KONUK YAZAR


TASARRUF VE İSRAF

Otuz yıl önce İsveç Stockholm’e giden bir yurttaşımız, konakladığı otel odasının lavabosunda tıraş olurken, aynanın yanında ilginç bir yazı görür.


Otuz yıl önce İsveç Stockholm’e giden bir yurttaşımız, konakladığı otel odasının lavabosunda tıraş olurken, aynanın yanında ilginç bir yazı görür. Yazıda; ’Lütfen, tıraştan sonra jiletinizi çöpe atmayın; yanda bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle bile olsa İsveç çelik sanayisine yardımcı olun’’ diyormuş.

Bir dergide okuduğum ve çok etkilendiğim bu yazıyı ilgisini çekeceğini düşünerek köylüm, dostum ve değerli ağabeyim Hüseyin Erkan beyle paylaştım. Beğendiğini belirttikten sonra, ‘‘Sadece benimle paylaşman yetmez. Bunun üzerine bir yazı yaz ki, herkesle paylaşmış ol” dedi.

Bilindiği gibi İsveç, çelik sanayisinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. Çelik denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok çelik eşyanın üzerinde ‘’İsveç çeliğinden üretilmiştir.’’ yazısı bulunur. İsveç bu tasarruf yöntemi sayesinde bir tek kullanılmış jiletin dahi çöpe atılmasını önleyerek ülkesinin çelikte bugünkü durumuna gelmesini sağlayabiliyor. “Bir jiletten ne olur!” dememek lazım. Damlaya damlaya göl olur atasözü misali, kutuda biriken jiletlerin İsveç çelik sanayisine önemli bir katkısı olmuş ki, bugünkü konuma gelebilmiş. Bu, bir çeşit tasarruf eğitimi değil midir? Tasarruf bilinci önce aileden, sonra çevreden, sonra da ülkeyi yönetenlerin tutum ve örnek davranışları sayesinde elde edilir.

Japonya’nın ekonomik sıkıntı içinde olduğu bir zamanda, dönemin başbakanı, meclisi toplayarak ülkenin içinde bulunduğu durumu gizlemeden olanca çıplaklığı ile anlattıktan sonra; “Şu andan itibaren Japonya’nın iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, sırtımdaki elbiseden başka elbise giymeyeceğim ve pirinçten başka bir şey yemeyeceğim” der. Böylece, toplumda bir ‘savurganlıktan kurtulma’ kampanyası başlatır. Başbakan verdiği sözü tutar; toplum da ona uyar. Ve Japonya kısa sürede tüm borçlarından kurtularak refaha kavuşur.

Henüz o Japon Başbakanı gibi bir siyasetçimiz yoksa da ülkemizde son yıllarda yukarıdaki örneğe benzer uygulamaların yapıldığını memnuniyetle görmekteyiz. Evlerde ve lokantalarda, kızartmalar için kullanılan atık bitkisel sıvı yağlar, lavabolara dökülmeyerek, çoğu camilerde ve belediyelerde oluşturulan atık yağ toplama istasyonlarında biriktirilerek, sabun ve kimya sanayisinde hammadde olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca evlerde, modası geçmiş, bozulmuş veya kullanım ömrünü doldurmuş her türlü elektronik eşya yine belediyeler tarafından belirlenen “Atık elektronik eşya toplama merkezleri”nde biriktiriliyor. Sonra bunlar fabrikalarda işlenip altın, gümüş ve bakır olarak ayrıştırılmakta ve tekrar ülke ekonomisine kazandırılmaktadır.

Tasarruf ve israfla ilgili yaşadığım ve unutamadığım bir anımı da sizlerle paylaşmak istiyorum: 1970-1971 yıllarında İstanbul Üniversitesi’nde okurken, Tahtakale’de Aksekili bir hemşerimize ait hırdavat firmasında çalışıyordum. Bir gün rulman satın aldığımız şirketin satış sorumlusu ile hesap mutabakatı yaptıktan sonra, rakamları yazdığım el kadar küçük bir kâğıdı buruşturup çöpe atmak üzereyken, Mösyö Ojalvo, elimi tutarak, kendine has Musevi şivesiyle, “Hop kuzum! Arkasi boş” deyiverdi

Çok utanmıştım o anda ama hayatım boyunca çok önemli bir ders oldu; bu bana.

 Yıllar yılı bu sahneyi hiç unutmadım. 41 yıllık memuriyet yaşantımda, lavabodan dönünce, havluları olmadığın için, ellerini önü arkası bomboş A4 kâğıdı ile kurulayan memurları gördükçe, hep Mösyö Ojalvo’yu hatırladım.

 

FAHRETTİN ULUKAYA

Tel: (0532) 255 18 95



YAZARLAR

  • Cuma 24 ° / 11 ° Parçalı bulutlu
  • Cumartesi 26 ° / 11 ° Bulutlu
  • Pazar 28 ° / 15 ° Bulutlu
  • BIST 100

    1.408%-0,10
  • DOLAR

    8,0228% 0,19
  • EURO

    9,6249% 0,19
  • GRAM ALTIN

    454,74% 0,98
  • Ç. ALTIN

    750,321% 0,98