SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


-BİR KİTABIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI- 


GEÇTİ AKŞAM SULARI- "BEN UNUTMADAN" -TARIK DURSUN K.
Evde kapalı olduğumuz günlerde ve özellikle, ağır bir hastalık geçirdikten sonra yatmaya da zorunlu olduğum günlerde, fırsat buldukça okudum, düşündüm. Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarım, dostlarım geldi usuma...
Çok güzel komşular, arkadaşlar, dostlar edindim İzmir'de. Özellikle benim gibi okumayı sevenlerle çok yakın oldum. Filiz-Basri çifti gibi... Benim gibi İstanbul'dan gelmişlerdi ve bir süre sonra İstanbul'a döndüler. Kızları Tanem burada doğdu, şimdi yirmili yaşlarını süren bir genç kız...
2001 yılında ağır bir operasyon geçirmiştim. Beni görmeye geldiklerinde; bana armağan olarak İzmir doğumlu ve yine İzmir'de yitirdiğimiz TARIK DURSUN K.'nın "GEÇTİ AKŞAM SULARI" adlı kitabını armağan etmişlerdi. Hastanede çok severek okumuştum. 
Filiz kitaba "Güzelbahçe yolları sizi özledi, bir an önce iyi olmanız dileklerimizle" yazmış ve Tanem'in minik elini çizmişti. O minik eli, kitapta, nasıl koklayarak öptüğümü anımsıyorum. Çok sevdiğim kitap kokusuyla Tanem'in kokusu birlikte çok güzeldi.
Bugün yine açtım, GEÇTİ AKŞAM SULARI kitabını; alt başlığı "Ben Unutmadan 2"

"Geç-ti, geçtiydi akşam suları
Gittiydi âşıklar gittiydi bir bir
Sustu saatler durduydu çın çın 
Akar da akardı akardı nehir."    -W. H. AUDEN

Tarık Dursun, bu anı kitabını 1997 yılında yazmış, yani 66 yaşında... Ben 73 yaşındayım. Unutmadan, kitabın çağrıştırdıklarını yazmak istiyorum. 
                 METİN ELOĞLU "Üsküdar Çocuğu"
"Bir elinin (sol elinin) işaret parmağını ağzına sokup ıslattı iyice, sonra gözlerinin çizgisine getirdi, tuttu. 'İmbat bu,' dedi. 
Kültürpark'taydık: O, ben, Cengiz Tuncer, Ziya Metin ve Muhtar Kemal. Saat, imbat saatiydi, doğru ve bunu çok iyi öğrenmişti. Kilizman tarafından, Çatalkaya'nın hemen altında bir yerlerden çıkagelen imbatı (maşallah) bir haftada blzim kadar tanır olup çıkmıştı.
'Saati,' dedi Muhtar Kemal, güldü. 'Canım, imbat bu, vakti de geldi işte ve çıktı, bunu bilmek için Metin Eloğlu olmak mı gerekiyor yani?' demelere getiriyordu eğri gülüşü ile.
Cengiz Tuncer en azından Buldan dokumaları kadar saydam ve ince, yıkık bıyıklarıyla Muhtar Kemal'e baktı. 'Öğrendi o da' dedi. 'Bugünden tezi, o da bizim kadar İzmirli artık.'
Ziya Metin ; ilk kez Üsküdarlardan kalkıp gelmiş bu yeni İzmirliye büyümüş gözlerini çevirdi, berikinin gözleri içinde terk edilmiş Üsküdar'ı aradı." 
TARIK DURSUN'nun kitabındaki bu satırlar bana neler çağrıştırdı?
Önce "İMBATLA DOL KALBİM" dedim Tarık Dursun gibi... Yani yazarın öykü kitabını anımsadım. Sonra "DENİZİN KANI" Tarık Dursun K.’nın aynı adlı romanından uyarlanarak çevrilen, 1940’lı  yıllarda Ege denizi kıyısında küçük bir süngerci kasabasında, sünger avcılığı ile geçinen bir grup insanın deniz ve toprak  tutkularının anlatıldığı diziyi...
Asıl çağrıştırdığı METİN ELOĞLU ve şiirleri...
METİN ELOĞLU, 11 Mart 1927, İstanbul-Çamlıca doğumludur. Çocukluğu Çamlıca'da geçer. İlkokuldan sonra Üsküdar Sultantepe ortaokuluna girer. Yedinci sınıf öğretmeni şair Sabahattin Kudret Aksal'dır. Karatahtaya ilk yazdığı şiir Orhan Veli'nindir: "Masal".
Eloğlu'yla S. K. Aksal arasında arkadaşlığa varan bir ilişki kurulur. Eloğlu o sıralar yazdığı şiirleri öğretmenine gösterir.
1943'te Güzel Sanatlar Akademisi'ne girer. İki yıl düzenli okur. Bol bol şiir yazar, sol eğilimli şairlerle dostluk kurar. Üçüncü yıl tutuklanır, iki ay emniyette kalır. Suçsuzluğu anlaşılarak salıverilir; ama bu arada okuldan kaydı silinmiştir. O da, konuk öğrenci olarak yazılır, 1947'ye kadar dersleri izler. Akademi bitmeden askere alınır. Kopuntulu olarak beş yıl askerlik yapar.
FANTİRİ FİTTON ŞİİRİ
Argo  sözcüklerin yoğun olduğu bu şiirde, Eloğlu, toplumdaki yozlaşmayı eleştirmek istemiş; genç kızların zengin biriyle evlenme peşinde olmalarını alaya almış... Sokak ağzını kullanmış, eleştirisinin etkisini arttırır diye düşünmüş olmalı...
                   NEDEN BU ŞİİR?
GEÇTİ AKŞAM SULARI kitabında, Tarık Dursun ve arkadaşları İzmir-Havra Sokağı'ndaki Yasef Usta'nın meyhanesinde Metin Eloğu'nu dinlemektedirler. 
"Onun bir sevgilisi varmış; akşamüzeri balkona kuruldu muydu, bacak bacak üstüne atıp cigarayı da yaktı mıydı...
'Piyango vurduysa vurdu' diyor Eloğlu... 'Kelleyi kulağı düzdünüzse düzdünüz.'  'cakan kime?' diyor. 
Metin Eloğlu, kıza tüm öfkesini kusuyor, verip veriştiriyor. Ne kadar argo sözcük varsa -kızı aşağılayan- onlarla taşlıyor da taşlıyor kızı...
Yasef Usta kadehi elinde dinler Metin Eloğlu'nu; "seninkisi şairlik' der ve ekler 'üstelik sen şiirindeki kıza deliler gibi âşıksın'. Metin Eloğlu, çatal ağzına yakınken durdurur 'Sen bir çıfıtsın, için dışın fesatlık dolu.' der ve devam eder. 'Ayrıca... Yalan konuşuyorsun.'
'Öyle mi?, diye alttan almadan konuşur Yasef Usta... Muhtar Kemal 'Misafirimiz olur Yasef Usta' der.
'Ama âşık bir misafir. Ne diyorsun şair?' der Yasef Usta...
Metin Eloğlu hınzırdır, oralı olmayayım der ama, ama yapamaz. 'İnsan şairse' der, durup sözünü aranır, sonra ekler: '... şairse, zaten âşıktır. O kızın bizim Üsküdar'dan olması, bir şeyi değiştirmez. Ben şairim, her kıza âşık olurum, şiir yazarım'.
'Hele sen o şiirin arkasını da oku ki!' der Yasef Usta, bakışlarıyla üsteler Metin Eloğlu'nu.
O da FANTİRİ FİTTON şiirinin son bölümünü okur, susar ve başını öne eğer. 
Yasef Usta 'Ah!' der. 'Ben demiştim çocuklar, bu şair, adını da açıkladığına göre, ben de söyleyebilirim, hiç mahzuru yok, o Selma Hanım'a vurgun. Bütün hıncı da şiirinde zaten'
'Evet arkadaşlar, evet ey dünya, ben o Selma'ya âşığım, var mı diyeceğiniz?' diye meydan okur şair...
'Yok' der Yasef Usta sesini alçaltarak, içini bir hüzün basar, elini uzatır, Metin Eloğlu'nun eli üzerine koyar, hafiften sıkar. "
 İşte size anlattığım gibi yazar Eloğlu ile ilgili anısını TARIK DURSUN.
Usuna Metin Eloğlu'nun şiirleri gelmez mi bu anıyı okuyanın! Eğer gelmiyorsa şiir sevmiyor, Metin Eloğlu'nu da sevmiyor demektir bence...

