Ahmet ERDOĞDU


BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA ÇANAKKALE CEPHESİ  (6)

ÇANAKKALE CEPHESİ KARA MUHAREBELERİ


Değerli Okurlar,

Çanakkale Yarımadası’na yapılacak çıkartma öncesi olanları ve sonrasını, geçen dört yazımızda paylaşmıştık. Bugün 7 Ağustos ve sonrasındaki gelişmeleri Sayın Mustafa Kemal Tutkun Paşa ile konuşmaya devam ediyoruz.

Bu söyleşimizin tamamını gazete sayfalarımıza koyamıyoruz. Söyleşimiz bittikten sonra gazetemizin internet sayfalarında “ÇANAKKALE DOSYASI” olarak bulabileceksiniz.

A.E.- Her iki tarafın 7 Ağustos günü faaliyetlerinden bahseder misiniz?

M.K.T.-  Seddülbahir Cephesi’nden başlayalım. Bugün yapılan muharebelerin sonucunda İngilizler, taarruzza katılan 4.000 subay ve erin 3.500’ünü kaybettiler, Fransızların zayiatı da 703 kişiydi. Güney Grup Komutanı Vehip Paşa, Kuzey Grubunu takvye etmeye bugün de devam etti ve saat 11.30’da 4. Tümen’in 12. Alayı’nı da Arıburnu’na sevk etti.

Kanlısırt Cephesi’nde düşmanın 6/7 Ağustos gecesi yaptığı faaliyetleri sonunda Kanlısırt'a yapılan taarruzun aldatma ve kuvvetlerimizi Kanlısırt'a yöneltme amaçlı olduğu, asıl taarruzun Conkbayırı'na yapıldığı anlaşılmıştı. Bu nedenle 16. Tümen bölgesi artık kendi yağıyla kavrulmaya bırakılacaktı.  

Conkbayırı Cephesi’ne gelince; saat 06.00 sıralarında Yeni Zelanda Tugayı bir kısım birlikleriyle Şahin Sırtı’nı ele geçirmiş; büyük kısmı ise sırtın kuzeyindeki vadiye varmıştı. 29. Hint Tugayı Conkbayırı batısındaki Ağıl ve kuzeyine; 4. Avustralya Tugayı da Asmalı Dere’nin güneybatı sırtlarına ulaşmıştı. Avustralyalı askerler sallanıyor ve her duruşta yere atılarak uyuyorlardı. Sonunda bulundukları yerde siper kazmaya karar verdiler. Aynı akıbet 29. Hint Tugayı için de geçerliydi.

Bu sırada Kocaçimen Tepe-Conkbayırı hattı henüz bomboştu. 9. Tümen Komutanı saat 06.30’da durumu görmek üzere Besim Tepe’ye geldiği zaman 64. Alay Kurt Geçidi gerisinde, 25. Alay ise henüz intikal halindeydi. 4. Tümen Komutanı Yarbay Cemil (Conk) Bey Saat 05.00-06.00 arasında 10. Alayı Çeşme Deresi’ne, 11. Alayı da Çırlayık Deresi’ne getirdiğini Kuzey Grubu’na rapor etti.

2. Avustralya ve Yeni Zelanda Tümen Komutanı General Godley'in hücum kolları hedeflerine ulaşamadıkları gibi, 19. Tümene yapılan taarruzları da başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Hücum kollarının başarısızlığı, Türklerin mukavemetinden ziyade kendilerinden kaynaklanıyordu. Çünkü 20 bin kişilik kuvvetin karşısında 1.500 kişilik iki Türk taburu bulunuyordu.

Saat 07.00'a doğru Şahin Sırtı'ndaki düşman askerlerinin Conkbayırı'na doğru ilerlemeye başladığı görüldü. Bunun üzerine 9. Tümen Komutanı Albay Kannengeisser, 64. Alayı hemen Kocaçimen Tepe'ye sevk etti ve Asmalı Dere’deki 14. Alayı takviye ederek karşı taarruza geçmesi emrini verdi. 25. Alayı da Conkbayırı'na istedi.             

Conkbayırı'ndaki askerler düşmana ilk ateşi açarken 19. Tümen Komutanı'nın gönderdiği iki bölük tam o sırada yetişti. Düşman duraklamaya başlamıştı ki, saat 08.00 olmuştu.

