Ahmet ERDOĞDU


BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA ÇANAKKALE CEPHESİ  (3)

ÇANAKKALE CEPHESİ KARA MUHAREBELERİ


Değerli Okurlar,

Çanakkale Yarımadası’na yapılacak çıkartma öncesi olanları, geçen iki yazımızda paylaşmıştık. Bugün sizlere 25 Nisan gününden itibaren olan gelişmeleri Sayın Mustafa Kemal Tutkun Paşa ile konuşmaya devam ediyoruz.

Bu söyleşimizin tamamını gazete sayfalarımıza koyamıyoruz. Söyleşimiz bittikten sonra gazetemizin internet sayfalarında “ÇANAKKALE DOSYASI” olarak bulabileceksiniz.

A.E.- Sayın Paşam, 25 Nisan gününden itibaren gelişmeler nelerdir?

M.K.T.- Arıburnu Cephesiyle başlayalım.

                                   

Kroki-12: Arıburnu Muharebeleri (25 Nisan saat 04.30-09.40 durumu)

27. Alay 2. Tabur bin civarında mevcuduyla bölgede keşif ve gözetleme görevindeydi. Anzak Kolordusu hücum tugayının 1.500 kişilik ilk kafile, 1.500 kişilik ikinci kafile ve bin kişilik üç kafile halinde ve baskın şeklinde Kabatepe 1,5 km. kuzeyindeki kıyılara çıkması planlanmıştı.  Ancak sebebi hala daha açıklığa kavuşmamış şekilde çıkarma planlanan kıyıya değil, onun da 1,5 km. kuzeyindeki Arıburnu kıyılarına yapılacaktı.

İlk Anzak kafilenin hareketleri saat 02.00’dan itibaren gözlenmeye başlandı. Nihayet saat 04.30’dan itibaren çıkarma ve karşı ateşler başladı. Donanma ateşleri de artık başlamıştı. Birliklerimiz ağır zayiat vererek geri çekiliyorlardı. Saat 05.00’da ikinci kafile de karaya çıkarılmaya başlandı.

Saat 07.00 olduğunda Kanlısırt-Merkez Tepe-Kırmızı Sırt hattı da kaybedilmişti. Anzak ilerlemesi bir yandan Kemalyeri diğer yandan da Conkbayırı istikametinde devam ediyordu.

Saat 08.00 civarında durum çok kritik bir hal almıştı. Bin mevcutlu bir tabura donanma ateş desteğinde şimdilik 3 bin kişi saldırmakta idi. 

27. Alay Komutanı ilk andan itibaren gelişmelerden haberdardı. Cephesini takviye emrinin alınmasını müteakip alayın iki taburu hemen intikale başlayıp saat 07.40’da Kemalyeri bölgesine ulaştı ve hemen taarruz hazırlıklarına başladı. 27. Alay Komutanı Yarbay Şefik (Aker) Bey Anzakların Kemalyeri istikametine ilerlemelerini durduracağına inanmıştı ama Conkbayırı istikameti açıktı. Bu bölgeyi de kapatmak üzere 19. Tümen’den yardım istendi.

Saat 08.00’dan itibaren 27. Alay 1. ve 3. Taburların Kanlısırt ve Kırmızı Sırt istikametlerinde taarruzları başladı. Taarruzlarımız olumlu gelişmekteydi.

Şimdi Bigalı Köyü’ndeki 19. Tümen karargâhına gidelim…

Yarbay Mustafa Kemal saat 05.10’dan itibaren cephedeki gelişmeleri takipteydi. Ancak ordu ihtiyatı olarak görevlendirildiğinden ordudan emir/müsaade almadan birliklerini kullanamazdı. Mustafa Kemal, Arıburnu’ndaki gelişmelerinin kritik aşamaya gelmekte olduğunu, müdahale edilmezse cephenin yarılacağını değerlendiriyordu. 9.Tümen’den gelen yardım talebi de bu durumu teyit etmekteydi. Ordu Komutanı’na ulaşmaya çalışıyor ancak muvaffak olamıyordu. Daha fazla zaman kaybetmemek adına hiçbir makamdan emir/izin almadan saat 08.00’da 57. Alayı alarak Kocaçimen Tepe istikametinde hareket etti.

