Hüseyin Erkan, Eğitimci/Yazar


SİZİ ŞAŞIRTAN OLDU MU HİÇ?


            SU

Dallara damarlara yürüyor, can veriyor,

Açgözlüyse eğer kök, çürüyor can veriyor.

 

                               Sabri Galip NAKİPLER

 

                Kör inanç kadar tehlikeli hiçbir şey yoktur; desem, “Nedir bu kör inanç arkadaş? Neden tehlikeli oluyormuş o kadar?” diye soracaksınız; haklı olarak.

                Kör inanç, adı gibi, gözü kapalı inanmaktır; herhangi bir şeye. Düşünmeden inanmaktır. O inancı eleştiren dostlarını, arkadaşlarını, yakın aile bağı olan hısım akrabalarını bile düşman sayacak kadar düşüncesiz ve sağduyudan yoksun olmaktır.

                Bu yapıdaki insanlar, dün, “uğruna seve seve canımı veririm” dediklerinin bugün en amansız düşmanı olabilecekleri gibi, yarın, “Yanılmışım, ondan daha değerli, daha iyi, daha büyük bir insan doğmadı henüz anasından” da diyebilirler.

                Siz, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!” diye şaşar kalırsınız da yüzü kızarmaz hiç onun. Dün de haklıydı o, bugün de!.. Dahası, yarın da haklı olacak!

                Az buz değil, şöyle bir çevrenize bakın; göreceksiniz hemen, bu karakterlerden birçoğunu.

                Yıllar önce, üniversitede fizik, kimya okumuş bir arkadaşım vardı. “Pozitif bilim” derdi de başka bir şey demezdi.

                Çok iyi anlaştıkları eşi gibi işi ve kazancı da güzeldi. Birer ikişer yıl ara ile tatlı mı tatlı üç kızları oldu arka arkaya. Bir kat daha arttı mutlulukları.

                Ailecek görüşüyor, hoş vakit geçiriyorduk birlikte. Beş on yıl böyle geçtikten sonra, ailenin reisi bey, gittikçe uzaklaştı bizden. Uzaktan bile olsa, selam alıp vermez oldu.

                “Bir yanlışlık mı yaptık acaba? Çok zengin mi oldu yoksa?” diye düşünürken, eşi aramış; bir gün eşim Güler’i.

                İş dönüşü akşam eve gelince, “Ah Hüseyin, sana bir şey diyeceğim ama inanmayacaksın.” diye başlayıp üzülerek anlattı; Firuzan hanımın yana yakıla söylediklerini.

                Kocası Kahraman bir cemaate girmiş. Gün geçtikçe uzaklaşmış eşinden, evinden, çocuklarından. Giyinişi de değişmiş, sözleri ve davranışları da… “Din, iman, Allah, peygamber” sözleri düşmez olmuş ağzından. Boşanma aşamasındaymış.

                 Bu kişi, kırk yıl önce evini barkını, eşini çocuklarını her şeyin üstünde tutan Kahraman! Atatürk ve yakın arkadaşları ile pozitif bilime toz kondurmayan Kahraman!

                Haydi, şimdi gel de inan…

*** *** ***

Benzer örnekler, başarılarıyla adını ülke çapında duyurmuş ünlüler arasından da çıkabiliyor. Yazar Prof. Erol Manisalı’yı dinleyin şimdi de:

“Film yönetmeni ve düşünür olan Halit Refiğ ile ilk önce Cihangir’de, Akyol Sokakta 1967 yılında komşu olduk. Ve aksamadan 2000’li yıllara kadar sürdü diyaloğumuz.

Düşünce ve sanat alanında sık sık buluşup sohbet ettik. (…) “Ulusal Sinema Kavgası” adlı bir kitap da yayınlamıştı. Cumhuriyet’teki “Bıçak Sırtı” köşemde övgü dolu bir değerlendirme yazısı da yazmıştım; 90’lı yıllarda.

Daha sonraları, 2000’li yıllarda Gülen’e yakın bir dernekle adı anılmaya başladı. Üzülmüştüm. 2005 ya da 2006’da Mecidiyeköy’de bir medya mensubu arkadaşın evinde kahve içiyorduk. Kendisine, “Sizin gibi aydın bir insanın Gülen denen ne idüğü belirsiz biri ile işi ne? Sana yakışır mı Halit?” dedim. İnanılmaz bir tepki gösterdi; ayağa kalktı, üzerime doğru bir iki adım attı. Diğer iki-üç arkadaşım da çok şaşırmışlardı. Benim bildiğim, “ulusalcı, Atatürkçü olduğuna inandığım bir aydın” nasıl böyle bir tepki verebilirdi?”