9. Tümen Komutanı Albay Kannengiesser o sırada bir makineli tüfek mermisi ile yaralandı ve komutayı Kurmay Başkanı Binbaşı Hulusi Bey'e bırakmak zorunda kaldı. Yaralı Tümen Komutanı sedyede sırttan inerken tümenin ileri unsurları sırta çıkmak üzereydiler. İki alay da açılarak Conkbayırı-Besim Tepe üzerinden ilerlemeye başladılar.

Kroki-11: Conkbayırı Muharebeleri (7 Ağustos Saat 06.00 Durumu)

Saat 08.30 civarında 25. Alay Conkbayırı‘na yetişti ve saat 09.00 itibariyle Conkbayırı‘nda düşman ilerlemesi şimdilik durdurulmuştu. Aynı saatlerde 4. Avustralya Tugayı’nın 14. Alaya taarruzu da alayın yiğitçe karşı koyması sonucu durmuş ve İngilizler bu durum karşısında Kocaçimen Tepe’ye taarruzdan vazgeçmiş; Yeni Zelanda ve Hint Tugayları ile Conkbayırı’na taarruza karar vermişlerdi.

Bunun üzerine İngilizler 19. Tümen’in sağ kanadını, Conkbayırı ve gerilerini şiddetli bombardımana başladılar. Bu ateşleri müteakip Conkbayırı’na hücum başladı. Üsteğmen Besim bataryasının etkili ateşleri ve bölgeye yetişen 25. Alayın muharebeye katılması sonucunda İngiliz birliklerinin taarruzu durduruldu.

Conkbayırı’nın 7 Ağustos‘un ilk saatlerinde yok denecek kadar az bir kuvvetle savunulduğu düşünüldüğünde, tıpkı Şahin Sırtı’nda olduğu gibi burada da İngilizler açısından  çok büyük bir fırsat kaçmaktaydı.

9. Tümen Komutanı‘nın yaralanması üzerin saat 11.00’de 4. Tümen Komutanı Yarbay Cemil (Conk) Bey‘in 9. Tümen Komutanlığı ile Anafartalar müfrezesi de dahil Kocaçimen bölgesindeki tüm kuvvetlerin komutanlığına görevlendirilmesi yapıldı.

7 Ağustos günü İngiliz Generali Cox’un sol taarruz kolunun ileri hareketi, arazinin engebeli oluşu ve kıyıdan çekilen küçük Türk birliklerinin pusular kurarak yaptıkları baskınlar yüzünden çok ağırlaşmıştı. Buna İngiliz birliklerinin yorgunluğu da eklenmiş, ilerlemenin isteksizliği daha da belirginleşmişti. General Cox, kendi birliklerinin dağınıklığı ve solundaki kolun da Conkbayırı’nı alamadığını görmesi üzerine 2. Avustralya ve Yeni Zelanda Tümen Komutanı General Godley‘e başvurdu; ihtiyattaki 39. İngiliz Tugayı‘nın kullanılması iznini aldı.

Saat 11.00 sıralarında emir alan 39. İngiliz Tugay Komutanı Ağıldere‘nin memba tarafından ilerleme kararı alarak birliklerini bu istikamete sevketti. Ancak birliklerin büyük kısmı yanlış anlaşılma sonucu Çatlak Dere’ye yönelmişti. Yarım tabur kadar bir kuvvet saat 16.00’da Ağıldere’ye ancak ulaşabilecekti.

Bu sıralarda 9. Tümen’in alayları da gerekli hazırlıkları yapmış ve karşı taarruzlara başlamışlardı. 4. Avustralya Tugayı bugün yerinden kıpırdayamadı. 29. Hint Tugayı ise geniş bir alana yayılmış ve elden çıkmıştı.

Saat 15.30‘da donanmadan verilen 12 ağır makineli tüfek Alman personeli ile birlikte 9. Tümen emrine verildi ve Conkbayırı'na mevzilendirildi.

Düşman bugünkü muharebelerde çok sarsılmış ve fazla zayiat vermişti. Bu yüzden yeni taarruzlara girişemediler. Şahin Sırt‘ta kaldılar ve siper kazmaya başladılar. 25. Alay ve 64. Alay düşmanın Kocaçimen Tepe-Conkbayırı hattını ele geçirmesini önlemişlerdi.

