Ahmet ERDOĞDU


AMERİKAN EMPERYALİZMİNİN “SOYKIRIM” OYUNU

SOYKIRIM VARSA BELGE NEREDE AMERİKA?


Değerli Okurlar,

ABD Başkanı Biden, 24 Nisan 2021 günü açıkladığı bildiriyle Sözde Ermeni Soykırımı’nı tanımıştır. Bu tanıma hiçbir belge ve yargı kararına dayanmayan, özünde Türk düşmanlığı olan bir açıklamadır. Uluslararası Ermeni Soykırım Sözleşmesi’ne 40 yıl sonra katılıp, “Beni hiçbir mahkeme yargılayamaz, ben yargı kararı tanımam, ben bir olaya Soykırım dersem Soykırım’dır” anlamına gelen çekinceler koyan da Amerika’dır.

Türk düşmanlığının kökenleri ile ilgili olarak Emekli Büyükelçi Bilal N. Şimşir şunları söylemektedir:

“Atlantik ötesinde Türk düşmanlığının kökleri derindir. Nedenleri çoktur. Müslüman oluşumuz, Türk oluşumuz nedenlerden biri. Amerikan misyonerlerinin sık sık başvurdukları ünlü Gladstone, Müslümanlığımızdan dolayı değil, Türklüğümüzden dolayı bize düşman olduğunu açıklar. “Çünkü Türkler, İspanya’daki Mağribî Müslümanlar gibi “uygar” ve Hint Müslümanları gibi “uysal” değildir ve üstelik Avrupa’da beş yüzyıl oturmuşlardır” der. Demek ki, uygar Endülüs Müslümanları gibi yok edemedikleri için bize düşmandırlar. Uysal” Hint Müslümanları gibi 300 yıl İngiliz boyunduruğuna girmediğimiz için düşmandırlar. Avrupa’nın bir bölümünü Türk yurdu yaptığımız için düşmandırlar. Öteki Müslümanlardan daha çok Türk’e düşmandırlar. Yerküresinin güzel ve zengin bir toprağında oturduğumuz ve bu toprağı parçalatmadığımız için bize hınçları vardır. Nedenler saymakla bitmez…

Bu köklü düşmanlık sürekli yaşatılır, beslenir ve sık sık hortlatılır. Ermeni işi, bu büyük Türk düşmanlığının ufak bir görüntüsüdür. Ermeni, büyük oyununun ufak ve kanlı bir piyonudur. Türkiye’de Ermeni zulüm görmüş olsun olmasın, Türkiye’de Ermeni bulunsun bulunmasın, bu düşmanlık propagandası yine yaşatılır ve sürdürülür. Bugün Ermeni, yarın bir başka figüran bulunur. Türk düşmanlığı yine hortlatılır. Bunu dün yaşadık, bugün yaşıyor ve belki yarın da yaşayacağız. Ne zamana kadar? Ta ki onlara bileğimizi büktürmeyip elimizi öptürene kadar”
 

                                      
LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI’NDA SAPTANAN HARİTA

                SORU VE CEVAPLARLA TÜRK-ERMENİ KONUSUNUN AYDINLATILMASI

Soru- Ermeni Sorununun tarihsel anlamı nedir?

Cevap- Ermeni Sorunun tarihsel anlamı, Osmanlı İmparatorluğu’ndan alınacak topraklar üzerinde bağımsız bir Ermenistan kurulması girişimleri ile Osmanlı idaresinin bunlara karşı çıkmasının oluşturduğu anlaşmazlık ve çatışmalardır.

Ermeni sorunu, Ermenilerin kendi içinden ve ihtiyaçlarından değil büyük devletlerin bölge üzerindeki çıkar hesaplarından kaynaklanmıştır… Osmanlı Devleti’nin son 50 yılına damgasını vuran ve önemli sorunlarından birisi olan Ermeni Meselesi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında İngiltere ile Rusya arasındaki rekabetin yarattığı bir emperyalizm sorunu olarak ortaya çıkmıştır. Ermeni Meselesinde göz önüne alınması gerekenleri en güzel şekilde Patrik Nerses şöyle ifade etmektedir: 13 Nisan 1878 günü Ermeni Patriği Nerses, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Salisbury’ye; “Doğu sorunu (Şark Meselesi) Müslümanlarla Hıristiyanların bir arada yaşamasıyla daha da zorlaşan Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflaması sorunudur. Bir arada yaşamak artık imkânsızdır.” diyerek Ermenilerin bu konudaki tutumunu ortaya koymaktadır.

