Ahmet ERDOĞDU


BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA ÇANAKKALE CEPHESİ  (2)

ÇANAKKALE CEPHESİ KARA MUHAREBELERİ


Değerli Okurlar,

Çanakkale Deniz Zaferi’nden sonra İngiliz ve Fransızlar, denizden geçemedikleri Çanakkale Boğazı’nı çıkartma yaparak karadan geçmeye çalışacaklardı. Bizde Sayın Mustafa Kemal Tutkun Paşa’dan Kara Savaşı ile ilgili sorularımıza yanıtlar almaya çalıştık.

Bu söyleşimizin tamamını gazete sayfalarımıza koyamıyoruz. Söyleşimiz bittikten sonra gazetemizin internet sayfalarında “ÇANAKKALE DOSYASI” olarak bulabileceksiniz.

A.E.- İtilaf Devletleri Birleşik Filosu 18 Mart 1915 günü Çanakkale Boğazı’nı denizden saldırıyla geçemedi. Muhtemeldir ki, Gelibolu Yarımadası’na çıkarma bekleniyordu. Bu duruma göre Yarımada’nın savunmaya hazırlanması adına alınan tedbirler nelerdi?

M.K.T.- Düşmanın karaya çıkmasına izin vermeden imhasını sağlamak üzere 22 Mart günü verilen emirle; Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı tarafından 9. Tümenle Yarımada’da, 11. Tümenle de Anadolu yakasında savunma tedbirleri alınırken, 19.  Tümen de Maydos’ta toplu halde ihtiyatta bulunacak; asıl muhtemel çıkarma yerleri olarak belirlenen Seddülbahir ve Arıburnu kıyıları kuvvetli şekilde tutulacaktı.

Bu arada Osmanlı Harbiye Nezareti 24 Mart günü, bölgede 5. Ordu’nun kurulmasını ve Alman Generali Liman von Sanders’in de Ordu Komutanlığı’na getirilmesini kararlaştırdı.

Liman Paşa 26 Mart günü Gelibolu’ya geldi ve aynı gün Yarımada’nın yeni Savunma Planını ve bu planı uygulayacak kuvvet yapılanmasını Başkomutanlık makamına sundu.

A.E.- Liman Paşa, görevine başlar başlamaz, henüz araziyi ve mevcut planları incelemeden, önceden burada görev yapan komutanların görüşlerini almadan nasıl oluyor da hemen böyle bir teklifte bulunabiliyor?

M.K.T.- Bu durum; Liman Paşa’nın tekliflerinin daha Gelibolu’ya gelmeden, İstanbul’da da değil, çok önceden Alman çıkarları ve beklentilerine uygun olarak Berlin’de hazırlanıp, Liman Paşa’ya, “Al bu planı Çanakkale’de uygula” diye verildiğini göstermektedir.

A.E.- Teklif edilen planın detayını kısaca izah eder misiniz?

M.K.T.- Liman Paşa Gelibolu’ya gelmeden önce, Yarımada’da uygulanmakta olan savunma planına göre; Seddülbahir ve Arıburnu cephelerinde kuvvet çoğunluğu teşkil edilmiş, birliklerimiz bu bölgelerde kıyı savunması esaslarına göre, yani düşmanın kıyıya çıkmasını engellemek üzere tertiplenmişlerdi.

Liman Paşa’nın eline tutuşturulan planda ise, savunma düzeni baştan aşağı değişiyordu. Düşmanın asıl çıkarma yapabileceği kıyılar olarak, Seddülbahir ve Arıburnu bölgeleri yerine Anadolu yakasında Kumkale ve Beşiğe Koyları ile Saros Körfezi’nde Bolayır bölgesi seçiliyor;  amaç olarak da “Düşmanın kıyıya çıkmasını engelleme” yerine “Düşmanı durdurma” kabul ediliyor, bu amaca uygun şekilde kıyılarda zayıf kuvvetlerle keşif ve gözetleme, düşmanın kıyıya çıkmasına müsaade etme, sonra da geride toplu halde bulundurulan ihtiyatlarla düşmana taarruz etme esası getirilmek isteniyordu.