4. Tümen Komutanı en çok sağ yanından çekinmekteydi. Sol yanında, her bakımdan güvenilir bir komutan (Albay Mustafa Kemal) sevk ve idaresinde 19. Tümen bulunuyordu. Emniyet tedbirlerini de buna göre almıştı.

Saat 19.20’de Kocaçimen Tepe bölgesindeki birliklere komuta eden Yarbay Cemil (Conk) Bey Kuzey Grubu’na verdiği raporda; düşmanın Şahin Sırtı işgal etmiş olduğunu, ancak Conkbayırı’na yapılan hücumların püskürtüldüğünü bildirdi.

Anafartalar Cephesi’nde ise; Türk tarafında dün akşamdan itibaren yaşanan olaylar şunlardı:

Yarbay Wilmer gelişmeleri yakından takip ediyordu. Nitekim sabahleyin Kuzey Grup Komutanlığına bir rapor göndererek takviye kuvveti istemişti. İlk haberleri alan Liman Paşa, 6/7 Ağustos gecesi saat 01.40'ta Saros Grup Komutanı Albay Ahmet Feyzi (Önay) Bey‘e hemen bir alayını Anafartalar‘a göndermesini ve alayın Yarbay Wilmer ile bağlantı kurmasını emretti. Ayrıca; Asya Grup Komutanı Mehmet Ali Paşa‘ya, birinci hatta bulunmayan bütün taburların Arıburnu bölgesine yetişmek üzere Çanakkale’ye sevk edilmesi emrini verdi.

7 Ağustos günü saat 07.00'da Suvla‘daki gelişmeler hakkında tamamlayıcı bilgi alan 5. Ordu Komutanı, 7. Tümen ve 12. Tümen ile birlikte Saros Grup Komutanı‘nın da hemen Anafartalar istikametine hareket etmesini istedi ve Albay Ahmet Feyzi (Önay) Bey‘e Anafartalar Grup Komutanlığına atandığını bildirdi. Bu değişiklik sonucu Conkbayırı Kuzey Grubu sorumluluk sahasında çıkarıldı ve Anafartalar Grubu’na dâhil edildi.

Liman Paşa, Ahmet Feyzi (Önay) Bey‘in fikirlerini serbestçe söylemesinden, durumu tartışmasından ve verdiği bu ilk hazırlık emrinden pek hoşlanmamıştı. Kendisi "8 Ağustos günü öğleden sonra" diye emir vermesine rağmen Albay Ahmet Feyzi (Önay) Bey, "7. Tümen ve 12. Tümen’in toplanmasından sonra" diye emir vermişti.

Saat 22.00 olmuştu. Bu saatlerde 7. Tümen iki alayıyla Sivli’nin batısına; 12. Tümen’in bir alayı da Sivli’ye varmış bulunuyordu. Tümenlerin diğer birlikleri henüz intikal halindeydi. Durum Ordu Komutanlığına da bildirildi.

5. Ordu Komutanlığı, Mestan Tepe ve Karakol Dağı‘nın İngilizlerin eline geçtiğini öğrenmişti. Kireç Tepe’deki direnmeden de kuşkuluydu. Bu nedenle 5. Ordu Komutanı, 8 Ağustos sabahı 7. Tümen ve 12. Tümen ile İngilizlerin kuzey yanına taarruz edilmesini kesin olarak emretmişti.

Saat 22.10'da Kocaçimen Tepe ve Conkbayır dahil bütün kuvvetlerin Anafartalar Grup Komutanlığına atanan Albay Ahmet Feyzi (Önay) Bey emrine verildiği bildirildi.

A.E.- 8 Ağustos ve sonrasında  yaşananlar nelerdi?

M.K.T.- Seddülbahir Cephesi’nde 10 Ağustos tarihine kadar, Güney Grubundan 20 bin kişiye yakın bir kuvvet (7 Alay) Kuzey Grubu bölgesine aktarıldı.

6-13 Ağustos arasında yapılan muharebelerde Türk birliklerinin bu cephede verdikleri zayiat 2758’i şehit olmak üzere toplam 7510. İngiliz ve Fransızların zayiatı da 7800 kişi kadardı.  Bu tarihten sonra İngiliz ve Fransızlar bu cephede Yarımada’yı tahliyeye kadar ciddi bir harekette bulunmadılar.

