Prof. Dr. Süleyman BOZDEMİR


KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞUNUN 81.Cİ YILDÖNÜMÜNDE (14)


 CUMHURİYET’İN YARIM KALMIŞ EĞİTİM DEVRİMİNİN SONUÇLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

            Her şeye rağmen Atatürk, ülke kalkınmasında yabancı uzmanlardan yararlanmaya karşı olmamakla birlikte asıl olanın kendi uzmanlarımızı yetiştirip onlardan yararlanmamız düşüncesindedir. Nitekim Malche’ nin raporuyla ilgili tuttuğu notlarında bu konuya da değindikten sonra diyor ki: ’’Bir milleti ancak ve ancak o milletin içinden çıkanlar yükseltebilir. Bu nedenle bir yabancı bilim adamının fikirlerinden yararlanacağız; fakat asıl çareyi, asıl kararı kendi içimizden çıkarmak zorundayız’’. Atatürk’e göre sorun sadece bir üniversite reformu değil, bütünüyle bir ulusal kültür davasıdır. Bu nedenle öncelikle ilk ve orta öğretimi de içine alan kapsamlı bir kültür programı oluşturmak gerekmektedir.

Atatürk döneminde temeli bizzat kendisi tarafından atılan Anadolu’daki ilk üniversitemiz Ankara Üniversitesi’dir. İstanbul Üniversitesi’nde o yıllarda görev yapmak için Atatürk tarafından çağrılan ünlü ve çok değerli Alman asıllı Yahudi bilim adamlarından bazılarının Ankara Üniversitesi’nin kuruluşunda da büyük hizmetlerinin geçtiğini görüyoruz. Atatürk Türkiye’sinde tam bir huzur içinde kendilerini yenilemek olanağını bulan bu değerli bilim adamlarının Türkiye’ de yaptıkları hizmetler çok büyüktür. En önemlisi, Batı standartlarına uygun yeni üniversitenin geleneklerinin oluşmasında, ders kitaplarının hazırlanmasında, üniversite kavramının toplum bilincine oturmasında, üniversite kültürünün ve etiğinin yerleşmesinde, yeni bilim adamlarının yetişmesinde çok büyük katkıları olmuştur. Türk ulusu onları bağrına basmış, onlar da halkımızı çok sevmişlerdir.

Atatürk’ün gerçekleştirdiği üniversite reformu sonucunda oluşan İstanbul Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi,  Türkiye’de üniversite öğretiminin kaynağı olmuşlardır. Buradan yetişenler daha sonra açılan birçok üniversitenin öncüleri arasında yer almışlardır. Atatürk, üniversiteleri Türkiye’nin kültür birliğini oluşturacak kuruluşlar olarak düşünmüş ve 1930’lardan itibaren hız verdiği ulusal kültür politikasının bir aracı olarak çağdaş bir yapıda oluşmalarına büyük bir özen göstermiştir. Günümüzde mevcut bilimsel araştırma ve çalışma düzeni, akademik potansiyel, çağdaş medeniyet ve kültüre bakış açısı, Atatürk’ün gerçekleştirdiği üniversite reformunun bir sonucudur.

Gerçekten o günün koşulları içinde Atatürk’ün başlattığı eğitim seferberliği ile Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk on beş yılında başarılanlar devrim tarihinin unutulmaması gereken başyapıtlarıdır. Gayet planlı-programlı ve sağlam adımlarla yürütülen çağdaş eğitim çalışmalarının bir takım temel ilkelere sahip olduğu görülmektedir. Türkiye’de kalkınmanın ve çağdaşlaşmanın itici gücünü oluşturan Atatürkçü eğitim, ne Batı’nın ne de Doğu’nun etkisinde olmuş, gerçeklere dayalı ulusal kültürümüze uygun, aklın ve bilimin öncülüğünde uygulanabilirliği kanıtlanmıştır. On beş yıl içinde gerçekleştirilenler tarihte hiçbir faninin yaptıkları ile kıyaslanamayacak kadar muhteşem eserlerdir. Ünlü tarihçi Arnold Joseph Toynbee diyor ki: “ Öyle bir an düşünün ki Batı dünyamızda Rönesans, Reform, on ikinci yüzyıl sonunun bilimsel ve kültürel ihtilali ve endüstriyel devrimlerin hepsi bir insan hayatının içine yığılmış olsun… İşte Atatürk bu kadar kısa bir süre içinde ve hiçbir ülkede uygulanmamış en ihtilalci bir programı gerçekleştirdi.”



YAZARLAR

  • Pazar 33.9 ° / 22 ° Bulutlar
  • Pazartesi 34.4 ° / 22.7 ° Açık hava
  • Salı 36.2 ° / 23.3 ° Bulutlar
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6605% 1,58
  • EURO

    10,1884% 1,29
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50