Liman Paşa ayrıca şunu da söylüyordu:  “Yarımada’nın her kıyısı çıkarmaya müsaittir. Düşman Yarımada’nın her kıyısına çıkabilir. Elimizdeki kuvvet sınırlıdır. Kuvvetlerimizi her tarafa yayamayız. Bunun için kıyılarda zayıf kuvvetlerle keşif gözetleme yapalım. Kuvvetlerimizi gerilerde toplu halde ihtiyatta bulunduralım. Düşmanın asıl kuvvetlerini nereye/nerelere çıkardığı belli olduktan sonra ihtiyatlarımızı süratle oraya/oralara sevk edelim.”

A.E.- Liman Paşa’nın bu geniş kapsamlı plan değişikliğine Enver Paşa’nın ve Türk komutanlarının/subaylarının yorumu ne olmuştur?

M.K.T.- Enver Paşa, plan değişikliği hakkında görüşlerini düşük profilde açıkladıktan sonra, “Bunlar benim düşüncelerim olup ordunun düzenin elbette siz aldıracaksınız” diye ifade ederek adeta topu taca atmıştır. Hâlbuki “Sen Başkomutanlıkça onaylı bir planı hangi inceleme ve değerlendirme ile değiştiriyorsun?” diye sorması gerekiyordu. 

3. Kolordu Komutanı Esat Paşa ilerleyen yıllarda yazdığı anılarında  “Bunun sonunda daha çok Mehmetçik ölecekmiş, Türkiye tehlikeye düşecekmiş Sanders’in neyine?” diyecek; Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Fahrettin (Altay) Bey daha o dönemde “Önümüz düşman, ardımız gaflet, sadece düşmanı değil, Liman Paşa’nın yöntemini de yenmeliyiz” diyebilme cesaretini gösterecekti. 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal ilerleyen yıllarda Ruşen Eşref’e verdiği mülakatta görüşünü şöyle açıklamıştı: “Benim kanaatime göre düşman çıkarma girişiminde bulunursa iki noktadan yapmaya çalışırdı; biri Seddülbahir, diğeri Kabatepe civarı… Ve benim görüşüme göre düşmanı karaya çıkarmadan bu sahil parçalarını doğrudan doğruya savunmak mümkündü. Bunun üzerine alaylarımı böyle sahilden savunma yapabilecek bir şekilde yerleştirdim.”

A.E.- Sonuçta Liman Paşa’nın yaptığı plan uygulanmıştır. Bu planı ana hatlarıyla özetler misiniz?

M.K.T.- 5. Ordu; Ordu karargahı, 7., 9. ve 19.Tümenlerden oluşan 3. Kolordu, 3. ve 11. Tümenlerden oluşan 15. Kolordu , 5. Tümen ve Bağımsız Süvari Tugayı’ndan oluşturuldu.

Liman Paşa’nın hazırladığı plan gereğince;  yaklaşık 84 bin kişilik mevcuduyla, 120 km.lik savunma hattı boyunca kuzeyden güneye Gelibolu Yarımadası’nda 5. Tümen, 7. Tümen, 9. Tümen kıyı savunmasında, 19. Tümen Bigalı Köyü bölgesinde ordu ihtiyatı görevinde, 3. Tümen ve 11. Tümen Anadolu yakasında bulunacak, 3. Kolordu Gelibolu Yarımadası’ndaki, 11. Kolordu da Anadolu yakasındaki harekâtı sevk ve idare edecekti.

A.E.- Bir asker olarak bu planı değerlendirir misiniz?

M.K.T.- Liman Paşa kendisine göre düşmanın asli kuvvetlerle çıkarma yapacağını değerlendirdiği Anadolu yakası ve Saros bölgesine ikişer tümen, tali kuvvetleriyle çıkarma yapacağını değerlendirdiği Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerine de bir tümen görevlendirmiş, bir tümeni de ihtiyatta tutmuştur. Hâlbuki askeri açıdan yapılan savunma planı düşmanın muhtemel saldırı planını karşılayacak şekilde olmalıdır. Bu planlamada tam aksine bir durum ortaya çıkmaktadır.

Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerinde bir tümen görevlendirmiş gözükmesine rağmen kıyı hattında bu tümenin iki alayına mensup birer taburları keşif ve gözetleme görevinde alayların kalan unsurları çok gerilerde ihtiyatta, keza bir alay da tümen ihtiyatında bulunacaktı. Netice olarak düşmanın asli kuvvetlerle çıkarma yapacağı bölgelerde düşmana ilk müdahale birer taburla yapılabilecek, o taburlar ilerleyen saatlerde nasıl yapılacaksa sözde takviye edilecektir.