                               

Kroki-13: Arıburnu Muharebeleri (25 Nisan saat 09.40-18.00 Durumu)

 Saat 09.40’da Kocaçimen Tepe’ye ulaştı ve keşif yapmak üzere Conkbayırı’na indiğinde karşılaştığı manzara çok ilginçti; bu durumu Yarbay Mustafa Kemal anılarında “Düşman bana benim askerlerimden daha yakındı” diye anlatacaktı. Geri çekilen askerleri durdurup geri döndürdü, süngü taktırıp mevzi aldırdı. Bu durumu gören Anzak askerleri de yatmak zorunda kaldılar. Mustafa Kemal yine anılarında bu olayı “Kazandığım an o andır” diye tanımlayacaktı.

Geriden gelen birliklerle saat 10.40 sıralarında 57. Alayın Conkbayırı-Düz Tepe-Yüksek Sırt istikametinde karşı taarruzu başladı ve süratle gelişti.

Saat 11.30 olmuştu. 27. Alayın birlikleri Conkbayırı’ndan güneye doğru 57. Alayın ilerlemekte olduğunu gördüler. Sevindirici bir durumdu bu… Artık 27. Alay Komutanı Yarbay Şefik (Aker) Bey’in askerleri yalnız değildi. Kuzey taraf da kapanıyordu. Bu arada Yarbay Mustafa Kemal tümenin diğer iki alayını da bölgeye sevketti.

Saat 13.00 olmuştu. 19.Tümen Komutanı Maltepe’de 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa ile buluştu. Esat Paşa’nın 27. Alayı da emrine alarak düşmanı denize dökme emrini aldı. İlerleyen saatlerde ve gece boyunca karşılıklı taarruzlar devam etti.

Birliklerimiz ağır zayiat vermişler; ancak düşmanın durumu bizden daha kötüydü.

Düşmanın 1,5 tümenine karşılık iki alay kuvvetimiz cephedeydi. Ateş gücü açısından da düşman yaklaşık dokuz kat üstündü. Ancak 19. Tümen’in emrindeki bu güç, kendisinden kat kat güçlü olan düşmanı sadece siperlerden atmakla kalmadı, aynı zamanda onları psikoloji anlamda da bitirdi ve gözlerini geriye, denize çevirmeye mecbur ve mahkûm etti.

                              

                                     Kroki 14: Arıburnu Muharebeleri (25/26 Nisan Gece Taarruzu)

Nitekim birliklerimiz gece taarruzları devam ederken Anzak Kolordu, Tümen ve Tugay Komutanları topluca General Hamilton’a geri çekilme teklifi yaptılar. Teklifi Hamilton da kabul etmesine rağmen Filo Komutanı Amiral Thursby “Gemileri geri gönderdim. Hazırlık için iki güne ihtiyacım var” deyince komutanların teklifleri reddedildi ve “İşin zor tarafını atlattınız. Artık size kalan iş, güvenliğinizi tamamıyla sağlayıncaya kadar siper kazmaktır” emri gereğince Conkbayırı yamaçları 8,5 ay sürecek şekilde siper muharebesinin işaret olarak kazma kürek sesi ile yankılanmaya başlayacaktı.

Bu gece Boğaz nakliyatını engellemek ve Boğaz savunmasına katılacak gemilerimize hücum etmek amacıyla AE-2 Avustralya denizaltısı Marmara Denizi’ne geçiş yaptı.

General Hamilton bugünkü muharebeleri Queen Elizabeth zırhlısından seyretmiş ve anılarına “İndirdiğimiz onca vahşi darbeye rağmen gebe dağlar hala Türk doğurmaktaydı” diye bir not düşmüştü.

Bugünkü muharebelerde 8 bin 500 kişilik mevcudumuzun 2 bin 500’ünü kaybettik. 14 bin 500 kişilik kuvvetle muharebelere katılan düşmanın zayiatı ise 2 bin kişi kadardı. Bugün Anzak Kolordusu’nun tamamı (25 bin kişi) karaya çıkarılmıştı.