Soru - 24 Nisan 1915’te gerçekte ne oldu?

Cevap- 24 Nisan tarihinde İstanbul’da yaşayan 77 bin Ermeni vatandaşımızdan 235’i tutuklanmıştır. Tutuklananlar; komitacı oldukları ve ülkenin her tarafına yayılan terör eylemlerinin arkasında oldukları gerekçesiyle gözetim altına alınmışlar, trenlerle Ayaş ve Çankırı’ya nakledilmişlerdir. Çankırı’da tutulan 155 kişiden 35’i ve Ayaş’ta bulunan 178 kişiden 10’u 13 gün sonra serbest bırakılmıştır.

Soru-Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan Ermeni nüfusu ne kadardı?

Cevap-1914 yılında Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni nüfusu 1.294.831 olarak tespit edilmiştir. Genel kabul gören rakam 1.500.000’dir.

Soru- Ermenilerin göç ettirilmesiyle ilgili olarak, genel anlamda Tehcir kavramı kullanılmaktadır. Zorunlu göç ile Tehcir arasında ne fark vardır?

Cevap- Tehcir kelimesinin İngilizce karşılığı Deportation yani sınır dışı etmektir. Osmanlı İmparatorluğunun yaptığı ise Ermenileri savaş bölgesinden, savaş olmayan kendi topraklarına göç ettirmektir. Bu bakımdan Tehcir kelimesini kullanmak yanlıştır.

Soru- Zorunlu Göç Kanunu ne zaman yayınlandı?

Cevap- 27 Mayıs 1915 günü çıkartılan kanun 1 Haziran 1915 tarihinde Takvim-i Vekayi gazetesinde yayınlanmıştır. Dahiliye Nezaretinin talebi üzerine 27 Mayıs 1915 tarihinde “Vakt-i Seferde icraat-ı hükümete karşı gelenler için cihet-i askeriyece ittihaz olunacak tedabir hakkında kanun-ı muvakkat” adıyla Sevk ve İskân kanunu çıkarılmıştır. Y.N. Osmanlı Hükümeti 25 Kasım 1915’te sevkleri geçici olarak durdurmuş, 15 Mart 1916 da ise tamamen bu uygulamadan vaz geçmiştir.  18 Aralık 1918 tarihinde hükümet tarafından çıkarılan geri dönüş kararnamesiyle sevk edilenler geri döndürülmüştür.

Soru- Sevk ve İskân kararı, bütün Ermenilere uygulanmış mıdır?

Cevap- Sevk ve İskân kararı, bütün Ermenilere uygulanmamıştır. İstanbul ile Kütahya sancağı ve Aydın vilayetindeki Ermeniler, komite mensubu olanlar hariç, Antalya Ermenilerinin de tamamı sevke tabi tutulmamışlardır. Trakya bölgesindeki Ermenilerin çoğunluğu göçe tabi tutulmadığı gibi, Karahisar-ı sahip (Balıkesir) Ermenilerinin de köylere yerleştirildiği bilinmektedir. Ayrıca sevk ve iskâna bağlı tutulan bölgelerde, güçsüz kadınlarla, askeri imalathanelerde çalışanlar, Ermeni Katolik misyonerleri, Duyun-u Umumiye de görevli Ermeni memurlar, Ermeni milletvekillerinin aileleri, şimendifer memurları ve ameleleri, asker, subay ve sıhhiye subaylarının aileleriyle, ticaretle uğraşanlarda göçe tabi tutulmamışlardır.

Soru- Zorunlu Göç kararının sebepleri nelerdi?

