bir isim olduğundan dolayıdır ki; Çağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı bilim adamı ve yazar dostumuz Prof. Dr. Fikri Akdeniz’in eğitimdeki 52. yılını “Yılın Öğretmeni” sanıyla taçlandırmaya çalışıyoruz. 
Bu koşutta, ”Canım Türkçe” adlı kitapları da bulunan öğretmen emeklisi, eski dersanecilerden şair/yazar Mustafa Tecirli ağabeyle konuyu değerlendirip, çalışmalar yapıyoruz. Mustafa Tecirli, şiir ve öyküleri 50’li, 60’lı yıllarda Varlık ve Hisar gibi edebiyat dergilerinde yayınlanan, Yaşar Kemal’le de geçmişte dostluğu olan bir şair/yazar. 
Daha sonra başlattığımız çalışmaları 24 Kasım’a getirip bağlıyoruz… Sunusunu kendim yapmaya çalıştığım etkinlikte, Sayın Prof. Dr. Fikri Akdeniz’e “Yılın Öğretmeni” plaketini, Akdeniz’in de Rektör Yardımcısı olarak görev yaptığı Çağ Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Ünal Ay veriyor. İzleyiciler arasında öğretmenler, eğitimciler ve Prof. Dr. Fikri Akdeniz’in resim çalışmalarını yürüttüğü Kubat Sanatevi’nden ressam arkadaşları ile akademisyenler de bulunmaktadır. Çukurova Üniversitesi ve Çağ Üniversitesi profesör ve doçentlerinden katılan isimler oluyor. 
“Sayın rektör, rektör yardımcısı, öğretmen, şair, yazar, ressam ve sanat-kültür severlerimiz…” diye seslendiğimiz konuşmamızın; DKM çatısı altında toplanma nedenimizin insancıl, toplumsal ve evrensel gereklilik taşıdığının altını çizerken; DKM olarak popülizmden uzak, ciddi, yararlı, özgün ve ilklik taşıyan yaklaşımlarla eğitimin, kültürün ve sanatın yanında olma düşüncemizin altını çiziyoruz. DKM’yi kurarak bu çatı altında sanat ve kültür etkinliklerinin yapılmasını sağlayan sevgili Remzi Karataş’a  teşekkür etmemizin ardından kurum yöneticisi Hayati Yenialaca böylesine farklı etkinliklerin DKM’de düzenlenmesinden duyulan memnuniyeti belirterek, emeği geçenleri kutluyor. Daha sonra, konuşmamız sürüyor… Eğitim ve öğretim söz konusu olduğunda, büyük komutan ve devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim konusundaki bakış açısının altını çizmek gerektiğini dile getirerek;  yine onun, “Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır” vurgusunu da anımsatarak, gerçek zaferin eğitimle olacağının altını çiziyoruz. Öğretmenlerin insan mühendisi olmalarının, yine Atatürk’ün değindiği üzere, bir kandile benzeyen eğitimci tükenişinin başkalarına ışık vermesi yoluyla olduğunun özverili yüceliğine değiniyoruz. Tabii ki hemen ardından, ulusları kurtaranların yalnız ve ancak öğretmenler olduğu sözüyle birlikte; “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız ve şanlı yüksek bir topluluk hâlinde yaşatır; ya da ulusu esaret ve sefalete terk eder” demesini, ayrıca, onun yerinde sanat ve sanatçı algılamasıyla: ”Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir” sözüyle süren konuşmamız, “Ataürk’ün öğretmenlere verdiği önem ve yüklediği sorumluluğu da görmek gerekir” dileğiyle sona eriyor.  
Prof. Dr. Fikri Akdeniz’in bu ödül için önerilme gerekçesi nedir? Buna bakmak gerekir… Eğitimci ve eğitim öyküsü olan bir aileden gelen Sayın Prof. Dr. Fikri Akdeniz’in aktif olarak 52 yıldır eğitimin içinde yer almaktadır. Prof. Dr. Fikri Akdeniz’, yıllar içinde çok sayıda öğrenciye öğretmenlik,  dokuzu profesör olan 15 doktora öğrencisine doktora babalığı yapmıştır. Yirmi, yirmi beş  yıldan beri tanıyıp, görüştüğümüz, yıllar içinde, çok sayıda öğrencisi ve eğitim çevresinden insanlardan aldığımız bilgi ve değerlendirmelerin bizim için yol gösterici olduğunu da söylemek gerekir.