SA.E.- Akdeniz Seferi Kuvveti’nin çıkarma hazırlık ve planından bahseder misiniz?

M.K.T.- Çanakkale Boğazı geçilememişti. 23 Mart günü yapılan toplantıda kara ordusunun saldırısıyla Çanakkale sorununu çözme kararı alındı. Yapılan toplantıda alınan kararlara göre, çıkarma yapmak üzere planlanan kuvvetler hazırlık yapmak ve eğitimlerini tamamlamak üzere İskenderiye’ye gönderilmeye başladılar. Bu arada İngiliz Deniz Bakanı Churchill Londra’da  “Gelibolu’da dünyayı hayrete düşürecek bir zaferin arifesindeyiz” beyanatıyla kamuoyu yaratmaya devam ederken, İskenderiye’ye gönderilen askerler de eğitimlerine başladılar.

General Hamilton zaferden öylesine emindi ki, 2 Nisan günlüğüne “Çanakkale Boğazı’nda ve Gelibolu Yarımadası’nda toplarımızın ve birliklerimizin şenliği başlayınca, Türkler çaldığımız havaya ayak uydurmak zorunda kalacaklardır” diye yazmayı ihmal etmiyordu.  Eğitimlerini ve hazırlıklarını tamamlayan birlikler 10 Nisan’dan itibaren bölgeye dönmeye başladılar.

19 Nisan günü Limni Adası’nda birliklerini denetlerken General Hamilton’un yaşadığı coşku askerlerine ayrı bir heyecan veriyordu: “Bin yıldır Anadolu yaylalarındaki Müslüman Türkler dindaşlarımızı yok etmişlerdir. Kiliseler camiye çevrilmiş, çanların sesleri kısılmış; Müslümanların kanı, kılıcı Anadolu Hıristiyanlarının kanlarıyla daha da kanlanmıştır. Bizans’ı Türklerden kurtarmak, Anadolu Türklerinden geri almak, bu yeni bir Haçlı Seferi’dir. Onun için de Türkleri sadece İstanbul’dan değil, Anadolu’dan da söküp atacaksınız.”

Bu arada İstanbul’da kullanılmak üzere özel basılmış ve üzerlerinde “Yüz Yirmi Kuruş”, “Gümüş Akçe” ibareli paralar İngiliz ve Fransız askerlerine dağıtılmaya başlanmıştı.

A.E.- Bu kuvvetin yapısından bahseder misiniz?

M.K.T.- Çıkarma maksadıyla hazırlanan 75 bin kişilik kuvvetin içinde İngilizler, Fransızlar, Avustralyalılar, Yeni Zelandalılar, Hintliler, Yahudiler vardı. İngiliz askerleri içinde İrlandalısı, İskoçyalısı; Fransız askerleri arasında Cezayirlisi, Senegallisi; Hintliler arasında Gurkalısı, Sihlisi yan yanaydı. Asıl dramatik olan, bu ırklar mozaiki içinde, Müslüman kimliğini taşıyanların da bulunuyor olmasıydı. General Hamilton’un bütün bunlar arasında birlik ve beraberlik kurması aslında çok kolay olmayacaktı.

A.E.- Akdeniz Seferi Kuvveti’nin Çıkarma Planını kısaca izah eder misiniz?

M.K.T.- Akdeniz Seferi Kuvveti’nin görevi, Çanakkale Boğazı’nın en dar yerindeki Merkez tahkimatı tabyalarına egemen olmak ve Birleşik Filo’nun Boğaz’dan zorla geçmesine yardım etmek; askeri son hedefi de Kilitbahir Platosu’nu ele geçirmekti.

Birleşik Filo Komutanlığı bu harekâtı 18’i savaş gemisi, 13’ü kruvazör, 38’i muhrip, 12’si denizaltı, bir uçak ve bir balon gemisi dâhil toplam 450 irili ufaklı gemi ile destekleyecekti. Ayrıca; bu harekâtı desteklemek üzere şimdilik 18 İngiliz uçağı, 18 Fransız uçağı tahsis edilmişti.

