Serdar Erkan


ÜÇ NATO VE İSTANBUL...


Ayasofya imamının İstanbul’un Fethinin yıldönümünde Atatürk’e yönelik ağır hakaret içeren sözleri, Türkiye’yi derinden sarstı ve toplumda umulmadık bir tepkilere neden oldu.
Ancak asıl Türkiye’yi şaşırtan ve üzen ise bu hakaretin T.C.’nin anayasası üzerine yemin eden Cumhurbaşkanının bulunduğu ortamda yapılmış olmasıdır!
Bu konuda benim de içinde olduğum sosyal medya paylaşımlarının  umulmadık ölçüde beğeni alması, Atatürk konusundaki toplumsal duyarlılığın en üst düzeyde olduğunu gösteriyor.
Daha önceki Ayasofya imamının da T.C. Anayasasına göre suç olan konularda tepki toplaması nedeniyle istifa ettirilmesi de hafızalardadır. Bu imam, son padişah Vahdettin’in son Cuma selamlığına gitmek için İngiliz işgal komutanlığından izin  aldığını acaba biliyor mu?
Bu satırların yazarına göre  Ayasofya’nın COVİD-19 koşullarında açılarak Cami yapılmasından bu yana sürekli gündemde olmasını tesadüf değildir.
Haziran ortalarında yapılacak NATO zirvesinde Biden- Erdoğan görüşmesi sonrası, Haziran ayının sonlarına doğru temelinin atılacağı ilan edilen, ‘Kanal İstanbul’ projesi ile  ilişkili olduğunu düşünüyorum. Haziran ayında yapılacak NATO toplantılarında, muhtemelen askeri Yeni Dünya Düzeni’nin (YDD) Doğu Avrupa’ya, Ortadoğu’ya ilişkin askeri stratejileri ile  terör tanımı ve NATO’un oybirliği ile karar alma gibi bazı tüzük maddelerinin  esnetilmesi (Türkiye gibi ülkelerin veto yetkisini aşmak için) görüşüleceği basında yeralmaktadır.

İSTANBUL YENİ DÜNYA DÜZENİN KAVŞAK NOKTASINDA

İngiltere derin devleti, AB’deki güçlü bir Almanya liderliği karşısında, elini kolunu bağlayan AB’den ayrılarak (Brexit), emperyal ekonomik ve siyasi politikalara dönme kararı almış ve bu yolda.
Özellikle Trump’ın Dünya liderliğini bırakıp, ABD’yi içe kapama politikalarının da etkisi ile, pandemi sonrası, Cenevre Üniversitesi'nde işletme profesörü olan Klaus Schwab tarafından 1971 yılında kurulan  Dünya Ekonomik Forumunda (WEF) kapitalist YDD  ekonomik modelini (Büyük Sıfırlama) ortaya atarak, kapitalist sistemin inisiyatifi bırakmak istemediğini görüyoruz. İngiltere’nin, aynı zamanda Londra- İstanbul- Pekin- yatay hattında ‘KUŞAK YOL TİCARİ PROJESİ’ne finansör olarak destek vererek, YDD’nin de askeri liderliğini ABD’ye bırakacak şekilde rol paylaşımına gitme konusunda aralarında anlaşmış görünmektedirler.
Bu kuşakyol projesi, Çin’i hedef alan Trump’ın aksine, Rusya’yı stratejik hedefe koyan Biden’in politikalarıyla örtüşmektedir.
Bu çerçevede  NATO içinde aynı  İngiltere’in, ABD ile Türkiye’nin NATO’da gözlemci statüsüne onay verdiği İsrail’in) başını çektiği İsrail - Yunanistan- Ukrayna KUZEY –GÜNEY ASKERİ DİKEY HATTI’na, Londra’da kurulan Karadeniz Koordinatörlüğü ile destek verdiğini görüyoruz. Çünkü Ukrayna ve Karadeniz, Rusya’nın yumuşak karnıdır. Karadeniz’in kilidi ise ‘MONTRÖ ANTLAŞMASI’dır. İstanbul, bu nedenle inşaa edilmeye çalışılan YDD’de YATAY TİCARİ KUŞAKYOL PROJESİ  ile DİKEY ASKERİ HATTIN KESİŞME NOKTASINDADIR.  
ABD ve İngiltere’nin emperyal ekonomik sömürü ve askeri denetim hedeflerine ulaşabilmesi için İstanbul’un ‘Lozan ve Montrö Anlaşmalarının dışına çekilmesi‘ gerekiyor.
Bunun için öncelikle, İstanbul’un  ruhani açıdan da, yeniden Rusya ve Doğu Avrupa Ortodoksları’nın (300 milyon) üzerinde etkili olacak, Konstantinapolis, MÜSTAKİL EKÜMENİKLİK STATÜSÜNE yeniden kavuşmasını hedeflemektedirler.
Ermeni sözde soykırım ifadesi de burada önem kazanmaktadır.
Bunun karşılığında, YDD’de Türkiye’ye, yukarıda değinilen Yatay Kuşakyol Ticari Hattında, İstanbul’un Londra gibi ‘küresel kapitalizmin yeni bir finans merkezi olma’ havucu uzatılmaktadır.
Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınma hazırlıkları da bu kapsamda değerlendirilmelidir. İstanbul’da,  ‘Kanal İstanbul projesi’ gibi yapılacak ve yaşanacak her değişiklik önümüzdeki süreçte artık, DERİN NATO’un yakın takibinde ve radarında olacaktır.  