A.E.- Conkbayırı Cephesi’nde yaşananları anlatır mısınız?

M.K.T.-  7 Ağustos günü saat 18.00’de Anzak Kolordusu tarafından yayınlanan bir emirle, 7/8 Ağustos gecesi Kocaçimen Tepe-Besim Tepe-Conkbayırı hattına genel taarruza geçilmesi emredilmişti.  8Ağustos günü sabaha karşı saat 06.00’dan itibaren 15 Tabur’dan oluşan Anzak Kolordusu birliklerinin taarruz ve karşı taarruzları başladı.

Sağ kanattan başlayan taarruzlar geri püskürtüldü ve düşmana ağır zayiat verildi. Takviye ihtiyacı bildiriliyordu. Bu kapsamda 14. Alay emrine tahsis edilen iki bölükle birlikte birliklerimizin yaptıkları karşı taarruz sonucunda, Asmalı Dere batısındaki sırtlar tekrar ele geçirildi ve düşmana ağır zayiat verdirildi.

Topçularımız, ağır silahlarımız ve makineli tüfeklerimiz güçlerinin azamisiyle Conkbayırı'na yüklendiler. Bu defa durum tersine dönmüş ve düşman bir türlü takviye edilemiyordu. Besim Tepe'den açılan yan ateşleri, tepenin kuzeyinde taarruz eden Yeni Zelanda Taburuna ağır zayiat verdirmeye başladı. Conkbayırı'nın zirvesinin bulunduğu kuzey kesimi kontrolümüz altındaydı.

Saat 09.00 olmuştu. Conkbayırı'nda taraflar tepeler hattı üzerinde 10-15 metre mesafeyle karşılıklı bulunmaktaydılar.

Albay Ahmet Feyzi (Önay) Bey saat 13.00'da 4. Tümen Komutanı Yarbay Cemil (Conk) Bey'i arayarak 7. Tümen ve 12. Tümen‘in Anafartalar'a yaklaşmakta olduğunu, 12. Tümen'in Mestan Tepe’ye, 7. Tümen'in Damakçılık Bayırı'na taarruz edeceğini, Kocaçimen Tepe bölgesindeki birliklerin bu taarruzu kolaylaştırmak için cephesindeki düşmanı tespit etmesi gerektiğini bildirdi.

Aynı saatlerde 19. Tümen Komutanı, Conkbayırı’nda durumun çok kritik olduğunu Esat Paşa’ya rapor etti ve bunun üzerine Esat Paşa da Ordu Kurmay Başkanı’na durumu telefonla bildirdi.

Yarbay Cemil (Conk) Bey, 7. Tümen Komutanı'yla görüşmeye giderken verdiği emir gereğince, 64. Alay düşmanın güneye sarkmasını önledikten sonra saat 15.00'da Conkbayırı'na taarruz etti. Taarruz başarılı oldu ve tepe geri alındı, ancak düşmanın Şahin Sırtı'ndan açtığı yalayıcı yan ateşlerin etkisiyle birliklerimiz tepenin gerisine çekildiler.

Kuzey Grup Komutanı Esat Paşa, kendi sorumluluk bölgesi dışında olmasına rağmen Conbayırı'ndaki gelişmeleri yakından takip ediyordu. Nitekim erken saatlerde elinde bulunan ihtiyat 10. Alayı 19. Tümen'in emrine gönderdi. Ayrıca kardeşi Güney Grup Komutanı Vehip Paşa'ya telefon ederek 8. Tümeni de istedi.

8. Tümen Komutanı Yarbay Ali Rıza (Sedes) Bey, iki alayı ve topçu bataryasıyla Kuzey Grup Komutanlığı emrine girdi. Esat Paşa büyük bir vatanseverlik örneği göstererek, emrine giren bu birlikleri kendi sorumluluk bölgesinde olmamasına rağmen daha büyük tehlikeler söz konusu olabileceği için kendi inisiyatifini kullanarak Conkbayırı'na gönderdi.

8. Tümen Komutanı Albay Ali Rıza (Sedes) Bey, 24. Alayla birlikte saat 19.00'da Conkbayırı'na ulaştı ve kendisine Conkbayırı’ndaki birlikleri emrine alma ve İngilizleri geri atma görevi verildi.

