SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


"NİÇİN BU DERENİN SULARI KARA /NİÇİN BÖYLE HIRÇIN AKIYOR DERE"


"NİÇİN BU DERENİN SULARI KARA 

                    NİÇİN BÖYLE HIRÇIN AKIYOR DERE"

                                                               -SABAHATTİN ALİ

 

Sevgili Sabahattin Ali, sevgili şairim, sen yıllar önce 1927 yılında Servetifünun Dergisi'nde yayımlanan bu şiirinde bu soruyu sormuştun dereye...

 

DERE

Niçin bu derenin suları kara,

Niçin böyle hırçın akıyor dere?.

Niçin deli gibi koşup kenara, 

Billurdan kancalar takıyor dere?..

 

Arzun tutunmaksa eğer sahile, 

Ey dere, bu coşkun gayret nafile! 

Bu sahil ki savmış nice kafile

Seni tutar mı, ey suyu mor dere?..

 

Ağlama ey dere! ..Gürültüsüz ak...

Kader bu: Ne yapsan suyun akacak! 

Çok zordur çırpınıp tutunamamak: 

Fakat bir kere de bize sor dere!..  -SABAHATTİN ALİ

 

Dere de kendi diliyle yanıtlamıştı seni... Senin yıllar sonra, 1948'de, acımasız, hain, vicdansız kişiler tarafından Kırklareli kırsalında katledileceğini duyumsamıştı; içi yanmıştı ve sana kara, mor sularıyla görünmüştü.

1948 yılında Haziran'da sıcak bir yaz günü, Çoban Şükrü, Sazara ve Hadiye köyleri arasından akan Karadere'nin yakınlarında, koyunlarını otlatırken bulmuştu seni. Belki yıllar önce konuştuğun dere, o Karadere'ydi. Senin başına gelecekleri duyumsadığı için seni görünce kararıp kalmıştı; kim bilir! 

Bugün bile, doğanın bize söylediklerini anlamıyoruz!..

1935-1945 arası dönem Sabahattin Ali’nin en verimli yazarlık yıllarıdır. Öykü, roman, şiir kitapları yayımlanır; oyunları, çevirileri, yazıları yayımlanır. Bu dönemde yayımlanan "İçimizdeki Şeytan" romanında, ırkçı ve Turancıları eleştiri konusu yapar; onların içyüzünü ortaya koyar ve bu kesimlerin hedefi olur. Kendisine yönelik çok şiddetli saldırılarla  karşılaşır.

"Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan romanında,1930’lardan sonra ülkelerdeki faşistleşmenin hızlanmasına koşut olarak,Türkiye’de etkileri artan ırkçı ve Turancı ideolojiye yandaş grupları, düşün ve eylem adamlarını sergilemeyi amaçlar." diye yazar Şükran Kurdakul, "Çağdaş Türk Edebiyatı 4" adlı kitabında.

Irkçı ve Turancılarla içine girilen süreçte, Sabahattin Ali işini kaybetmiş ve İstanbul’a dönüp gazeteciliğe başlamıştır. Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la birlikte çıkarılan ve birkaç sayı sonra kapatılan gazetelerde (Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa), siyasal iktidarı oldukça sert eleştiren yazılar yazar ve hakkında davalar açılır. Bu arada ‘Sırça Köşk’ adlı öykü  kitabı yayımlanır.

Sırça Köşk öyküsü hükümet tarafından halkı kışkırtan bir yazı olarak değerlendirilir ve "Sırça Köşk" kitabı hemen toplatılır. Sabahattin Ali'yi, baskılar, davalar, işsizlik, kapanan gazeteler, geçim sıkıntısı bunaltmıştır.

NE ZOR ŞEYMİŞ başlıklı yazısında içine düşürüldüğü durumu yazar: “...Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hattâ bu kadar tehlikeli mi olmalıydı?"

 Ülkeyi terk ederek, özgür yazabileceği bir ülkeye gitmek ister. Pasaport verilmez. O da gizlice gitmeye karar verir; ancak, İstihbarat Örgütü tarafından izlenmektedir. Bu süreç onun aylar sonra vahşice öldürülmüş olarak bulunması ile sonuçlanır. 

Kızı Filiz Ali, babasının cesedinin bırakıldığı yere, bir kayanın üzerine "DAĞLAR" şiirinden bir bölümü yazdırarak bir anıt oluşturur.

"BAŞIM DAĞ, SAÇLARIM KARDIR. 

               BENİM MESKENİM DAĞLARDIR."     