Konuşmamızın son bölümünde, Çağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ünal Ay’a, Prof. Dr. Fikri Akdeniz’e, Şair/Yazar/Eğitimci Mustafa Tecirli’ye, DKM Kurucusu Remzi Karataş’a, Kurum Yönetici Hayati Yenialacalı’ya, Bilgisayar-Reklam Bölümü sorumlusu Mustafa Aktaşlı’ya teşekkürlerimiz oluyor.  
Daha sonra, Yaşar Kemal’ın yazar arkadaşı emektar öğretmen Mustafa Tecirli, Prof.Dr. Fikri Akdeniz’in yaşam öyküsünü okuyor… 1945 Yılında Lüleburgaz’a bağlı Ertuğrul köyde doğan Porf. Dr. Fikri Akdeniz’in, ilköğretim sonrasında Kepirtepe Öğretmen Okulu’nda beş yıl okuduktan sonra seçilerek gönderildiği Ankara Yüksek Öğretmen Okulu hazırlık lisesinden mezun olduğunu (1962-1963) belirten Mustafa Tecirli; 1966-1967 öğretim yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünden mezun olan Akdeniz’in, aynı bölümde araştırma görevlisi olarak akademik yaşama atıldığını ve fen doktoru unvanını aldığını söyledi.  Prof. Akdeniz’in, Amerika Birleşik Devletleri Kansas State Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olarak 15 ay bulunduğunu (1973-1974) belirtip, ardından kısa askerlik dönemi (1975) yaptığını belirten Mustafa Tecirli; daha sonra Matematik-İstatistik dalında doçent olduğunu ifade etti. Prof.Dr. Fikri Akdeniz’in 1982 yılı Kasım ayında Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü’ne profesör olarak atandığını, 1982-2002 yılları arasında öğretim üyeliği ile birlikte matematik bölüm başkanlığı yaptığını dile getiren Tecirli; Akdeniz’in, ayrıca Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlık danışmanlığı görevinde de bulunduğunu (1993-1999) açıkladı. Prof. Dr. Akdeniz’in  Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde kurulan (2002) İstatistik Bölümü’nün kurulmasına ve geliştirilmesine önderlik yaptığını, kurucu bölüm başkanlığının ardından İstatistik Bölüm Başkanlığı’nda (2003-2005) bulunduğunun altını çizdi. “Şubat 2002-Şubat 2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü görevinde bulunan ve meslek yaşamının 46.’cı yılında, 15 yıl 5 ay Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’nde; 21 yıl Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü’nde; 9 yıl İstatistik Bölümü’nde görev yaptıktan sonra; 2012 yılında Çukurova Üniversitesi İstatistik bölümünden emekli olan Prof. Dr. Fikri Akdeniz, aktif akademik yaşamdan kopmayarak, istek üzerine Çağ Üniversitesi Matematik-Bilgisayar bölümünde altı yıl görev yaptıktan sonra Çağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı olarak görevini sürdürmeye başladığını dile getirdi.  
Akdeniz Türk İstatistik Derneği kurucu üyesi (1991-), Türk Matematik Derneği üyesi (1985- ), Matematikçiler Derneği Üyesi (2002) olan Prof. Fikri Akdeniz’in, ayrıca uluslararası düzeyde International Statistical Institute (ISI) (1993-) seçilmiş üyesi olduğunu söyleyen Tecirli; uluslararası dergilerde yayınlanmış 80 kadar bilimsel araştırma makalesi ve ulusal dergilerdeki 55 makalesi ile toplam 135 yayını, 13 basılmış kitabı bulunduğunu ve ilk baskısı 1976 yılında yapılan “Olasılık ve İstatistik” adlı kitabının 22. baskısı ile çok sayıda Üniversitede ders kitabı olarak okutulduğunu ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından 2012 yılında kayda değer eser ödülüne layık görülüp, 1995 yılından başlayarak hemen hemen her yıl TUBİTAK Bilimsel Yayınları Teşvik Ödülü aldığını vurguladı. Ülkemizde matematiksel istatistik bilim dalında Ankara, Çukurova ve Çağ üniversitelerinde 22 yüksek lisans ve 15 doktora öğrencisine tez danışmanlığı yapan Prof. Akdeniz’in Matematikçiler Derneği (MATDER) tarafından “Ömür Boyu Matematiğe Hizmet Onurluluk Ödülü”nün 2018 yılı için Prof. Dr. Fikri Akdeniz’e verildiğine de değindi.  
