PROF. DR. FİKRİ AKDENİZ - BİLİM DÜNYASI


BİLİNÇ VE BİLİNÇALTI

Değerli okuyucular bu yazımızda psikoloji alanına giren bazı terimleri inceleyeceğiz.


          Psikoloji: İnsan ve hayvan davranışlarını bilimsel yöntemle inceleyerek ve açıklayarak genel yasalara ulaşmaya çalışan bilim dalıdır. Araştırmalarını deney ve gözleme dayanarak yapmaktadır. Organizmaların doğrudan gözlenen davranışları,  düşünme, zihinde canlandırma ve anımsama gibi doğrudan gözlenemeyen karmaşık zihinsel süreçler psikolojinin inceleme alanına girer. Bu alanda uzman olan ve aynı zamanda bilgi araştırması yapanlara psikolog denir. Psikoloji biliminin ürettiği bilgiler, insan etkinliklerinin değerlendirilmesi ve düzenlenmesi ile ilgili pek çok alanda kullanılır.  

        Bilinç: Dış dünyadan ya da bedenin içinden gelen algıları fark edebilen zihin bölgesidir. Bedensel algıları, düşünce süreçlerini ve heyecansal durumları da kapsar. Bilincin içeriği, konuşma ya da davranışlarla çevreye iletilir. Yani kişinin farkında olduğu yaşantılarının bulunduğu bölgeye bilinç denir.

       Bilincin gizemli yapısı: İnsan bilinci ayakta kalmayı başarabilen gizemlerdendir. HBT dergisinde (2020) Beyin Cerrahı Prof. Dr. Türker Kılıç (1966- )’a göre “ Bilinç, yaşantılar ile elde edilen bilgiye karşılık verilen/seçilen ve yaşamı değiştiren zihinsel yanıt sürecidir.” İnsan davranışlarının pek çoğuna bilinçli davranışlar eşlik eder. Bilincin varlığını ve düzeyini ölçme girişimleri henüz gelişmemiştir. Bilinç günümüzde bile bilim insanlarının kafasını karıştıran bir olgu olmaya devam etmektedir.

      Bilinç öncesi: Dikkatin zorlanmasıyla bilinç düzeyinde algılanabilen zihinsel olayları ve süreçleri içerir. Bu içerikte, gerçekliğe ilişkin sorunları çözmeye çalışmak gibi gelişmiş düşünce biçimlerinin yanı sıra, düş kurma gibi ilkel süreçler de bulunur.

      Bilinçdışı: Sigmund Freud'un psikanaliz kuramında geliştirilmiş bir kavramdır. Genel anlamda bilinçdışı, bilinçli algılamanın dışında kalan tüm zihinsel olayları, dolayısıyla bilinç öncesini de içerir. Dinamik anlamda ise, bilinçdışı, sansür mekanizmasının engeli dolayısıyla bilinç düzeyine ulaşma olanağı olmayan zihinsel süreçleri içerir. Bu içerik, gerçekliğe ve mantığa uymayan ve insanın içinden geldiğince doyurulmak istenen dürtülerden oluşur. Bu dürtüler kişinin bilinçli dünyasında geçerli olan ahlaki değerlere karşıt düşen isteklerden kaynaklanır ve ancak psikanalitik* tedavide kişinin dirençleri kırıldığında bilinç düzeyine ulaşabilirler.

      *Bu yaklaşıma göre, insan doğuştan kötüdür. Bu yaklaşımın savunucularından biri olan Freud'a göre, cinsellik ve saldırganlık insanların doğuştan getirdiği güdüdür. Bu iki büyük güdü, toplum tarafından bastırılarak bilinçdışına itilir. O yüzden, insanı anlamak için bireyin bilinçaltının çözümlenmesi gerekir.

        Bilinçaltı: Bilinçli algılamanın dışında kalan tüm zihinsel olayları içerir. Birey bilinçaltındaki nesne ve olayların farkında değildir. Bilinç ve bilinçaltı arasındaki fark “farkındalık” tır. Kişinin kendi özel çabası ile bilince çağrılamayan, bilinçlenmesi yasaklanmış yaşantıların tümünü kapsar. Bilinçaltında her şey rastgeledir. Bu yaşantılar ancak özel yöntemlerle (hipnoz, telkin, düşlerin incelenmesi v.d.) açığa çıkarılabilir. Ayrıca, davranışları önleyen yüksek bilişsel süreçler uykuda ortadan kalktığı için bilinçaltındaki olaylar düşlerde kendiliğinden de ortaya çıkabilir.

         Freud,  yapısal kişilik kuramına temel oluşturacak diğer bazı kavramları  geliştirmiştir.  Yapısal kişilik kuramına göre kişilik, id (alt-benlik), ego (benlik) ve süperego (üst-benlik) ten oluşmaktadır. Bilinci okyanustaki buz dağına benzetir. Suyun üzerinde kalan kısım bilinç ve suyun altında kalan kısım bilinçaltıdır.

 

Freud'un bilinç ve bilinçaltı buzdağı benzetmesi

         İd, Ego, Süperego  kavramları hep merak konusu olmuştur. Freud’a göre insan kişiliği karmaşık ve birden fazla parçadan oluşmaktadır. Freud’un psiko analitik teorisine göre, kişilik 3 katmandan.( id, ego ve süper ego) oluşmaktadır. Kişiliği oluşturan bu katmanlar hep birlikte çalışarak insanın karmaşık davranışlarını oluştururlar ve her biri yaşam boyunca farklı durumlarda ortaya çıkar.

        İD: Freud’a göre, bütün ruhsal enerjinin kaynağıdır ve bu da onu kişiliğin en temel bileşeni yapar İd, haz ilkesiyle yönetilir. Bazı dürtülerin, isteklerin ve ihtiyaçların hemen tatmin edilmesi için uğraşır. İnsanlar ego ve süper egonun gelişmesiyle birlikte id’i kontrol etmeyi öğrenirler.

       EGO: Gerçeklik ilkesini temel alarak çalışır. Çoğu olayda ego, id’den gelen dürtülerin uygun zaman ve yerde tatmin edilmesine izin verir. Ego, hem bilinçte hem bilinç öncesinde hem de bilinçaltında rol oynar.

      SÜPER EGO: Kişiliğin (son katmanıdır), ebeveynlerden ve toplumdan öğrendiği ahlaki standart ve düşüncelerini içselleştirdiği kısmıdır. Süper ego, davranışlarımızı mükemmelleştirmeye ve uygarlaştırmaya, id’den gelen kabul edilemez dürtüleri bastırmaya ve egonun gerçeklik ilkesi yerine ideal standartlara göre hareket etmesini sağlamaya çalışır. Aynı zamanda süper ego, bilinçte, bilinç öncesinde ve bilinçaltında bulunur

      KAYNAKLAR

Engin Gençtan  (2017) Psikanaliz ve Sonrası, Remzi Kitabevi

Freud, Sigmund (2019) Bilinçaltı (Çeviri: Ahmet Necip Yılmaz) Dorlion Yayınları



YAZARLAR

  • Pazartesi 14 ° / 3 ° Parçalı bulutlu
  • Salı 13 ° / 1 ° Parçalı bulutlu
  • Çarşamba 13 ° / 0 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.524%-1,43
  • DOLAR

    7,4701% 0,15
  • EURO

    9,0354% 0,26
  • GRAM ALTIN

    438,70% 0,27
  • Ç. ALTIN

    723,855% 0,27