SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


-SERHAT TÜRKÜLERİNİN DUYUMSATTIKLARI 2-


Türküler...Halkımızın belleğinde yer etmiş, iz bırakmış; döneminin özel yaşam kesitlerini akıcı bir söyleyişle yansıtan, içli duyguların şiir kokan türküleri unutulur mu?

Ölçü, uyak gibi kurallara pek bağlı bulunmasa bile, kendine özgü tarzı ve edasıyla, soylu söyleyişiyle çok sevilen bir türdür.

Belki edebiyat tarihinde ünlenmiş birçok şiirin yanında, biraz sönük kalabilir türküler; ama, ilhamını geniş ve sonsuz derinliklerden toplayan bu yalın, basit, sade sözcüklerle örülmüş söyleyişler, bazen o şiirlerin önüne bile geçerler.


Türküler, şairlerin esin kaynağı olmuştur.  Bakın ünlü şairlerimiz ne diyorlar: 


"Ah bu türküler

Türkülerimiz

Ana südü gibi candan

Ana südü gibi temiz

Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla

Köyümüz, köylümüz, memleketimiz."   -BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU 

 

Orhan Veli de çok sever türküleri… En çok adı bilinmeyen halk şairlerini, türkü çağıranları sevdiğini söyler Sait Faik’e. Sait Faik bir tane türkü söylemesini istediğinde de bir zehir zemberek türkü çağırır Orhan Veli…


"Akşam olur hapishane kitlenir,

Kimi kâğıt oynar, kimi bitlenir.

Kiminin temyizden evrakı gelir.

Düştüm bir ormana yol belli değil.

Yatarım yatarım gün belli değil." 


Bir şiirine de "İstanbul Türküsü" adını koymuştur; Şiirin içinde de bir türküye yer verir:

"İstanbul'un mermer taşları,

Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları.

Gözlerimden boşanır hicran yaşları;

Edalım

Senin yüzünden bu hâlim."   -ORHAN VELİ 

"Çamlıbel’den Tokat’a doğru

Tozlu yolların aktığı ırmak!

Ben seni çoktan unuttum

Sen de unuttun mu, dön geri bak.


Orda derenin içinde,

İki üç çırılçıplak, 

Alçacık damı düşündükçe,

Gözlerim yaşarıyor, dön geri bak.

 

Irmaklar gibi uzaklaşır,

Bir türkü kadar uzak

Tekerler iki çizgi bırakır,

Hamutlar şak şak eder, dön geri bak."   -CAHİT KÜLEBİ


"Nakaratın alındığı (dön geri bak) türküsü oynak, sevinçli bir türküdür. Külebi, büyük bir ustalıkla bu sevinci onmaz bir hüzne dönüştürür. Belli belirsiz bir bırakmanın, bir ihanetin hem özrünü, hem acısını söyler. Acı acı terler: ‘İki üç çırılçıplak/ Alçacık damı düşündükçe.’ Bu terlemeyi de yine kendi diliyle,çocukluğunda yediği nişastanın tadıyla söyler: ‘Gözlerim yaşarıyor, dön geri bak.' diyerek" Bu sözlerle Turgut Uyar, Cahit Külebi’nin sanatının değerini vurgular.


"Bu dere baştan başa ayvalı bağ 

Ayvalar sararıyor dön geri bak. 


Ellerin yâri de bize vah bize vah!

Ne yaman öğretmişler şu bülbülü 

Her seher gelir derer gonce gülü. 


Bu dere baştan başa elmalı bağ 

Elmalar kızarıyor dön geri bak. 


Bu dere baştan başa cevizli bağ 

Cevizler şak şak eder dön geri bak."  -Elazığ yöresi türküsü, Hafız Osman Öge


"Burcu burcu kokan bahar gülleri 

Ondan bir örnek mi bilemedim ki!

Belki selam yollar işaret verir,

Bu şaşkın hâlleri dilemedim ki!..

 

Gözüm görmez oldu, büküldü belim.

Kalemi tutamaz titriyor elim.

Seni üzecekse kesilsin dilim.

Daha uzakları göremedim ki!.." 


Adı bilinmez ozanı sevdiceğinden ayıran koşullar nelerdir bilinmez... "Herkesin bir derdi var./ Durur içerisinde." Gözleri görmez olmuştur; beli de bükülmüştür genç yaşında...

Sevdiğini baharda açan güle benzetir, türkülerdeki gibi... Hâllerini anlatacak kimsesi de yoktur; dağa,  taşa, esen yele döker derdini; çaresi yoktur. 

Çaresizlikten şaşkındır; tıpkı "Yâr deyince kalem elden düşüyor, Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor." diyen Abdürrahim Karakoç gibi... 