Cevap- a-) Ermenilerin düşmanla iş birliği yaparak hatta düşman saflarına katılarak, onlarla birlikte Osmanlı ordularına karşı savaşmaları.

b-) Yurt içinde askeri kuvvetlere ve masum halka silahlı saldırı düzenlemeleri; düşmanın deniz kuvvetlerine malzeme sağlamaları ve gizli bilgileri paylaşmaları.

c-) Ermenilerin ülke topraklarının bir kısmında Bağımsız Ermenistan Devleti kurmak için savaş vermeleri.

d-) Alman Karargâh subaylarının, Ermenileri savaş bölgesi dışına çıkarılması yönündeki tavsiyeleri.

e-) Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bütün şehirlerde Ermenilerin isyan etmeleri.

f-) Van şehrinin Ermeni çeteler tarafından ele geçirilmesi ve Rus ordusuna teslim edilmesiyle geçici Ermeni Hükümeti kurulması ve 30 bin Müslüman Türk ve Kürt’ün katledilmesi.

Soru-) Zorunlu göç yollarının güvenliği sağlandı mı?

Cevap-) Zorunlu Göç Kanunu’ndan bir hafta sonra çıkan genelgede; Ermeni konvoylarının geçeceği yolları açıkladı. Bu yollar Osmanlı Ordusunun sevkiyatı için kullanılan yollardı. Devlet yolculuk esnasında, Ermenilerin güvenliğini sağlamak için her konvoya güvenlik verdi. Hükümet, kafilelerin yeme, içme, giyinme ve sağlık sorunlarını çözmek için seyyar hastane, aş evleri ve konaklama merkezleri kurdu. Yolculuğun mümkün olan yerlerde trenle, değilse öküz arabalarıyla, nehir üzerinden yapılması gereken yolculuklarda ise sallarla yapılması emredildi. Harput, Konya, Halep, Diyarbakır, Cizre ve Rakka gibi yerlerde misyonerlerin göç edenlere yardım etmelerine ve yardım merkezlerini Amerikan Konsoloslarının organize etmelerine izin verildi. Ayrıca konvoylara bir saldırı olduğu takdirde veya görevini ihmal edenlerin Sıkıyönetim Mahkemelerinde yargılanacakları ihtar edildi. Bu konuyla ilgili Sıkıyönetim Mahkemeleri çalıştırılarak gerekli cezalar verildi.

Soru- Ne kadar Ermeni zorunlu göç ettirildi?

Cevap- Murat Bardakçı tarafından yayınlanan Talat Paşa’nın notları arasında 924.158 sayısı verilmekle birlikte, eldeki belgelere göre 700 bin civarını aşmayacağı görülmektedir.

Soru- Ermeniler, tarihte hangi milletler tarafından sürgüne gönderilmişlerdir?

Cevap- Ermeniler, tarihleri boyunca İranlılar, Araplar, Bizanslılar, Selçuklular ve Ruslar tarafından defalarca sürgüne gönderilmişlerdir.

Soru- Hep Ermenileri konuşuyoruz ama Müslüman ve Türk sürgünlerin hakkında ne söylersiniz?

Cevap- Amerikalı tarihçi Justin McCarthy’nin yaptığı hesaplamalara göre; Yunan ihtilali, Kafkasya savaşları, Kırım’dan ve Kafkasya’dan sınır dışı edilenler, Bulgaristan’da ve 93 harbindekiler, Balkan savaşları, Doğu Anadolu ve Kafkasya, Batı Anadolu’daki sürgün ve ölümler şu şekildedir: 10 milyon 441 bin sürgünden Anadolu’ya gelemeden 5 milyon 60 bini ölmüş, 5 milyon 381 bin kişi ise mülteci durumuna düşmüştür.

Soru- Ermeniler sadece I. Dünya Savaşı sırasında mı isyan etmişlerdi?

Cevap- Osmanlı Ermenileri, 1882 tarihinden 1909 Adana isyanı da dahil 39 defa isyan etmişlerdir. 24 Nisan 1915’ten önce en önemlisi de Van isyanıdır. Van Valisi bu isyan sonucunda, şehirdeki Türk ve Müslümanları Ermenilerden korumak için onları başka yerlere göç ettirmiş olmasına rağmen, En az 30 bin kişi Ermeniler tarafından öldürülmüştür.

Osmanlının aldığı göç kararı, Van isyanından sonra ve Osmanlı İmparatorluğu değişik cephelerde savaşırken, uğradığı ihanet üzerinedir.

Soru- Başka ülkelere firar edenlerin sayısı ne kadardır?