A.E.- 5. Ordu ile Akdeniz Seferi Kuvveti arasındaki kuvvet karşılaştırmasında durum nedir?

M.K.T.- 5. Ordu’nun 84 bin asker ve 72 topuna karşılık Akdeniz Seferi Kuvveti’nin mevcudu 75 bin, top sayısı karada 140 ve donanmada yaklaşık 400 idi. Akdeniz Seferi Kuvveti ateş desteğinde yedi kat, ağır makineli tüfekte dört kat üstün, sınırsız cephane ikmali de başlı başına bir güçtü. Bir İngiliz tümeni, bir Türk tümeninden üç kat üstündü.

A.E.- 17 Nisan günü E-15 İngiliz denizaltısı Boğaz’a girmeyi başardı ancak saat 06.00 sıralarında Kepez önlerinde akıntıya kapılarak dibe vurdu. Bir ara kulesi dışarı çıktığında da Hasan-Mevsuf Bataryası tarafından vuruldu. Komutanı ve beş İngiliz askeri hayatını kaybetti. Sağ kalan 31 asker kurtarıldı. Kurtarılanlar arasında önceki yıllarda Çanakkale’de İngiliz Konsolosu olarak görev yapan ancak iki ülke arasında ilişkiler bozulunca ülkesine dönen, şimdi de bu denizaltıda istihbarat subayı olarak görevlendirilen Charles Palmer da bulunuyordu. Palmer’ın kimliğini ve başından geçenleri anlatır mısınız?

M.K.T.- Palmer Çanakkale’de görev yaparken statüsü gereği Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı ve Kurmay Başkanı ile çok samimi ilişkiler içinde bulunuyordu. O dönemde Osmanlı donanması İngiliz Islah Heyeti’nin müşavirliğinde olduğu için İngiliz Konsolosu ile donanmada görevli komutan ve subaylarla böyle bir ilişki içinde bulunmaları pek yadırganmamıştı. Palmer tatil günleri zaman zaman komutan ve/veya kurmay başkanı ile Boğaz’da balık tutmaya veya Boğaz kıyılarında avlanmaya gidiyorlardı. Bu esnada Palmer, Boğaz’ın ve kıyı hattının özellikleri hakkında bilgi toplaması doğal karşılanmaktaydı. Sonunda bu bilgiler Islah Heyeti’nin de kullanımına sunuluyordu. Eylül 1914 ayında İngiliz Islah Heyeti’nin İstanbul’u terk etmesiyle birlikte konsolosluk da kapatıldı ve Palmer ülkesine döndü.

Çanakkale Cephesi’nin açılması ile birlikte Palmer, gönüllü olarak donanmaya katıldı ve ilk günlerde Çanakkale Boğazı hakkındaki bilgilerinden istifade edilmek üzere Amiral de Robeck’in karargâhında görevlendirildi. Boğaz saldırısı başarısız olunca ilerleyen günlerde Teğmen Palmer E-15 denizaltısına istihbarat subayı olarak gönderildi. Mayın hatlarımızın tam yerlerini bildiği için bu bilgiler denizaltı için çok değerliydi. Ancak işler planlandığı gibi yürümemiş, E-15 denizaltısı vurulmuş ve Palmer da sağ kurtulup esir alınmıştı. Bu olayın duyulmasından sonra Amerikan Büyükelçiliği’nin de konuya müdahil olduğunu görüyoruz. Palmer’ı eski dostu Cevat Paşa 20 Nisan günü bizzat savaş esiri olarak sorguladı. Casus olarak değil, savaş esiri kabul edilirse bilgi vereceğini ifade etti. Çünkü casus olduğu deklare edilirse suçunun sabit görülmesi halinde kurşuna dizilecekti. Savaş esiri işlemi yapılırsa hayatı bağışlanacak ve savaşın sonuna kadar esir kampında kaldıktan sonra ülkesine gönderilecekti.

Palmer sorgusunda; General Hamilton’un komutasındaki 100 bin kişilik ordusuyla çıkarma yapacağını, çıkarmanın Kabatepe ve Seddülbahir’e planlandığını, ancak Türklerin plandan haberleri olduğu bilinir bilinmez bu plandan vazgeçildiğini, sonunda Hamilton’un Saros Körfezi’ne ve Yarımada’nın kuzey uçundaki bölgeye çıkmaya karar verdiğini söyledi.