Ardından söz alan ve günün anlam ve önemine ait bir konuşma yaparak, duygularını da belirten Prof. Dr. Fikri Akdeniz’in konuşması şöyleydi:  
“Sizi öncelikle 1928 yılına götürmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında Atatürk, eğitim ve öğretimin tüm yurda yayılmasından, yaygınlaşmasından yanaydı. 1928 yılında Arap harflerinin kaldırılıp, yerine bugün kullandığımız harflerin kabulü ile halkın yeni harfleri kısa sürede öğrenip daha çok yurttaşın okur-yazar  olmasını sağlamak amacıyla yoğun bir çalışma başlatıldı. Okul çağı dışındaki yurttaşlara okuma-yazma okulları öğreten okullar açıldı. Bunlara ‘Millet Mektepleri’ adı verildi. Atatürk, ‘Ulus Okulları’ dediğimiz ‘Millet Mektepleri’nde yazı tahtasının başına geçerek dersler verdi. Tüm yurtta Mustafa Kemal Atatürk bir çok çalışmaya ve yeniliğe imza atmıştır. Ülkenin içinde bulunduğu cehaletin biran önce yok olması için yeni Türk alfabesinin ortaya çıkarılmasına katkıda bulunmasının yanı sıra öğretilmesi için de büyük çaba göstermiştir. Tüm bu hizmetler nedeniyle T.C. Bakanlar Kurulu Ankara’da 11 Kasım 1928 tarihinde yaptığı toplantıda Mustafa Kemal Atatürk'e ‘Ulus Okullar Başöğretmenliği’ unvanını verdi. 24 Kasım 1928 tarihinde ise Mustafa Kemal Atatürk, Bakanlar Kurulu'nun bu ünvanını kabul etmiştir. Atatürk’ün 100. doğum yılı olan 1981’den beri ülkemizde 24 Kasım günü “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır. Bugün tüm öğretmenlerimizin hizmetlerine karşılık, unutulmadıklarını gösteren bir gündür. Bilgi kaynaklarını öğreten yönlendiren, değerlendirme alışkanlığı kazandıran bir kişidir, öğretmen. Öğretmenlik mesleği, her şeyden önce bir ideal, amaç ve bir hizmet mesleğidir. Bu özel günün anlam ve önemi nedeniyle öğretmene gösterilen sevgi ve saygının bir bakıma topluma verilen değerin de yansıması olduğu da asla unutulmamalıdır. Bu açıdan öğretmenler günü, özverili öğretmenlerimizin değerinin bir kez daha düşünülüp onların ulusumuz için değerinin anımsandığı bir gün olmalıdır. Bir eğitimci ya da bir akademisyen içinde yaşadığı toplumun bir aydını olarak kendi çağının önde gelen tanığı olmalıdır. Tanıklığını etik bir biçimde yansıtıp toplumsal iletişim sağlayabilmelidir. Özellikle bilimin ve sanatın işlevinin bireyin duygularını zenginleştirmek, onu aydınlatmak, eğitmek ve bilgilendirmek olduğunu unutmamalıyız. Bilimin özgürleşmesi, insanın özgürleşmesi demektir. Bir bilim insanının görevi, düşündüklerini yazıya dökerek bilgisi ve bilimiyle topluma ışık verebilmek, kültürünü tanıtmak, yaşadığı toplumu uygarlaşma sürecinde üst düzeylere çıkartmak olarak bilinmektedir. Bunu yaparken, kendi çıkarlarının toplum çıkarı ile özdeş olduğunu bilen, örnek bir davranış göstermelidir. Bizlerin anlamlı bir günde güzel duygularla, geçen yılları da anımsatarak birlikte olmamızı sağlayan başta DKM Genel Sanat Yönetmeni Sayın Cumali Karataş olmak üzere, özgeçmişimi sunan Sayın öğretmenimiz Mustafa Tecirli’ye  ve birim yöneticilerine teşekkür ederim. Tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutlar, öğretmenlerimize yaşamları boyunca başarı, sağlık ve mutluluklar dilerim.”