                                                                -SABAHATTİN ALİ                                                                            Ruhun şad olsun Sabahattin Ali...Divan edebiyatını da halk edebiyatını da çok iyi bilir Sabahattin Ali. Bir söyleşisinde şöyle demiştir: "Bir zamanlar aruza çok meraklıydım; gazeller, terkib-i bendler yazar ve eskileri hırsla okurdum. Üzerlerinde uğraşırdım. Bugün hâlâ okuyup sevdiklerim Fuzûlî ve Galip Dede'dir." Bu konudaki bilgisini, kültürünü seçtiğim şiir  beyitleri kanıtlar:

GAZEL NAZİRESİ

"Karın doyurmak için ihtikâre dek gideriz

Bugün bir ekmek için terk-i yâre dek gideriz

İnat edip bu sefalet devam ederse yine

Gıdası bol bulunan bir diyâre dek gideriz"    -SABAHATTİN ALİ 

İhtikâr: Vurgunculuk

GAZEL

"Hevâ-yi aşka uyup kûy-ı yâre dek gideriz 

Nesîm-i subha refîkız bahâra dek gideriz 

 

Felek girerse kef-i Nâilî'ye dâmânın 

Seninle mahkeme-i gîrdigâre dek gideriz"  -NÂİLÎ-İ KADÎM

 

Bugünün Türkçesiyle: Aşk tutkusuna uyup yârin köyüne dek gideriz./ Tanyelinin arkadaşıyız bahara dek gideriz./Felek geçerse Nâilī'nin avucuna eteğin/ Seninle Tanrı'nın mahkemesine dek gideriz.

"Sabahattin Ali gazelini, Nâilī'nin gazeline nazire olarak yazmıştır. Gazel, Divan edebiyatında, beş ile on beş beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı olan ve genellikle aşk, şarap gibi konularda yazılan bir nazım biçimidir.

Nazire, bir şairin şiirine, özellikle gazellerine, başka şairler tarafından ölçü, uyak ve redifi aynı olmak koşuluyla yazılan şiirlerdir.

Sabahattin Ali'nin gazel naziresinin tamamı beş beyittir;  nazire formunu korumakla birlikte içeriği değişiktir. Ne aşktan ne de güzellikten, söz edilmiştir. Maddesel yoklukların mizahlı şikayetleriyle doludur.

Sabahattin Ali, halk edebiyatını öne alır. Halk edebiyatını halka varabilmek yollarını işaret edeceği için daha yararlı bulur; fakat onu da olduğu gibi almanın yanlış olduğunu düşünür.

"Halkçı sanat halk kitlelerinin meselelerini en tesirli, en kuvvetli ifade şekilleriyle verebilen sanattır. Bu da ancak bugünün zevklerine uygun ve geniş ifade imkanları veren sanat formları ile mümkün olur." demektedir.

SABAHATTİN ALİ 'NİN BESTELENEN ŞİİRLERİ VE YORUMLAYANLAR

Edip Akbayram - Aldırma Gönül, Zülfü Livaneli - Leylim Ley, Zülfü Livaneli - Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Ahmet Kaya - Geçmiyor Günler, Ahmet Kaya - Kara Yazı,  Sezen Aksu - Çocuklar Gibi, Sezen Aksu - Dağlar Dağlar, Ahmet Kaya - Kız Kaçıran, Nükhet Duru - Melankoli, Nükhet Duru - Ben Sana Vurgunum, Volkan Konak - Göklerde Kartal Gibiydim

 

MELANKOLİ 

Beni en güzel günümde

Sebepsiz bir keder alır.

Bütün ömrümün beynimde

Acı bir tortusu kalır.

 

Anlıyamam kederimi, 

Bir ateş yakar derimi, 

İçim dar bulur yerimi, 

Gönlüm dağlarda bunalır.

 

Ne kış, ne yazı isterim, 

Ne bir dost yüzü isterim, 

Hafif bir sızı isterim, 

Ağrılar, sancılar gelir.   -SABAHATTİN ALİ 

 

EŞKIYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ 

"Çok zamandır çektim kahrı zindanı,

Bize de mesken oldu Sinop’un hanı.

Firar etmeyilen buldum amanı

Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz.

 

Sinop kalesinden uçtum denize,

Tam üç gün üç gece göründü Rize.

Karşıki dağlardan gel oldu bize

Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz."   -SABAHATTİN ALİ 

 

Sevgili Sabahattin Ali, başında servi yok; yok ama, ben seni "SERVİ" şiirinle uğurlamak istiyorum. 

Bir servi dedi ki bana:

"Rahat benim altımdadır.

Başını vurma dört yana,

Rahat benim altımdadır.

 

Serin serin uzanırsın,

Çiçeklerle bezenirsin,

Yat burada kazanırsın,

Rahat benim altımdadır.

 

Yârin de gezer dolaşır,

Bir gün buraya ulaşır;

Hasretler burda buluşur,

Rahat benim altımdadır."  - SABAHATTİN ALİ 

 

BİZE GÖRE SEN SERİN SERVİLER ALTINDA YATIYORSUN. RUHUN 

ŞAD OLSUN SABAHATTİN ALİ.    HOŞÇA KALIN.



YAZARLAR

  • Cuma 24 ° / 11 ° Parçalı bulutlu
  • Cumartesi 26 ° / 11 ° Bulutlu
  • Pazar 28 ° / 15 ° Bulutlu
  • BIST 100

    1.408%-0,10
  • DOLAR

    8,0432% 0,45
  • EURO

    9,6353% 0,30
  • GRAM ALTIN

    454,74% 0,98
  • Ç. ALTIN

    750,321% 0,98