YAYFEN YAYINLARI ve ERDAL ÇAKICIOĞLU BULUŞMA

Söyleşi: Duygu TERİM

Eşyaların Ruhuna Dokunan Ressam: İmam Afsarian

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Asuman Kafaoğlu-Büke...

Yaşadığını Yazmak

çetele

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Nedim GÜRSEL...

Söyleşi: Gül Parlak

ÖYKÜ: Recep NAS

Söyleşi: Adalet Temürtürkan

Ayşe Nilay Özkan : “SANA YALAN SÖYLEMİŞLER” DEN KALANLAR

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Remzi Karabulut...

Esra Sağlık: petrol ve papatya

Murat Cem Miman: TEKMİL FAVA

Buket DÜZGÜN-TAHTA ATLARI SÜRÜYOR ÇOCUKLUK

Levent Karataş-aşk tarifi

Gül Parlak, İclâl Nur ile “Kırlangıç Sabahı”

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Zehra İPŞİROĞLU...

Öykü: Özcan Öztürk

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: ÇİĞDEM SEZER...

Ayşe Nilay Özkan : “SANA YALAN SÖYLEMİŞLER” DEN KALANLAR

“SANA YALAN SÖYLEMİŞLER” DEN KALANLAR

İki istasyon arasında kalmak… Ne geçmişe dönebilmek ne de geleceğe ulaşabilmek… Arafta kalmış bir erkeğin terk ediş ve geri dönüş arasındaki ikilemi… Bunlar, Mustafa Suphi’nin dokuzuncu kitabı “Sana Yalan Söylemişler” in başkarakterinin acı, anı ve yas dolu hesaplaşmasının kısacık bir özeti belki de.

Bir aşinalık vardı sende, bir evvel ahirlik. O kadar tanıdıktın ki…” cümlesiyle başlayıp, “sen denize bakıyorsun, ben sana… Hiçbir şey görmeden bakıyorsun. Tıpkı yıllardır bana baktığın gibi! “ ye evrilen ilişkinin sorgulanması ama tam anlamıyla sonlandırılamaması kitapta anlatılan. Devinen, dönen, duraklayan, hızlanan, bazen ardında cevaplanmamış sorular bırakan bilinç akışıyla işlenmiş yargılama hikayesi…

Kitabı okurken düşünmeye başlıyor ve kendimle konuşuyorum: De ki yalnızsın, de ki yalnızlığın hiç ama hiç eksilmiyor, ondan kaçmak istemez misin? Bu, hayattan, aileden, sevgilinden, kentinden mümkünse kendinden kaçmak demek olsa da… Kaçsan da kurtulabilir misin seni takip eden gölgenden? Peki kaçıp gittiğin sevgilinin yalnızlığına âşık olmuş tek kişi olduğunu anladığında ne yaparsın? Özlemin yalnızlığını bastırdığında aşkını tercih etmez misin? Geri dönmek istemez misin? Ama yapamazsın. Çünkü zamanın sana ve ona farklı işlediğini bilirsin. Çileni doldurman lazımdır… Farklı isimli farklı bedenlerle geçirilen gecelerde.

Saatin tik taklarını duyarsın. Anıların gelir aklına. İyisi ve kötüsüyle. Ah aşk! Sen ne baş döndürücüsün! Cep saatinin yanındaki gümüş kutuda özenle sakladığın enfiye misali! Etkisi geçtiğinde iç sesin yükselir: Benliğin nerede? Hani şu zamanın çarkları arasında ezilmiş olan benliğin mi? Yoksa şımarık sevgilinin dudakları arasında iki paralık olan mı? Birden kendini hatırlarsın. Ve yaptığın seçimi. Elinde olsa kendi sırtını sıvazlarsın yaptığından ötürü. Duygularının orada olduğunu bile bile ayrılmışsındır ya sevdiğinden.

“Sahi, gerçekten sonlandırdın mı,” diyen cılız ses filizlenir içinde. Bu sorudan da kaçmak istersin o çok sevdiğin trenin pulmanında otururken. Sen, o gücünün görkemi göz kamaştıran kişi, evet sen… Kendini seçmiştin değil mi? Kendi varoluşunu, aşkının gülüşünü görmenin, ona dokunmanın hazzına tercih etmiştin değil mi? Şu an seni kıvrandıran bulantı da neyin nesi? Yoksa midenden ağzına gelen, pişmanlığın kekremsi tortusu mu?

Camdan dışarı bakıyorsun. Orada gördüğün hayalet senin yüzün. Uçsuz bucaksız tarlalardan geçerken. Gözlerinin içine bakamadığın hayalet de yalnız bunu biliyorsun. Senin yaşınca yıldır yalnız. En az senin kadar yalnız.

Trene bindiğin istasyona dönmek istiyorsun. Raylar ileriye, ileriye akıyor. Akan raylara sırtını verip yürüyorsun kompartımanda. O çok sevdiğin Nietzsche’nin sesi durduramıyor seni: “Bir kere yanlış trene bindiyseniz koridordan ters tarafa yürümenin hiçbir faydası yoktur.”

*Sana Yalan Söylemişler, Mustafa Suphi, Roman, Özgür Yayınevi, Şubat 2021, 104 syf.