Cevap- Farklı belgelere göre 350 ile 500 bin Ermeni Tiflis ve Ermenistan içlerine kaçmıştır. 40 bin kadar olduğu tahmin edilen Ermeni, İran içlerine sayısı kesin olarak belirlenemeyen miktarda Yunan adalarına, Beyrut’a ve Rusya’ya dağılmıştır. Ermenilerin kendi verdikleri rakam ise 700.000 kişidir. 

Soru- Belgelere göre Suriye ve civarındaki kamplarda ne kadar Ermeni vardır?

Cevap- Halep Amerikan Konsolosu J.J. Jackson’ın hazırladığı Şubat 1916 tarihli kamplarda yardım alanlarla ilgili belgeye göre bu rakam 486 bindir.

Soru- Zorunlu Göç sonrasında ne kadar Ermeni kaybı vardır?

Cevap- Ermeni kayıpları konusu Lozan’da da gündemi gelmiş olup, İsmet Paşa 1914’ten 1922 yılına kadar Ermenilerin savaşlarda, açlık, hastalık ve göç ettirme sırasındaki kayıplarını 300 bin olarak vermektedir.

İngiltere Büyükelçiliğinin verdiği bilgilere dayanan 10 Ocak 1923 tarihli bir Amerikan belgesine göre, [US ARCHIVES NARA 867.4016/816 Jan.10,1923] dünyadaki Ermenilerin yaklaşık 817.873’ünün Türkiye’den sürülen veya göç eden Ermeniler olduğu belirtilmektedir. Belgede ayrıca; bu rakamların içerisinde Kemalistlerin alıkoyduğu iyi durumdaki Ermeniler ve Milletler Cemiyetine göre İslam dinine geçmeye zorlanan 95.000 Ermeni’nin yer almadığı kaydedilmektedir. Aynı belgenin ekinde Türkiye’de, İstanbul’da 150.000, Anadolu’da 131.000 olmak üzere toplam 281.000 Ermeni’nin yaşamakta olduğu belirtilmektedir.

Soru- Soykırım nedir ve Soykırım Yasası ne zaman çıkartılmıştır?

Cevap- Soykırım kavramı, sözleşmenin ikinci maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır: “Bu sözleşme bakımından ulusal, etnik veya dinsel bir grubu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen suçlardır.” Burada kasıt unsuru çok önemlidir.

Bu karar 12 Aralık 1948’de BM. Genel Kuruluna bağlı 6. Komite tarafından son şekli verilerek genel kurula iade edilmiş ve bundan 1 hafta sonra da genel kurulda kabul edilmiştir. Bu nedenle

Sözleşme, çıktığı tarihten itibaren geriye dönük işletilemez.

Soru- Türkiye ve ABD, Soykırım Sözleşmesi’ni ne zaman kabul etti?

Cevap- Soykırım Sözleşmesi 1948’de imzalanıp, 1951’de yürürlüğe girdi. Türkiye sözleşmeyi kabul eden ilk devletlerden olurken, ilginç biçimde ABD bu sözleşmeye 1988’de taraf oldu. ABD ayrıca sözleşmeye çekince koyarak hiçbir devletin ya da uluslararası örgütün, ABD’yi ABD’nin kabul etmediği biçimde Uluslararası Adalet Divanına veya başka bir mahkemeye Soykırım yaptığı suçlamasıyla götüremeyeceğini belirtti. ABD bu çekinceyle, bir fiili Soykırım saymıyorsa gerçekte Soykırım olarak nitelendirilebilecek bir suçu işleyen yurttaşlarının yargılanmamasını hedefliyor.

Soru- Ermenilerin Soykırım olarak adlandırdıkları olaylarla ilgili bir mahkeme kararı var mıdır?

Cevap- Nazilerin yaptığı soykırım (Holokost) Ruanda ve Srebenitsa için böyle bir mahkeme kararı bulunmakla birlikte, Türkler için verilmiş böyle bir mahkeme kararı yoktur. İstanbul’un işgali sonrası İngilizler, o günkü Osmanlı ileri gelenlerinden Sadrazam, Paşa ve çeşitli rütbe ve görevlilerden 144’ünü tutuklayıp Malta Adası’na götürdüler. Gerek kendi arşivlerinde gerekse Amerikan arşivlerinde ve el koydukları Osmanlı arşivlerinde belge bulamadıkları için bu kişileri serbest bıraktılar.

