PROF. DR. FİKRİ AKDENİZ - BİLİM DÜNYASI


KÖY ENSTİTÜLERİ VE GERÇEKLER

Prof. Dr. Fikri AKDENİZ


Türkiye’ye özgü bir sistemle 17 Nisan 1940 yılında kurulan ve 27 Ocak 1954 yılında kapatılan Köy Enstitüleri (KE), bireyin gelişiminde sanat ve estetiği önde tutan, barışçı ve insancıl ilkeleri savunan bir eğitim modelidir. Ana ilke, yalnız düşünce ile uygulamayı birleştiren “iş yoluyla iş eğitimini” ön plana alan bir eğitim modeli değil, toplumu değiştirme ve geliştirme modelidir.

Köy Enstitülerine neden gereksinim duyulmuştur?

Öncelikle 1930 lu yıllarda ülkemizdeki gerçek duruma bakmalıyız.  1935 nüfus sayımına göre nüfusumuz 16 milyon 158 bin civarındadır. 7 milyon 936 bini erkek, 8 milyon 221 bin 248 i kadındır. Nüfusun %83,4 ü köy ve kasabalarda yaşayanlardır. Okuma yazma oranı ancak nüfusun %20 sidir. Bu oran kadınlarda %10 a ulaşabilmektedir. Köylerde Çoğu üç yıllık öğretim yapan köy okulları bulunmaktaydı. Çiftçi ailelerin en az %15 topraksızdır. Din baskısı bulunmaktadır. Üretim araçları ilkeldir. 1680000 çocuk okula gitmekten yoksundu. Şehirlerde durum daha iyiydi. Halkın %85 i ilköğretimden yararlanabiliyordu.

 Türkiye’de eğitim sorunlarının çözümü gerekiyordu. Bunun için devlete yük olmayan köye yararlı olacak, kırsal yapının değişimine katkı sağlayacak okul ve (kültür ve hizmet ruhuna sahip) öğretmen gerekiyordu. 1940 a gelindiğinde 6 yaşın üzerindeki nüfusun %78 i okuryazar değildi. Köylerde bu oran %90 dı. Türkiye’de 1932 yılından itibaren görülmedik bir eğitim çalışması başlatılmıştır. 1932 de halk evleri kursları başlatılmıştı. İlk kez 1936'da geçici olarak açılan eğitmen kurslarıyla kısa süreli bir eğitimle köy eğitmenleri yetiştirilmesine başlandı.

 Köyler, sağlık, temizlik ve gelişme olanaklarından uzaktı. Bu yaygın bilgisizlikle daha etkili mücadele etmek, bunu yaparken köylerin sosyal ve ekonomik yapısında öğretmen ve eğitim kanalıyla düzenlemeler, gelişmeler sağlamak gereksiniminden köy enstitüleri (KE) doğmuştur. Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel 17 Nisan 1940 ta TBMM meclisinde “Köy Enstitüleri Kanunu” görüşülürken yaptığı konuşmada köylünün de okutularak daha iyi duruma getirilmesini istemiştir. Böylece Cumhuriyet ilkeleri tabana yayılacak ve köylünün tarım ve diğer konularda da bilgi sahibi olması sağlanacaktı. 1941'de 14'e varan enstitü sayısı 1946'da 20'ye, 1948'de de 21'e ulaştı.

On dört yıl boyunca (1940-1954) yirmi bir enstitü, yaklaşık olarak on yedi bin mezun verdi.1942'de köy enstitülerine öğretmen yetiştirmek amacıyla Ankara Hasanoğlan'da bir de yüksek köy enstitüsü kuruldu. KE aynı zamanda insanın özgürlük, eşitlik, kardeşlik, barış ve sömürüsüz bir toplum isteğidir. Temeli: Cumhuriyetin eğitim anlayışını, bir kır toplumu olan ülkenin eğitim yoluyla canlandırılması gerektiğini, öğretmen yetiştirmenin önemini kavrayan, ancak bu yolla eğitim atılımlarının gerçekleşebileceğini düşünen Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve ilköğretim genel müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un ve onlara omuz veren bir avuç eğitim aydınının çalışmalarıyla atılmıştı.

Köy Enstitüleri nerelerde kuruldu?

 Kırsal alanlarda, köyün içinde ya da çok yakınında,  tren veya kara yoluna yakın yerde şehir dışında kuruldu. Toprağın devlete ait olması, tarıma uygun olması 2-3 şehire yakın olması önemliydi. Binalar ya tek katlı ya da iki katlı olarak Milli eğitim bakanlığının onayına uygun olarak öğrenciler, usta öğreticiler ve öğretmenlerin işbirliği ile yapılmıştı.

Köy Enstitüleri sistemi, Eğitimin amacını ve yöntemini nasıl etkiledi?

Temel ilke, düşünce ile uygulamayı birleştiren “iş yoluyla iş eğitimini “ ön plana alan eğitim-öğretimdir. Bunun sonucu olarak düşünen, okuyan, akıl yürüten, yeni bilgilere ulaşmak isteyen, kendine güvenen, yılmayan mücadeleci bir insan tipi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu ilke yardımıyla KE ler sürekli gelişti. Öğrenciler yaparak yaşayarak öğrendikleri için günümüzde pek çok gencin sorduğu "bu bilgiler nerede işime yarayacak?" sorusu sorulmaz, o bilgiyi hayatlarında kullanacakları için kolaylıkla öğrenirlerdi.

Köy Enstitülerinin tarihselliği ve güncelliği:

KEnin geçmişte ne olduğunu ve bugün ne anlam ve değer taşıdığını anlamanın en iyi yollarından biri sağlam bir “tarih duygusu” na sahip olmak ise, bir başkası da KE tarihi üzerine günümüzde bulgu niteliğinde ortaya çıkan yazıları okuyup incelemektir. Kısacası eğitimin bugününü ve geleceğini KE tarihiyle birlikte düşünmemiz gerekir. Tarih içinde anlatılanları, çatışan güçleri ve ideolojilerini anlamaya çalışmalıyız. KE tarihinin, eğitime dair günümüzde yürütülen uğraşıların hedefi olduğu gerçeğini göz önünde bulundurmak gerekir.

Dostça kalın…

           

 



YAZARLAR

  • Cumartesi 34.1 ° / 21.7 ° Açık hava
  • Pazar 33.9 ° / 22 ° Bulutlar
  • Pazartesi 34.4 ° / 22.7 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6605% 1,58
  • EURO

    10,1884% 1,29
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50