PROF. DR. FİKRİ AKDENİZ - BİLİM DÜNYASI


GERÇEK, GERÇEKLİK VE SANAT ALGISI


Düşünen bir varlık olarak yaşam döngümüzde gerçeği bulma yolunda ilerliyoruz.

Bu kısa yazımızda değişen gerçekliğe bağlı olarak, sanatın değişen gerçeklikle olan ilişkisinin sanat yapıtları aracılığı ile irdelenmesi amaçlanmaktadır

Gerçek kavramı, felsefi bir kavram olarak, genel anlamda, düşüncede var olan ya da düşünülmüş olanın dışında bulunan anlamındadır. Felsefe tarihinin en eski ve köklü tartışması gerçek kavramı üzerinde yürütülmüştür.  Gerçek, etrafımızda algıladığımız ya da algılamadığımız, var olan her şeydir. Örneğin doğadaki tüm canlılar ve varlıklar gerçektir. Ancak biz bunları algıladığımızda, bunun adı gerçeklik olur. Neden böyle bir fark var? Çünkü biz, var olan her şeyin, algıladığımız kadarını bilebiliriz. Gerçek, bizden bağımsız olarak var olan her şeyi kapsadığı halde, gerçeklik için algılarımız gerekiyor. Yani aslında biz gerçeğin beynimiz tarafından yorumlanabildiği kadarını algılayabiliyoruz ve gerçekliği beynimiz yaratıyor. Gerçeklik (hakikat) gerçeğin birey tarafından algılama biçimidir

 GERÇEK  bilinçten bağımsız, somut ve nesnel olarak var olandır. Bu anlamda gerçek deyimi, “özdek” (Bilincin dışında ve ondan bağımsız olarak var olan her şey) ve “nesne” deyimleriyle de ilişkilidir. "Özdek, bize duyumlarla verilen nesnel gerçekliktir". Tüm nesneler gerçektirler. "Gerçek" terimi, bütün yaygın anlamları yanında felsefe tarihinde, özellikle de usçu düşünürlerin felsefelerinde, bazen bir nesneyi nesne yapan olmazsa olmaz niteliklerin nedenini, kökenini, kaynağını oluşturduğu düşünülen özü ya da düşünceyi anlatmak için kullanılmıştır.

Şimdi kısaca sanal gerçeklik üzerinde duralım.  Sanal Gerçeklik (SG)  (Virtual Reality)  bilgisayar simulasyonu gerçekliği olarak da adlandırılan bir deneyimdir. Gerçek bir ortamı kopyalayan veya hayali bir dünya yaratan sesler, görüntüler ve diğer duyumları üretmek için SG başlıklarını kullanan teknolojileri ifade eder. SG, kullanıcıları tamamen sanal bir dünyaya sokmanın bir yoludur. Sanal gerçeklik ile hissedilen her şey bilgisayar tarafından yaratılmış üç boyutlu (3D) dünyadır. Yapay olarak ortam oluşturulduğunda kullanıcı gerçek dünyanın devre dışı kaldığına ikna olur. Sanal gerçeklikte 3D ortamlar görüntünün yanısıra duyma, hareket gibi başka duyulardan da yararlanır. Sanal gerçeklik ile oluşturulan tanımlı uzay içerisinde yaygın olarak eğitim, gözlem, test, eğlence, sağaltım çalışmaları yerine getirilebilmektedir. Elektronik ortamlarda varlık gösterebilen gerçeklik karmaşık, dijital olarak üretilen sürekli bir durumdan başka bir duruma geçen, başkalaşan ancak aklımızı ve düşünme biçimimizi, ruhumuzu etkileyen kavramsal, ‘sanal’ bir gerçekliğe dönüştürülmektedir. Buna bağlı olarak insanın nesneyle olan ilişkisi doğal olmayan, teknoloji ile üretilen yapay ortamlarda yapay bir gerçeklikle karşı karşıyadır. Bu da gerçeğin yeniden tanımlanmasına yol açmaktadır.

Sanatsal gerçeklik nedir? Bilimsel gerçeklik deneyseldir, ölçülebilir ve kanıtlanabilir ama sanatsal gerçeklik değişkendir deneye dayalı değildir özneldir ve amaç güzeli bulmaktır. Gerçekliğin sanat eserindeki temsili zamanla değişen anlam ve biçimler kazanmıştır. İnsanın ve insan aklının ön plana çıkmasıyla nesnenin ve figürün temsil biçimleri ile gerçeklik algısının sanatsal ifadesi değişmiştir. Çoğu sanat eserinin tek amacı gerçeğin güzelliğinden zevk alamayan insanları az da olsa bilgilendirme olanağı yaratmak, anımsatma görevi yapmak, deneyimle ve anımsamayla bilgilenmiş insanların akıllarında güzelliğin anılarını yeniden harekete geçirmek ve canlı tutmaktır. Gerçekte güzel olan bir nesne herkes tarafından ulaşılabilir değildir, yeniden benzer üretimler sanat eserlerine herkesin ulaşmasını sağlar. Sanat yapıtı sanatçının ruhunu kattığı, bir gerçekliğin nesneye bürünmüş haliyle, ifade ediliş biçimi olarak ele alındığında günümüz sanatının yansıttığı ruh ve anlam üzerine düşünce sunabilmek, sanat ve gerçeklik ya da özne ve nesne arasındaki ilişkinin değişimini irdelemeyi gerekli kılmaktadır. Doğanın gerçekliğinden sanatın gerçekliğine uzanan süreç giderek daha karmaşık bir hal almaktadır. Sanat ve gerçeklik ya da yaşam ayrımının olmadığı bir başlangıçtan sanat ve yaşam arasındaki ayrımın büyüdüğü sürecin sonunda gerçeklik algısı da değişmektedir. Gerçekliğin insan bilincindeki yansımalarının büyük bir hızla değişiyor olması, çağımızda, yaşam ile sanat arasındaki sınırların sorgulanmasına neden olmaktadır.



YAZARLAR

  • Salı 0 ° / 0 ° Yok
  • Çarşamba 0 ° / 0 ° Yok
  • Perşembe 0 ° / 0 ° Yok
  • BIST 100

    1.454%-0,45
  • DOLAR

    8,4804% 1,03
  • EURO

    10,2880% 0,20
  • GRAM ALTIN

    508,15% 0,27
  • Ç. ALTIN

    838,4475% 0,27