BİDEN NEDEN ‘KOSTANTİNAPOLİS’  DEDİ?

Fetih’den sonrada , İstanbul’un adının ‘ Kostantiniyye olarak devlet yazışmalarında 1922 yılında Osmanlı çökünceye kadar devam etmiştir. Abdülhamit devrinde 1880 yılında basılan 1 liralık banknot üzerinde Arapça, Yunanca, Fransızca ve Ermenice Latin harfleriyle ‘Costantinopol’de basılmıştır’ yazılıdır. Ancak halk arasında ‘Stanboul’ tanımı kullanılmıştır.
TBMM’DE 28 MART 1930 TARİHİNDE KABUL EDİLEN YASA İLE  KOSTANTİNİYYE ADI ‘İSTANBUL’ OLARAK RESMEN DEĞİŞTİRİLMİŞTİR.
Bu kapsamda yurtdışından gelen ‘Kostantinopol adresli mektuplar iade edilerek’ Dünya’ya kabul ettirilmiştir. 
ABD‘in yeni başkanı Biden, bu yıl ki geleneksel 24 Nisan bildirisinde, çok dikkatli seçilmiş kelimelerle  ilk defa ‘sözde soykırımını’ tanımakla kalmamış İstanbul’dan, Kostantinopolis diye bahsetmiştir.
Soykırım tanımlamasına, AKP’den zayıf, MHP ve muhalefetten güçlü bir tepki gelirken, ‘Kostantinapolis’ tanımlamasına ne iktidardan, nede muhalefetten güçlü bir itiraz’ gelmemiştir! HDP maalesef ABD'nin sözde soykırım ifadesine sahip çıkmıştır..!
Biden’in, 24 Nisan bildirisinde, İstanbul’a,  Kostantinapolis demesi, Atatürk dönemini paranteze alması tesadüf müdür?
Bu koşullarda yemin ettiği Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını ve onun onurunu korumakla yükümlü Cumhurbaşkanının Haziran ayındaki NATO toplantısında Biden ile görüşmesini iptal etmesi gerekmez miydi?  Ayasofya’nın açılırken, ‘Fatih Kanunnameleri’ne referans verilmesi, Ayasofya cami imamlarının mevcut laik Türkiye Cumhuriyeti’nin (T.C.) Anayasasına aykırı söylemleri ve onun kurucu liderine, mevcut Cumhurbaşkanının önünde peş peşe hakarete varan ifadeleri, NATO toplantısı öncesi  ne anlama gelmektedir?
Bu perspektifde Kanal İstanbul’un  temel atılma töreninin NATO toplantısından önce ilan edilmesi ne anlama gelmektedir?
Bu konularda görüş ve önerileri olan okurlarımı bu köşede paylaşmaya davet ediyorum.