Albay Ali Rıza (Sedes) Bey komutasındaki 8. Tümen saat 22.30 sıralarında taarruz ettiyse de İngilizleri geri atamadı. İngilizlerin çok yakınına kadar yanaşan birlikleri iki defa takviye ederek taarruzlarını tekrarladıysa da, yine başarı sağlayamadı.

Conkbayırı'nda her yer ölüler/şehitler ve kaldırılamayan yaralılarla doluydu ve dost düşman ölüsü ve dirisiyle âdeta kucak kucağa yerlerde yatıyorlardı. Conkbayırı iki taraf arasında bölüşülmüş gibiydi. Tepenin bir yamacı Yeni Zelandalılarda, diğer tarafı ise Türklerdeydi. İki taraf da burun buruna, pençe pençeye soluyup duruyordu.

Albay Mustafa Kemal'in 180 Rakımlı Tepe’deki karargahında aldığı haberler ve gözlemleri, Conkbayırı tepesinin düşman eline geçip geçmediğine dair tereddüdünü devam ettiriyordu.

Albay Mustafa Kemal, “Lütfen durum hakkında beni aydınlatınız“ diye yalvaran  24. Alay Komutanı Nuri (Conker) Bey‘e hemen Conkbayırı‘na doğru yürümesini emretti ve „Komutanı olaylar tayin edecektir" diye aklından geçirdi.

Gerçekten Conkbayırı'nda 9. Tümen, 4. Tümen ve 8. Tümen’den toplam 12 tabur vardı. Conbayırı'na aslında lüzumundan fazla birlik yığılmıştı. Ancak toplanan birlikler maksada uygun şekilde sevk ve idare edilemediklerinden karışmışlar, ağır zayiat vermişler ve perişan olmuşlardı. Muharebede kuvvetten çok, o kuvveti maksada uygun olarak sevk ve idare etmek önemliydi.

Albay Mustafa Kemal, aldığı raporları Kuzey Grup Komutanı‘na muhtelif vesilelerle bildiriyordu. Sonunda saat 19.00'da aşağıdaki ikaz raporunu gönderdi: "Conkbayırı'ndaki durumun henüz dikkate değer ve nazik olduğu anlaşılıyor. Bu hususta Ordu Komutanlığının ciddi surette nazarı dikkatlerini çekmeye aracı olmanızı memleketin selameti adına istirham ederim.“

Bu ikaz üzerine saat 20.00'da, yani Liman Paşa'nın taarruz emrini birlikleri yorgun olduğu için uygulamayan Albay Ahmet Feyzi (Önay) Bey'in Anafartalar Grup Komutanlığı görevinden alındığı sıralarda Ordu Kurmay Başkanı Yarbay Kazım (İnanç) Bey Albay Mustafa Kemal'i telefonla aradı ve komutan adına, “Durumu nasıl görüyorsunuz ve nasıl bir önlem tasarlıyorsunuz?“ sorusu ile durum hakkında düşüncelerini sordu.

Albay Mustafa Kemal şu cevabı verdi: “19. Tümen bütün birlikleriyle dimdik ayakta. Yalnız sağ yan gerisi (Conkbayırı- Kocaçimen Tepe bölgesi kastediliyor) durmadan kayıp veriyor. Conkbayırı ve Kocaçimen Tepe’nin hassasiyeti çok önemli. Elimizde sadece bir fırsat var. Eğer bu fırsat harcanırsa buradaki birliklerin ve hatta tüm savaşın tehlikeye düşmesi an meselesi...“

Karşı tarafta derin bir sessizlik oldu. Kazım (İnanç) Bey Mustafa Kemal’in verdiği bilgileri Liman Paşa’ya aktarıyordu. Kurmay Başkanı'nın, "Çare kalmadı mı?" sorusuna Albay Mustafa Kemal, "Bu dakikaya kadar çok elverişli önlemler vardı ama bu dakikada artık tek bir önlem kalmıştır" cevabını verdi.

“O önlem nedir" sorusuna cevaben, “Bütün komuta ettiğiniz kuvvetleri buyruğum altına vermenizdir. Önlem budur" dedi. Kurmay Başkanı'nın alaylı bir şekilde "Çok gelmez mi?" sorusuna Albay Mustafa Kemal'in cevabı kısa oldu: "Az bile gelir.“ Telefon görüşmesi bu şekilde sona erdi.