Bu bilgiler zamanı da dikkate alındığında çok değerliydi. Liman Paşa’nın Saros takıntısının bir sebebi de belki bu idi. Palmer bu sorguyu müteakip esir kampına teslim edilmek üzere İstanbul’a gönderildi. Palmer; Cevat Paşa ile özel görüşmesi, aldığı güvence ve verdiği bilgi ile bir taşla iki kuş vurmayı başarmıştı. Öncelikle, tam çıkarma öncesinde yakalanmasına rağmen Türk ordusunun planlarını kendi yararları doğrultusunda etkileyebilmiş,  savaş esiri işlemi yapıldığından casusluk suçlamasıyla kurşuna dizilmekten kurtulmuş, ayrıca bir istihbarat subayı olarak gayet iyi bildiği çıkarma noktalarını ifşa etmediği için de ülkesine döndüğünde ihanetle suçlanmaktan kurtulmayı başarmıştı.  Nihayet beklenen 25 Nisan günü gelmişti.

A.E.- 25 Nisan günü başlayan kara harekâtı ile ilgili gelişmeleri, daha kolay anlaşılması açısından gün gün ve cephe cephe açıklamanızı istiyorum. Örneğin Arıburnu bölgesini nasıl savunuyorduk? Anzak Kolordusu hangi plana göre çıkarma yapacaktı?

M.K.T.- Arıburnu cephesinde Çam Tepe-Azmak Dere arasında 9. Tümene bağlı 27. Alayın 2. Taburu gözetleme ve kıyı emniyeti ile görevlendirilmiş, Alayın kalan iki taburu ve makineli tüfek bölüğü 7-8 km. geride Maydos batısındaki zeytinliklerde toplu halde bulunuyordu. Liman Paşa göreve başlamadan önce alayın kalan iki taburu Arıburnu’nun hemen gerisindeydi, böylece cephedeki gelişmelere hemen müdahale edebilecek durumdaydı ama Liman Paşa’nın emriyle alayın kalan kısmı 7-8 km. geriye alınmıştı. Tümen ihtiyatı 25. Alay Sarafim Çiftliği civarında, Ordu ihtiyatı görevindeki 19. Tümen de Bigalı Köyü civarında idi. 

                           

Kroki-5: Arıburnu'nda Savunma Düzeni (25 Nisan 1915 Durumu)

“Anzak” kelimesi bundan sonra çok kullanılacaktır. Asıl yazılışı “Anzac”, Avustralya ve Yeni Zelanda ülkelerinin İngilizce yazılışlarına göre yapılan bir kısaltmadır. Anzak Kolordusu, üç Avustralya tugayı olan 1. Avustralya Tümeni ile Avustralya Tugayı ve Yeni Zelanda Tugayı’ndan meydana gelen 2. Avustralya ve Yeni Zelanda Tümeni’nden oluşuyordu.

Anzak Kolordusu, gün ağarmadan baskın şeklinde, Hücum Tugayı ile Küçük Arıburnu-Conkbayırı arasındaki kumsala sessizce çıkacak, çıkarmanın açığa çıkmasıyla donanma ateş desteği başlayacak ve harekât süresince devam ettirilecekti.

Hücum Tugayı’nın Kanlısırt-Conkbayırı hattında tesis edeceği kıyı başı hattı üzerinden 1. Avustralya Tümeni’nin diğer tugayıyla taarruz taarruz geliştirilerek Kabatepe-Topçular Sırtı-Conkbayırı-Kocaçimen Tepe hattı öğleye kadar ele geçirilecek, son olarak kıyıya çıkarılan tugay da Hain Tepe bölgesinde ihtiyatta kalacaktı. Müteakiben 2. Avustralya ve Yeni Zelanda Tümeni ile taarruza devamla Maltepe’ye kadar olan bölge ele geçirilerek Yarımada’nın güney bölgesi kuzeye karşı tecrit edilecek ve Kilitbahir Platosu’na taarruz için başkomutanlık emri beklenecekti.

                                 

                                     Kroki-6: Anzak Kolordusu Çıkarma Planı (25 Nisan 1915)

A.E.- Seddülbahir cephesine geçelim… Bu bölgede de tarafların çıkarma ve savunma planlarını da özetler misiniz?