Konuşmasının ikinci bölümünde yaşamından kesitler veren Prof. Dr. Fikri Akdeniz, idealist bir köy öğretmenliğinden İlköğretim müfettişliğine kadar eğitimin içinde olan, Kepirtepe Köy Enstitüsü mezunu babası Şükrü Akdeniz’in de eğitim yaşamından seçkin örnekler de verdi…  
“Ben 3.Kasım 1945 yılında Trakya’da Lüleburgaz ilçesinin 17 km uzağında bulunan Errtuğrul köyde doğmuşum. Köyümüzün halkı 1877-1878 (93 Harbi) Osmanlı/Rus Savaşı’ndan sonra Rus ve Bulgar baskısına dayanamayarak Tuna boylarından, Bulgaristan’ın Büyük Tırnova, Yağlar köyü ve Tozluk köyünden; bir hane Lofça’nın Kalenik köyünden Trakya istikametine doğru arabalarına yükledikleri eşyalarla birlikte Lüleburgaz’a 17 km uzaklıktaki yerleşim yerini seçiyorlar. Gelenler 150 hane kadar. Seçilen bölge çalılık ve ağaçlık bir alan. Kestikleri ağaç dallarıyla basit evler yapıyorlar. Balkanlarda gördükleri gibi kerpiç keserek duvarları örüyorlar. Çatılara çavdar sapı koyuyorlar. Kiremit çatılı bina düşünülmemeli. Arazi açarak çiftçilik işine başlanıyor. Yerleşim yerinde insanlar birbiriyle yardımlaşma içindeler. Soyadı olayı yok. Yetimoğulları, Mitişoğulları, Yakupoğulları, v.s. gibi lakaplar var. Köyü kısa sürede geliştiriyorlar.” 
“Cumhuriyet dönemi öncesinde köyde okul yoktu. 1915 yılında Edirne valisi Hacı Adil bey ile Pınarhisar Kaymakamı Sadullah Koloğlu’nun teşvikleri ve köylülerin yardımlarıyla tuğla ile üç sınıflık okul inşaatına başlanıyor. Ancak 1932 yılında sıvası tamamlanabiliyor. İlkokula doğduğum köyde başladım. Köyümüzde elektrik olmadığından gaz lambası ile aydınlanma sağlanıyor. Geceleri lamba ışığında ders çalışırdım. Babam okulumuzdaki üç öğretmenden biri ve başöğretmendi. Babam 1943/44 döneminde Lüleburgaz’a 5 km uzaklıkta bulunan Kepirtepe Köy Enstitüsü mezunuydu. Enstitüdeki eğitim sistemi yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi ve öğretmeyi benimsemişti. Cumhuriyet Türkiyesi’nin ülke gerçeğine, kendi öz kaynaklarına dayalı olarak kurduğu bir eğitim sisteminin adıdır Köy Enstitüleri...    
“Babam idealist bir öğretmendi. 1953-54 yıllarında yedek subay olarak askerlik görevini yapmak üzere Erzurum Dumlu’da bulunmuştu. Ben ilk okul 3. sınıfta iken benim düzeyimde matematik sorularını posta ile bana gönderirdi. Ayda bir gelen postacı ile bende çözdüğüm soruların cevaplarını ona gönderirdim. Bendeki matematik sevgisi böyle başlamıştı. Babamla 2011 yılında yaptığım konuşmada, şöyle diyordu: “1938 yılında Trakya Köy öğretmen okuluna kaydolduğum günden itibaren kendi kendime söz vermiştim. Bir gün elime bir fırsat geçerse, bende köyümüzdeki çocukların ilkokul sonrasında okumalarına yardımcı olacaktım. İlçede öğrenci okutmak kolay değildi. Öğrenciler ancak yatılı bir okulda okuyabilirlerdi. Köylerde eğitim-öğretim süresi şehirlere göre daha kısaydı. Bu durumda müfredatı tamamlamak mümkün değildi. Öğrencileri öğleden sonra iki saat daha okulda tutarak eksik konuları tamamlatır ve yaz aylarında hiçbir karşılık beklemeden matematik, Türkçe, tarih ve coğrafya derslerinden takviye yapardım. İlk olarak 1951’de ilkokuldan mezun ettiğim öğrencileri sınavlara götürdüm. Sınav kazanan 6 kız ve 3 erkek öğrencim Kepirtepe Köy Enstitüsü’ne kaydoldular. Başlangıçta velilerin olumsuz yaklaşımları çocukların okul bitirip öğretmen olarak görev almalarıyla ortadan kalktı. İlerleyen yıllarda bu çalışmaya devam ettim.” 
Babam askerden dönünce, önceden olduğu gibi  4. ve 5. sınıfların eğitim ve öğretimini kendisi üstlenmişti. 1954’de Köy Enstitüleri kapatılınca okulumuzun adı Kepirtepe Öğretmen Okulu oldu. Babam bizleri öğretmen okulu sınavlarına hazırlamıştı. 1957-58 döneminde Köyümüzden beş öğrenci yatılı olan Kepirtepe Öğretmen Okulu sınavlarını kazandık. Babamın ifadesiyle: “1961 yılında bir defada 17 öğrencimin Kepirtepe Öğretmen Okulunu kazanması tüm çevre köylerde ve ilçede birçok veli ve yöneticinin de dikkatini çekti. 17 öğrencimin yatılı Kepirtepe Öğretmen Okulu sınavını kazanmasını nasıl başardığım konusunda Kırklareli valiliğine şikayet edildiğimden, ilköğretim müfettişi tarafından tahkikat geçirdim. Olumsuz bir sonuç çıkmadı. Dönemin Kırklareli valisi tarafından bana takdirname verildi.” 