Bir süre sonra da beklenen telefon haberi geldi.Saat 21.45'te de Yarbay Şefik (Aker) Bey’in 19. Tümen Komutanlığına, Albay Mustafa Kemal'in ise Anafartalar Grup Komutanlığına atandığı telefonla bildirildi.

Albay Mustafa Kemal böylece Çanakkale Muharebeleri‘nde ikinci kez rütbesine oranla çok büyük sayıdaki birliğe (altı Tümen - 110 bin asker) çok kritik bir anda komuta etme sorumluluğunu almış bulunmaktaydı.

Anafartalar Cephesi’ne gelince; Liman Paşa, Albay Ahmet Feyzi (Önay) Bey'den ısrarla gece taarruz edilmesini istedi. Ancak Tümen Komutanlarının, birliklerin dinlenmesi ve hazırlıkların yapılması için ertesi sabahın beklenmesi doğrultusundaki görüşlerine ilaveten, Anadolu tarafından gelecek takviyeler de vardı. Aceleye getirilecek bir durum da yoktu. Suvla'ya çıkanlarda pek ilerleme hevesi de görülmüyordu. Albay Ahmet Feyzi (Önay) Bey de Tümen Komutanlarının görüşüne katıldı. Taarruz 9 Ağustos günü saat 04.30'a bırakıldı.

Taarruzun gündüz öğleden sonra yapılmamasını gerektiren diğer önemli bir neden daha vardı. O da, güneş öğleden sonra bilhassa gün batımı zamanı düşman tarafını loş bırakıp doğu tarafını, yani kendi mevzilerimizi gayet aydınlık olarak gösteriyordu. Askerlerimizin batı istikametinde nişan almaları, güneş gözleri kamaştırdığı için oldukça zordu.

Liman Paşa taarruzun 9 Ağustos sabahına ertelenmesine çok kızdı ve Albay Ahmet Feyzi (Önay) Bey'i görevden aldı. Ve yerine Albay Mustafa Kemal'i görevlendirdi.

Emri alan Albay Mustafa Kemal, 19. Tümen Komutanlığı’nı, 27. Alay Komutanı Yarbay Şefik (Aker) Bey’e teslim etti ve 9 Ağustos saat 01.30’da Çamlı Tekke’ye gelerek Anafartalar Grup Komutanlığı’nı teslim aldı.  Saat 04.30 ‘ Mustafa Kemal atına binerek yakında başlayacak olan taarruzu buradan izleyecek ve yönetecekti.

A.E.- 9 Ağustos günü Conkbayırı ve Anafartalar Cephesi’nde yaşananlar nelerdi?

M.K.T.- Saat 04.30’da Besim Tepeler- Conkbayırı bölgesine İngiliz bombardımanı başladı. İlk saldırıda bir kısım İngiliz birlikleri Conkbayırı’nın kuzeyindeki doruk noktasında bulunan bazı Türk siperlerine kadar yanaşmayı başardılar.

Saat 09.00 olmuştu. Anzak Kolordu Komutanı General Birdwood ve 2. Avustralya ve Yeni Zelanda Tümen Komutanı Sarıbayır Sırtları’na yapılan üçüncü hücumun da sonuçsuz kaldığını anlamışlardı ama her şeye rağmen umutlarını yitirmemiş görünüyorlardı.

Açılan şiddetli ve etkili Türk topçu ateşi ve birliklerin kendi ihtiyatlarıyla yaptıkları karşı taarruzlar sonucu düşmanın planladığı taarruzlar durduruldu. Hatta bazı yerlerde geri bile atıldı. Ancak Conkbayırı'ndaki düşman tehdidi bir türlü bertaraf edilememişti.

Anzak Kolordu Komutanlığı tarafından; taarruzdan vazgeçilmesi, birliklerin akşama kadar bulundukları yerlerde kalması ve geceleyin yorgun birlikler geri alınarak cephenin yeniden düzenlenmesi istendi.

Grup ihtiyatını da emrine alan 8. Tümen saat 10.00'da Conkbayırı'nda yeniden karşı taarruza geçti. Bu karşı taarruzda verilen ağır zayiat nedeniyle başarılı olamadı.

 

9 Ağustos gününün sonuna gelindiğinde, İngilizlerin Sarıbayır Sırtı’nın kontrolünü ele geçirip geçiremeyecekleri bir sorun olmaktan çıkmıştı. Şimdi önemli olan kazandıkları yerlerde tutunup tutunamayacaklarıydı.