Manisalı, Halit Refiğ ile sözlerini şöyle bitirmiş:

“Halit Refiğ, beni çok şaşırtan bir insan oldu. 1967’den beri bir düşünür olarak iyi ilişkilerim olarak iyi ilişkilerim olan bir insan, Gülen’i eleştirdiğim için böylesine anormal tepki gösterebilecek bir duruma gelmişti. Yoksa iki yüzyıldır Türk aydınlarının birçoğunda böylesine ironik bir değişim hep olmuş muydu?”

Erol Manisalı’nın, Prof. Osman Okyar’la da var, benzer bir anısı.

Tahmin edebileceğiniz gibi, Atatürk’ün yakın arkadaşı Fethi Okyar’ın oğludur; Osman Okyar.

Söz yine Manisalı’nın:

“1972’de Ankara’da yedeksubaylığımı yaparken Hacettepe Üniversitesi’nin ekonomi bölümünde de haftada iki gün ders veriyordum. Prof. Okyar bölüm başkanıydı. Çok zarif, hoşsohbet,  sanattan Batı dünyasının derinliklerine her konuda tatlı tatlı sohbet edilecek bir insan…”

Araya girip özetleyeyim:

Daha sonra, seyrek de olsa, görüşmeleri sürer. Almanya’daki uluslararası bir seminerde, “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri” üzerine bilimsel bir sunuş yapar Manisalı. Konuşmasının sonunda da Avrupa Birliğinin bazı Türkiye karşıtı politikalarını oldukça sert bir biçimde eleştirir. Bundan sonrasını yazardan dinleyelim:

“Toplantı bitince bahçede kokteyl yapılıyordu. Prof. Okyar, galiba içkiyi fazla kaçırmıştı. Birdenbire bana, ‘Erol Manisalı, sen nasıl olur da Avrupa Birliğine bu ağır sözleri söylersin?’ diyerek üzerime doğru bir adım attı. Yanımızda Prof. Nusret Ekin de vardı. Hemen Okyar’ın koluna girerek, ‘Gel bahçede biraz gezinelim.’ diyerek onu uzaklaştırdı.”

Prof. Manisalı ve Prof. Nusret Ekin, yanlış anlamış; Prof. Okyar’ın ayağa kalkıp Manisalı’ya doğru bir adım atmasını. Engel olunmasaydı, Manisalı’yı alnından öpüp kutlayacaktı mutlaka! Normal değil mi? Yılların arkadaşı, dostu ve meslektaşından niçin esirgesin ki bir öpücüğü!

Manisalı’yı çok şaşırtanlardan biri de Prof. Toktamış Ateş olmuş. Neden acaba?

“Fakültede ömrümüz beraber geçti. 10-15 seminerde yanyana tebliğ sunduk. Kendisini çok severdim. Atatürk devrimleri, uzmanı olduğu alandı. Sıkı bir Atatürkçüydü. (…) Bana “ağabey” diye hitap ederdi.

2000’lerin başlarında ‘Gülen Meseleleri’ ortaya çıktı. Dilipak’la el ele, o çevreye yakın kimselerle medyada sıkça görülmeye başladı. Bir gün üniversitede karşılaştığımızda, “Yahu Tokta, nedir bu halin, anlat bakayım.” diye serzenişte bulundum.

Bana, “Ağabey, ne olur boş ver…” deyip yanımdan uzaklaştı. (…) Bu garip durum, ‘Erol Manisalı – Toktamış Ateş bireylerinin meselesi’ miydi?”(*)

Benzer durumları, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Prof. Mahir Kaynak’la da yaşamış; Erol Manisalı. Onları ve daha başka şaşkınlıklarını da öğrenmek isterseniz, “Yazamadıklarımı Şimdi Yazdım” kitabını okuyun lütfen.

Sizi de şaşırtan oldu mu hiç?

Hüseyin Erkan

huseyinerkan.antalya@gmail.com

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------                                (*) Yazamadıklarımı Şimdi Yazdım; Erol Manisalı, Tarihçi Kitabevi, Mart 2021, İstanbul, 96 sayfa.

               

 

 

 



YAZARLAR

  • Salı 25.8 ° / 12.8 ° kırık bulutlar
  • Çarşamba 26.4 ° / 15.6 ° kırık bulutlar
  • Perşembe 28.8 ° / 16.9 ° Bulutlar
  • BIST 100

    1.509%1,09
  • DOLAR

    9,5400% -0,46
  • EURO

    11,0766% -0,54
  • GRAM ALTIN

    549,44% -1,35
  • Ç. ALTIN

    906,576% -1,35