PROF. DR. FİKRİ AKDENİZ - BİLİM DÜNYASI


TOPLUMDA SEVGİNİN GÜCÜ (3)

​​​​​​​Önceki iki hafta Tolerans ve Sevgi kavramlarını inceledik. Bu yazımız yalnız sevgi ağırlıklı olacaktır.


Toplumsal bunalımların, kavga ortamının tek ve en güçlü doğuş nedeni sevgi eksikliğidir. Bunun en doğru sağaltım yolu ise sevgiyi aramak, yaşamak ve uygulamaktır. Sevginin ne olduğunu çözümlemek demek günümüzde genellikle sevgiye rastlanmadığını ortaya çıkarmak, sevginin yok olmasına yol açan toplumsal koşulları eleştirmek demektir. Sevginin yalnız olağanüstü bir bireysel olgu değil toplumsal bir olgu olarak bulunabileceğine inanmak, insan yaradılışını iyi bilmekten doğan akla uygun bir yaklaşımdır. 

“Birey olarak bizler genellikle vermekte zorlanırız, çünkü yoğun olarak kıtlık bilincine yakalanırız. Oysa Evrende herkese yetecek kadar bolluk vardır. Bunun bilincine vardığımızda sevgiyle vermeyi ve almayı seçeriz.  Bizler kime beklentisiz olarak ne veriyorsak ve bunu sevgiyle verdiğimiz takdirde, verdiklerimiz bize katlanarak döner. 

İnsan var olduğundan beri, bilim ve  akılla, desteklenmiş güce, sevgi ve saygı göstermiştir. Bu güce sahip olan yüksek ahlaklı bireyin insanlık için yapabileceklerinin sınırı var mıdır? İnsanın olgunlaşmasında, duygu inceliğine ve düşünce derinliğine erişmesinde sevgi, denilen güzelliğin yeri ve yorumu tartışılmaz. Hataları gördüğü anda eleştirmeyen kişilerin dost sayıları artarken saygınlıkları hızlı bir şekilde azalır. 

            Kullanımdaki 200 liraların arka yüzünde resmi görülen 13.yüzyıl tasavvuf ve halk şairinin seslenişine kulak verelim.

Ben gelmedim dava için,
Benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim.

          En derin, en geniş, en anlamlı ifadesini yetişmiş ve kendi benliğini aşmış insanda bulan sevgi, hoşgörü ve tolerans değerlerini, Yunus Emre evrensel bir yaklaşımla gönüllere kadar duyurma güzelliğini, çağlara hitabeden biçimde başarmıştır.

       Yazar ve şair Ataol Behramoğlu (1942-  ) “Yarım Yüzyıldan Şiirler “kitabında 1981 yılında yazdığı  “Sevginin önünde” adlı şiiri ile 

“Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil

Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil

Zulmün önünde dimdik tut onurunu

Sevginin önünde eğil”

 dörtlüğü ile sesleniyor. Nasıl davrandığımızın, nerede durduğumuzun ve buna bağlı olarak oluşan etki ve tepkinin pozitif niteliğinin belirleyicisi sevgidir.

Eleştirel-Bilinçli- Sevgi: “En basit anlamıyla; insanın zihinsel bütün güçlerinin bilinç, duygu, akıl ve irade bütünlüğü olarak, insanın tüm varlığını  belirleyip  kararlılık içerisinde kalıcı bir saygı, eleştiri gücü, iyi niyet, bağışlayıcılık, özgecilik, duyarlık, ilgi, güvenilirlik, bağlılık, özveri, dayanışma ile belirlenen bu özellikler insanlığın hizmetinde bilinçli bir yaklaşımla daimi bir bilgi arayışı ve uygulama yoluyla sürekli geliştirme” kararlılığını ifade ediyor.

Okuyuculara sormak isterim: Sevgi ile yapılan hangi iş güzel değildir?   Sevgi insanı sosyolojik ve psikolojik açıdan pozitif anlamda etkileyen, değiştiren, geliştiren ve olgunlaştıran bir öğe olup, kendi etkimiz ile karşı tepkiyi şekillendirmesi bakımından da çok önemli ve güçlü bir araçtır.

Antik Yunan mitolojisinde adı geçen Thebes kentinin  mitolojik kralı Oeidipus’un kızı Antigone  “Ben sevgiye adadım benliğimi, nefrete değil” diyerek kardeşinin onurlu bir törenle gömülmesini savunarak tarihe bu notu düşer. Hayat sürdükçe insanlar bu sözlerde yaşam heyecanı bulacaklardır. Antigone, haklı bir başkaldırı ile insan onurunu savunan ve bu anlamda kendi bedenini imha etmekten kaçınmayan yaşadığı çağın devrimcisi olarak bugünün bireysel ve toplumsal özgürlük mücadelesine ışık tutuyor. İnternette paylaşılan bir yaklaşımı da sizlerle paylaşacağım.  “Dostlarımız alçaklaşmışsa, düşmanlarımızı sevin”.

Ben sevginin gücüne inanırım. Her insan kendini bilmek ve bulmak için ruhunun gereksinim duyduğu deneyimleri yaşar. Bizler gelişimimize hizmet edecek bilgileri deneyimlerimizden öğreniriz. Her bireyin kendi doğrusunu yaşayarak öğrenmesiyle öğrendiği bilgi kendisi için daha değerli olur. Özümüz bir ışıktır ve sevgiyi hissettiğimiz her anda bu ışık parlar içimizden. Bu ışığı, kendini olduğu gibi kabul eden, kendini seven insanların yüzünde görebiliriz. Bu ışığın parladığı yerde kinler unutulur, affetme ve barış gelir. Çünkü dünyadaki en büyük enerji bu ışıktır, SEVGİDİR.

Sonuç olarak, özgürlüklerin değerini bilerek özgürlüğün karşılıklı saygı istediğini de unutmayarak; herkesin yaşamının kaynağının kendisi olduğu bilinciyle, sevgi ve tolerans ile yaşamımızı sürdürme dileğiyle büyük şair Nazım Hikmet (1902-1963)’i  bir daha analım: “Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine”.

Dostça Kalın….

       BAZI  KAYNAKLAR

1.      Gürkan Ergen (2018)  Eleştirel-Bilinçli -Sevgi Eğitimi, Burdur Eğitim Fakültesi

        Dergisi

2.    OSHO (2006) EGO Yanılsamadan kurtulmak, OVVO Basım Yayın ve Tan. Hiz.

       San. Tic. Ltd.Lti. İstanbul.

3.   Rıfat Araz (2007) Yunus’ta gördüğümüz insan sevgisi ve hoşgörü yaklaşımları,

       Mürejjep, Kültür Sanat Edebiyat Serisi, Ankara Sayı:1; Kitap No:.4, s.3-6

4.   Serpil, Ciritci, (2014) Kuantumun Gücü, Puslu Yayıncılık, İstanbul.



YAZARLAR

  • Salı 0 ° / 0 ° Yok
  • Çarşamba 0 ° / 0 ° Yok
  • Perşembe 0 ° / 0 ° Yok
  • BIST 100

    1.454%-0,45
  • DOLAR

    8,4804% 1,03
  • EURO

    10,2942% 0,26
  • GRAM ALTIN

    508,15% 0,27
  • Ç. ALTIN

    838,4475% 0,27