Bugünkü muharebelerde Mustafa Kemal Arıburnu’na yapılan çıkarmanın bir şaşırtma değil, gerçek bir çıkarma olduğunu görmüş ve kendi inisiyatifiyle tümenini Arıburnu’na yönlendirmişti. Yarbay Mustafa Kemal’in bu öngörüsünün, muharebelerin ilk gününde hedeflerine ulaşabilme noktasına çok yakın olan İtilaf Devletlerini başarısızlığa uğrattığı ve bu başarısızlığın harekâtın sonuna kadar devam ettiği, hem İngiliz hem de Avustralyalılar tarafından açık ve mertçe itiraf edilmişti.

Nitekim Mustafa Kemal ile ilgili olarak; Çanakkale Seferi’nin fikir babası ve mimarı olan Churchill anılarında “Kaderin adamı”, İngiliz resmi tarihini yazan Aspinall Oglander “Olağanüstü bir komuta dehası”, Avustralya resmi tarihini yazan Charles Edwin Bean de “Doğu cephesindeki en büyük lider” tanımlaması yapacaktır.

25 Nisan günü Seddülbahir bölgesindeki gelişmeler şöyle olmuştur:

Seddülbahir bölgesinde kuvvet mukayesesi ile başlayalım…

3. Tabur bölgesinde 10,5 İngiliz taburu kullanılacaktı. Düşmanın üstünlüğü 1’e 10 idi.  Ateş gücü açısından da düşmanın 329 topuna karşılık 44 topumuz (1’e 8 düşman üstün), 40 makineli tüfeğine karşılık bizde hiç makineli tüfek yoktu. Bu silah dengesizliğine sınırsız cephane kullanımı da dâhil edildiğinde dengesizlik korkunç boyutlara ulaşıyordu.

Matematiksel olarak rakamlar böyleydi ama güç mukayesesi yapılırken “ölçülemeyen değerler” de dikkate alınmalıydı. Mehmetçiğin namus görevi yaptığı ve Çanakkale kapılarında vatanını, namusunu koruduğu unutulmamalıydı. En fazla Ertuğrul ve Tekke Koylarından endişeleniyorduk. 

Ertuğrul Koyu çıkartması, Tekke Koyu çıkartması, İkiz Koyu çıkartması, Sarıtepealtı (Pınariçi Koyu) çıkartması, Eskihisarlık (Morto Koyu) çıkartması. Bu çıkartmalarla ilgili geniş bilgiyi, daha sonra yayınlayacağımız internetteki Çanakkale dosyasında bulabileceksiniz.

25 Nisan akşam saatleri itibarıyla artık Seddülbahir bölgesindeki beş çıkarma plajındaki faaliyetler birleşmiş durumdaydı. Şimdi akşam saatlerinden 25/26 Nisan gecesi bölgede yaşanan olayları bir inceleyelim…

Öğle saatleri itibarıyla 29. İngiliz Tümeni iki taburla Sarı Tepe altı Koyu’nda, bir taburla Morto Koyu’nda ve dört taburla da İkiz Koyu-Tekke Koyu bölgesinde olmak üzere yedi taburla başarılı bir çıkarma yapmıştı. Ancak ilerleyen saatlerde bu birliklerin ilerlemeyi bırakıp bulundukları yerlerde saplanıp kaldıkları görüldü.

Türk askerinin düşman üzerine alışılmışın dışında bir pervasızlıkla atılması düşmanı şaşırtmıştı. Onlar Balkan bozgunu gibi bir tepki bekliyorlardı. Bu şaşkınlığın yarattığı korkulu meçhuller düşüncesi, onlarda ruhi yorgunluk ve moral bozukluğu yarattı. Hele hele keskin nişancılarımızın İngiliz üst düzey komutanları avlamakta gösterdiği dikkat ve beceri, önemle belirtilecek bir başarıydı. Nitekim gün içinde tümenin üç tugay komutanı, bunlardan görevi devralan iki albay ve 14 tabur komutanından dokuzu saf dışı kalmışlardı.

Sözde bugün 1. Fransız Tümeni de karaya çıkarılacaktı ama plan aksamış, 9. İngiliz Tümeni’nin lojistik birlikleri bile karaya çıkarılamamıştı.