M.K.T.- Bu bölgeye yapılacak çıkarmanın ilk hedefi Alçıtepe, müteakip hedefi de Kilitbahir Platosu idi. Akdeniz Seferi Kuvveti’nin asıl çıkarma bölgesi olarak belirlediği Seddülbahir bölgesinde belirlenen beş koya (Morto Koyu, Ertuğrul Koyu, Tekke Koyu, İkiz Koyu ve Sarı Tepe altı Koyu) ilk gün 29. İngiliz Tümeni çıkarılacak ve Alçıtepe ele geçirilecek; ikinci ve üçüncü gün karaya çıkarılacak 1. Fransız Tümeni ve İngiliz Deniz Piyade Tümeni ile taarruza devam edilecek ve Kilitbahir Platosu’na ulaşılacaktı. Bir hafta sonra bölgeye gelmesi beklenen Hint Tugayı da genel ihtiyatı teşkil edecekti.

29. İngiliz Tümeni’nin 14 taburundan yedisi 86. Tugay Komutanı emrinde örtme kuvveti olarak koylara çıkarılacak, asıl çıkarma plajı Ertuğrul Koyu olacak, diğer koylardan çıkarılacak birlikler Ertuğrul Koyu’ndan yapılan çıkarmayı kolaylaştıracak,  kıyı başının ele geçirilmesini müteakip geri kalan yedi taburla Alçıtepe ele geçirilecekti.

Saat 04.30’da kıyının bombardımanı, saat 06.00’dan itibaren çıkarma başlayacak, örtme birliklerinin çıkarılması saat 07.00’a kadar tamamlanacak, saat 08.30’da doğru tümenin büyük kısmı çıkarılacak, bu çıkarma da öğleden sonra tamamlanmış olacaktı.

87. Tugay Tekke Koyu’ndan çıkarılıp tümen ihtiyatını teşkil edecek, 88. Tugay ise Ertuğrul Koyu’ndan çıkarılıp tümen hedefini ele geçirecekti.

                                   

 Kroki-7: İngiliz ve Fransızların Seddülbahir'de Çıkarma Planı

Seddülbahir bölgesinde 9. Tümen 26. Alayla kıyı gözetlemesi ve emniyetini sağlayacak, asıl çıkarma plajlarının bulunduğu kıyı hattı boyunca Arıburnu bölgesinde olduğu gibi bu alayın 3. Taburu görev yapacaktı. Alayın diğer iki taburu da kıyı hattı boyunca keşif ve gözetleme görevindeydiler.                                     

                                 Kroki-8: 9.Tümen’in 24 Nisan’daki Genel Yerleşim Durumu

A.E.- Anadolu yakası ve Saros Körfezi’nde kullanılacak birliklerin savunma ve çıkarma planlarını açıklar mısınız?

M.K.T.- Liman Paşa’nın muhtemel asıl çıkarma bölgeleri olarak belirlediği Anadolu yakasında Kumkale ve Beşiğe Kıyılarında 15. Kolordu Komutanlığına bağlı 3. ve 11. Tümenler, Saros Körfezi bölgesinde de 3. Kolordu’ya bağlı 5. ve 7. Tümenler görevlendirilmişti.

Akdeniz Seferi Kuvveti bu bölgelerdeki Türk birliklerinin Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerini takviye etmelerini geciktirmek ve Liman Paşa’nın karar vermesini geciktirerek dengesini bozmak amacıyla Anadolu yakasında Kumkale kıyısına 1. Fransız Tümeni’nden 2 bin 250 kişilik bir birlikle kısa süreli mahdut hedefli bir çıkarma harekâtı, Beşiğe Limanı’na bir çıkarma gösterisi; Saros Körfezi’nde Bolayır kıyılarına da İngiliz Deniz Piyade Tümeni ile iki aşamalı şaşırtma yapacaktı.

                                                                                                                                 Devam Edecek…



YAZARLAR

  • Salı 0 ° / 0 ° Yok
  • Çarşamba 0 ° / 0 ° Yok
  • Perşembe 0 ° / 0 ° Yok
  • BIST 100

    1.454%-0,45
  • DOLAR

    8,4804% 1,03
  • EURO

    10,2880% 0,20
  • GRAM ALTIN

    508,15% 0,27
  • Ç. ALTIN

    838,4475% 0,27