Mehmet BABACAN, Eğitimci- Yazar ve Şair


OLAYLAR ANILARA ÇİMDİK ATARMIŞ

Denizci emekli komutanlarımızın bir basın açıklaması deprem yarattı. Benim de bir askerlik anımı düşürdü aklıma.  Anlatmazsam vallahi hatırı kalır. 27 Mayıs 1960 tarihine kadar 30 yaşını bitirmemiş öğretmenler askere alınmazlardı. 27 Mayıs İhtilali, askerliği gelmişlerin tümünü yedek subay eğitime çağırdı. Değişik bölgelerde 3 ay eğitimden sonra da tekrar eski görev yerine gönderdi.


Denizci emekli komutanlarımızın bir basın açıklaması deprem yarattı. Benim de bir askerlik anımı düşürdü aklıma.  Anlatmazsam vallahi hatırı kalır. 27 Mayıs 1960 tarihine kadar 30 yaşını bitirmemiş öğretmenler askere alınmazlardı. 27 Mayıs İhtilali, askerliği gelmişlerin tümünü yedek subay eğitime çağırdı. Değişik bölgelerde 3 ay eğitimden sonra da tekrar eski görev yerine gönderdi.

Ben Siirt’te çalışıyordum. Doğuda çalışanları Sivas’ta toplamışlardı. Ama altyapı yetersizdi. Gerekli olan tüm yapılaşmayı Prefabrik barakalarla biz kuracaktık. Henüz üç günlük askerdik. Asker miyiz, yoksa garnizonda işçi miyiz, belirsizdi? Bir yandan da akşam derslerine başlamıştık. Grup Komutanımız Çağlar Yüzbaşı yiğit bir askere benziyordu. Daha ilk günden aramızda beyin iletişimi başlamış gibiydi. Ele alınan bazı konularda görüş belirtmeme fırsat doğmuş ve İlgi yaratmıştı. Daha kimse kimsenin adını bilmiyordu. Ama komutan beni“ Mersinli!” diye çağırmaya ve görüşümü sormaya başlamıştı.

***

Bizim baraka kuracağımız yer meyilli bir araziydi. Kamyon malzemeleri tümseğin başına kadar getiriyor, aşağıdaki kuruluş düzlüğüne biz taşıyorduk. Kuruluş ekibinin başında Teknik Kademeden bir Başçavuş vardı. Bizimkiler de yardım ediyorlardı.  Yukarıda bizim yanımızda da genç bir Üstçavuş vardı. Başçavuşun istediği adam ya da malzemeyi aşağıya gönderiyordu. Bir ara Başçavuş fena halde sinirlenmiş, Üstçavuşa bağırdı: “ Oradan bana üç tane orospu çocuğu gönder” dedi. Hayret ettik. Askeri kesiminde küfrün yaygın olduğunu duyardık, ama bu ölçüde değil gibiydi. Belki de yüz yüze gelmediğimizdenmiş.

Biz öğretmen grubuyduk. Öğretmen küfrü yaşamından çıkarmakla gurur duyan bir kesimdi.

Biz şaşkınlık içindeyken çavuş bir arkadaşı işaret ederek “ sen” dedi. Geçti bir başkasına “ sen” dedi. Sonra bana “ Bir de sen” dedi. Ben gitmem, çünkü orospu çocuğu değilim dedim. Üstüme yürüdüyse de arkadaşlar vuruşmaya fırsat vermediler. Ama ben cezaevi barakasını boyladım.

Cezaevi barakasını da biz kurmuştuk. Hatta ilk kurduğumuz barakaydı. Ceza alan pijamasını alıp gidiyordu. Ot yataklarla piknik yeri gibiydi. Akşam ders sırasında: “ Mersinli nerde?” demiş komutan.  Olayı olduğu gibi anlatmış arkadaşlar. Bir ara Cezaevi Barakasının kapısından “ Ziyaretçin var” diye çağrıldım.  Kapıdaki Çağlar Yüzbaşıydı. “ Geçmiş olsun Mersinli. Şimdi bir harf bile atlamadan, olduğu gibi anlat” dedi. Bir çırpıda anlattım. Zaten 3- 4 saat önceki bir olaydı. “ Hemen üstünü giyin, gel” dedi. Bekliyordu. Başkaca hiçbir şey söylenmedi, sorulmadı. Yalnız o iki Astsubayı bir daha görülmedi. Hangimiz darbeciydik, bilinemedik…

 



YAZARLAR

  • Salı 33 ° / 17 ° Güneşli
  • Çarşamba 31 ° / 15 ° Güneşli
  • Perşembe 32 ° / 15 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.461%1,36
  • DOLAR

    8,2700% -0,03
  • EURO

    10,0524% 0,14
  • GRAM ALTIN

    488,61% 0,79
  • Ç. ALTIN

    806,2065% 0,79