Aslında biz de çok iyi değildik. 9. Tümen Komutanı Arıburnu bölgesini 19. Tümene bırakmış, kendisi Seddülbahir’e yönelmişti. 26. Alay Komutanı takviye diye kıvranıyordu. Sonunda Tümen Komutanı ihtiyatta bulunan 25. Alayın kalan iki taburunu da Ağır Makineli Tüfek Bölüğü ile 26. Alaya takviye gücü olarak görevlendirdi. Bu birliklerden iki bölük ve bir makineli tüfek takımı Zığındere bölgesine, aynı çapta bir diğer birlik Eskihisarlık bölgesine, aynı çapta bir diğer birlik de Seddülbahir’e yetişecek, aynı çapta bir diğer birlik de Yassı Tepe’de tümen ihtiyatını teşkil edecekti.

Halbuki Zığındere ve Eskihisarlık bölgelerinde durum kontrolümüz altındaydı. Asıl tehlike Seddülbahir Köyü bölgesindeydi. Bu nedenle takviyenin bu şekilde kardeş payı gibi bölüştürülmesi yerine Seddülbahir Köyü bölgesine ağırlık verme veya 26. Alay Komutanı’nın görüşünü almak gerekiyordu.

25. Alaydan gelen takviyeler saat 20.30 civarında Kirte’ye ulaştılar. Zığındere grubunun taarruzu saat 21.00’da başladı. Başarılı da oldu ve girilen düşman siperleri süratle temizlendi. Düşmana ağır kayıplar verdirildi. Saat 07.00 olmuştu. Birliklerimizin taarruzu tekrar başladı ama donanma ateşleri de başlamıştı. Çatışmalar saat 09.00 itibarıyla kesilmiş ama düşman donanması birliklerimize göz açtırmıyordu.

Sonunda geri çekilmenin tamamlanacağı saat olan 11.00’a kadar birliklerimiz bulundukları siperlerde kaldılar. Eskihisarlık bölgesini takviye eden birlikler zamanında bölgeye ulaştılar ve yapılan taarruza rağmen düşmanın Hisarlık harabelerinden sökülüp atılması mümkün olamadı.

Seddülbahir Köyü bölgesini takviye eden unsurlar saat 01.00’da bölgeye ulaştılar. Bu arada akşam hava kararır kararmaz kömür gemisinde bulunan iki tabur askerin karaya çıkarılması başlamıştı. Saat 03.00 itibarıyla bu işlem tamamlandı.

Bölgeye gelen takviyelerle birlikte saat 03.30’da süngü hücumuyla düşmanın denize dökülmesi emri verildi. Ancak taarruzumuz başarı kazanamadı ve birliklere bulundukları hatları tutmaları emri verildi.

Bugünkü muharebelerde 4 bin 700 mevcudumuzun yaklaşık 1.700’ünü kaybetmiştik. İngilizlerin zayiatı da 14 bin mevcudun yaklaşık 2 bin 200’ü idi.

Bu arada Kilya İskelesi’ne çıkan 20. Alayın 3. Kolordu emrine verildiği öğrenildi.

Kumkale ve Beşiğe çıkarması:

Saat 05.15’ten itibaren Kumkale kıyılarının denizden bombardımanı başladı. Bu sırada bir bölük kuvvetimiz Kumkale sahili boyunca keşif ve gözetleme faaliyetlerini sürdürmekteydiler.

                                    Kroki-16: Kumkale Muharebeleri (25-27 Nisan Durumu)

Filikalara bindirilen bir alay kadar Fransız birliği saat 07.00’dan itibaren kıyıya yanaşmaya başladılar. Bu gelişmeler üzerine üç tabur kadar takviyemiz Menderes Çayı’nı geçerek çıkarmaya müdahale düzeni almaktaydılar. Nihayet saat 10.00’da çıkarma başladı. Kıyıda bulunan birliklerimiz Kumkale mezarlığına çekilmek zorunda kaldılar.

Saat 11.30’da takviye taburlardan birinin taarruzu başladı ancak başarılı olamadı. Kumkale Köyü Fransızların eline geçti. Çarpışmalar esnasında ilginç bir olay yaşandı. Mülazım Ahmet Halit siperinden çıkmış siyahî bir Fransız askerinin siperlerimize doğru koştuğunu gördü. El bombası atacağı beklentisiyle askeri vurdu. Sürünerek yanına gittiğinde içi cebinde bir şişlik olduğunu fark etti. Baktığında bu şişliğin siyahî askerin kanlarıyla sulanmış Kur’an olduğunu gördü. Şimdi vurulma sırası Ahmet Halit’e gelmişti. Beşiğe Limanı bölgesinde de çıkarma gösterisi yapılacaktı ancak hava şartları buna imkân vermedi.

