Ata Alp And


ATATÜRK VE GÜZEL SANATLAR-3


            “Güzel konuşmak için, serbest olmak ve kelimelerin anlamlarını yerinde yapılan jestlerle kuvvetlendirmek gerekir” (1932-Lütfi Aksoy, Atatürke ait bilinmeyen hatıralar, Yeni mecmua, No:19-08.09.1939) diyen Atatürk, güzel konuşmayı da güzel sanatlara dahil etmiştir ki bunda sanırız uygarlığa adım atan bir toplumun yaşamına etki edecek bir özellik olarak değerlendirmiştir…

            Zeybek oyunu kapsamında aslında sanırız tüm folklorik özellikleri taşıyan oyunları da estetik ve görsel bir hoşluk olarak sanat adına değerlendiren Atatürk; “Bu oyun, milletimizin erkek oyunu, kahraman oyunudur; bilmek gerek!” (Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş ve Sonrası, 1970, s.398) sözünü kullanmıştır. Eğitimci Selim Sırrı (Tarcan) Bey’in bir kız öğrenci ile zeybek oyununu izledikten sonra ise şunları söylemiştir: “Selim Sırrı Bey, zeybek raksını geliştirirken ona bir uygar şekil vermiştir. Bu sanatçı üstadın eseri hepimiz tarafından kabul edilerek millî ve sosyal hayatımızda yer tutacak kadar olgunlaşmış, estetik bir şekil almıştır. Artık Avrupalılara; ‘Bizim de eksiksiz bir raksımız var” diyebiliriz ve bu oyunu salonlarımızda, okul gösterilerimizde oynayabiliriz. Zeybek dansı, her toplumsal salonda kadınla beraber oynanabilir ve oynanmalıdır.” (1925 – Atatürk’ün S.D.V, s.38)

            Araştırma hakkımızı sonrasında kullanmak üzere, Atatürk’ün olduğu bilinen bir şiiri yine yazımıza alıyoruz:   

KASİDE-İ İZLER YAHUT KIRMIZI  İZLER

Bir köhne kadit parçası, bir çehrei menhus,
Zulmetler içinde mütereddit, mütelâşi,
Daim mütefekkir görünen, kendine mahsus
Efkârı sakimane ile âleme karşı
Ateş saçarak etmede her gün bizi tehdit,
Âmali harisanesini eyledi tezyit…
Gördükçe bu mazlumlarını, sinesi mağrur,
Tırnaklarını aileler kalbine saplar;
Mağdurlarının her biri bir kûşede ağlar,
Katlandı vatan görmeğe evlâdını makhur…
Birçoklarımız mahpes-ü menfada süründük.
Ey gazii mecruhu vega dideye döndük.
Ey kanlı eliyle vatan âmaline hail,
Ey enmilei sürbu cinayata delâil
Teşkil eden ey köhne kadit, katili efkâr,
Ey katili şübbanı vatan, katili ahrar,
Ey varlığı bir millet için bâdii zillet.
Ey çehresi ifrite veren dehşeti vahşet,
Zindanları, menfaları, mahpesleri doldur,
Ziniciri esaretle bütün hisleri dondur.
Tesmimi nefes, nefyi ebet, sonra denizler..
Her girdiğin evlerde durur kırmızı izler…
Kâbusi hiyanetle vatan can çekişirken
Âtimizi dendanı harisin kemirirken
Bir gün Rumeli dağları envara boyandı;
Hürriyetin enfası ile herkes uyandı.

Mustafa Kemal
      (Şanlı Ordu Gazetesi / 24 Kasım 1908)

 

       ---------------------- fıkra ---------------------  

GÜVEN

            Delikanlı, kız arkadaşına güzel bir teklifte bulundu:

            -Gel seninle şu denize bakan çamların altına oturalım.

            Kız nazlandı:

            -Olmaz sevgilim.

            -Neden ama? Kendine güvenin mi yok?

            Hayır öyle değil. Hem kendime hem sana güveniyorum. Yalnız ikimize birden hiç güvenim yok.

            *(Günaydın gazetesi eki Ünlülerden Fıkralar/Metin Akpınar)



YAZARLAR

  • Pazar 23 ° / 10 ° Parçalı bulutlu
  • Pazartesi 21 ° / 10 ° Fırtına
  • Salı 22 ° / 9 ° Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    1.542%0,26
  • DOLAR

    7,5368% 0,34
  • EURO

    8,9870% -0,32
  • GRAM ALTIN

    411,32% 0,23
  • Ç. ALTIN

    678,678% 0,23