Guenter Lewy: “Burada söz konusu olan asıl soru; Malta Adası’nda hapsedilmiş olan Türk yetkililerin bu katliamdan sorumlu tutulup tutulamayacaklarıdır. Bu noktada, ispat yükümlülüğü Ermenilere aittir. Kanımca Ermeniler, şimdiye kadar ne bir mahkemeyi ne de bir tarih araştırmacısını bu trajik olayların yaşandığına ikna edebilecek yeterlilikte deliller ileri sürmeyi başaramamışlardır.”  Böylece Lewy, Soykırım Varsa Belge Nerede? Diye son noktayı koymaktadır.

Soru- Uluslararası veya yerel bir mahkeme kararı olmadan, bugün Türklerin suçlanmasının sebebi nedir?

Cevap- Soykırım meselesi, bugünkü Türkiye’yi uluslararası alanda zor durumda bırakmak amacıyla sürdürülmektedir. Ermeniler Türkiye’yi pes ettirerek Türkiye’den parasal tazminat kopartmak (alabilirlerse toprak almak) amacındadırlar. Amerikalılar ve diğer ülkeler ise kendi çıkarlarına hizmet edecek tavizler peşindedirler.

Soru- Ermenilerin Rus ordularına katkıları konusunda ilk başbakanları Kaçaznuni, Arnold Toynbee ve Pastırmacıyan ne söylüyorlar?

Cevap- Kaçaznuni; 1923 Taşnak Partisi Konferansında sunduğu raporda şu saptamalarda bulunuyor: “Dünya Savaşı öncesinde gönüllü silahlı birliklerin oluşturulması hataydı… Türklerden yana olan güç dengesini hesaba katmamışlardı… Tehcir kararı amacına uygundu… Türkiye savunma içgüdüsü ile hareket etmişti… Denizden denize Ermenistan projesi gibi emperyalist bir talebe kapılmışlar, bu yönde kışkırtılmışlardı… Müslüman nüfusu katletmişlerdi… Taşnak Partisinin artık yapacağı bir şey yoktu; intihar etmeliydi.”

Arnold Toynbee; “1915 yılında Ruslar, Osmanlı topraklarının kuzeydoğusunu işgal ediyordu. Bu durumda Osmanlı Ordusunun Ermeni azınlığın 5. Kol olmasından korkması mantıklıdır. Dolayısıyla onları sürgün etmeleri meşrudur. Tıpkı ABD’nin 2. Dünya Savaşı’nda Amerikan vatandaşı Japonları Pasifik kıyılarından içerilere sürdüğü gibi.”

Gelelim Pastırmacıyan’a; “Eğer Ermeniler cesur direnişleriyle 1915 Nisanında Van’da konuşlanmış olan bir tümen Osmanlı askerini ve binlerce Türk ve Kürt’ü oyalamış olmasaydı ve onların da Halil Bey’in ordusuna katılması mümkün olsaydı Türkler şüphesiz ki İran’daki Rus güçlerini kırıp birkaç haftada Bakü’ye ulaşırlardı.”

Pastırmacıyan’ın bir başka ifadesi de “Ermeniler uzun süren müzakereler sonunda, ümitlerini Fransa ve İngiltere’ye bağlamış olarak mümkün olan her şekilde Rus Ordularına yardım etmeye karar verdiler.”

Size iki örnek daha verelim: Birincisi, Ekim 1914 tarihli Horizon gazetesindeki I. Dünya Savaşı başlamadan Taşnaksutyun Komitesi Bildirisidir: “Bugün çekinilecek gün değildir. Ermeniler de açık alınla meydana çıkıyor. Rus ordularında görev yapan Ermenilerden başka, savaş alanına oluşturduğu gönüllü alaylar çıkarıyor. Bunlar Rus askerleriyle (birlikte) çarpışacaklar ve İtilaf Devletlerinin zaferini sağlayacaklardır.”