“Öğretmen okulu mezunlarının o dönemde Üniversiteye girme hakkı yoktu. Ancak Eğitim enstitüsünü kazanabilirseniz ortaokul öğretmeni olabilirdiniz. Üniversiteye gidebilmek için lise mezunu olmamız gerekiyordu. Ben 1957-58 döneminde sınav kazanarak girdiğim Kepirtepe Öğretmen Okulu’nda beş yıl okuduktan sonra, 1959 yılında Ankara’da açılan Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’na en başarılı iki arkadaşımla birlikte seçildim Üç arkadaş, üç tahta bavulla İstanbul’a otobüsle geldik. İstanbul-Haydarpaşa’dan trene bindik Ankara garında indik. Ankara Atatürk Lisesi’nin bitişiğinde bulunan Yüksek Öğretmen Okulu’nun yeni öğrencileri olarak 120 öğrenci tek bir yatakhanede kaldık. 1962-63 döneminde Ankara Yüksek Öğretmen Okulu hazırlık lisesinden mezun oldum. Lise mezunu olarak üniversiteye başvuru hakkım oluştu. İlkokul öğretmeni olacakken, bu kez lise öğretmeni olabilmemiz için üniversite sınavına girme hakkı elde ettik. Bizler devlet tarafından okutulduğumuz için öğretmen olabilmek amacıyla Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nden başka bir fakülteyi yazamazdık. Yazmak için devlete olan borcumuzu ödememiz gerekiyordu. Bu ise bizler için mümkün değildi. Test sınav sistemini ilk kez bizim dönemimizde uyguladılar. Çoktan seçmeli sınavı ilk kez üniversite giriş sınavında gördüm.”
“1963-64 eğitim öğretim yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik bölümünü kazandım. Böylece 4 yıl daha devlet tarafından okutulup, 10 yıllık  mecburi hizmet zorunluluğu olan bir öğrenci olmuştum. Matematik bölümünden mezun olduğumuzda kura çekimi için Milli Eğitim Bakanlığı’na gittik. Benim tayinim Adana Karşıyaka lisesine oldu. Bölümü birincilikle bitirmiştim, bu nedenle bölüm başkanımız bana:“Seni Milli Eğitim’den üniversiteye asistan olarak alacağız” dediğinden dolayı, ben Adana’ya gidemedim ve asistan olarak mezun olduğum bölümde göreve başladım.  Benim 52 yıl süren akademik yaşamım böyle başladı”. 
    Prof. Dr.Fikri Akdeniz’in ardından söz alan Çağ Üniversitesi Rektörü Ünal Ay; Prof. Dr. Fikri Akdeniz’e “Yılın Öğretmeni” plaketini verirken; Sayın Fikri Akdeniz’le çalışmanın güzel olduğunu, gözünün arkada kalmadığını, Fikri Akdeniz’in öğrencilerin bilimsel çalışma ve projelerinde oldukça yararlı şeyler yaptığından söz etti. Prof. Dr. Fikri Akdeniz’in eşi Süheyla Hanım ile kızı Esin Parlak, damadı Turgut Parlak ve torunu İsmail Parlak da törene katılmıştı.  Kızı Esin parlak, böyle bir babanın kızı olmaktan duyduğu memnuniyeti söylemesinin ardından; Prof. Dr. Fikri Akdeniz’in öğrencisi Mustafa Aktaş’lı söz alarak kısaca duygularını belirtti. Prof. Dr. Fikri Akdeniz’in resim çalışmalarını yaptığı Kubat Sanatevi’nin yöneticisi ve Çukurova Güzel Sanatlar Derneği Başkanı ressam Veysel Kubat, haftanın bazı günleri birlikte resim yaptıkları Prof. Dr. Fikri Akdeniz’in her konuşmasına aynı heyecanla hazırlandığını, onunla çalışmaktan onur duyduklarını belirtti. 
 



YAZARLAR

  • Cumartesi 18 ° / 6 ° Fırtına
  • Pazar 17 ° / 5 ° Bulutlu
  • Pazartesi 14 ° / 3 ° Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    1.524%-1,43
  • DOLAR

    7,4738% 1,53
  • EURO

    9,0327% 0,72
  • GRAM ALTIN

    438,57% 0,24
  • Ç. ALTIN

    723,6405% 0,24