ÜÇ NATO DENKLEMİ

Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya girmesi ile iç ve dış politikası derinden etkilenmiştir. Türkiye’nin iç politik faylarını keskinleştiren, 6-7 Eylül olayları(1955), 27 Mayıs 1960 , 12 Mart 1971, 1 Mayıs 1979 katliamı, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997, 27 Nisan 2007 ve 15 Temmuz 2016  askeri müdahalelerinde SAVAŞÇI ANGLO-SAKSON DERİN NATO’nun rolü Türkiye’de çok açık olarak tartışılmamıştır. Bunun yerine, iç politikada siyasi liderler bu müdahaleleri rakiplerine karşı kullanmayı tercih etmişledir.
Benzer şekilde bu SAVAŞÇI ANGLOSAKSON DERİN NATO’nun Güney Amerika , İtalya ve Dünya’nın heryerindeki  askeri müdahalelerinde rolü olduğu artık tüm Dünya tarafından  bilinmektedir.
Soğuk savaş dönemi sonrasında, AB de Almanya’nın başını çektiği Avrupa’nın, özellikle doğalgaz anlaşmaları ile ‘Rusya ile barış içinde yaşama’ çabaları, ABD’nin buna itirazlarını dikkate almaması, SAVAŞÇI ANGLOSAKSON DERİN NATO’ya direnen, Avrupa Ordusu ve stratejik özerkliğini savunan ÖZERK AVRUPA NATOSU’nun varlığını ortaya koymaktadır.
Buna karşı SAVAŞÇI ANGLO-SAKSON DERİN NATO’nun, Ukrayna ve  Doğu Avrupa’daki TURUNCU DEVRİMLERİ destekleyerek diktatör ve faşist yönetimlere göz yumması ve Karadeniz devletlerinden Bulgaristan ve Romanya’yı NATO içine alması, Karadeniz’e Donanma çıkarmayı planlayarak, Rusya’nın  büyük tepkisini çekecek hamleler yapması, bu konuda ÖZERK AVRUPA NATOSU ile SAVAŞÇI ANGLOSAKSON DERİN NATO’nun farkını ortaya koymaktadır. 
Ortadoğu’da ise, laik Suriye yönetimini devirmeye çalışarak, petrollerine el koyma çabasında olan SAVAŞÇI ANGLOSAKSON DERİN NATO’nun son hamlesi Suriye’nin ‘toprak bütünlüğünü tanımayarak, 120 bin kişilik ordusu olan (defacto) GARNİZON TERÖR DEVLETİ kurma ve NATO/BM nezdinde tanınması çabalarıdır.
Buna karşılık,  ‘Yurtta Barış, Dünya’da Barış’ diyen T.C'nin kurucu liderini ve üniter devletini tanımayan, İstanbul’a Konstantinapolis diyerek, Osmanlı referansları ile atıfta bulunan SAVAŞÇI ANGLO SAKSON DERİN NATO’un dış politikada dayatmalarına karşı; Kıbrıs (1963), Kıbrıs (1974), PKK (1990), 1 Mart 2003 tezkeresi(2003), Gürcistan(2008), Ukrayna  Karadeniz/Montrö(2014) ve  S-400(2019) füzelerinin alım krizlerinde, egemen devlet aklını temsil eden BARIŞÇI TÜRKİYE NATO’su vardır...
Zaman zaman, Almanya’nın da desteklediği paktın içinde ikinci büyük ordusuna sahip BARIŞÇI TÜRKİYE NATO’su, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Onur Öymen tarafından ortaya konulan çizgide,  bugünkü yönetim tarafından da sahiplenilen, ‘tüm terör örgütleriyle NATO’ya üye devletlerin ilişki kurulmasını(tüzüğünde yazdığı gibi) ret ‘  etmektedir.
Bu ay ortalarında yapılacak NATO toplantılarında, ‘bu üç NATO arasındaki görüşmeler ve iç mücadele’ nasıl şekillenecek, denklem nasıl çözümlenecek, bunun Dünya politikalarına ve iç politikamızda yansıma ve saflaşmalarınhep birlikte göreceğiz.

 



YAZARLAR

  • Cuma 27.9 ° / 16.7 ° Açık hava
  • Cumartesi 28.7 ° / 16.4 ° Açık hava
  • Pazar 27.2 ° / 16 ° Bulutlar
  • BIST 100

    1.466%0,74
  • DOLAR

    9,6211% 1,27
  • EURO

    11,2069% 1,15
  • GRAM ALTIN

    555,17% 1,83
  • Ç. ALTIN

    916,0305% 1,83