İkinci olarak; Moskova’daki Fransız Büyükelçisinin 23 Şubat 1915 raporundan: “Zeytun’daki Ermeni devrimci grubunun Kafkasya’ya vardığını, sayıları 15 bini bulan bu Ermenilerin Türk iletişim hatlarını tahrip etmeye hazır olduklarını” bildiriyordu.

Soru- Ermeni gönüllülerin sayısı ne kadardı?

Cevap- Bogos Nubar Paşa, Paris görüşmeleri sırasında gönüllülerini sayısını 150 bin, milislerin sayısını 50 bin olarak verdi. Ancak bazı tarihçiler Rus Ordusundaki Ermeni asker sayısını 250 bin olarak ilan ederler.

NOT: Daha 1893 yılında New York’ta Ermenice yayınlanan Haik gazetesindeki şu yazı Ermenilerin niyetlerini açıkça gösterir: “Gerekirse milletin yarısının kurtulması için diğer yarısını kaybetmeliyiz.”

Soru- Amerikan misyonerleri, Ermenilerin ayrılıkçı eylemlerini destekledi mi?

Cevap- Amerikan misyonerleri 1850’li yıllardan itibaren Anadolu’ya geldiler. 1914 yılına gelindiğinde Amerikan misyonerlerinin dünyadaki en etkin faaliyet alanı Anadolu’dur. 20 Misyon merkezinde 150 Amerikalı ve 1000 yerel kişi misyonerler için çalışıyordu [büyük çoğunluğu Ermeni olmak üzere]. 130 Ermeni Evangelist kilisesinin üye sayısı 15 bin kişiyi aşmıştı. Bu nedenle Amerikan misyonerlerinin Ermenilere desteği olmasaydı, yaşanan birçok olay meydana gelmeyecekti.

Soru- ABD Başkanı Wilson’ın Ermenistan üzerindeki manda teklifi 1920 yılında senatoda reddedilince ne oldu ve Lozan’dan sonra misyonerlerin tutumu ne oldu?

Cevap- Manda teklifinin ABD Senatosunda reddi üzerine, önce ABD Dışişlerinin Ermeni politikası önemli ölçüde değişti. Dışişleri Bakanlığına göre Ermeni meselesi tarihe mal olmuştu. Amerika, Türkiye’yi Bolşevik yayılmacılığına karşı güneyde engel olarak görüyordu.

İkinci sorunun cevabına gelince; Lozan’da Türkiye-ABD arasında imzalanan antlaşmayı destekleyen başta Dr. James Levy Barton olmak üzere etkili misyonerler, Ermenilerin katliam hikâyelerinin abartılı ve maksatlı olduğunu itiraf ettiler. ABD Yüksek Komiseri Bristol, İstanbul’dan Beyaz Saray ve Senatoya Ermeni propagandalarının gerçekleri yansıtmadığını, Ermeni katliam hikâyelerinin bir İngiliz, Fransız emperyalist politika aracı olduğunu anlatan mektuplar gönderdi.

Soru- I. Dünya Savaşı öncesi doğu vilayetlerinde okullaşma oranları nasıldı?

Cevap- 1913 Eylül ayı itibariyle doğu vilayetlerinde 150 Türk okulunda okuyan 17 bin Müslüman çocuğa karşı, 785 Ermeni okulunda 82 bin çocuk okuyordu.

Soru- Amerikan Büyükelçisi Henry Morgenthau, 1916 Şubat ayı başında elçilikten ayrıldığı halde, hangi amaçlarla “Morgenthau’nun Hikayesi” adlı kitabını yazmıştı?

Cevap- ABD Başkanı Woodrow Wilson, ülkesini Temmuz 1917’de İtilaf Devletlerinin yanında savaşa sokmuştu. Amerikan kamuoyunun savaşın gerekliliğine iyice ikna edilmesi için Anti Türk ve Anti Alman bir kitap yazmanın yararlı olacağına inanan Morgenthau, bu fikrini bir mektup yazarak dostu ve sırdaşı Başkan Wilson’a açtı. Morgenthau 1917 yılının Kasım ayından itibaren eseri için bilgi toplamaya başlamış, 9 Ocak 1918 tarihinde gazeteci dostu eseri hazırlamaya başlamıştır. Bu kitap bir savaş propagandası olarak yazılmıştır. Uzun süredir Ermeni tarihçiler tarafından sözde Soykırımın el kitabı olarak kullanılmaktadır. Kasım 1913-Şubat 1916 tarihleri arasında elçilik yaptığı İstanbul’da her zaman iki Ermeni yardımcısının etkisinde kalmıştır. Ne Türkçe ne de Fransızca bilmektedir. Morgethau’nun bu zaaflarını Ermeni kâtipleri çok iyi değerlendirmişler ve onu Ermeni davasına hizmet eden bir diplomat haline getirmişlerdir.