Saat 12.05’te Kumkale çıkarmasının tali bir çıkarma olduğunun anlaşılması üzerine Liman Paşa Weber Paşa’dan bir alayın hemen Esat Paşa emrine gönderilmesini istedi.

Saat 17.30’da Fransız birliklerinin tümünün çıkarması tamamlanmıştı. Saatlerin 19.00’ı gösterdiği sıralarda Kumkale’de taarruzumuz tekrar başladı. Ancak yine başarı sağlanamadı ve saat 00.00’da taarruz durduruldu.

Bu arada saat 20.15’te 64. Alayın, gecenin ilerleyen saatlerinde de 33. Alayın 3. Kolordu’yu takviye amacıyla yola çıkmaları sağlanmıştı.

Yeni bir takviye taburunun bölgeye ulaşmasıyla 03.00’da taarruz yeniden başladı. Kumkale Köyü içinde kıyasıya sokak muharebeleri oluyor ama istenilen netice bir türlü elde edilemiyordu. Sonunda bu taarruz da durdurulmak zorunda kalındı.

39. Alay Komutanı saat 05.00’da şansını tekrar denemek istedi. Kumkale taarruzunun üçüncüsünde diğerlerinden daha kanlı ve korkunç çarpışmalar oldu. Ama gün ağarmış, donanma delirmiş gibi ateşe başlamıştı.  Ama pek aldırış eden yoktu. İnat edilecek, zayiat verilecek ama öyle ama böyle Kumkale Köyü düşmandan temizlenecekti. 

Bolayır çıkarması:

25 Nisan sabahı gün ağardığında İngiliz Deniz Piyade Tümeni’ni taşıyan gemiler Saros Körfezi’ne geldiler ve Bolayır tahkimatına bombardımana başladılar. Akşama doğru askerler filikalara bindirildi ve kafileler karanlık basmadan akşam alacakaranlığının bunların hareketlerini gizler gizlemez gemilere dönmek üzere sahile yöneldiler.

Bir İngiliz yüzbaşısı, bir filikayla sahile kadar götürüldü ve yüzerek gizlice sahile çıktı. Sahilde üç ayrı noktada yağ lambalarını yaktı ve geri döndü.

İngiliz Deniz Piyade Tümeni’ni taşıyan gemilere 26 Nisan sabahı erkenden güneye hareket emri verilecekti.

A.E.- 25 Nisan günü Gelibolu’daki 5. Ordu ve 3. Kolordu Karargâhlarında neler oldu?

M.K.T.- Liman Paşa, çıkarmaların başladığı haberini duyar duymaz soluğu Bolayır sırtlarında aldı. Hâlbuki karargâhında gelişmeleri takip ederek durumu değerlendirip “Düşmanın gerçek amacı ve planı nedir? Çıkarmalar nasıl gelişecek, asıl çıkarma nereye yapılacak? İhtiyatlarımı nasıl kullanmalıyım?” gibi sorulara cevap vermesi gerekiyordu.

Bolayır sırtlarına düşmanın bolca bombardımanı söz konusuydu. Bir çıkarma girişimi söz konusu değildi. Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerinde ise kıyametler kopuyordu.

Bu arada Gelibolu’da bulunan 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa güç bela izin aldı ve 19. Tümeni de emrine alarak Maydos’a hareket etti. Maltepe’ye ulaşan Esat Paşa saat 14.00 sıralarında Ordu Komutanlığına verdiği ilk raporda; düşmanın Seddülbahir ve Arıburnu’nda kıyıda tutunduğunu, elinde hiçbir ihtiyat kalmadığını ve takviye istediğini bildirdi. Bunun üzerine 15. Kolordu’dan 3. Kolordu’nun takviyesi emredildi ancak bu emir uzun süre yapılmayacak ve nihayet gece saatlerinde iki alay kadar kuvvet 3.Kolordu emrine gönderilecekti. Bu arada Bolayır bölgesinden de bazı birliklerin güneye kaydırılması emri verildi ve Başkomutanlıktan takviye istendi.