A.E.- Anafartalar Cephesi’nde I. Anafartalar Muharebesi ne şekilde olmuştu?

M.K.T.- Liman Paşa, emrini uygulamayan Anafartalar Grup Komutanı'nı görevden aldı ve yerine Albay Mustafa Kemal’i atadı. 9. İngiliz Kolordusu mevcudunu 32 bine (22 tabur) çıkarmıştı. Anafartalar Grubu'nun mevcudu ise son takviyelerle 18 bin 103 kişiydi. (13 tabur)

Her iki taraf da taarruz ediyor; 9. İngiliz Kolordusu Tekke Tepe ve Anafartalar yükseltisini, Anafartalar Grubu da Kükürtlüpınar-Sülecik-Mestan Tepe-Damakçılık Bayırı'nı ele geçirmek istiyordu.

Liman Paşa‘nın ana düşüncesi; Damakçılık Bayırı-Mestan Tepe hattını ele geçirip Kocaçimen Tepe'nin emniyetini sağlamak ve Anzak Kolordusu ile 9. İngiliz Kolordusu'nun birleşmesine engel olmaktı. Bu düşünce ışığında 12. Tümen, Kükürtlüpınar-Sülecik-Mestan Tepe hattındaki İngiliz birliklerine taarruz edecekti. Bu tümenin taarruz hedefi, Kükürtlüpınar-Sülecik-Mestan Tepe hattı idi. 7. Tümen ise, Damakçılık Bayırı istikametinde taarruz edecekti. Bu tümenin hedefi de Kargılıkısık-Damakçılık Bayırı hattıydı.

 

Bugünkü muharebelerde birliklerimiz, düşman taarruzlarını durdurmuşlardı.  Albay Mustafa Kemal 9/10 Ağustos gecesi birliklerin bulundukları hattı tahkim ederek savunma için düzenlemeleri emrini verdi. Kendisi de yarın Conkbayırı’nda yaptırmayı tasarladığı taarruzu düzenlemek ve yönetmek üzere o yana hareket etti.

Bugünkü muharebelerde 18 bin 103 mevcutlu birliklerimiz zayiatı 2 bin 114 kişi idi. 

Bugünkü muharebelerde 13 taburumuz 22 İngiliz taburunun taarruzunu püskürtmüş; daha da önemlisi, İngilizlerin zafer umutları bir kere daha kesin olarak kırılmış ve 9. İngiliz Kolordusu’yla Anzak Kolordusu’nun birleşmesi önlenmişti.

A.E.- 10 Ağustos ve sonrası olan olaylar?

M.K.T.- Kanlı Sırt’ta 6-10 Ağustos tarihleri arasında devam eden çatışmalarda birliklerimizin zayiatı 7164 kişi, Avusturalyalıların zayiatı ise 1700 kişiden fazlaydı.

10 Ağustos günü saat 04.30'da başlayacak taarruzun planı da çok basitti. Albay Mustafa Kemal'in anılarından okuyalım…

“Hücum kademesinde 24. Alayda bazı perakende erlerden oluşan bir avcı hattı vardı, bu hattın düşmana mesafesi 20-30 adımdı. İhtiyatta bulunan 23. Alay Conkbayırı’na karşı ve yeni gelmekte olan 28. Alay bunu solunda olarak Şahin Sırtı’na karşı karanlıkta fevkalade sükûnet ve disiplinle avcı hattının 20-30 adım kadar gerisinde taarruz cephesi boyunca saf düzeninde bir vaziyet alacaktı.  Gecikmiş olan 41. Alay da gelişindeki vaziyete göre kullanılacaktı. Düşmana kat’iyen tüfek ve tabii ki top atışı yapılmayacaktı. Erler süngü takacaklardı. Kararlaştırılacak anda saf düzenindeki asker hücum yürüyüşüyle düşmana atılacak ve önündeki avcı hattı da ona katılacaktı. Bir dakika sonra mesele halledilmiş olacaktı. Ondan sonraki safha için şimdiden karar veremezdim.”