ABD’li ünlü tarihçi Heath W. Lowry; önce elçilik raporlarının iki Ermeni kâtip Hagop S. Andonian ve K. Schmavonian tarafından derlendiğini delillerle göstermiştir.

Çarpıtılmış ve aslı olmayan pek çok hikâyenin anlatıldığı bu kitap hakkında, Sidney B. Fay ve Hary E. Barnes adlı iki Amerikalı tarihçi tarafından yapılan değerlendirmede, eserin içinde bir tane gerçek kelime bulunmayan, tümüyle uydurma bir masal kitabı değerlendirmesi yapılmıştır.

Soru- İngilizlerin meşhur “Mavi Kitabı” sözde Soykırımı belgeliyor mu?

Cevap- Bu kitap 1916 yılında, James Bryce-Arnold Toynbee tarafından İngiltere’de yayınlanmıştır. Bu kitabın hazırlanma amacı, bizzat hazırlayanlar tarafından sonra anılarında yazılmıştır. İngiltere, Amerikan kamuoyunun desteğini kazanmak ve onu I. Dünya Savaşı’na katılımını sağlamak için Ermenileri propaganda amacı olarak kullanabileceklerini düşünür. İngiltere Savaş Propaganda Ofisi Wellington House, bu propagandanın kaynaklarını toplamak ve basına servis etmekle görevlendirildi.

Arnold Toynbee’nin editörlüğünde Lord Bryce, 1 Temmuz 1916’da Dışişleri Bakanı Grey’e tarihsel gerçeklerden çok, etkinliği olacak genel hikâyeleri uygun gördüğünü yazmıştı. Wellington House’da toplanan raporlar tasnif edilirken, sözde tanıkların isimleri güvenlik gerekçesiyle gizli tutuldu. Bu şekilde “Mavi Kitap” bir propaganda kitabı olarak İngiliz Hükümeti Savaş Propaganda Ofisi ve Ermeni örgütlerinin işbirliği ile hazırlandı.

Soru- Alman Hükümeti, arşivindeki belgeler üzerinde niçin tahrifat yaparak yayınlatmıştır?

Cevap- Taner Akçam’a göre; Alman Hükümeti, Ermeni olaylarındaki rolü anlaşılmasın ve suçsuz oldukları ortaya çıksın diye böyle bir yola gitmiştir. Lepsius ile işbirliği içinde ellerindeki belgeleri kasıtlı olarak tahrif ederek, değiştirerek kendilerini suçlayıcı bölümleri çıkartarak yayınlamışlardır. İttihatçıların Ermenilerin imha edilmesi gerektiğine yönelik kasıt ve niyetlerinin ne zaman oluştuğu veya bu niyetin ne zaman bir plan halini aldığı konusunda söylenebilecek şeyler spekülasyon olma tehlikesine son derece açıktır.

Soru- Bizim adımıza Taner Akçam soruyor ve cevaplıyor; Ermenilerce toprak talep edilmesinin [Türkiye’den] yasal veya gerçekçi bir zemini var mıdır?

Cevap-  Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti arasındaki sınırlar, iki ülke arasında imzalanan Moskova ve Kars Antlaşmalarıyla kesinleştirilmiştir. Bugün geçerli olan uluslararası yasalara göre Türkiye, Ermenistan Cumhuriyetine ait her hangi bir toprağı işgal altında tutmamaktadır. Yani Ermenistan Cumhuriyetinin bugün Türkiye sınırları içindeki bir toprak parçasının kendisine ait olduğunu iddia etmesinin hiçbir hukuki temeli yoktur ve böyle bir iddia hiçbir çevre tarafından da ciddiye alınmaz.   

Soru-  Ermenilerle Türkler arasında yapılan antlaşmalar hangileridir?