"Şirin olmuş dağlar Ferhat gezeli, 

Bir kutlu yazıdır gurbet alında, 

Yollar uğurlamış nice güzeli 

Türküsüz sevdalar kimin aklında?"   - YAHYA AKENGİN


SERHAT TÜRKÜLERİ

Tuna bazen sakin, sessiz akar; derinliğinde sakladığı, sevdalıların, bağrı yanıkların gözyaşlarıyla ıslanmış anılarını dinlerken duyduğu hüznü anımsar gibi...

Bazen de birdenbire çoşar taşar; deli deli akar!.. O zaman da Tuna kıyılarından bir ses, tarihin derinliklerinden Kâtiboğlu türküye başlar:


"Tuna'nın etrafı koru

Altımdaki atım doru

Bana derler Kâtiboğlu 

Uyan Sülman uyan!.. Sabah oldu

Sabah oldu, yandı yürek kebap oldu."
Sabah olmuştur; Kâtiboğlu'nu, ayrılık acısıyla vurmaya başlayarak ve duyarlı yüreğini yakarak... İçlenir Kâtiboğlu, ayrılık acısının alevi ruhunu yakmaya başlamıştır.Tuna'yı aşma kararını vermiştir bir kez...

"Tuna'yı atladım geçtim.

Ak ile karayı seçtim.

Ben yârimden ayrı düştüm. 

Uyan Sülman uyan!.. Sabah oldu

Sabah oldu, yandı yürek kebap oldu."


Akla-karayı seçerek Kâtiboğlu, Tuna'yı aşmıştır; ama, yârinden de ayrı düşmüştür. Bir kıyıdan öbür kıyıya bakacak, yârin hayalini Tuna'nın etrafındaki korularda, Tuna'nın deli deli akan, köpüklenen sularında arayacaktır.
"Tuna akar deli deli

Etrafını çalkar seli

Pek engindir Tuna yeli" diyerek içli içli, yüreğinin en derininden yükselen, ayrılık acısını taşıyacak yellerin,Tuna'nın engin yelleriyle birlikte karşı kıyıya ulaştığını düşünerek avunacaktır.
Kimmiş çalan bu serhat türküsünü? 

Sazın bir hoş, sözün bir hoş ay balam! 

Çeker gönlüm hep geçmişin yasını, 

Niye dertli kemanında yay balam?  -A.METİN ŞAHİN


Yıllar sonra seslenir bu dörtlükle Metin Şahin... "Bu serhat türküsünü

çalan kimmiş?" diyerek...


Estergon kalesi su başı kaya,

Kemirir gönlümü aşk denen belâ.

Çektiğimi hoş gör efendim gel etme cefa...

Akma Tuna, akma ben bir dertliyim

Yâr peşinde koşan kara bahtlıyım.


Estergon kalesi su başı durak,

Kemirir gönlümü bir sinsi firak,

Gönül yâr peşinde yâr ondan ırak.

Akma Tuna akma ben bir dertliyim

Yâr peşinde koşan kara bahtlıyım.


ikinci Viyana kuşatmasından sonra (1683) bizden ayrılır Estergon. Türkülerimizde, şiirimizde, müziğimizde gönüllerimizde yaşamaya devam eder.


Yeniçeri halk ozanlarından biri olan ÖKSÜZ ÂŞIK/ÖKSÜZ DEDE'nin şiirlerinden birinde Tuna baharları; açılan kırmızı Tuna gülleri, öten bülbülleri ve esen sabah yelleri ile cennetten bir parça gibi betimlenirken, şu dizelerle Tuna yellerinin Estergon'u selamladığı da anlatılmıştır.

"Selamlamış Estergon'la Budin'i

Belgrad'a uğrar yeli Tuna'nın"  -ÖKSÜZ DEDE 

Yazımı NİYAZİ AKINCIOĞLU'nun halk şiirinden esinlenen dizeleriyle 

bitiriyorum:

Ak kâğıda kara yazı yazıldı

Ferman çıktı koç yiğitler hakkına;

Dağlar duman oldu, dümen bozuldu,

Gayri kılıç hasret kalmalı kına.


Dağlara kuruldu hakkın divânı

Meydan kılıcındır kalemin değil;

Seferber eyledik cümle ihvanı,

Bu dağlar bizimdir, âlemin değil.   - 


Yitirdiğimiz şair ve ozanların ruhu şad olsun, yaşayanlara da Allah uzun ömürler versin...

                   HOŞÇA KALIN.



YAZARLAR

  • Salı 33 ° / 17 ° Güneşli
  • Çarşamba 31 ° / 15 ° Güneşli
  • Perşembe 32 ° / 15 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.461%1,36
  • DOLAR

    8,2700% -0,03
  • EURO

    10,0524% 0,14
  • GRAM ALTIN

    488,61% 0,79
  • Ç. ALTIN

    806,2065% 0,79