Bu talep doğrultusunda Albay Rüştü (Sakarya) Bey komutasındaki 16. Tümen’in ordu emrine verildiği, yine Yarbay Abdürrezzak (Akbarlas) Bey’in yönetimindeki 125. Alayın yarın sabah yola çıkarılacağı haberi alındı.

Liman Paşa’nın Bolayır macerası 26 Nisan akşamına kadar sürdü. Nihayetinde Liman Paşa 48 saat sonra asıl cehennem içine, ilk dakikalarda olması gereken yere, Maydos’a ileri komuta kademesi ile ulaştı.  Esat Paşa saat 15.00’da 19. Tümen Komutanı ile buluştu, gelişmelerle ilgili bilgi aldı ve 27. Alayı da tümen emrine vererek düşmanı denize dökmesi emrini verdi. Böylece Yarbay Mustafa Kemal’in Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı görevi fiilen başlıyordu. Şimdi emrinde dört alay vardı. İlerleyen günlerde bu alayların sayısı dokuza kadar çıkacaktı.

A.E.- 25 Nisan akşamı ve 25/26 Nisan gecesi sonrasını değerlendirir misiniz?

M.K.T.- 5. Ordu’nun ikişer tümeni Kumkale ve Saros Körfezi’ne bağlanarak ve Liman Paşa karar verme noktasında tereddüt içerisinde bırakılarak General Hamilton bugün itibarıyla hedefine ulaşmış durumdaydı. Ancak muharebelerin ilk gününde Churchill başta olmak üzere İtilaf Devletleri yönetici ve komutanları hayal kırıklığına uğradılar, Balkan Savaşı’nda bir fiske ile bir vilayeti bırakıp kaçan ordunun yerine, dünyanın en büyük askeri gücüne karşı vatan toprağının her karışı için bir taburun kanını tek nefeste kurban eden bir orduyla karşılaşmışlardı. Herkes bulunduğu taşa, toprağa elleriyle, tırnaklarıyla sarılmış ölüyor ama tutunduğu yeri bırakmıyordu. Görülen bu değişim bir komuta mucizesi mi yoksa anlaşılması imkânsız bir bilinmez miydi?

Ünlü Amerikalı komutan General Patton’a söz verelim mi? “İngilizler yazılı yazılı emirlerin ruhundan çok körü körüne şekillerine takılmışlardır. Türkler ise, kendilerine önceden verilen talimatların ruhuna uygun olarak ani karşı hamlelerle spontane tavırlar sergilemişler, görebildiğim kadarıyla 25 Nisan günü hiçbir emir almamışlardır.”

Bu değerlendirmenin Türkçesi şudur: Bir faaliyet planlanır ve uygulamaya geçilir. Bunun için önceden yapılan plan düğmeye basıncaya kadar geçerli kalır. Bundan sonra tabir caizse ilk planlama bir kenara konur. Sonrası için gelişen duruma göre anlık kararlar verilir. Ancak bu kararların amaca hizmet edebilmesi için karar vericilerin maddi ve moral değerler ile inisiyatif kullanma hususlarında iyi yetişmiş/kendilerini iyi yetiştirmiş olmaları, planın ruhuna hâkim olmaları ve gelişen durumlara olabildiğince yakın olmaları gerekmektedir. Buna en güzel örnek Yarbay Mustafa Kemal’in 25 Nisan sabahı Conkbayırı’nda “Düşman bana benim askerimden daha yakındı” konumudur.

Bu yoruma sivil anlamda da örnek verebiliriz: Açlığı, sefaleti, parasızlığı, yoksulluğu yaşamayan, yaşasa bile unutan bir yönetici bu sorunlara çare üretemez.

Devam Edecek…

 



HAKİM SUAT UÇAR
24.03.2021 10:20:38
Eline , kalemine sağlık.

YAZARLAR

  • Salı 0 ° / 0 ° Yok
  • Çarşamba 0 ° / 0 ° Yok
  • Perşembe 0 ° / 0 ° Yok
  • BIST 100

    1.454%-0,45
  • DOLAR

    8,4847% 1,08
  • EURO

    10,2883% 1,23
  • GRAM ALTIN

    508,76% 0,40
  • Ç. ALTIN

    839,454% 0,40