Cevap-  Ermenilerle Türkler arasında 1920 yılından itibaren 3 antlaşma yapılmıştır, bunlar:                                  

1- 2/3 Aralık 1920 Gümrü Antlaşması

2- 21 Mart 1921 Moskova Antlaşması

3- 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması

Soru- Ermeni Komitacıları Atatürk’e suikast teşebbüsünde bulundular mı?

Cevap- Cumhuriyet devrinde Ermeni Komitacıları 2 kere Atatürk’e suikast düzenleme cüretini göstermişlerdir. 1.’si 1925 Nisanında Yunanistan’daki Ermeni komitelerinde Manuk Manukyan, Selanik’ten hareketle İstanbul’a gelmiş, diğer iki işbirlikçisi de İskenderun ve Adana yoluyla kendisiyle Ankara’da buluşmak üzere sözleşmişlerdi. Ancak Türk güvenlik kuvvetlerinin yerinde müdahalesiyle, Manukyan yakalanarak 5 Mayıs 1925’te idam edilmiştir.

2. suikast girişimi 14 Eylül 1927 yılında Mercan Altunyan adlı terörist ve yarım düzine arkadaşları, daha Dolmabahçe’de Atatürk’e ulaşamadan Yıldız gazinosunda Türk güvenlik kuvvetleri tarafından çıkan çatışma sonucu vurularak öldürülmüşlerdir.

Ermeniler tarafından Atatürk’ten başka, dünyanın birçok şehrinde Türk diplomatlarına yapılan suikast eylemlerinde, ülkemizin güzide diplomatları ve evlatları katledilmiştir.

Son Olarak;

1915 öncesi ve sonrasında gelişen Ermeni Olayları, her ne kadar bugün kimi ülke parlamentolarında hiçbir hukuki dayanağı olmamasına rağmen yeniden gündeme getirilmiş olsa bile, Malta yargılamalarında İngilizler tarafından Kraliyet Başsavcılıklarına belge olarak verilenlerin kabul görmemesi üzerine, Amerikan arşivlerinde yapılan aramalarda da bir belge bulunamamıştır. Bunun üzerine Malta mahkumları serbest bırakılmıştır. 1923’te Lozan’da Türkiye Cumhuriyetinin varlığı kabul edildiği uluslararası antlaşmada kesin olarak çözülmüştür. Ermenilerle ilgili Lozan Antlaşması’nda her hangi bir hüküm veya madde bulunmamaktadır. Bugün hiçbir uluslararası yargı kararı olmadığı da bir gerçektir.

ABD Başkanının Soykırım’ı onaylaması ilk başta da belirttiğimiz gibi hiçbir yargı kararına dayanmamakta, bu nedenle Türkiye’ye karşı NEFRET SUÇU İŞLEMEKTEDİR. Kendi emperyalist politikalarına, Ermenileri alet ederek bunun üzerinden Türkiye’yi abluka altına almak amacı gütmektedir. İyi niyetli bir devlet, müttefikine güneyinden PKK ile Akdeniz’de ve Kıbrıs’taki haklarından yoksun bırakmak için diğer devletlerle işbirliği yapmaz, Ege’de Yunanistan’la kuşatmaya kalkmaz ve onları silahlandırmaz. Zorla Karadeniz’e girmeye çalışmaz.

ABD’NİN BÜTÜN AMACI TÜRKİYE’Yİ PARÇALAMAKTIR 
UYAN EY TÜRK DİYORUM…!



Julia G. Arslan
3.06.2021 10:55:44
Cok değerli bir yazi olarak gençlerimize boyle bir belge sunmanın cok önemli bir işlevi var. Kimbilik ne kadar çok kitap belge ve zaman harcadiniz bütün bu yazi icin.yüreğinize sağlık ...

YAZARLAR

  • Salı 43.3 ° / 24.5 ° Açık hava
  • Salı 43.3 ° / 24.5 ° Açık hava
  • Çarşamba 42.8 ° / 24.3 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.409%0,65
  • DOLAR

    8,4009% 0,63
  • EURO

    9,9740% 0,51
  • GRAM ALTIN

    489,07% 0,48
  • Ç. ALTIN

    806,9655% 0,48