İNCE ELEK

İçtikçe içesim geliyor gayri ne bilgi ara ne hüner
Beni bu rakıyla başbaşa bırakma.
Adam olayım çalışıp para kazanayım.
Beni böyle işsiz güçsüz bırakma.
Beni uslandır, beni yüreklendir.
Beni deli edip bırakma.  
Bilsen nereleri var kalk gidelim. 
Beni hep buralarda bırakma.
Beni aç bırak, evsiz , urbasız bırak.  
Beni sensiz bırakma.
Beni ne yap biliyor musun? 
Beni yont, beni arıt, beni ayıkla!   -METİN ELOĞLU 

ŞİŞEDEKİ 
Şişede durduğu gibi durmaz ki kâfir
Tutar, insana yaşamayı sevdirir.    -METİN ELOĞLU 

Yoğun, kısa, derli toplu bir şiir... Okuru birden yakalıyor, sonuca götürüyor. Gereksiz uzatmıyor sözü...
 Böyle duyumsuyor şair; ama, yaşamayı sevmekle yetinmiyor. Barış, özgürlük, kardeşlik olsun istiyor. Bozuk düzeni beğenmiyor ve o düzenin değişmesini istiyor. Yaşam; anlamlı, düzenli, yalansız ve akla uygun da olsun istiyor...


ÖMÜR TÖRPÜSÜ

Yaşamak istiyorum.
Yaşamak istiyorsun.
Yaşamak istiyor.
Böyle şiir olmaz, diyeceksin; biliyorum.
Ama böyle dünya olur mu?
Böyle barış olur mu?
Böyle hürriyet olur mu?
Böyle kardeşlik olur mu?
Biliyorum ki; katlanıver, diyeceksin.
Ama böyle de yaşamak olur mu!  -METİN ELOĞLU  
BİR BAŞKA "KİTAPLARIN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI" KONULU YAZIMDA BULIŞMAK ÜZERE HOŞÇA KALIN.

 



YAZARLAR

  • Salı 33 ° / 17 ° Güneşli
  • Çarşamba 31 ° / 15 ° Güneşli
  • Perşembe 32 ° / 15 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.461%1,36
  • DOLAR

    8,2696% -0,03
  • EURO

    10,0975% 0,59
  • GRAM ALTIN

    488,61% 0,79
  • Ç. ALTIN

    806,2065% 0,79