                                           
Kroki 16:
Conkbayırı Muharebeleri (10 Ağustos 1915)

Biraz sonra Conkbayırı’nda Türk Milleti’nin tarihinde, “Yıldızın parladığı an” olarak yazılan “Süngü Hücumu” başlayacaktı. Albay Mustafa Kemal askerlerini yüksek sesle selamladı ve onlara şunları söyledi: "Askerler karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, siz ben kırbacımla işaret ettiğim zaman hep birden ileri atılırsınız.” 

Hücum safının önünde ve Conkbayırı güneyindeki 261 Rakımlı Tepe’yle Conkbayırı kuzeyini görmeye elverişli olan boyun noktasına kadar giden ve refakatindeki kumandan ve subaylara askerlerin dikkatlerini vereceği işarete yönlendirilmesi emrini veren Albay Mustafa Kemal kırbacını kaldırıp hücum işaretini verdi ve herhangi bir hazırlık ateşi açılmadan baskın şeklinde süngü hücumu başladı.

Süngü takmış Mehmetçikler; birinci ve ikinci kademeleri sık avcı hattı, üçüncü kademesi yanaşık düzen halinde, hep birden siperlerinden birer ok gibi fırladılar ve düşman siperlerine daldılar. Şaşkınlıktan serseme dönen İngiliz ve Yeni Zelanda askerleri, birdenbire ufuk hattının üzerinden boşanan, ateş etmeden süngüleriyle ilerleyen, karanlık, yoğun bir kütle halinde Türk askerlerini karşılarında gördüler.

Boğuşma kısa sürdü. Gökten şarapnel ve demir sağanakları yağıyordu. Donanmanın ağır gülleleri toprağa gömülüyor, sonra çevrede kocaman çukurlar açarak patlıyordu. Bütün Conkbayırı siyah bir duman ve ateş tabakasıyla örtülüydü. Herkes kadere boyun eğmiş, başına geleceği bekliyordu. Düşman, donanması mermi yağdırırken bozgun halinde geri kaçan askerlerini tekrar toplayarak bu hücumu kırmaya ve püskürtmeye çalışıyordu.

Bugünkü muharebeler esnasında gözetleme yerinden bir an olsun ayrılmayan Albay Mustafa Kemal'in sağ göğsüne bir şarapnel parçası isabet etti. Cebinde bulunan saati parça parça olmuştu. şarapnel vücuduna nüfuz edemedi, ama derince bir kan lekesi bıraktı.

Saat 10.00’da güneş iyice yükseldiğinde İngilizler gelişi güzel geri çekildiler. Saat 12.15'te Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal 8. Tümen Komutanı Albay Ali Rıza (Sedes) Bey‘e şu emri verdi: "Taarruzu kesiniz. Conkbayırı ve Şahin Sırtı'nın batıya en hâkim noktası elde bulundurulacak bir şekilde birliğinizle işgal ettiğiniz hattı tahkim ediniz.“

Sonuçta Besim Tepe-Conkbayırı-261 Rakımlı Tepe hattının 500-800 metre batısına kadar olan yerler zapt edilmiş ve tahkimata başlanmıştı. Mustafa Kemal bir defa daha ve kesin olarak Çanakkale’yi kurtarmış, Avrupa tarihinin dolayısıyla cihan tarihinin akışını değiştirmişti.

Bu bölgedeki muharebelerde Türk tarafının zayiatı 9 bin 200 kişi, İngilizlerin zayiatı da 12 bin kişi oldu.

Beş gün süren muharebelerde iki taraf da ağır zayiat vermişti. Muharebelerin olağanüstü kanlılığını kanıtlamak için bir rakam vermek gerekirse; Arıburnu ve Anafartalar cephelerinde Türklerin zayiatı 20 bin, İngilizlerin zayiatı 25 bin  civarındaydı. Ortalama günde 9 bin kişi bu cephede zayi olmuştu. Ramazan Bayramı'nın ikinci günü olan 13 Ağustos'ta 57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey ve Alay Müftüsü Ahmet Efendi karargâha düşen top mermisiyle şehit oldular.   Devam Edecek



YAZARLAR

  • Salı 0 ° / 0 ° Yok
  • Çarşamba 0 ° / 0 ° Yok
  • Perşembe 0 ° / 0 ° Yok
  • BIST 100

    1.454%-0,45
  • DOLAR

    8,4734% 0,05
  • EURO

    10,2771% 0,10
  • GRAM ALTIN

    508,15% 0,27
  • Ç. ALTIN

    838,4475% 0,27